T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2024/126 Esas KARAR NO: 2026/235 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2022/414 Esas - 2023/704 Karar TARİHİ: 01/11/2023 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 05/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf k…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2024/126 Esas KARAR NO: 2026/235 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2022/414 Esas - 2023/704 Karar TARİHİ: 01/11/2023 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 05/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalının almış olduğu mallardan dolayı müvekkili şirkete açık hesaptan 2.077.834,53 TL borcunun bulunduğunu, davalı tarafın defterlerinde de kayıtlı olan faturalara konu malların davalıya teslim edildiğini, davalının bu mal bedellerini zamanında ödenmediğini, bu konuda davalı tarafa 23/03/2022 tarihinde Kadıköy ... Noterliğince ihtarnamenin keşide edildiğini, davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığından davalı tarafın temerrüde düştüğünü, davalı aleyhine İstanbul Anadolu 23.İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyası açıldığını, kötü niyetli olarak takibe itirazla takibin durdurulduğunu, davalının icra takibine itirazının haksız ve kötüniyetli olduğunu beyan etmiş ve itirazın iptaline, takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından satış sözleşmesinden doğan alacağına yönelik İstanbul Anadolu 23.İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyası ile haksız bir şekilde icra takibi başlatıldığını, yasal dayanağı olmayan takibe, süresinde itiraz ederek takibin durdurulduğunu, icra takibine yaptıkları itirazın hukuka uygun olup işbu itirazın iptali davasının reddinin gerektiğini, müvekkilinin icra takibi konusu yapılmış olan alacak ile ilgili bir borcunun bulunmadığını, davacı alacaklı olduğunu iddia etmişse de dava dilekçesinde iddiasını ispatlayacak hiçbir delil sunmadığını, davacı tarafından taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan malların satışı ile teslimi iddialarının ispat edilemediğini, davacının ticari ilişki sebebiyle müvekkili şirketçe alınan mallar karşılığında, müvekkili şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğini iddia etse de, davacının müvekkili şirket uhdesinde hak ve alacağının bulunmadığını, müvekkili şirketin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, icra inkar tazminatına yönelik talebin de reddinin gerektiğini beyan etmiş, davanın ve kötü niyet tazminatının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalının icra müdürlüğüne sunmuş olduğu itirazında takibe dayanak belgeler olan e-faturalara ve cari ekstre raporuna itiraz etmediğini, davalının iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, davalıya taraf defterlerinde kayıtlı olan iş bu faturalar konusu malların satıldığını ve teslim edilmiş olmasına rağmen davalı borçlunun iş bu mal bedellerini müvekkili şirkete vadesinde ödemediğini, davalı tarafın temerrüte düştüğünü belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 01/11/2023 tarih ve 2022/414 Esas - 2023/704 Karar sayılı kararında;"........Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, taraf ticari defterleri ve diğer delillere göre davacının davalıdan 2.077.834,53 TL alacaklı olduğu, davacının davalıya karşı başlattığı icra takibine yapılan itirazın yerinde olmadığı, davacının davasını kanıtladığı, alacağın likit olduğu ve bu nedenle davacının icra inkar tazminatı talep edebileceği anlaşılmakla davanın kabülüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''1-Davanın KABULÜNE, davanın İstanbul Anadolu 23. İcra müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına,-2.077.834,53 TL asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece verilen kararın hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, gerekçeli kararda hiçbir somut gerekçe gösterilmediğini, kurulan hükme esas oluşturan gerekçelerin somut şekilde açıklanmadığını, Yerel mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli incelemeyi içermediğini, sadece davacının ispat edilemeyen iddia ve beyanları ile hükme elverişli olmayan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporlarının karara esas alınabilmesi için çelişkiden uzak ve dosyadaki tüm delillerin göz önüne alınarak hazırlanması gerektiğini, Davacı tarafından başlatılan takibin haksız olduğunu, müvekkil şirketin icra takibi konusu yapılan alacak ile ilgili bir borcunun bulunmadığını, Türkiye’nin en itibarlı şirketlerinden biri olan müvekkil şirketin Türkiye’de eğitim öğretim alanında önde gelen ve birçok kampüsü ile öğrencisi bulunan “...” markasının sahibi olduğunu, sunduğu eğitim öğretim hizmetinin en iyi şekilde yerine getirilmesi ve hizmetin kusursuz