7. Hukuk Dairesi 2009/8434 E. , 2010/361 K. "" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 129 ada 16 parsel sayılı 570,78 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras hakkına, satış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına…
**7. Hukuk Dairesi 2009/8434 E. , 2010/361 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 129 ada 16 parsel sayılı 570,78 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras hakkına, satış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı hazine, taşınmazın atık su kanalı olarak kullanılan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir. Davacı hazine Milas Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.6.2002 tarih 2001/454-2002/568 E.K. sayılı kesin hükmüne dayanmıştır. Mahkemece hazinenin dayandığı kesin hükme esas alınan dava dosyasındaki dava sebeplerinin ayrı olması nedeniyle kesin hüküm şartlarının oluşmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de mahkemece varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmediği gibi yapılan araştırma ve inceleme de yetersizdir. Mülkiyet hakkına dayalı olarak açılan elatmanın önlenmesi davaları taşınmazın aynına ilişkin davalardandır. Hal böyle olunca kadastro mahkemesinde görülen davalarda mahkemece öncelikle elatmanın önlenmesi davası sonucunda verilmiş bir hüküm varsa bu hükmün dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi, yine kesin hüküm kapsamında kalan ve kadastro mahkemesinde görülen birden fazla taşınmaz ile ilgili birden fazla dava var ise bu dava dosyalarının HUMK’nun 45 ve devam eden maddeleri hükümlerine göre birleştirilmesinin düşünülmesi, taşınmazın kesin hüküm kapsamında kaldığının belirlenmesi halinde uyuşmazlığın kesin hükme değer verilerek çözümlenmesi gerekir. Somut olayda davacı hazine kadastro mahkemesinde görülmekte olan 2009/83, 2006/480, 481 ve 493 esas sayılı dava dosyalarının tümünde Milas Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.6.2002 tarih 2001/454-2002/568 E.K. sayılı elatmanın önlenmesi davası sonucu verilmiş ilama dayanmıştır. Az yukarıda açıklanan hukuksal olgu gözetildiğinde bu davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğer davaların sonucunu etkileyebileceğinin kabulü gerekir. Hal böyle olunca davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığı kabul edilip anılan dava dosyalarının HUMK’un 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü gereğince birleştirilmesi ve birlikte sonuca bağlanması zorunludur. Bu hukuksal olgu davada sağlıklı bir sonuca varmanın temel koşulu olduğu gibi dava ekonomisine de uygundur.