11. Hukuk Dairesi 2022/3161 E. , 2023/7253 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1788 Esas, 2022/168 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/885 E., 2019/262 K. Taraflar arasındaki şirket ortaklığından çıkarılma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, B…
**11. Hukuk Dairesi 2022/3161 E. , 2023/7253 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1788 Esas, 2022/168 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/885 E., 2019/262 K. Taraflar arasındaki şirket ortaklığından çıkarılma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafın 31.05.2002 tarihinde kurulan ... Sağlık Güzellik ve Estetik Merkezi Ltd. Şti.'nin 10.000,00 TL sermaye ve 2 ortakla kurulmuş olan şirketin %1 hisseye sahip kurucu ortağı olduğunu, davalı tarafın şirketin kurulduğu tarihten bu güne dek üzerine düşen edimlerini yerine getirmediğini, bunun üzerine Beyoğlu 17. Noterliği 12.08.2011 tarih ve 14976 yevmiye sayılı ihtarı gönderildiğini, ihtara da herhangi bir cevap verilmediğini, davalı tarafın şirketin hiç bir kademesinde bir çalışması ve gayreti olmadığını, bu durum nedeniyle şirketin planlanan şekilde faaliyet yürütemediğini, şirketin geleceğinin tehlikeye girdiğini ileri sürerek ... Sağlık Güzellik ve Estetik Merkezi Ltd. Şti.'nin %1 pay sahibi ortağı olan davalının edimlerini yerine getirmemiş olması nedeniyle şirket ortaklığından çıkarılmasına, davalıya ait %1 payın şirkete devrine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin hakim ortağı tarafından, şirkette %1 paya sahip olan diğer ortağa karşı şirket ortaklığından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 640 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca açılan haklı sebeple ortaklıktan çıkarma talebi olduğu, zira şirket ana sözleşmesinde ortaklıktan çıkarmaya ilişkin bir hüküm bulunmadığından ve genel kurulca da bu yönde bir karar alınamadığından, bilirkişiler tarafından usulüne uygun olarak tespit edildiği üzere; şirkette %1 paya sahip olan davalının şirket çalışmalarına katılmadığı, şirket çalışmaları ve borçlarının şirketin diğer ortağı üzerinde olduğu, davanın bu manada şirkete bir katkı sunmadığı ve bu katkı sunmaması hali dışında ayrıca paydaş sayısına göre alınması gerekli kararlar yönünden de toplantılara katılmamakla birlikte şirket çalışmasına engel de olduğu, buna göre de şirketten çıkarılması için gerekli haklı sebeplerin bulunduğuna kanaat getirildiği, bir ortağın haklı sebeple şirketten çıkarılması için genel kurul tarafından karar alınması gerektiği ve alınması gerekli kararın da genel kurulda temsil edilen oyların en az 2/3'sinin (hisse yönünden) ve bunun yanında oy hakkı bulunan paydaş sayısının salt çoğunluğunun bir arada bulunmasını içerir bir karar gerekmesine rağmen görülmekte olan bu davada daha önce her ne kadar bu yönde karar getirilmesi için tamamlanabilir dava şartı olarak davacı tarafa süre verilmiş ise de; bundan vazgeçildiği, zira şirketin iki ortalık bir limited şirketi olduğu, hisse oranı yönünden 2/3 oranında bir çoğunluk sağlanabilecek olmasına rağmen paydaş sayısı yönünden salt çoğunluk, yani en az 3 ortak ve 3 kişiden 2 ortağın ortaklıktan çıkarılması yönünde karar alınması gerektiği, oysa davalının çıkartılması talep edilen şirketin iki ortaklı olduğu, buna göre de en az iki ortak tarafından çıkarma yönünden karar alma imkanının bulunmadığının anlaşıldığı, Yasada bir ayrım olmamasına rağmen, Yasanın iki ortaklı limited şirketleri için bu manada haklı nedenle şirket ortaklığından çıkarılması maddesinin işletilemeyeceği bir an için düşünülecek olsa bile Mahkemelerince bu yönde bir kanaat oluşmadığı, yasa koyucunun iki ortaklı şirket yönünden bir ayrım öngörmemesinin yasal bir boşluk