T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/398 - 2026/658 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2026/398 KARAR NO : 2026/658 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 08.05.2025 tarihli ara karar. ESAS-KARAR NUMA…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/398 - 2026/658 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2026/398 KARAR NO : 2026/658 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 08.05.2025 tarihli ara karar. ESAS-KARAR NUMARASI : 2025/341 E. DAVA : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 26.03.2026 YAZIM TARİHİ : 27.03.2026 Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Müvekkili ile davalı arasında 21.05.2013 tarihinde hizmet sözleşmeleri akdedildiğini, müvekkili tarafından, söz konusu sözleşmelere istinaden anılan davalıya yaptığı ödemelerden KDV tutarının 9/10'unu sorumlu sıfatıyla tevkif edip kendi vergi dairesine ödenmesi gerektiğini, KDV tutarının tamamının davalıya ödendiğini, davalı tarafından katlanılması gereken vergi yükünün hak ediş ödemelerinde yükleniciye KDV’nin tevkifat yapılmaksızın tam olarak ödendiğini ve müvekkilinin üzerinde kaldığını, davalı lehine sebepsiz zenginleşme yarattığını, müvekkili tarafından adlarına vergi dairesine yatırılan 155.687,15 TL’nin müvekkiline iade edilmesi gerektiğini, davalıya kendi KDV beyanlarını düzeltebileceği ve bu suretle vergi dairesine ödediği bir KDV varsa da iade/düzeltme konusu edebileceği hususunun hatırlatıldığını, davalının bugüne kadar söz konusu alacağını müvekkiline ödemediğini, gördüğü hizmetler ve yürüttüğü faaliyetler bakımından kamu niteliği ağır basan bir anonim şirket olarak söz konusu alacağın kamu alacağı niteliği taşıdığını, alacak miktarının yüksek olduğunu, kamu kuruluşu olarak müvekkili bakımından getirdiği ve her geçen gün alacağına kavuşamaması sebebiyle artan mali külfet de gözetildiğinde, yürütmekle mükellef olduğu hizmetlerin finansmanında kullanılacak olan alacağına kavuşmasını teminen teminatsız olarak, bunun mümkün olmaması halinde ise kamu kuruluşu olmalarından kaynaklı olarak en alt sınırdan tespit edilecek bir orandaki teminat karşılığında müvekkili lehine olmak üzere davalı hakkında dava değeri olan 189.964,98 TL üzerinden taşınır, taşınmaz ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları bakımından ihtiyati haciz kararı verilmesini, itirazın iptali ile %20 oranında icra inkar tazminatının müvekkil şirkete ödenmesini, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince "...Yapılan açıklamalar kapsamında; dava, taraflar arasında akdedilen hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup uyuşmazlığın mahiyeti ve dosya kapsamı itibariyle, dava konusu alacağın varlığı ve tutarı ile muacceliyet kazanıp kazanmadığı, hususlarının çözümü delil toplanmasını ve yargılamayı gerektirdiğinden, gelinen aşamada yaklaşık ispatın söz konusu olmadığı nazara alınarak bu aşamada davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine..." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Taraflar arasında akdedilen sözleşmeler kapsamında davalıya yapılan ödemelerde KDV tevkifatı yapılmaksızın tam ödeme gerçekleştirildiği, bu nedenle müvekkili tarafından vergi mevzuatı gereği 155.687,15 tutarındaki KDV’nin vergi dairesine ödendiği, bu durumun davalı lehine sebepsiz zenginleşmeye yol açtığı, söz konusu bedelin iadesinin ihtar edilmesine rağmen ödenmediği, rehinle temin edilmemiş, muaccel ve vadesi gelmiş bir alacağın mevcut olduğu, ihtiyati haciz için tam ispat değil yaklaşık ispatın yeterli olduğu, sözleşme ilişkisi ve yapılan ödeme nedeniyle alacağın varlığının açık olduğu, davalının edimini yerine getirmemesi ve borcu ödememesi karşısında alacağın tahsilinin tehlikeye girdiği, alacak miktarının yüksekliği, davalının ödeme yapmaması ve müvekkilinin kamu niteliği ağır basan bir kuruluş olması nedeniyle alacağa geç ulaşılmasının ciddi zararlara yol açacağı, bu nedenle davalının malvarlığı ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasının zorunlu olduğu, teminatsız veya mümkün olmazsa asgari teminatla haciz kararı verilmesi gerektiği, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin gerekçelerin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, HMK 389. madde kapsamında hakkın elde edilmesinin zorlaşması ve telafisi güç zarar ihtimalinin mevcut olduğu, bu şartların somut olayda gerçekleşmesine rağmen talebin reddinin usul ve yasaya aykırı olduğu nedenleriyle ilk derece mahkemesinin ara kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasında akdedilen hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında verilen ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararın istinafına ilişkindir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.b.1 gereğince esastan reddine, 2-) Alınması gereken 732 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın düşümü ile kalan 116,60 TL harcın davacıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına, 3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 362/1.f gereğince miktar itibari ile KESİN olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 26.03.2026 Başkan Üye Üye Katip