T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/396 KARAR NO : 2025/1885 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/12/2021 NUMARASI : 2019/956 E. - 2021/1215 K. DAVANIN KONUSU: Genel kurul kararının batıl ve yok hükmünde olduğunun tespiti Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/396 KARAR NO : 2025/1885 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/12/2021 NUMARASI : 2019/956 E. - 2021/1215 K. DAVANIN KONUSU: Genel kurul kararının batıl ve yok hükmünde olduğunun tespiti Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirketin şirketin hissedarı olduğunu, şirketin eski ünvanının ... Turizm İşletmeciliği San. Tic. AŞ iken 22.12.2003 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında ünvanının ''... Proje Danışmanlık San. ve Tic. AŞ'' olarak değiştirildiğini, bu genel kurul kararını 7.maddesiyle davacının 3 yıl süre ile yönetim kurul üyeliğine seçildiğini, ancak davalının 08.09.2006 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının 4.maddesiyle davacının yönetim kurulu üyesi olarak şirketi uğrattığı zarar ziyandan dolayı ticaret mahkemesine müracaat ve hakkında hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçundan cezalandırılması için defter kayıtlarının incelenerek bu hususta gereğinde gerekli başvuruların yapılmasına, Türk Ticaret Kanunu'nun 341.maddesi gereğince hakkında sorumluluk davası açılmasına, bu konuda şirket murakıbının yetkili kılınmasına karar verildiğini, 5.maddesiyle yönetim kurulu üyeliklerine üç yıl müddetle ..., ... ve Ilker Yaman'ın seçildiğini, 08.09.2006 tarihli genel kurul toplantısının davalının 2003 yılına ait olağan genel kurul toplantısı olduğunu, . 2003 yılı olağan genel kurul toplantısı 1 yıllık yasal süre için yapılmadığını, davacının da 2003 yılında yönetim kurulu üyesi olmadığını, dolayısıyla 2003 yılı itibarıyla yönetim kurulu üyesi olmayan bir kişi hakkında 2003 yılı olağan genel kurul toplantısı kararıyla yönetim kurulu üyesi sıfatıyla sorumluluk davası açılmasına ve cezai takibat yapılmasına karâr verilemeyeceğini, davalı şirketin 2003 yılında ortada olmadığını, unvan değiştirdiğini, 2003 yılında var olmayan bir ünvanla 2003 yılı olağan genel kurul toplantısı yapılamayacağını, 2003 yılı olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyesi olmayan davacının 2003 yılından sonra yaptığı işlemlerle ilgili karar alınamayacağını, davacının 3 yıl süreli olarak yönetim kurulu üyesi seçilmişken 08.06.2008 tarihinde yapılan 2003 yılı olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyesi olarak 3 yıl süre ile ..., ... ve ... yönetim kurulu üyesi seçildiğini, davacının yönetim kurulu üyeliğinin 3 yıl müddetle 31.12.2006 tarihine kadar devam etmekte iken, yeniden yönetim kurulu üyesi seçimi yapılamayacağını, bu nedenlerle 08.09.2008 tarihli 2003 yılı olağan genel kurul kararının külliyen yok hükmünde ve batıl olduğunu, eğer yapılan işlemin sonucu bir genel kurul kararı ortaya çıkmamışsa, mutlak butlan ile batıl, yani ölü doğmuşsa, TK. m.381 vd. veya m.361 f.3 uyarınca iptal davası açmak sözkonusu olamayacağını, uygulamada durumun tespiti davası açmak gerektiğini, yokluk ve butlan hallerinin, herkes tarafından süreye tabi olmaksızın ileri sürülebileceğini, yokluk veya butlanla sakatlanmış kararların, yargıç tarafından resen nazara alınması gerektiğini, yönetim kurulunun bu kararları icra edemeyeceğini, Yargıtayın da, çeşitli kararlarında yokluk ve butlan hallerini kabul ettiğini, pay sahiplerinin TK.'nın emrettiği şekil ve usulde toplanmaması halinde bir genel kurul kararının varlığından sözedilemeyeceğini, şekil ve usul açısından emredici hükümlere aykırılık, yokluk halini doğuracağını, bir genel kurur kararı şekil ve usul açısından geçerli olmakla beraber konusu bakımından BK. m.19 f.2 ve m.20 f hükümleri kapsamına giriyorsa, batıl olacağını, zira bu hükümlere karşı gelinmesi halinde bir kararın geçersiz