olduğuna kanaat getirildiği ve buna göre de Yasanın 6102 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesinde limited şirketler için ön görülen haklı nedenle ortaklıktan çıkarma için bahsi geçen pay ve paydaş sayısı çoğunluğu iki ortaklı şirketler için imkansız olduğundan bu kuralın iki ortaklı şirketler yönünden uygulanmaması gerektiği, aksi halin yasal bir haklı sebep varlığı halinde şirkete ortaklıktan çıkarma hakkı kanunen verilmiş olmasına rağmen fiilen imkansız bırakılmasına yol açacağı ve bu maddenin kullanılamayacak olması nedeniyle tek seçenek olarak ancak iki ortaklı limited şirketinin haklı sebep bulunmasına rağmen ortağın çıkarılamamış olmasından dolayı fesih ve tasfiyesine yol açacağı, halbuki kanun koyucunun ve ticari hayatın asıl gayesinin şirketleri ayakta tutma amacında olduğu, bunun da sadece şirket menfaati için değil şirketin çalışanları, ülkeye sağladığı ekonomik katkı, sosyal güvenlik sistemine sağladığı katkı ve istihdam sağlaması nedeniyle bir kamu menfaati de gözetildiği ve bunun mahkemelerince de dikkate alınması gerektiği hususlarından dolayı iki ortaklı limited şirketi için ortağın ortaklıktan çıkarılması için gerekli olan genel kurulda 2/3 pay ve ortak sayısının salt çoğunluğuna ilişkin paydaş çoğunluğu kuralının işletilmemesi gerektiğine kanaat getirildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile ... Sağlık Güzellik ve Estetik Merkezi Ltd. Şti.'nin %1'lik payına sahip ...'in şirket ortaklığından haklı sebeple çıkartılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 2002 yılında kurulan şirket sağlık, estetik ve güzellik merkezi olup 2 ortakla kurulduğunu, davalı müvekkilinin, iki ortakla kurulmuş olan şirketin %1 hissesine sahip kurucu ortağı olduğunu, her iki ortak da kurucu ortak olup tıp doktoru olduklarını, kurulan şirketin sağlık şirketi olması dolayısı ile her iki ortağının tıp doktoru olmasının kanuni zorunluluk içerdiğini, müvekkilinin tıp doktoru olup şirketin kurulması için gerekli olan yasal koşulların yerine getirilmesini sağlayarak şirketin varlığının ana nedeni olduğunu, şirket kurulduktan sonra da davalının, uzunca bir süre sağlık merkezinde fiili olarak çalıştığını, hasta tedavi ettiğini, davalının gerek tıp diploması ve gerekse fiili çalışmaları gayreti ile şirkete ciddi anlamda katkı sağlamasına rağmen şirketin sürekli zarar durumunda gösterilmesi nedeni ile şirket zarar durumunda olmayıp kâr elde ettiğini, dolayısıyla gerek şirketin kurulması gerekse devamında fiili çalışması ile şirkete para kazandırmasına rağmen 17 yıllık dönemde şirket ortağı olan müvekkiline hiç bir ödeme yapılmadığını, müvekkilin şirket ortaklığından çıkarılmak istenmesi artık sağlık alanın da faaliyet gösteren şirketlerde tek ortağının tıp doktoru olmasının yeterli olması olduğunu, müvekkilinin ortaklığına artık ihtiyaç kalmadığını, müvekkilinin uzunca bir zaman diplomasının kullanılması ve fiili çalışmasının-emeğinin karşılığını alamadığını, Mahkeme kararında uzunca bir zaman müvekkiline ulaşılamadığı, davalının cevap vermediği, şirketin amacına ulaşmasına katkıda bulunmadığı ve engel olduğunun kabulü gerektiği şeklinde karar verildiğini, ancak müvekkilinin bu davanın yürütülmesi için avukata vekalet verdiğini ve davanın yürütülmesinde kendisi tarafından yerine getirildiğini zannetmekte iken kendisine mahkeme kararı ulaştığını, ayrıca mahkeme kararında yer aldığı üzere müvekkilinin şirket işlerine engel olduğu ibaresi ispata muhtaç olduğunu, zira şirket gayesini zaten fazlasıyla yerine getirilmesinde katkı sağladığını, ancak şirket amacına hangi eylemi ile engel olduğu yönünde somut bir delilin dosyada yer almadığını, bu bakımdan davalı ortağın şirket ortaklığından çıkarılması için aranan haklı