T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1666 KARAR NO : 2026/338 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/06/2022 NUMARASI : 2020/99 Esas 2022/385 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ :10/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ :10/02/2026 Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara ka…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1666 KARAR NO : 2026/338 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/06/2022 NUMARASI : 2020/99 Esas 2022/385 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ :10/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ :10/02/2026 Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında ticari alım satımdan doğan cari hesap ilişkisinin olduğunu, satılan emtiaya karşılık 23.05.2018 tarihli 14.114,10-USD- 25.05.2018 tarihli 6.204,00.-USD - 29.05.2018 tarihli 10.560,90.-USD- 30.05.2018 tarihli 7.529,40.USD - 31.05.2018 tarihli 102.591,60 -USD - 10.09.2018 tarihli 225.204,33.-TL'sı ve 12.09.2018 tarihli 505.513,46.-TL'sı meblağlı faturalar düzenlenerek davalıya teslim edildiğini, davalı tarafça borcun ödenmemesi üzerine ihtarnamenin gönderildiğini ihtarnameye rağmen ödenmeyen alacağın tahsili istemiyle Aliağa İcra Müdürlüğünün 2019/1406 Esas sayılı dosyası ile ilamsız takibe geçildiği, borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, %20 icra inkar tazminatı ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkilinin, davacıdan boya sanayisinde kullanılan, tek bir ürün ve hep aynı ürünü almış olup, davacıyla ilk defa 2018 yılında ve toplamda iki defa toplu bağlantı yaparak çalışma yaptığını, taraflar arasında imzalanan, 09.05.2018 tarihli, Satış Teklifinde “Birim Fiyat”, taraflarca TL’sı değil “USD” olarak belirlendiğini, başka da satış sözleşmesi yapılmadığını, 25.05.2018 tarih, CMK201800000397 no’lu, 29.05.2018, Tarih, CMK201800000410 no’lu, 30.05.2018 tarih, CMK201800000416 no’lu, 31.05.2018 tarih, CMK201800000431 no’lu faturaların, taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak USD olarak düzenlendiğini, sadece son iki fatura olan 10.09.2018 tarih, CMK201800000701 no’lu ve 12.09.2018 tarih, CMK201800000708 no’lu Türk Lirası’sı olarak düzenlenmesinin taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olduğunu, müvekkilinin ilk ödemeyi TL yaparak, dönemin Ekonomi yönetiminin TL sını korumaya yönelik alınan kararları doğrultusunda davranmaya çalıştığını ancak bu durum davacı firma tarafından o dönem kabul edilmeyip, ödemelerin döviz cinsinden yapılması istendiğini ve yapılan ödeme müvekkili aleyhine bir kurdan döviz kuruna dönülerek, kalan ödemelerin döviz yapılması davalı firmaca talep edildiğini, ödemelerin sonucunda ciddi bir kur zararı müvekkili aleyhine meydana geldiğini, davacı firmanın kesmiş olduğu kur farkı faturası ile belgeli olduğunu, cari hesap tablosunda görüleceği üzere, ilk 8 adet döviz ödemesi ile ilgili, 64.117,11 TL kur farkı alacaklarının oluşması üzerine ilgili firma 01.02.2019 tarihli kur farkı faturası kestiğini, kalan üç ödemede ise, davacı firmanın 29.952,91 TL tutarda kur farkı alacağı oluştuğunu, ancak, ilgili firma mutabakat vermediği için fatura tanzim edilemediğini, taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak USD üzerinden yapılan ilk dört fatura ödemesine hiçbir itirazları olmadığı halde, aynı siparişe ilişkin 124.876,66 –TL’sı kur farkı talebi sözleşmeye