olmasının, iptal davası açılmasına bağlı kalamayacağını, burada kamu düzeni ve yararı olduğunu, böylece bir genel kurul kararının, emredici hükümlere aykırı, konusu imkansız ise batıl olacağını, TTK'nın 381. maddenin öngördüğü üç aylık süre ile bağlı olmaksız butlanın tespiti davası açılabileceğini ileri sürerek, 08.09.2006 tarihli, 2003 yılı olağan genel kurul toplantısı kararının yok hükmünde ve mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine karar evrilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket davaya cevap vermemiş ve yargılama sırasında iflas etmiş olup adi tasfiyeyi yapan iflas dairesine usulüne uygun tebliğ yapıldığı görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, davalı şirketin 8 Eylül 2006 tarihinde yapılan 2003 Yılı Genel Kurul Toplantısı Kararlarının yok hükmünde ve mutlak butlanla batıl olduğunun tespiti talebine ilişkindir.Davalı ... Proje Danışmanlık San. ve Tic. AŞ.'nin ticaret sicil kayıtları uyarınca davacının davalı şirketin hissedarı olduğu, 12 Ocak 2004 tarih ve 59 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayınlanan 2002 yılı olağan genel kurul toplantısının 7 nolu kararıyla davacı ...'nun 3 yıl süre ile yönetim kurul üyeliğine seçildiği anlaşılmıştır.Eldeki davada davacı taraf, davalı şirketin 8 Eylül 2006 tarihinde yapılan 2003 Yılı Genel Kurul Toplantısının 1 yıllık yasal süre içinde yapılmadığını, 3 yıllık süre ile yönetici olarak seçildiğini ancak görev süresi dolmadan görevine son verildiğini ve ayrıca yönetim kurulu üyesi sıfatıyla sorumluluk davası açılmasına ve cezai takibat yapılmasına karar verilemeyeceğinden bahisle söz konusu genel kurulda alınan 4 ve 5 nolu kararların yok hükmünde ve mutlak butlan ile geçersiz olduğunun tespitini talep etmiştir.Anonim şirket genel kurul kararlarının butlan halleri özel olarak TTK m. 447 hükmünde düzenlenmiştir. TTK m. 447 hükmüne göre genel kurulun,- Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran,- Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran,- Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararlarının batıl sayılacağı düzenlenmiştir. Kanunda sayılı olan bu haller tahdidi olmayıp genel hükümler dairesinde de butlan sebepleri vardır. Konusu bakımından kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız genel kurul kararları da geçersiz sayılacaktır. Bu tür genel kurul kararların tespitinde butlanın ikincilliği ilkesi uygulama alanı bulacaktır. Bu ilke özel sebepler dolayısıyla iptal etmenin yeterli ve tatmin edici bir yaptırım oluşturmadığı hallerde, hukukun genel hüküm ve ilkelerine göre butlana karar verilmesi anlamını taşır.Bu açıklamalar ışığında; davacının genel kurulun süresinde yapılmadığı iddiası başlı başına butlan sebebi olmayacağı gibi, genel kurulun yapılmadığı sürenin davacının yönetici olduğu dönemi de kapsadığı ve genel kurula çağrının davacının da yetki ve sorumluluğunda olduğu, dolayısıyla bu hususun davacı tarafından ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir. Yöneticinin görevlendirilmesi ve azli hususu genel kurulun yetki ve takdirinde olup, genel kurul her zaman yöneticiyi azledebileceği için, bu husus başla başına butlan sebebi olamaz. Aynı şekilde yöneticinin eylemlerine ilişkin yasal yollara başvurulacağına ilişkin karar alınması da başlı başına butlan sebebi olamayacağı takdir ve sonucuna varılarak, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;08.09.2006 tarihli genel kurul toplantısının davalının 2003 yılına ait olağan genel kurul toplantısı olduğunu, . 