bir biçimde devamlılığının sağlanması amacıyla farklı firmalardan hizmet aldığını ve aldığı hizmetlerden doğan yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, Davacı şirket tarafından alacaklı olduğu iddiasıyla müvekkil şirket aleyhine İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilin icra takibi konusu yapılmış olan alacak ile ilgili bir borcu bulunmadığını, davacı alacaklı olduğunu iddia etmişse de dava dilekçesinde iddiasını ispatlayacak hiçbir delil sunamadığını, davacının müvekkil şirket uhdesinde herhangi hak ve alacağı bulunmaması sebebiyle mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olan iddiaları uyarınca müvekkil şirket aleyhine verilen kabul hükmünün kaldırılması ve davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiğini, Davacı tarafından davacı şirket ile müvekkil şirket arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan malların satışı ile teslimi iddialarının ispat edilemediğini, ileri sürdüğü iddiaları somut delillerle ispat etmekle yükümlü olmakla beraber davacı şirket ile müvekkil şirket arasında yapılmış bir satış sözleşmesi sonucu malların devredildiğine dair bir somut delil ibraz edemediğini, müvekkil şirketten talep edilen alacak nedeniyle icra takibine başlandığını ve taraflarınca haklı olarak itiraz edildiğini, davacının müvekkil şirketten herhangi bir alacağı bulunmamasına ve iddiasını somut delillerle ispat edememesine rağmen işbu davayı ikame etmesinin hukuka aykırı olduğunu, Davacının davacı şirket ile müvekkil şirket arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan bir ticari satım sözleşmesi ve bu sözleşme sonucu malların müvekkil şirket uhdesine geçirildiğine dair herhangi bir delil sunmadığını, davacının müvekkil uhdesinde hak ve alacağı bulunmadığını,Yerel mahkemece hükmedilen %20 oranında icra inkar tazminatının kabulünün mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, açık hesap ticari ilişkiden kaynaklı bakiye alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. MK'nın 146.maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. Bu hükümle birlikte ilk derece mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler gözetildiğinde, davalı vekilinin eksik inceleme ile karar verildiğine yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davalı taraf gerek cevap dilekçesinde gerekse istinaf dilekçesinde, davacı tarafından mal teslim edilmediği, davacının alacaklı olmadığı ileri sürülmüş ise de, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere ; davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacıya 2.072.703,23 TL. Borçlu olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki cari hesabı oluşturan davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve davalı ticari defterlerinde kayıtlı faturalara davalı tarafın TTK'nın 21/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde itiraz edilip iade edildiği ileri sürülmediği gibi bu yönde delil de ibraz edilmemiştir. 6100 Sayılı HMK.' nın 222 maddesi uyarınca kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhine delil sayıldığı, taraflar arasındaki açık hesabı oluşturan faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olması fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğine ilişkin karine oluşturduğu,davalı tarafın bu karinenin aksini yazılı delil ile ispat edemediği, bu durumda davalının ticari defterlerinde kayıtlı fatura içeriği malların davalıya tam ve eksiksiz olarak teslim edildiğinin kabulü gerekir. Bu tesbitler doğrultusunda davacının davalıya mal teslim ettiğini ve davalıdan alacaklı olduğunu HMK'nın 222. maddesi uyarınca ispat etmiştir. Bu durumda ispat külfeti davalı tarafta olup tüm bu değerlendirmeler ışığında, davalı tarafın fatura konusu malları teslim almadığını ispat edemediği gibi davacı tarafa ödeme yapıldığına dair ödeme belgesinin de sunulmadığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği, İİK'nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra - inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit ve belli olması gerekir. Somut olayda, davaya konu icra dosyasındaki icra takibine dayanak alacak faturadan kaynaklı olup likit (bilinebilir, belirlenebilir) ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile mahkemece davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerindedir.İlk derece mahkemesine sunulan deliller, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi rapor içeriğindeki tespitlere göre, mahkemece davanın kabulüne yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 141.936,88 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 35.214,37 TL harcın mahsubu ile bakiye 106.722,51 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 05/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.