aykırı olan bağdaşmayan, Türk Ticari hayatında yaratılmak istenen mali krizden aşırı yararlanma amacı güden haksız bir talep olduğu savunarak, davanın ve taleplerinin reddine, Aliağa İcra Müdürlüğü'nün 2019/1406 E sayılı icra dosyası takip tutarının % 20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "... Dava, İİK.nun 67.maddesi uyarınca açılmış icra takibine vaki itirazın iptali istemine yöneliktir. Davacı vekili delil olarak, Aliağa İcra Müdürlüğü’nün 2019/1406 E. sayılı icra dosyası, cari hesaptan kaynaklanan hesap ekstresi, faturalar, müvekkil şirkete ait ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi ve sair deliller, ihtarname, e-mail yazışmaları v.s. Belgeler, 06.12.2019 tarihli arabuluculuk son tutanağına dayanmıştır. Davalı vekili karşı delil olarak, Aliağa İcra Müdürlüğünün 2019/1406 E sayılı dosyası, taraflar arasındaki karşılıklı ihtarnameler, taraflar arasındaki 09.05.2018 tarihli sözleşme, tarafların cari hesap dökümleri ile defter ve muhasebe kayıtları, taraflar arasında mevcut e mailler, bilirkişi incelemesine dayanmıştır. Taraflar arasında davaya konu olan ticari ilişkinin gerçekleştiği konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, yazılı sözleşme ilişkisinin bulunup bulunmadığı, davacı tarafın fatura alacağının bulunup bulunmadığı, davalı tarafın icra takibine yapmış olduğu itirazın yerinde olup olmadığı yönünde uyuşmazlık bulunduğu tespit edildi. Aliağa İcra Müdürlüğününün 2019/1406 esas sayılı takip dosyasının uyap üzerinden mahkememize gönderildiğini icra takip dosyası ile; 124.876,66-TL cari hesap bakiye alacağı, 1.334,28-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 126.210,94-TL alacağın, asıl alacağa %19,50 oranda işleyecek faizi ile birlikte tahsili istemi ile, davacı-alacaklı tarafından davalı-borçlu aleyhine 28.03.2019 tarihinde girişilen ilamsız icra takibinde, ödeme emri davalı-borçluya12.04.2019tarihindetebliğ edilmiş, davalının takip konusu alacağa 18.04.2019 tarihli itirazı üzerine duran takip hakkında, davacı tarafından 1 yıllık yasal süre içinde dava açılmıştır. Mahkememizin 26/01/2021 tarihli duruşmasında davacı şirketin ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması için dosyanın SMMM bilirkişine verilmesine karar verilmiş, bilirkişi ....tarafından düzenlenen 01/04/2021 tarihli raporda ; yapılan incelemeler neticesinde sonuç olarak, davacının davalıdan alacağının 124.874,66 TL olduğunun görüldüğü, icra tarihi olan 28.03.2019 tarihinden dava tarihine kadarki temerrüt faizinin 19.681,44 TL olarak hesap edildiği bildirilmiştir. Mahkememizin 14/04/2021 tarihli ara kararı ile davalının ticari defterlerinin incelenmesi için dosyanın SMMM uzmanı bilirkişiye verilmesine karar verilmiş, bilirkişi .... tarafından düzenlenen 11/05/2021 tarihli raporda ; dava dosyasında davacı yandan 124.876,66.-TL Cari Hesap Bakiye Alacağı + 1.334,28.-TL İşlemiş Faiz = 126.210,94.-TL Toplam alacağın tahsili tarihine kadar %19,50 oranında faizi, masraf ve vekalet ücreti ile birlikte tahsili istemi ile, dava konusu edildiğinin görüldüğü, ilgili mevzuat gereği; Davalı şirketin 2018-2019 yılları inceleme dönemlerinde E-DEFTER tuttuğu, 05-09-10-11-12/2018 ile 01-02-12/2019 inceleme dönemlerine ait tutulan Yevmiye Defteri ve Defter-i Kebirin E-Defter Beratları tarafımdan incelenmiş olup, oluşturma tarihlerinin yasal süresi içinde yapıldığı; Davalı resmi defter kayıtlarında; takip tarihi itibariyle Davacının davalıdan -29.952,76.