2003 yılı olağan genel kurul toplantısı 1 yıllık yasal süre için yapılmadığını, davacının da 2003 yılında yönetim kurulu üyesi olmadığını, dolayısıyla 2003 yılı itibarıyla yönetim kurulu üyesi olmayan bir kişi hakkında 2003 yılı olağan genel kurul toplantısı kararıyla yönetim kurulu üyesi sıfatıyla sorumluluk davası açılmasına ve cezai takibat yapılmasına karâr verilemeyeceğini, davalı şirketin 2003 yılında ortada olmadığını, unvan değiştirdiğini, 2003 yılında var olmayan bir ünvanla 2003 yılı olağan genel kurul toplantısı yapılamayacağını, 2003 yılı olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyesi olmayan davacının 2003 yılından sonra yaptığı işlemlerle ilgili karar alınamayacağını, davacının 3 yıl süreli olarak yönetim kurulu üyesi seçilmişken 08.06.2008 tarihinde yapılan 2003 yılı olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyesi olarak 3 yıl süre ile ..., ... ve ... yönetim kurulu üyesi seçildiğini, davacının yönetim kurulu üyeliğinin 3 yıl müddetle 31.12.2006 tarihine kadar devam etmekte iken, yeniden yönetim kurulu üyesi seçimi yapılamayacağını, bu nedenlerle 08.09.2008 tarihli 2003 yılı olağan genel kurul kararının külliyen yok hükmünde ve batıl olduğunu, işbu davanın açıldığı tarihte 14/02/2011 tarihli RG'de yayımlanan TTK'nın yürürlükte olmamasına ve kanunların geriye yürüyememesine rağmen, ilk derece mahkemesince 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren TTK'nın nazara alınmasının da hatalı olduğunu, davalı şirketin 2003 yılı olağan genel kurul kararının yok hükmünde ve batıl olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı anonim şirketin 08.09.2006 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde ve batıl olduğunun tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava genel kurul kararının yok hükmünde ve batıl olduğunun tespiti istemiyle 18.04.2018 tarihinde İstanbul 8. Asliye Ticaret mahkemesinde açılmış olup bu mahkemenin 24.04.2008 tarihli ve 2008/233 Esas, 2008/240 Karar sayılı kararı ile Bakırköy Asliye Ticaret mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle yetkisizlik kararı verilmiştir. Yetkisizlik kararına karşı taraflarca kanun yoluna başvurulmamış, davacı vekilince 17.07.2008 tarihli dilekçe ile; kararın kesinleşmesini müteakip dosyanın Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesi talep edilmiştir. Bu arada dosyada avans bulunmadığından mahkemece dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmediği, kararın 12.04.2019 tarihinde kesinleştirme işleminin yapılarak bu tarihte yetkili mahkemeye gönderildiği, bunun üzerine Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılama sonunda istinafa konu eldeki kararın verildiği anlaşılmaktadır. Yargılama sırasında davalı şirketin iflasına karar verildiği, iflasın Bakırköy 1.İcra Müdürlüğünün ... sayılı iflas dosyası üzerinden adi tasfiye usulüne göre icra müdürlüğünce yürütüldüğü anlaşılmıştır. Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabi yazısı ve kayıtlarına göre; davalı şirketin eski unvanının ... Turizm İşletmeciliği San. Tic. AŞ iken 22.12.2003 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında ünvanının ''... Proje Danışmanlık San. ve Tic. AŞ'' olarak değiştirildiği, bu genel kurul kararının 7. maddesiyle davacının üç yıl süre ile yönetim kurulu üyeliğine seçildiği, davacının aynı zamanda şirkette hissedar olduğu, şirkette 5 TL değerinde 1 adet hissesi bulunduğu, dava dışı Rıdvan Alkan'ın 35.000 TL karşılığı 7000 adet, ...'ın 14985 TL karşılığı 2997 adet, ...'ın 5 TL karşılığı 1 adet, ...'ın 5 TL karşılığı 1 adet hisse sahibi olduğu, şirketin 2003 yılı olağan genel kurul toplantısının 08.09.2008 tarihinde yapıldığı, hazirun cetveline göre bu toplantıda davacı dışındaki hissedarların asaleten ve vekaleten katıldığı, davacının bu toplantıya katılmadığı, toplam sermayenin (50.000 TL ) karşılığı 10.000 hissenin 9.995 adedinin toplantıda hazır bulunduğu, davacının eldeki davada burada alınan kararların yokluk ve butlanla batıl olduğunun tespitini talep ettiği görülmektedir. Davalı anonim şirketin 2003 yılına ait 08.09.2006 tarihli genel kurul toplantı tutanağının incelenmesinde; genel kurulun İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.07.2006 tarihli ve 2006/319 Esas, 438 