sebebin varlığından söz etmenin mümkün olmadığını, 6102 sayılı Kanun'da aranan yasal koşulların varlığından söz etmenin mümkün olamayacağını, tamamen soyut beyan ve iddialarla hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporunda 6102 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında aranan davalının ortaklıktan çıkarılması yönünde bir genel kurul kararı sunması halinde şirketten çıkarılmasına hükmedileceği hususlarının rapor edildi ise de ortaklıktan çıkarılma yönünde soyut beyanlar dışında haklı bir neden ve genel kurul kararı olmadan davanın kabulüne karar verilmesinin kanuna aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda limited şirketlerde bir ortağın haklı nedenlerle şirket ortaklığından çıkarılması için, 6102 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası, 621 inci maddenin birinci fıkrasının (h) bendi gereğince, ağırlıklı nisap ile alınmış bir genel kurul kararının varlığının dava şartı olarak öngörülmüş olması nedeniyle, iki ortaklı limited şirketler bakımından bu şartın tahakkukunun mümkün bulunmamasından ötürü, somut davanın dinlenemez nitelikte olmasına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/4753 E., 2017/719 K., 13.12.2017 tarih, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/3224 E., 2020/2963 K., 17.06.2020 tarih sayılı ilamları) gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; somut olayın niteliği, müvekkil şirketin sermaye şirketi olması ve ortakların pay oranları dikkate alındığında istinaf mahkemesinin kararının yerinde olmadığını, dava dilekçesinde de belirttikleri üzere; müvekkili şirketin iki ortaklı bir sermaye şirketi olup, davalının şirketteki ortaklık payı da %1 kadar olduğunu, diğer ortak ...'in payının da yaklaşık %99'a tekabül ettiğini, yani pay çoğunluğu diğer ortak ...'e ait olduğunu, müvekkili şirketin davalıyı ortaklıktan çıkarma yönünde bir karar alabileceğinin de açık olduğunu, 2 kişilik sermaye şirketlerinde ortaklıktan çıkarılma ile ilgili yasada herhangi bir hüküm de bulunmadığını, bu konuda İstinaf Mahkemesinin kararına esas teşkil eden, çok pay ve paydaşlı sermaye şirketleri dikkate alınarak vazedilen hükümlerin otomatik olarak uygulanması mümkün olmadığı gibi hakkaniyete de aykırı sonuçlara sebebiyet vereceğini, somut ihtilafa ilişkin, iki ortaklı şirketler yönünden yasal bir ayrım, düzenlemenin mevcut olmadığı dikkate alındığında da bu yasal boşluğun hakim, mahkeme tarafından hakkaniyete göre doldurulacağını bu anlamda İlk Derece Mahkemesince verilen karar ve gerekçesinin de adil ve yerinde olduğunu, davada, davalının ortaklıktan çıkarılması için gerekli olan tüm şartların mevcut olduğunu, somut olayda yaklaşık %99 ortaklık payına sahip ortağın katılımıyla müvekkil şirketin almış olduğu çıkarmaya ilişkin genel kurul kararının dosyaya daha önce sunulduğunu, dava dilekçesinde ve önceki beyanlarında belirttikleri üzere davalının şirkete karşı edimlerini yerine getirmediği gibi şirket toplantılarına da katılmadığını, kendisine hiçbir şekilde ulaşılamadığını bunun da şirketin iktisadi geleceğini ve varlığını tehlikeye düşürdüğünü, bu hususların hepsinin haklı sebep teşkil ettiğini, istinaf mahkemesi, istinafa başvuran tarafın istinaf sebepleriyle bağlı olup, başvurucu tarafın ileri sürmediği sebeplere dayanarak karar veremeyeceğini, İstinaf Mahkemesinin verdiği kararın talebi aşar mahiyette olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi ve İstinaf Mahkemesi ilamına ekli muhalefet şerhinden de anlaşılacağı üzere İstinaf Mahkemesince verilen kararın kamu düzeniyle de bir ilgisi bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, limited şirket ortağının şirketten çıkarılması istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.