-TL Alacaklı olduğunun görüldüğü, her ne kadar Davacı resmi defter kayıtlarının incelenerek düzenlenen Bilirkişi raporunun sonuç bölümünde "Davacının davalıdan alacağının 124.874,66TL olduğu görülmüş," denilmişse de; 124.936,68.-TL davacı defterlerinde davalının davacıya toplam borcu olduğunun, dosya içeriğindeki Davacı taraf defterlerinin incelendiği Bilirkişi Raporunun ekindeki Davalı Muavin kayıtlarından anlaşıldığı, 94.983,92.-TL taraf defterleri arasındaki toplam bakiye fark Olduğu Tespit edilmekle; Bakiye fark sebebinin; 94.564,16.-TL [Davacı Deft. Kaydedilen, Kur Farkı Gelir Gider (Bakiye), Davalı deft.yok,] + 419,62.-TL [Davalının davacıya yaptığı USD ödemelerinin kayıt farkı] + 0,14.-TL [Davacının davalıya düzenlediği faturalarının kayıt farkı] = 94.983,92.-TL [taraf defterleri arasındaki toplam bakiye farkı] tespit edildiği, davacı defterlerinden 94.564,16.-TL Kur farkları bakiyesi mahkemece kabul edilmez ise; davacı Deft.de Davalının Davacıya 30.372,52.-TL Borcu kalacağı, hesap edildiği, mahkeme aksi kanaatte ise Davacı defterlerindeki kur farkı kayıtlarının tamamı kabul edilir ise; davacı deft.de davalının davacıya 124.936,68.-TL borçlu olacağının görüldüğü, kabul edilip edilmemesinin takdirinin mahkemeye ait olduğu, davalı defterlerine 419,62.-TL Davalı USD ödemeleri kayıt farkı ile davacının düzenlediği faturaların kayıt farkı da davalı deft.ne ilave edildiğinde ise; 29.952,76.-TL [davalı def.de, davacının davalıdan alacağı] + 419,62.-TL [Davalının yaptığı USD ödemelerinin kayıt farkı (518.408,86 -517.989,24=)] + 0,14.-TL [Davacının davalıya düzenlediği faturalarının kayıt farkı] = 30.372,52.-TL [davalı def.de, davacının davalıdan kalan alacağı] olacağının hesap edildiği bildirilmiştir. Mahkememizin 01/06/2021 tarihli ara kararı ile 11.05.2021 tarihli raporu hazırlayan bilirkişiden davacının itirazları doğrultusunda ek rapor alınmasına karar verildiği, bilirkişi tarafından sunulan 17/10/2021 tarihli ek raporda; 11.05.2021 tarihli Bilirkişi kök raporunun 6.ve 7.sayfalarında, taraf defter kayıtları arasında 94.983,92.-TL tutarında Bakiye farkı olduğunun tespit edildiği, bakiye farkı sebebinin madde madde detaylandırıldığı, 8.sayfasında ise Kur Farkına İlişkin Açıklamalar yapıldığı, takdir mahkemeye ait olduğundan tarafınca Alternatifli hesaplamalar yapıldığının, Neticeten; kök raporda bir değişikliğin söz konusu olmadığını, kök raporla aynı görüş ve kanaatte olunduğu bildirilmiştir. Mahkememizin 16/11/2021 tarihli duruşmasında ; dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş ile, 09.05.2018 tarihli satış teklifinin 12.maddesi nazara alınmak suretiyle ve ayrıca davacı tarafından keşide edilen Kartal 11.Noterliğinin 01.03.2019 tarihli ihtarnamesinin 08.03.2019 tarihinde tebliği ile tanınan 7 günlük süre nazara alınmak suretiyle ödeme ve işlemiş faiz yönünden hesaplama yapılması ve ayrıca davacı ve davalı tarafından beyan ve itirazları irdelenmek suretiyle 2. Ek raporun istenilmesine karar verilmiş, bilirkişi 24/02/2022 tarihli 2.ek raporunda ; 09.05.2018 tarihli satış teklifinin 12.maddesinde aynen; "12. Yukarıda belirtilen fiyatın döviz cinsinden olması halinde, fatura tarihindeki TCMB döviz satış kuru uygulanacaktır." hükmünün olduğunun görüldüğü, her ne kadar 09.05.2018 tarihli satış teklifinin 12.maddesinde; Yukarıda belirtilen fiyatın döviz cinsinden olması halinde, fatura tarihindeki TCMB döviz satış kuru uygulanacaktır. Hükmünün olduğu görülmüşse de; davacı tarafından davalıya düzenlenen satış faturalarının karşılığı USD döviz cinsi üzerinden davalı banka hesabından ödendiğini, davacının davalıya düzenlediği 01.02.2019 tarihli 64.117,11.