Karars ayılı kararı ile ve azınlık ortak tarafından yapılan davet ile yapıldığı, 1 numaralı kararı ile divan başkanlığına seçim yapıldığı, 2 numaralı karar ile 2003 yılı yönetim kurulu raporu ile murakıp raporunun okunduğu, 3 numaralı gündem maddesinde bilanço kar ve zarar hesaplarının okunduğu, 4 numaralı gündem maddesinde davacının yönetim kurulu üyesi olarak şirketi zarara uğrattığı zarar ve ziyandan dolayı ticaret mahkemesine müracaat edilmesine, emniyeti suistimal suçundna cezalandırılması için gerekli başvuruların yapılmasına ve hakkında sorumluluk davası açılmasına oybirliği ile karar verildiği, 5 numaralı gündem maddesinde yönetim ve denetim kurulu üyeliklerine seçim yapılarak, dava dışı ..., ... ve ...'ın yönetim kurulu üyeliğine seçildiği, 6.gündem maddesi ile bilanço kar zarar müzakeresi ile bilanço kârının geçmiş yıl zararına mahsup edilmesine, fâzla karın şirket bünyesinde bırakılmasına, 2004 ve 2005 yıllarına ait bilanço ve kâr zarar hesaplarının yeni seçilecek yönetim kurulu ve denetçileri tarafından hazılrancak raporlardan sonra bilahaere yapılacak genel kurulda karar bağlanmasına, 7.gündem maddesinde yönetim kurulu üyelerine ve denetçiye ücret ödenmemesine oybirliği ile karar verildiği görülmektedir. Genel kurul kararının 08.09.2006 tarihli olması itibariyle uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 381. maddesi hükmüne göre; kanun ve esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç aylık hak düşürücü süre içerisinde iptal davası açılabilir. Mülga Kanun, butlan ve yoklukla ilgili bir düzenlemeye yer vermemiştir. Bu nedenle butlan ve yokluk, genel hükümlere tabidir. Yokluk, kararın kurucu şekli unsurlarının bulunmaması hallerinde söz konusu olur. Butlan ise, genel kurul kararının içeriğinin kanunun emredici hükümlerine, kamu düzenine ve genel ahlaka aykırı olduğu durumlarda söz konusu olur.Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.10.2020 ve 2019/1366 Esas, 2020/4391 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; yokluk, bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen kurucu, şekli nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık hâlidir (Mehmet Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, 14. Bası, Beta, İstanbul,2020,s.198). Bu aykırılık, işlemin esaslı noktadaki kurucu unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi "yokluk" ile sakat hâle getirir. Yok sayılan işlem, şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir. Hâkim tarafından da re’sen dikkate alınır. Mahkemenin vereceği tespit hükmü, bu durumu açıklayıcı niteliktedir. Yokluk ve butlan hallerinin varlığı hâlinde bu hususun mahkemelerce re’sen gözönünde bulundurulacağı ve herkesin bu geçersizliği, mülga 6762 sayılı TTK’nın 381. maddesinde (6102 S. TTK 445-446) düzenlenen koşullara tabi olmaksızın ileri sürebileceği Hukuk Genel Kurulunun 12.03.2008 gün ve 2008/11-246 Esas, 2008/239 Karar sayılı ilamı ile de benimsenmiştir.6762 sayılı TTK kapsamında yapılan incelemede, somut olayda davacının ileri sürdüğü gibi 2003 yılının olağan genel kurul toplantısının bir yıl sonra değil de 2006 yılında yapılması butlan ve yokluk sebebi olmadığı gibi, yasada aranan şartlara uygun olarak toplanan genel kurulda toplantı ve karar nisaplarına uygun karar alındığı görülmektedir. Aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan davacının ibra edilmemesi, hakkında sorumluluk davası açılması ve yeni yönetim kurulu üyelerinin seçimi genel kurulun yetkileri arasında olup ileri sürülen hususlar butlan ve yokluk sebebi teşkil etmemektedir. Bu sebeple davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Ayrıca, ilk derece mahkemesince yeni TTK hükümlerine değinilmiş olması sonuca etkili görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 435,50 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 27.11.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.