İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 10.12.2019 tarihli satış sözleşmeleri akdedildiğini, davalı tarafından hazırlanan ve her iki tarafça imza edilen tip sözleşme kapsamında, kg fiyat…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/631 KARAR NO : 2025/1535 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/12/2021 NUMARASI : 2021/138 Esas - 2021/960 Karar DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 10.12.2019 tarihli satış sözleşmeleri akdedildiğini, davalı tarafından hazırlanan ve her iki tarafça imza edilen tip sözleşme kapsamında, kg fiyatı 7,450 USD'den 12.497,80 kg ve kg fiyatı 7,550 USD'den 3.503,00 kg kaju olmak üzere (satım bedeli toplam 119.556,26 USD) karşı tarafa toplam 16.000,80 kg kaju tesliminin müvekkili tarafından üstlenildiğini, toplam 16.000,80 kg kaju satışı için belirlenen teslim tarihi, pandemi sebebiyle taşıyıcının geç gelmesi sonucu her iki tarafın rızası ile uzatıldığını, nitekim, alıcının sözleşmenin süresinde ifa edilmediğine dair herhangi bir ihtar keşide etmemesi, seçimlik hak kullanmaması ve malın antrepoya girmesi akabinde malı muayene ettirmesi de alıcının rızasıyla ve her iki tarafın irade uyuşmasıyla mal teslim süresinin uzatıldığını gösterdiğini, malların Mersin Limanına gelerek antrepoya girmesinden sonra karşı tarafça malın muayene edildiğini, karşı tarafın sözleşme konusu malın ayıplı olduğunu iddia ederek malı teslimden kaçındığını, bunun üzerine, müvekkili tarafından ... Etüd Kontrol Serv. A.Ş.'de (uluslararası gözetim, denetim, test ve belgelendirme faaliyeti gösteren tarafsız üçüncü kişi) malların muayene edilmesi sağlandığını, Kaju fıstığı için özel bir standart olmadığından, tarafsız üçüncü kişinin seçtiği en uygun yöntemle rapor hazırlandığı, SGS tarafından hazırlanan raporda, alınan homojen numunenin laboratuvar sonuçlarına göre böcek hasarı %0,78, ölü ya da canlı böcek %0, farklı renk %0, hasarlı tane %2,47, kırık tane %4,86 olarak tespit edildiğini, bahsi geçen raporun davalı tarafa gönderilerek malın teslim alınmasının talep edildiğini, ancak davalı tarafın, bahsedilen raporun kaju için geçerli olmadığını belirterek, kırık tane oranı, hafif lekeli bütünler, yüzeysel hasar gibi kriterlerde çok daha yüksek bir oran olduğunu ve malların sözleşmeye uygun olmadığını iddia ederek malı teslim almayacağını kesin olarak bildirdiğini ve 24.06.2020 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini, delil tespiti yaptırılmasının akabinde, davalı tarafa Ankara 38. Noterliği 14.10.2020 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek, satım konusu malın sözleşmeye uygun olduğu, feshin haksız olduğu, bu sebeple fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 32.000 USD zararın ödenmesinin ihtar edildiğini, Davalı tarafın ihtara rağmen zararı gidermediğini ve Beyoğlu 18. Noterliğinin 04.10.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ettiğini, Mal teslim süresinin karşılıklı irade uyuşmasıyla uzatıldığını, malların sözleşmeye uygun olduğunu, malın ayıplı olduğu iddiasının kabul edilmediğini, Somut olaya Türk Hukukunun uygulanması gerektiğini, sözleşmede yabancılık unsurunun olmadığını, Somut olayda Waren Verein Conditions hükümlerinin uygulanmaması gerektiğini, ancak yine de belirtmek gerekir ki, davalının bu hükümler çerçevesinde de sözleşmeyi fesih hakkı bulunmadığını, sözleşmeye uygun olmayan mallarda alıcının fesih hakkı WVC m.19/3'de düzenlendiğini, buna göre, ayıptan dolayı malın bedeli piyasa fiyatının %10 altına düştüğü taktirde, alıcının fesih hakkı doğduğunu, ancak somut olayda, böyle bir ayıp söz konusu olmadığını ve malın bedelinin ayıptan kaynaklı olarak düşmediğini, Müvekkili şirketin zararının giderilmesi amacıyla işbu davanın açılması zarureti hasıl olduğunu belirterek, Davanın kabulü ile müvekkili şirketin uğradığı zararın tespitine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 4.000 USD zararın davalıdan döviz cinsinden tahsiline, Mersin 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/52 D.