-TL tutarlı kur farkı faturası aynen kabul edildiğini ve davalı defterlerinde davacı alacağına kaydedildiğinin tespit edildiğini, bunun dışında davacı tarafından kur farkı faturası düzenlenmediğini ancak kur farkına ilişkin kur farkı geliri ve kur farkı giderleri davacı defterlerinde davalı hesabına kaydedildiğini, ancak bu davacı defterlerine kaydedilen kur farkına ilişkin kayıtların hiçbirisinin davalı defterlerine hiç kaydedilmediğini, 124.936,68.-TL davacı def.de, davalının davacıya toplam borcu olduğunun, dosya içeriğindeki Davacı taraf defterlerinin incelendiği Bilirkişi Raporunun ekindeki Davalı Muavin kayıtlarından anlaşıldığını, 94.983,92.-TL tutarında taraf defterleri arasındaki toplam bakiye farkı Tespit edildiğini, davacı defterlerinden 94.564,16.-TL Kur farkları bakiyesi mahkemece kabul edilmez ise; Davacı Deft.de Davalının Davacıya 30.372,52.-TL Borcu kalacağı, Şayet mahkeme aksi kanaatte ise Davacı defterlerindeki kur farkı kayıtlarının tamamı kabul edilir ise; Davacı Deft.de Davalının Davacıya 124.936,68.-TL Borçlu olacağının görüldüğü, kabul edilip edilmemesinin takdirinin mahkemeye ait olduğu, yani taraflar arasındaki 94.983,92.-TL tutarındaki bakiye farkının; 94.564,16.-TL'lık kısmının; Davacı Deft. Kaydedilen, Kur Farkı Gelir Gider (Bakiye), farkından kaynaklandığı; kur farkı kayıtları için sadece Davacının davalıya düzenlediği 01.02.2019 tarihli 64.117,11.-TL tutarlı kur farkı faturasının her iki taraf defterlerine de kaydedildiği; bunun dışında Davacı Deft. Kaydedilen Kur Farkı Gelir Gider kayıtları için fatura düzenlenilmediğinin görüldüğü, ihtarnamenin tebliğ edildiği 08.03.2019 tarihine + 7 gün ilave edildiğinde 16.03.2019 faiz başlangıç tarihi ile 29.03.2019 takip tarihine kadar, Takdir Mahkemeye ait olduğundan, alternatifli hesaplamalar yapıldığı, davacı defterlerinden 94.564,16.-TL Kur farkları bakiyesi mahkeme tarafından kabul edilmez ise; Davacı Deft.de Davalının Davacıya 30.372,52.-TL Borcu kalacağının hesap edildiği, taraflar arasında 09.05.2018 tarihinde düzenlenerek imza altına alınan Satış Teklifindeki "Vadesi geçen TRL ödemeli satışlar için %3, USD yada EURO ödemeli satışlar için %1 akdi vade farkı uygulanacaktır." hükmüne göre; 30.372,52.-TL tutarındaki Asıl Alacak için, (faiz oranı yıllık %1 kabulü halinde) 10,82.-TL tutarında faiz hesap edilmiş olup; yapılan faiz hesabı ; FAİZ BAŞL.T. FAİZ BİTİM T. GÜN ANA PARA FAİZ ORANI FAİZ TUTARI 16.03.2019 29.03.2019 13 30.372,52 1 10,82 30.372,52.-TL tutarındaki Asıl Alacak için, (faiz oranı aylık %1 * 12 ay= 1yıllık %12 kabulü halinde) 129,81.-TL tutarında faiz hesap edilmiş olup; tarafımdan yapılan faiz hesabı; FAİZ BAŞL.T. FAİZ BİTİM T. GÜN ANA PARA FAİZ ORANI FAİZ TUTARI 16.03.2019 29.03.2019 13 30.372,52 12 129,81 Şayet mahkeme aksi kanaatte ise ; davacı defterlerindeki kur farkı kayıtlarının tamamı kabul edilir ise; Davacı Deft.de Davalının Davacıya 124.936,68.-TL Borçlu olacağı görülmüşse de takipte 124.876,66.-TL talep edildiğinden, talebe bağlı kalınarak talep edilen 124.876,66.-TL Asıl Alacak için; (faiz oranı yıllık %1 kabulü halinde) 44,48.