11. Hukuk Dairesi 2009/4796 E. , 2011/3661 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.12.2008 tarih ve 2006/756 - 2008/732 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 29.03.2011 gününde davacı avukatı ... Yoğutçuoğlu ile davalılardan Pakel Plastik San. ve Tic.Ltd.Şti. avukatı ..... ve Ankara Anonim Türk Sigorta A.Ş. Avukatı .....
**11. Hukuk Dairesi 2009/4796 E. , 2011/3661 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.12.2008 tarih ve 2006/756 - 2008/732 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 29.03.2011 gününde davacı avukatı ... Yoğutçuoğlu ile davalılardan Pakel Plastik San. ve Tic.Ltd.Şti. avukatı ..... ve Ankara Anonim Türk Sigorta A.Ş. Avukatı ..... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı DTM Elektronik San.ve Tic.A.Ş. Arasında işyeri için sigorta sözleşmesi bağıtlandığını, düzenlenen poliçeyle anılan dava dışı şirketin fabrika sınırları içinde kalan bütün binalarının sigorta örtüsü altına alındığını,sigorta teminatı altına alınan binada davalı Pakel Plastik Ltd.Şti.nin kiracı sıfatıyla faaliyet gösterdiğini, diğer davalı ile davalı kiracı arasında işyeri poliçesi bulunduğunu, davacıya sigortalı binanın davalı kiracının kullanımındayken 18.12.2005 tarihinde çıkan yangın sonucu tamamen yandığını, dava dışı sigortalının oturduğu bina bölümünün ise hasara uğradığını, hasar bedelinin müvekkilince sigortalısına ödendiğini, her iki davalıya keşide edilen ihtarnamenin ise sonuçsuz kaldığını, yangından kiracı olan davalının BK'nun 41. maddesi hükümleri, diğer davalının ise TTK. hükümleri gereği sigorta poliçesiyle üçüncü şahıs (müvekkili şirketin sigortalısının) hasarını sigorta teminatı altına alması nedeniyle sorumlu olduğunu ileri sürerek, 50.000,00 YTL'nın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı Pakel Ltd.Şirketi vekili, yangının binanın sundurma bölümünde meydana geldiğini, yangının çıkış nedenine ilişkin olarak müvekkili şirketin ihmali yada tedbirsizliğinden söz edilemeyeceğini, yangının meydana geldiği gece saatlerinde müvekkili şirketin iş yerinin çalışmadığını, aksine davacı ... şirketinin sigortalısı olan dava dışı şirketin iş yerinin çalıştığını, olay sonrası yangının neden ve nasıl çıktığına ilişkin mahkeme nezdinde başvurular yaptıklarını, yangın nedeniyle bina sahibinin kusursuz sorumluluğunun söz konusu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında ve poliçe şartları çerçevesinde sözkonusu olabileceğini, davalı sigortalının yangına sebebiyet verdiği yönünde herhangi bir bulgu bulunmadığını belirterek, davanın usul ve esas yönünden davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, dava konusu olayda sorumluluğun kabul edilemesi için öncelikle kusurun belirlenmesinin gerektiği,yangının çıkış nedeni anlaşılamadığı için davalılardan kiracı Pakel Ltd.Şti.'ne atfedilecek bir kusurdan söz etmenin mümkün olmadığı, bu itibarla BK'nun 41. maddesi hükmüne göre davalı kiracının sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava, iş yeri sigorta poliçesine dayalı tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkindir. Yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere, davalılardan Pakel Ltd.Şti. davacının sigortalısının kiracısı, diğer davalı ise davalı kiracının işyeri sigortacısı olup, dava konusu yangının davalı kiracının kullanımındaki ana binaya bitişik olarak inşa edilmiş ve sundurma adı verilen bölümde çıktığı dosya kapsamı ile sabittir.Ancak, gerek 18.12.2005 tarihli yangın raporunda gerekse dosyadaki diğer tüm raporlarda yangının çıkış sebebi tespit edilememiş olup, mahkemece benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda yangının çıkış nedeninin anlaşılmadığı ve davalı kiracıya atfedilecek bir kusurdan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, BK’nun 256. maddesine göre, kiracı, kiralananı kullanırken tam bir ihtimam dairesinde hareket ile mükellef olduğu gibi, açıktan açığa fena kullanarak kiralanana daimi bir zarar iras eylerse kiralayanın tazminat isteme hakkı da bulunmaktadır. Aynı Kanun’un 266. maddesine göre, kiracı, kiralananı ne halde tesellüm etmiş ise, kiranın sonunda o halde geri vermekle mükelleftir. BK’nun 96. maddesine göre de, borçlu, kendisine hiçbir kusurun isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe, doğan zararı tazmine mecburdur. Tüm önlemleri aldığını kanıtladığı takdirde ancak borçlu sorumluluktan kurtulur. Somut olaya bakıldığında, kiracı davalının imalathanesinin özellikleri itibariyle yangın yönünden gerekli özeni göstermesi, yangına zemin oluşturacak tüm unsurlara engel olması gerekmekte olup, kast aranmaksızın, dikkatsizlik ve tedbirsizlik olgusunun gerçekleşmesi, kiralananın açıktan açığa kötü kullanıldığının sübutu için yeterli bulunmaktadır. Kiracı kusursuzluğunu, yangının mücbir sebep ya da üçüncü kişilerin eylemi ile çıktığını kanıtlamalıdır. Çalışanların verdiği zararın oluşmaması için hal ve maslahatın icap ettiği bütün dikkat ve itinada bulunduğunu yahut dikkat ve itinada bulunmuş olsa bile zararın vukuuna mani olamayacağını çalıştıran ispat ederse sorumlu tutulamaz. Kiracının sorumluluğu sözleşmeye aykırı davranıştan doğduğundan, hiçbir kusuru bulunmadığını BK’nun 96. maddesi uyarınca, kiracı ispat etmedikçe zarardan sorumludur. Bu ilkeler ve esaslar, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi’nin 17.01.1977 tarih ve 2579/392; 6.Hukuk Dairesi’nin 19.03.1984 tarih ve 3094/3937; 13.Hukuk Dairesi’nin 28.12.1982 tarih ve 7230/8151, 29.06.1988 tarih ve 2189/3565, 13.05.1991 tarih ve 3161/5315 sayılı ilamlarında açıklanmıştır. Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, ispat yükünün davalı kiracıda olduğu ilke olarak kabul edilmek suretiyle davalıların hukuki durumu değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükü ters çevrilerek, bu yönden yanlış ilkeye ve eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2-Öte yandan, davalı kiracı tarafından dava konusu olayla ilgili olarak kendi sigortacısı olan diğer davalı aleyhine (İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/912 esas sayılı) dava açılmış olup, mahkemece anılan dosya getirtilip yeterince incelenerek sonucuna göre o davada verilecek kararın bu davanın sonucunu etkileyip etkilemeyeceği, etkileyeceği kanaatine varılması halinde davalı kiracı tarafından açılmış bulunan anılan tazminat davasının sonuçlanmasının beklenmesine karar verilmesi gerektiğinden anılan bu yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.