İş ve 2020/51 K. numaralı dosyasında yapılan masraf ve karşı vekaleti ücretinin haksız taraf olan davalıdan tahsili ile yargılama giderleri ve vekalet ücretininde davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ve taleplerinin hukuka aykırı olduğunu ve kabulünün mümkün olmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmede, sözleşmeden kaynaklanan bir uyuşmazlık çıkması halinde “Waren Verein- der Hamburger Boerse e.V” kurallarının uygulanacağının kararlaştırıldığını, hal böyle iken uyuşmazlığın sayın mahkeme tarafından değil Hakem Heyeti tarafından çözümlenmesi gerektiğini, Sözleşmenin Türkçe olmasının tahkim şartına bir etkisi bulunmadığını, Sözleşmeye ürünlerin 21 iş günü içerisinde yüklenmesi gerektiğini, ürünlerin gemiye yüklenmesi gereken tarih düşünüldüğünde davacının Covid-19’u ileri sürmesinin mantığa aykırı olduğunu, Davacının sözleşme ile teslimini üstlendiği w240 standartlarında kaju emtiasının müvekkiline hiç teslim edilmediğini, ürünlerin kalite standardı taraflar arasında akdedilen sözleşme yazılı olarak belirlenmiş ve talep edilen ürünün spekleri sözleşme akdedilmeden önce davacı ile paylaşıldığını, davacı tarafından ürünlerin ayıplı olup olmadığına ilişkin alınan raporların, kaju standartları baz alınarak tanzim edilmediğini, farklı cins ürünlerle kıyaslanarak tanzim edilen raporların kabulünün mümkün olmadığını, Davacı tarafında teslim edilen ürünlerin ayıplı olması nedeni ile müvekkili tarafından haklı olarak sözleşmeden dönüldüğünü, Teslim alınmayan ürünlerin gıda emtiası olması sebebiyle, davacı tarafından satışının sağlanabilmesi için müvekkili tarafından her türlü destekte bulunulduğunu, Kabul etmemekle birlikte bir an için müvekkilinin haklı gerekçe olmaksızın sözleşmeden döndüğü düşünülse dahi bu kez de sözleşmenin tarafların ortak iradesiyle sona erdiğinin kabul edilmesi gerektiğini,Bu açıklamalar neticesinde müvekkilinin davacıya herhangi bir nam altında ödeme yapma yükümlülüğünün bulunmadığını belirterek,Tahkim ilk itirazı nedeni ile itirazın kabulü ile davanın usulden reddine, bu talebin kabul görmemesi halinde haksız ve mesnetsiz iddialarla açılan davanın esastan reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, ticari defter ve kayıtları kapsamında yapılan değerlendirmede, taraflar arasındaki 10.12.2019 tarihli sözleşmelerdeki Hamburg Borsası şartları ve taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ile taraflarca dosyaya sunulan raporların incelenmesinde, davacı yanca davalıya 10.12.2019 tarihli sözleşmelerle satışı yapılan W320 ve W240 uluslararası standartlarında olduğu belirtilen 16.000,80 kg “kaju emtiasının” belirtilen standartları sağlayamadığı, davalının sözleşmeyi fesih sebebinin gecikme veya taşımadaki süreç kaynaklı olmadığı, emtianın niteliğinin beklentiyi karşılamaması olduğu teknik heyet raporundaki tespitlerden anlaşılmakla mahkememizce feshin haklı olduğu kanaatine varılmış olup davacının tedarik ettiği ürünü sattığı 119.556,26 USD bedel bakımından sözleşmenin feshi sonrası ancak 88.066,44 USD bedelle satabildiği, sırf satış fiyatına bağlı olarak zararının 31.489,82 USD hesaplandığı, ancak davacının bu