-TL tutarında faiz hesap edilmiş olup; yapılan faiz hesabı; FAİZ BAŞL.T. FAİZ BİTİM T. GÜN ANA PARA FAİZ ORANI FAİZ TUTARI 16.03.2019 29.03.2019 13 124.876,66 1 44,48 Talebe bağlı kalınarak talep edilen 124.876,66.-TL Asıl Alacak için; (faiz oranı aylık %1 * 12 ay= 1yıllık %12 kabulü halinde) 533,72.-TL tutarında faiz hesap edilmiş olup; yapılan faiz hesabı; FAİZ BAŞL.T. FAİZ BİTİM T. GÜN ANA PARA FAİZ ORANI FAİZ TUTARI 16.03.2019 29.03.2019 13 124.876,66 12 533,72 Neticeten; 09.05.2018 tarihli satış teklifinin 12.maddesi nazara alınmak suretiyle ve ayrıca davacı tarafından keşide edilen Kartal 11.Noterliğinin 01.03.2019 tarihli ihtarnamesinin 08.03.2019 tarihinde tebliği ile tanınan 7 günlük süre nazara alınmak suretiyle ödeme ve işlemiş faiz yönünden yapılan alternatifli hesaplamalar ile taraf vekillerinin beyan ve itirazlarının yukarıda detaylandırıldığı takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamı ve özellikle bilirkişi raporlarının değerlendirilmesi sonucunda , SMMM bilirkişi .... tarafından düzenlenen 01.04.2021 tarihli bilirkişi raporu, davacının cari hesap tablosuna göre davacı defterlerinde 124.936,68 TL davalının davacıya borcunun bulunduğu ,davalı defterlerinde ise 29.952,76TL davacının davalıdan alacağı olduğu ,aradaki toplam bakiye farktan 94.983,92 TL farktan, 94.564,16 TL tutarlık kısmının davacı defterlerinde davalı hesabına 31/05/2018 31/12/2019 arasında kaydedilen ancak alacak defterlerinde hiç kaydedilmeyen kur değerlemeleri kur farkı geliri ve kur farkı gideri kayıtlarından kaynaklandığı, davacı şirket defterlerinde her ayın son günü yaptığı kayıtla, davalının hesabına kur farkı geliri olarak 342.352,06.-TL toplam tutarında davalıyı borçlandırdığı; davalının hesabına kur farkı gideri olarak 247.787,90.-TL toplam tutarında davalıyı alacaklandırdığı; yaptığı bu kayıtlar neticesinde (342.352,06-247.787,90 =) 94.564,16.-TL Toplam tutarında borçlandırıldığı oysa Davacı tarafından davalı adına sadece 1 adet 64.117,11.-TL toplam tutarında kur farkı faturası düzenlediği, düzenlenen kur farkı faturasının da taraflarca kabul edilerek resmi defterlerine kaydedildiği; bunların dışında davacı defterlerinde kaydedilen kur farkı gelir gider kayıtları için kur farkı faturası düzenlemediği, 94.564,16.-TL tutarındaki kur farkından kaynaklanan kur farkı faturasının usul gereği kabul edilmesinin mümkün olmadığı ,davacı defterlerinde kur farkı gelir gider kayıtları için fatura düzenlenmediği buna göre davalının davacıya 30.372,52 Tl lik borcu kalacağı ,taraflar arasında 09.05.2018 tarihinde düzenlenerek imza altına alınan Satış Teklifindeki "Vadesi geçen TRL ödemeli satışlar için %3, USD yada EURO ödemeli satışlar için %1 akdi vade farkı uygulanacaktır." hükmüne göre 30.372,52.-TL tutarındaki asıl alacak için, (faiz oranı yıllık %1) 10,82.-TL tutarında işlemiş faiz hesap edilmiş, alacak likit olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiş yine davacının fazladan talep ettiği 94.564 ,15 TL kur farkı faturasından kaynaklanan alacak üzerinden davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' gerekçesi ile; HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın kısmen kabulü ile davalının aliağa icra müdürlüğünün 2019/1406 E sayılı takip dosyasında itirazının 30.372,50 TL asıl alacak ve 10,82 Tl işlemiş faiz yönünden iptaline, takibin 30.372,50 TL asıl alacak üzerinden avans faizi işletilerek devamına Fazlaya ilişkin 94.564,16 TL lik talebin reddine 30.752,50 