11. Hukuk Dairesi 2009/336 E. , 2010/6088 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.09.2008 tarih ve 2008/665 - 2008/1047 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tü
**11. Hukuk Dairesi 2009/336 E. , 2010/6088 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.09.2008 tarih ve 2008/665 - 2008/1047 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilin davalı ....Şti'nin % 10 hisseye sahip ortağı olduğunu, %90 hisseye sahip ortağı ...’ın 31.03.2006 tarihinde vefat ettiğini, mirasçılarının mirası reddettiğini, Gümrük Kanunu uyarınca gümrük müşavirliği şirketi ortaklarının gümrük müşaviri olmaları gerektiğini, müvekkilinin hissesinin % 5’lik kısmını devir sözleşmesi ile gümrük müşaviri ...'e devrettiğini, devrin geçerli olabilmesi için TTK’nun 520/1 ve 2. maddesindeki şartların yerine getirilmesi gerektiğini, aksi halde şirketin fesih ve tasfiye sürecine gireceğini ileri sürerek, TTK’nun 520/2. maddesinde aranan şartların ve prosedürün yerine getirilebilmesi için hakim müdahalesi ile devir işlemine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, şirket hisselerinin devrine yönelik davaların mutlak ticari dava olduğu, değeri parayla ölçülebilen bir ihtilaf söz konusu olmadığından HUMK’nun 8 maddesindeki müddeahibin değerine göre Sulh Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğunu kabule imkan bulunmadığı, TTK’nun 4. ve 5. maddelerindeki düzenleme kapsamında davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesinin mahkemenin görevsizliği sebebi ile reddine, karar kesinleştiğinde ve süresinde başvurulduğunda dosyanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, iki ortaklı limited şirkette ölen ortağın yerine yeni ortak alınması için TTK’nun 520. maddesinde aranan şartların ve prosedürün yerine getirilebilmesi için hakim müdahalesi ile devir işlemine karar verilmesi istemine ilişkindir. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere, mahkemece TTK’nun 4. ve 5. maddelerindeki düzenleme uyarınca görevsizlik kararı verilerek dosyanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir. Mamelek (malvarlığı) hukukundan doğan davalarda müddeabihin değerinin HUMK’nun 8/I. maddesindeki parasal sınırından az olması halinde sulh mahkemesi, daha fazla olması halinde asliye mahkemesi görevlidir. HUMK’nun 8/II. maddesinde ise müddeabihin değerine bakılmaksızın sulh mahkemesinin görevine giren işler sayılmıştır. Bazı davalar ise özel kanun hükümlerinden dolayı müddeabihin değerine bakılmaksızın asliye hukuk mahkemesinde görülür. Sulh hukuk mahkemelerinin görevi HUMK’nun 8. maddesinde sayılmış olup genel görevli mahkemeler asliye hukuk mahkemeleridir. Sulh hukuk mahkemesinin görevi dışında kalan bütün ticari davalar asliye mahkemesinde görülür. Buna göre, değeri HUMK’nun 8/I’deki parasal sınırı geçen ticari davalar asliye mahkemesinde görülür. Bundan başka, özel kanunların doğrudan doğruya ticaret mahkemesini görevlendirdiği dava ve işler ile değere bakılmaksızın asliye mahkemesini görevlendirdiği ticari davalara asliye mahkemesinde bakılır. Ayrı ticaret mahkemesi bulunan yerlerdeki Ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişki görev değil işbölümü ilişkisidir (Prof. Dr. Baki Kuru, Prof. Dr. Ramazan Arslan, Prof. Dr. Ejder Yılmaz, 19. Baskı, Medeni Usul Hukuk, syf. 198). Somut uyuşmazlık, HUMK’nun 8. maddesinde sayılan ve sulh hukuk mahkemesinin görevine giren davalardan olmayıp, yasada mutlak Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülmesi öngörülen davalardan da değildir. Bu itibarla mahkemece, genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna karar vermek gerekirken yazılı şekilde Asliye Ticaret Mahkemesi’nin görevli olduğuna karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 31.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.