zararını haklı fesih nedeniyle davalıya yansıtamayacağı anlaşılmakla davanın reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının bütün parça olarak satılan emtianın yarım parça olduğunu ileri sürmesinin dahi tek başına malı teslim almaktan kaçınma iradesini gösterdiğini, davalının ayıp hususunda dayandığı tek delil olan analiz sertifikasının gerçeğe aykırı düzenlendiğinin de, davacı tarafça üçüncü kişilerden alınan tarafsız raporlar ile ispat edildiğini, davalının, somut olayda malların ayıplı olduğunu ispat edemediğini, yerel mahkemenin açıkça fahiş hataya dayanan ve taraflı olan bilirkişi raporuna göre hüküm kurduğunu, dava konusu uyuşmazlığın ayıp ile ispatı noktasında toplandığından gıda mühendisi ve borçlar hukuku/medeni hukuk alanında çalışan öğretim üyesinden oluşan yeni bilirkişi heyetinden rapor alınmasının talep edildiğini, ancak yerel mahkemenin yeni rapor talebini reddettiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının sözleşmeyi fesihte haklı olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre davacının uğradığını iddia ettiği zararın davalıdan tahsilinin gerekip gerekmediği noktasındadır.Taraflar arasında 10/12/2019 tarihli kaju fıstığı çekirdekleri ... W 240 ürününden 3.503,00 Kg ve 10/12/2019 tarihli kaju fıstığı çekirdekleri ... W 320 ürününden 12.497,80 Kg satımı konusunda sözleşme yapıldığı, ürünlerin davacı tarafça ithal edilerek Mersin limanına getirildiği, davalı tarafça ürünler inceletilerek sözleşmeye uygun olmadığı gerekesiyle telim almaktan kaçınıldığı, davacı tarafça bağımsız bir kuruluşa rapor hazırlatıldığı, ürünlerin davalı tarafça teslim alınmayıp sözleşmenin feshedildiğinin bildirilmesi üzerine davacı tarafça dava dışı başka bir firmaya daha düşük bir fiyatla ürünlerin satışının yapıldığı, davacı tarafça sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğradığı zararın talep edildiği anlaşılmaktadır.Dosyaya kazandırılan denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli bilirkişi raporu ile; satım sözleşmesine konu ürünlerin W240 ve W320 standardında kaju alımına ilişkin olduğu, ürün teslimatı sırasında davalı tarafça yapılan kalite kontrolünde ürünün sadece W320 standardında kaju olarak geldiğinin ve sözleşmeye göre olması gereken kalite standartlarını taşımadığına yönelik tespit yapıldığı, davalı tarafça bunun üzerine SGS laboratuvarına numune gönderilerek analiz raporu alındığı, davacı tarafça ayrıca Mersin 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/52 D.iş dosyası ile ürünler konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak tespit yaptırıldığı, rapor sonuçlarının birbirinden ve ayrıca davalı tarafça yapılan kontrol sonucundan farklı olduğu; üçüncü kişilerden alınmış raporlarda kullanılan standartların kaju için uygun olmadığının değerlendirildiği; W320 ve W240 sınıflandırmasının yer aldığı ... standardının kaju ithalatlarında kullanılan uluslararası kabul görmüş standart olduğu ve taraflarca bilinmesi gerektiği iddia edilmiş olup ülkemizde yasal olarak kullanılan mevzuatta kaju ile ilgili direkt atıf yapılmış herhangi bir standart ya da tebliğ bulunmadığından laboratuvarların kalite kontrol sırasında hem analiz yöntemleri hem de değerlendirme kriterleri için incelenen ürüne en yakın yapıdaki gıda maddesine ait dokümanları kullandığından raporlar arasında sonuç farklılıkları çıkması muhtemel ve doğal olduğu, ancak taraflar arasında yapılmış 10.12.2019 tarihli sözleşmede emtiaların W320 ve W240 olarak kodlandığı, dosya ekinde yer alan ... standardı incelendiğinde, W320 ve W240 tanımlarının burada yer aldığı ve kaju