4. Ceza Dairesi 2022/3132 E. , 2024/9534 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/314 E., 2021/970 K. KATILANLAR : Menderes Belediye Başkanlığı, İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü SUÇ : İmar kirliliğine neden olma HÜKÜM : Düşme TEMYİZ EDENLER : Katılanlar vekilleri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kan…
**4. Ceza Dairesi 2022/3132 E. , 2024/9534 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/314 E., 2021/970 K. KATILANLAR : Menderes Belediye Başkanlığı, İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü SUÇ : İmar kirliliğine neden olma HÜKÜM : Düşme TEMYİZ EDENLER : Katılanlar vekilleri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilerek, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İlk Derece Mahkemesince, imar kirliliğine neden olma suçundan, sanık hakkında Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 184 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 52 nci maddesi uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararıyla; sanığın istinaf talebi yerinde görülerek hükmün kaldırılmasına ve imar kirliliğine neden olma suçundan açılan kamu davasının 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin beşinci fıkrası ile 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca, düşmesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan ... Başkanlığı vekilinin temyizinin; kararın usul ve Yasa'ya aykırı olduğu, sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olduğu, yapı kayıt belgesinin Kanun'da hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmediği, suçun ortadan kalkmadığı, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği, bu nedenlerle ve re'sen tespit edilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir. Katılan ... vekilinin temyizinin; suça konu kaçak yapının imar barışı kapsamında değerlendirilmesinin hukuken mümkün olmadığı, davaya konu yerin baraj havzası koruma alanı içerisinde olduğu, bu nedenle 3194 sayılı Yasa'da yapılan değişiklikten faydalanamayacağı, usul ve Yasa'ya aykırı kararın bozulması gerektiği, bu nedenlerle ve re'sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanığın kendisine ait taşınmaz üzerinde ruhsatsız olarak kaçak bina yaptığının belediye görevlilerince tespit edildiği ve bu şekilde sanığın imar kirliliğine neden olma suçunu işlediği iddia olunarak açılan kamu davasında, İlk Derece Mahkemesince özel kanunlar (kıyı, orman, mera, sit, toprak koruma, askeri güvenlik alanı v.s) kapsamında kalan yapılar için alınan yapı kayıt belgelerinin cezaların veya kararların iptalini sağlamayacağı kabul olunarak sanığın, üzerine atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince, yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre; sanığın, 7143 sayılı Kanun'dan yararlanıp yapı kayıt belgesi almış olduğu ve bu şekilde etkin pişmanlık gösterdiği kabul olunarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün kaldırılmasına ve sanık hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler de yerinde görülmemiştir. Ancak; 1. 7143 sayılı Kanun ile İmar Kanunu'na eklenen geçici 16. maddesinin 1. fıkrası "Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31.12.2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31.10.2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31.12.2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir. Başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedilir." hükmünü içermektedir. Kanun'un madde gerekçesinde " İmar mevzuatına aykırı yapıların kayıt altına alınması ile dönüşüm projelerine finans sağlanarak dönüşümün daha hızlı ve etkin yapılması" amacı ifade edilmiştir. Düzenlemenin içeriği ve gerekçesi dikkate alındığında kentsel dönüşüm uygulamalarının finansal kaynağını yaratmak üzere, imar düzenine aykırı yapılar kayıt altına alınarak ve yapı sahiplerine kentsel dönüşüm uygulamasına kadar yapıyı geçici olarak kullanma imkanı sağlamak şeklinde sınırlı bir amaç güdüldüğü anlaşılmaktadır. Yapı kayıt belgesine konu edilemeyecek taşınmazların neler olduğu Geçici 16.maddede gösterilmiştir. Buna göre ; "a-18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alan ile İstanbul tarihi yarımada içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanlarda, b- 19/6/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda, c- Üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlarda bulunan yapılarda, d- Hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerinde bulunan yapılarda," e-31.12.2017 tarihinde sonra yapılmış olan yapılarda" bu madde hükmü uygulanmayacaktır. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun geçici 16. maddesinde, sit alanı, kıyı, orman ve mera gibi özel kanunlara tabi olan ve yapılaşmanın kesin olarak yasaklandığı alanlarda bulunan yapıların imar barışından faydalanamayacağına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak İmar Kanunu'nun " istisnalar" başlıklı 4. maddesi "2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, bu Kanun'un ilgili maddelerine uyulmak kaydı ile 2960 sayılı İstanbul Boğaziçi Kanunu ve 3030 sayılı Büyük Şehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun ile diğer özel kanunlar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu Kanun'un özel kanunlara aykırı olmayan hükümleri uygulanır." hükmünü içermektedir. Buna göre özel yasalarla korunan alanlarda, İmar Kanunu hükümleri özel kanunlara aykırı değil ise uygulama alanı bulacaktır. Ayrıca Anayasa'nın "Tarih, Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması" başlıklı 63., "Ormanların Korunması ve Geliştirilmesi" başlıklı 169., " Kıyılardan Yararlanma" başlıklı 43., "Tarım ve Hayvancılık ve Bu Üretim Dallarında Çalışanların Korunması" başlıklı 45. maddeleri, özel tahsis kararı olmadan imar barışı kapsamında yer almayan, kesin yapılaşma yasağı bulunan yerleri düzenlemektedir. 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 4. maddesine göre "Mera, yaylak ve kışlakların kullanma hakkı bir veya birden çok köy veya belediyeye aittir. Bu yerler Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Mera, yaylak ve kışlaklar; özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zaman aşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz." 3621 sayıl Kıyı Kanunu'nun 5 ve 6.maddelerinde "Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır. Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, telörgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz. Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir." biçiminde açıkça yapılaşma yasağına yer verilmiştir. Keza 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17.maddeside "Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; otlatma planı yapılan alanlarda yıllık otlatma süresi dâhilinde hayvanların planlı otlatılmasını sağlayan, gecelemesini emniyet altına alan ve dağılmalarını engelleyen geçici çevirmeler şeklinde düzenlemeler dışında, her çeşit bina, ağıl ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması, tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır." hükmüne yer vermiştir. Bunlar dışında sit alanları ve su havzaları gibi alanlarda da özel düzenlemeler ile mutlak yapılaşma yasağı getirilmiştir. İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesinde yer verilen imar barışı düzenlemesinin, kentsel dönüşüm uygulamalarının finansal kaynağını yaratmak üzere, imar düzenine aykırı yapıları kayıt altına alarak ve yapı sahiplerine kentsel dönüşüm uygulamasına kadar yapıyı geçici olarak kullanma imkanı sağlamak şeklindeki sınırlı amacı, aynı Kanun'un 4. maddesindeki özel kanunlarda belirlenen yerlerde İmar Kanunu'nun sadece özel kanunlara aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceğine ilişkin amir hüküm ile Anayasa ve özel yasalardaki düzenlemeler dikkate alındığında, yapılaşmanın kesin olarak yasaklandığı yerlerin imar barışı kapsamı dışında kaldığı, Anayasa ve özel düzenlemeler ile ayrıca koruma altına alındığı için geçici 16. maddenin 9 ve 11. fıkralarında yapı kayıt belgesi alınamayacak alanlar arasında sayılmadığı, bu amir hükümlere aykırı olarak verilen yapı kayıt belgelerinin, ruhsatsız yapıların kayıt altına alınmasını sağlamakla birlikte mutlak korunması gerekli alanlarda kalan inşai ve fiziki müdahaleleri hukuka uygun hale getirmeyeceği ve imar kirliliğine neden olma suçunun oluşumunu engellemeyeceği gözetilmeden, Tahtalı Barajı Havzası Orta Mesafeli Koruma Alanında Dere Mutlak Koruma Alanı sınırları içinde, kısmen tarım ve kısmen ormanlık alanda bina yapan sanık hakkında yapı kayıt belgesi alındığından bahisle yasal ve yerinde görülmeyen gerekçeyle kamu davasının düşmesine karar verilmesi, 2. Dosyaya sunulan bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın Menderes Belediyesi sınırları içerisinde bulunduğun belirtilmesi (sayfa 2) ve aynı raporda taşınmazın Menderes Belediyesi mücavir alan içerisinde kaldığının belirtilmesi (sayfa 10) suretiyle çelişki oluşturulduğu anlaşılmakla, bu konuda mevcut çelişkinin usulünce giderilmesi ve sonucuna göre 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin uygulanması için aranılan koşulların oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 3. Bilirkişi raporunda, ruhsatsız yapının 18.10.2017 - 04.04.2018 tarihleri arasında yapıldığının bildirilmesi, 18.10.2017 tarihli uydu görüntülerinde ruhsatsız yapının sadece zemin katının göründüğü, 23.08.2018 tarihli uydu görüntüsünde ise zemin kat üzerine 1.kat ve çatı bulunduğunun belirtilmesi karşısında suça konu yapının 31.12.2017 tarihinden önce yapılıp yapılmadığı konusunda teknik ve bilimsel verilere dayalı olarak bilirkişiden ek rapor alınması, gerekli görülmesi halinde kolluk marifetiyle araştırma yapılarak, tanıkların dinlenilmesi suretiyle tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ile sonucuna göre, 7143 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu’na eklenen geçici 16 ncı maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ve yetersiz gerekçeyle karar verilmesi, Nedenleriyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, katılanlar vekillerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Menderes 2. Asliye Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.07.2024 tarihinde karar verildi.