T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1339 - 2025/1627 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1339 KARAR NO : 2025/1627 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/03/2023 NUMARASI : 2022/415 E. - 2023/99 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkeme…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1339 - 2025/1627 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1339 KARAR NO : 2025/1627 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/03/2023 NUMARASI : 2022/415 E. - 2023/99 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/03/2023 tarih ve 2022/415 E. - 2023/99 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili Şirketin 2021/027220 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı gerçek kişinin "..." ibareli markasına dayalı olarak bu başvuruya itiraz ettiğini, Markalar dairesi Başkanlığı tarafından, davalının 2015/65427 sayılı markasına dayalı olarak itirazın kısmen kabul edildiğini ve müvekkili başvurusundan 41. sınıf hizmetlerin çıkarıldığını, müvekkilinin bu karara yönelik itirazının ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa taraf markaları arasında ortak unsur olan “...” ibaresinin, 41. sınıfta yer alan hizmetler yönünden ayırt ediciliği zayıf bir ibare olduğunu, davalı yanca bu ibarenin sonuna 41. sınıfta yer alan hizmetler için tamamen ayırt edicilikten yoksun bir ibare olan "..." ibaresinin eklendiğini, davalı şahsa ait markanın içeriğinde herkesin kullanımına açık pek çok unsur barındırması neticesinde kuvvetli ve ayırt ediciliği yüksek bir marka olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, davalı yana ait markanın koruma kapsamının, “zayıf marka” olarak dar olarak değerlendirilmesi ve müvekkili marka kompozisyonu ile ayırt ediciliği sağladığı göz önüne alındığında, karıştırılma ihtimalinin taraf markaları arasında söz konusu olamayacağının kabulünün zorunlu bulunduğunu, taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin mevcut olup olmadığına ilişkin değerlendirmede, izah edildiği üzere taraf markalarının hitap ettiği tüketici kesiminin de irdelenmesinin önem arz ettiğini, her iki markanın da sanatsever kitlelere hitap ettiğini, 41.sınıfta yer alan hizmetlerin hitap ettiği tüm tüketiciler gibi sanatsever olan bu kitlenin de belirli bir entelektüel birikime sahip, eğitim düzeyi ortalamanın üzerinde bir kitle olduğunu, bu kitlenin taraf markaları ile karşılaştığında taraf markalarını karıştırmasının veya taraf markalarının aynı iktisadi kökenden geldiği yönünde bir algı geliştirmesinin beklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi marka hukuku kaidelerine de aykırı bulunduğunu, davalı şirket adına 2015/65427 numara ile tescilli redde mesnet markanın, 41. sınıfta yer alan tüm hizmetler bakımından kullanılıp kullanılmadığının ispatının gerektiğini ileri sürerek, YİDK’in 2022-M-12487 sayılı kararının iptaline, müvekkili markasının tescil işlemlerinin kapsamındaki tüm hizmetler yönünden devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru kapsamından çıkarılan hizmetler yönünden dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... İşgören vekili, müvekkili markası ile karşı taraf markasının sırf işitsel benzerlik dolayısıyla dahi karıştırılabilir olduğunu, bunun yanında görsel ve kavramsal yönden de taraf markalarının iltibasa sebep olacak derecede benzer bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu marka başvurusunun "..." ibaresinden, redde mesnet markanın ise "... ..." ibaresinden oluştuğu, markalarda müşterek olan unsur "..." ibaresinin, "... ..." şeklindeki deyimin ilk iki kelimesi olduğu, "... ..." ibaresinin, ... ve diğer sahne sanatları alanlarında tecrübeli olmayı ifade ettiği gibi ayrıca hayatın farklı alanlarında da tecrübeye dikkat çekmek amacıyla kullanıldığı, söz konusu kelime