için kullanılan özel bir doküman olduğu görüldüğünden tarafların “Kaju çekirdeklerinin spesifikasyonları” isimli ... standardını bilmesi gerektiği ve burada belirtilen kriterlere göre değerlendirme yapılması gerektiği, “Kaju çekirdeklerinin spesifikasyonları” isimli ... standardında belirtilen kalite kriterleri incelendiğinde, daha önce alınmış ürün analiz raporlarının kapsam olarak eksik olduğu, fakat gerek üçüncü kişilerden alınan rapor analiz sonuçlarının gerekse davalı tarafından yapılmış kalite kontrol sonuçlarının doğruluğu ve kesinliği ile ilgili yorum yapılmasının uygun olmadığı, ancak rapor sonuçlarının doğru olduğu düşünülerek ... standardına göre bir değerlendirme yapıldığında her üç analiz sonucu için ortak olan maddeler bazında bakıldığında hepsinde uygun olmayan sonuçların mevcut olması nedeniyle her üç kriter bakımından satın alınan ürünün ... standardına uygun olduğunu tespit eden her hangi bir raporun bulunmadığından belirtilen özel standartların sağlanamadığı rapor edilmiştir. Taraflarca yapılan mail yazışmalarında ... liman yüklemesinde gecikmelerin olduğu, davalı yanın 18.03.2020 tarihli yazışmada 04-09 Nisan tesliminin uygun olduğunu teyit ettiği, ancak yine yazışmalarda 27 Nisan 2020 itibarı ile yükün limana gelmediği, geminin ancak 09 Mayıs’da Mersin’e varış yaptığı, taşıma sürecinde aksama ve gecikmenin olduğu, gecikme bakımından davalı yanın bir itirazı olmamasına karşın, ürünün gecikmesi sebebi ile bir takım bozulmalar olmuş ise davalının bunu denetleme ve uygun olmaması halinde teslim almamasının hasara/kalite düşmesine dayanan bir teslim almaktan kaçınma olabileceği, 18 Haziran 2020 itibarı ile davacı yanın, SGS-bağımsız denetim raporları ile sözleşme şartlarını sağlayan ürünün alınmasını, malın davalı için getirildiğini bildirdiği, buna karşılık, davalı yanın ürün kalitesinin W320 değil, SW320 olduğunu ve beklenen kalite standardını sağlamadığını 01 Haziran 2020 tarihli mailde açıkça bildirdiği, ürünün ancak 2,45-2,55 USD/libre fiyatı olabileceği, buna göre yeni fiyatta anlaşılması gerektiğinin belirtildiği, 24 Haziran 2020 tarihli mailde, SGS analizinin “ceviz” standardına göre yapıldığı, “kaju” için uygun olmadığı, bu nedenle sözleşme konusu malın alınmayacağı, sözleşmeden dönüldüğünün-fesih edildiğinin bildirildiği, bu bilgilere göre davalı yanın satın aldığı malları CIF-Mersin gelmesine karşın, standart beklentiyi karşılamadığı için malın alınmadığı, davalı yanca sözleşmenin sonlandırıldığı, davalı yanca mallara ilişkin W320 kodla 12.542,00 kg için 29.05.2020 tarihli “ürün analiz sertifikası” alındığı, esasen malı satın alma iradesinin gösterildiği, ancak ürünün istenen “W320” ve “W240” standardının sağlanamadığı için ürünlerin alımından vazgeçildiği, davacının da ürünleri 2. satışında W320 veya W240 standardı olmaksızın fiks bir fiyatla sattığı, bu durumun ürünlerin farklı iki standardı tutmadığını gösterdiği hususları da bilirkişi heyet raporu ile belirlenmiştir. İfa: borç ilişkisinin konusu olan edimin borçlu tarafından alacaklıya karşı yerine getirilmesi ve böylece borç ilişkisinin sona erdirilmesidir. İfa sözleşme hükümlerine uygun yapılmalıdır. Alacaklı sözlemeye uygun olmayan ifayı kabul ile yükümlü değildir. Davacının sözlemeye uygun olmayan ürünü ifa için hazır ettiği, davalının bu ürünleri kabul etmeyerek sözleşmeden döndüğü, sözleşmeyi fesihte davalının haklı olduğu, davacının sözleşmeye uygun olmayan ürünün kabul edilmemesinden kaynaklı zararının davalıdan talep etme imkanı bulunmadığından davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/10/2025