T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/205 KARAR NO : 2025/1554 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/06/2021 NUMARASI : 2020/430 Esas 2021/461 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle d…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/205 KARAR NO : 2025/1554 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/06/2021 NUMARASI : 2020/430 Esas 2021/461 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı borçlu arasında imzalanan genel kredi ve ticari kart sözleşmesi uyarınca davalıya nakdi kedilerin yanı sıra çek karnesi verildiğini, borçlunun sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmemesi üzerine hesabın kat edilerek nakdi krediler ile çek taahhüt bedeli borçlarının ödenmesinin istendiğini, ödenmeyen çek taahhüt borcu için İstanbul Anadolu 19.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 2.030,00 TL asıl alacak olmak üzere toplam 2.032,96 TL, İstanbul Anadolu 16.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 2.030,00 TL asıl alacak olmak üzere toplam 2.038.88 TL, İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 2.030,00 TL asıl alacak olmak üzere toplam 2.038,88 TL'nin tahsili için takip başlatıldığını, borçlunun takiplere yönelik itirazının haksız olduğunu ileri sürerek, borçlunun itirazlarının iptalini ile takibin devamına ve alacağın % 20'sinden olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin dava konusu icra takiplerine ilişkin borcu bulunmadığını, borca ait kat ihtarnamesinin müvekkiline tebliğ edilmediğini ve müvekkilinin temerrüde düşmediğini, bu nedenle asıl alacağa işlemiş faizin miktarını ve oranları kabul etmediklerini, faiz oranlarının fahiş olduğunu, takip öncesi ve sonrasına ilişkin faizin hesaplanması için bilirkişi raporu alınması gerektiğini savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinde temerrüt faiz oranı açıkça belirlenmemiştir. Yargıtay'ın söz konusu emsal kararları dikkate alındığında, kredi hesabının kat edildiği tarihte davalıya ait Kredili Mevduat Hesabına uygulanan en yüksek akdi faiz oranı yıllık % 24,00 olduğundan, sözleşmenin 9.02. maddesi uyarınca, davacı tarafından dava konusu alacak tutarları için yıllık % 36,00 (= % 24,00 x 1,50) faiz oranı üzerinden temerrüt faizi talep edilebileceği kanaatine ulaşılmıştır.Bilirkişi raporunda da bu esaslar gözetilerek hesaplama yapıldığı ve her bir takibe konu çek sorumluluk bedelinin takip tarihi itibariyle hesaplandığı, raporun gerekçeli ve denetlenebilir olması nedeniyle hükme esas alındığı, her bir takip yönünden davacının takip başlatmakta haklı olduğu, yalnızca işlemiş faiz yönünden bir miktar taleple yapılan hesap arasında farklılık bulunduğu, alacak likit olduğundan her 3 takipte kabul edilen toplam miktar üzerinden davacı lehine takdiren % 20 oranında inkar tazminatına hükmetmek gerekmiştir. " gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin dava konusu icra takiplerine ilişkin borcu bulunmadığını, kat ihtarnamesinin müvekkiline tebliğ edilmediğini ve müvekkilinin temerrüde düşürülmemesi nedeniyle işlemiş faiz ve faiz oranlarını kabul etmediklerini, sözleşmede temerrüt faiz oranın açık olarak belirlenmediğinin, kullandırılan ticari kredilere uygulanan en yüksek akdi faiz oranının yıllık %24 olduğunun bilirkişi raporunda tespit edildiğini, icra takiplerinde azami faiz oranını aşacak şekilde %36 oranında faiz uygulanmasının hatalı olduğundan davanın reddi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taraflar arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesi kapsamında davalıya verilen çekler için ödenen yasal sorumluluk bedelinin tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takiplere yönelik itirazların, İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindirİlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında 23.07.2014 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalanmıştır. İmzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında davalıya çek karnesi verilmiştir. Davalının edimlerini yerine getirmemesi üzerine, 09.07.2019 tarihinde kredi hesabı kat edilmiş ve kredi borcunun bir gün içinde ödenmesi istenmiştir. İhtara ekli PTT barkod hareketlerinden kat ihtarının 13.07.2019 tarihinde tebliğ edilerek temerrüde düşürüldüğü anlaşılmıştır. Diğer yandan kredi borçlusu olması nedeniyle İİK'nın 68/b maddesi kapsamında da temerrüdün oluştuğu sonucuna varılmıştır. Somut olayda uyuşmazlık; davacı bankanın ödemek zorunda kaldığı çek sorumluluk bedeli nedeniyle davalının borçlu olup olmadığı ve borca temerrüt faizi uygulanıp uygulanamayacağı ile uygulanacaksa oranına ilişkindir. Dosya kapsamından, hesap kat ihtarnamesinin 13.07.2019 tarihinde davalıya teslim edildiği, bu itibarla 15.07.2019 tarihi itibariyle borçlunun temerrüde düştüğü anlaşılmaktadır.Dava konusu İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından 03.10.2019 tarihinde, İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasından 10.10.2019 tarihinde, İstanbul Anadolu 19. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasından ise 08.11.2019 tarihinde çek garanti bedelinin tahsili amacıyla takip işlemlerine başlanmıştır.5941 sayılı Çek Kanununun 3. maddesi uyarınca, muhatap banka, süresinde ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması halinde, yasal sorumluluk miktarı kadar ödemeyi yapmakla yükümlüdür. Dosya kapsamından, davacının dava konusu üç adet çek için yasal sorumluluk bedelini ödediği anlaşılmakla, bu bedeli davalıdan talep etmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Esasen de gayrinakdi kredi niteliğinde olan çek yaprağına ilişkin sorumluluk bedellerinin banka tarafından ödenmesi halinde, bu bedelin kredi borçlusundan alınması hukuki bir gereklilik olan, ödenen borç aslının ve ödeme tarihinden itibaren faiz talep edilebilmesi için TTK'nın 20.maddesindeki tacirin ücret ve masraf talep etme yetkisine göre, ayrı bir sözleşme hükmü bulunmasına da gerek yoktur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, temerrüt faizi değerlendirilmiştir. Buna göre taraflar arasındaki sözleşmede açıkça temerrüt faiz oranı belirlenmediğinden, dava konusu ticari kredi bakımından, hesabın kat edildiği tarihte bankaca fiilen uygulanan en yüksek akdi faiz oranın %50'si ( %24,00* 1,50 = %36,00) oranıyla hesaplanan temerrüt faizi dikkate alınarak hesaplama yapılmıştır. Taraflar tacir olup, TTK'nın 8.maddesi gereğince faiz oranını serbestçe kararlaştırmaları mümkündür. Takip talebinde %50 oranında faiz talep edilmesine rağmen mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme hükmüne uygun şekilde %36 oranında temerrüt faizi istenebileceği belirlenmiştir. Belirlenen oran taraflar arasındaki sözleşme ve bilirkişi raporunda değerlendirilen hukuk genel kurulunun 02.05.2019 tarih ve 2017/1650 Esas sayılı kararına uygun olduğundan, davacının yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM Açıklanan bu gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 312,75 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 02.10.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava değeri itibariyle karar kesindir.