grubunun hemen ve ilk bakışta davaya konu 41.sınıfta yer alan hizmetleri tanımlamadığı, bu kelime grubunun özellikle ... ve diğer sahne sanatları hizmetleri bakımından telmih edici olduğu, dolayısıyla ayırt ediciliğinin düşük olduğu ileri sürülmüşse bile bir markanın ayırt ediciliğinin düşük olmasının, sonraki tarihli markanın her hal ve şartta tescil edilebileceği anlamına gelmediği, markalarda bulunan "..." ve "..." sözcüklerinin markaları birbirinden uzaklaştırmaya yeter derecede ayırt ediciliklerinin bulunmadığı, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer oldukları, kapsamlarındaki hizmetlerin de aynı olduğu, o halde, her ne kadar davaya konu hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin nispeten dikkatli ve bilinçli olduğu tespit edilmişse de, bu tüketici kesiminin dahi başvuru markasını, redde mesnet marka ile ilişkilendirebileceği, markaların aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsamaya düşerek tüketim tercihinde bulunabileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılama ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, huzurdaki uyuşmazlıkta taraf markalarında ortak olan ... ibaresinin, mahkemenin de kabul ettiği üzere sahnenin kendisini izah etmeye yarayan bir ibare olduğunu ve herkes tarafından bilinip, kullanıldığını, bu anlamda “... ...” deyiminin, “sahne sanatının bilfiil içinde olmak” anlamını taşıdığını, bu sözün esasen ... ve diğer sahne sanatları alanlarında tecrübeli olmayı ifade ettiğini, bu deyimin genellikle ... çalışmalarında duyulduğunu, oyunculuğun gelişmesi ve ilerlemesi için, alanda uzun bir süre çalışarak deneyim sahibi olmak anlamlarında kullanıldığını, mahkemenin gerekçesi kabul edilirse "..." ibaresinin, davalının tekeline bırakılması gibi bir sonucun ortaya çıkacağını, bu durumun ise marka hukukunun kaidelerine aykırı bulunduğunu, taraf markalarının ortak olarak kapsadığı 41.sınıftaki hizmetlerin, sahne sanatları ile doğrudan ilişkili olan hizmetler olduğunu, bu sınıftaki hizmetlerin ortalama dikkat seviyesinden çok daha yüksek bir seviyede tüketici kitlesine hitap ettiği de dikkate alındığında, sahne sanatları ile doğrudan ilişkili olan 41. sınıftaki hizmetler için “...” ibaresinin davalının tekeline bırakılmasının mümkün olmadığını, zira bu ibarenin oldukça yaygın kullanılan bir deyim olduğunu, müvekkil markasının kare şeklinde içinde mavi bir arka fon ile oluşturulduğunu, ... ibaresinde yer alan kelimelerin alt alta konumlandırıldığını ve tozu kelimesinin arka planında dikdörtgen biçiminde, markanın genel kompozisyonundan çok daha açık bir mavi renk ile kombin edildiğini, davalı markasının ise siyah bir arka plan fon ile dikdörtgen biçiminde oluşturulduğunu, ... ... kelimelerinin el yazısı biçiminde ve çentikli olarak tabir edilecek harflerin son çentiklerinin uzatılması ile meydana getirildiğini, taraf markalarının, görsel olarak tamamen birbirinden ayrıldığını, kendi içlerinde farklı şekillerde kombine edildiğini ve renk, yazım tarzı, kelimelerin yerleştiriliş biçimi vb. farklılıklarla görsel olarak birbirlerinden oldukça uzaklaştığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile redde mesnet "... ..." ibareli marka arasında, başvuru kapsamından çıkarılan 41. sınıf hizmetler yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira taraf markalarında "..." ibaresinin ortak olarak asli unsur biçiminde kullanıldığı, bu ibarenin 41. sınıf hizmetler yönünden tanımlayıcı olduğunun söylenemeyeceği, sahne sanatları yönünden ayırt ediciliğinin yüksek olmadığı kabul edilse dahi başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı, 41. sınıf hizmetlerin tüketicilerinin dikkat ve özen düzeylerinin yüksek olmasının da varılan sonucu değiştirmeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/09/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.