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 94.565,16 TL üzerinden %20 kötüniyet tazminatıın davacıdan alınarak davalıya verilmesine," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin, davacı defterlerindeki kur farkı kayıtlarını kabul etmeyerek eksik ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurduğunu, Öğretide ve Yargıtay uygulamasında kur farkının talep edilebilmesinin üç şarta bağlandığını, bunların ; yabancı para birimi üzerinden ticari ilişkinin varlığının ispatı, faturaların döviz cinsinden düzenlenmesi ve kararlaştırılan vadede ödemenin yapılmaması olduğunu, taraflar arasında imzalanan 09.05.2018 tarihli Satış Teklifinde ödeme süresinin 120 gün olarak kararlaştırıldığını, satış sözleşmesi gereği davalıya satılan 200 ton emtianın USD olarak faturalandırıldığını, davalıya düzenlenen satış faturalarında malların USD karşılığı satıldığı ve aynı faturalarda TL karşılığının da gösterildiğinin görüldüğünü, fatura tarihleri dikkate alındığında davacı müvekkilin 120 gün sonra kurun ne olacağını kestirebilmesinin mümkün olmadığını, davalının ise iş bu faturaları kabul ederek itirazda bulunmadığını, davalı tarafça faturaların 4 aylık (120 gün) vadesinden sonra ; 11.02.2019 tarihinde 215.407,68.-TL'sı, 15.02.20219 tarihinde 129.283,53.-TL'sı, 26.02.2019 tarihinde 212.616,00.-TL'sı ödeme yapıldığını, davalının döviz cinsinden borcunu kararlaştırılan günde ödemediği için fiili ödeme günündeki kur ile sözleşme uyarınca ödenmesi gereken tarihteki kur arasındaki kur farkını ödemesi gerektiğini, davacı şirketin her ay kar zarar durumunu raporlayıp durumunu görmek amacı ile Kur Farkı tutarlarını aylık olarak kayıtladığını, düzenlenen kur farkı faturasının hangi fatura ile ilgili olduğu ve ilgili faturanın da kısmi ödemesine isabet ettiği 29.05.2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi dilekçesindeki hesaplama tablosunda yeşil boyalı kısımlarda gözüktüğünü, bu hesaplama davalı firma çalışanlarından ... ile paylaşılmış ve paylaşım sonrası onay alınarak fatura düzenlendiğini, davalı vekilinin 15.06.2020 tarihli cevap dilekçesinde davacının kur farkı oluşması üzerine 01.02.2019 tarihinde 64.117.11 TL davalı müvekkiline fatura kestiğini, davacı adına oluşan 29.952,91 TL lik kur farkınının ise taraflar arasında mutabakat olmadığından fatura edilmediği ifade etmesiyle davacı müvekkilinin kur farkı alacağı oluştuğunun kabul ettiği gerçeğinin ortada olduğunu, taraflar arasındaki dosyada mübrez e-mail yazışmaları da davalı şirketin kur farkını kabul ettiğini, dosyadaki bilgi ve belgelerden SMMM bilirkişi .... tarafından düzenlenen 01.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacının cari hesap tablosuna göre davacı defterlerinde 124.936,68 TL davalının davacıya borcunun bulunduğu , davalı defter kayıtları üzerinde inceleme yapan Bilirkişi ....'un ise kök raporunda ve ek raporunda davalı defterlerinde ise 29.952,76TL davacının davalıdan alacağı olduğu ,aradaki toplam bakiye farktan 94.564,16 TL tutarlık kısmının davacı defterlerinde davalı hesabına 31/05/2018 -31/12/2019 arasında kaydedilen ancak alacak defterlerinde hiç kaydedilmeyen kur değerlemeleri kur farkı geliri ve kur farkı gideri kayıtlarından kaynaklandığı görüşünde bulunulduğunu, İş bu raporlar arasında açık bir şekilde çelişki bulunmasına rağmen yerel mahkemece raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ve nedeni de izah edilmeden 11.05 2021 tarihi kök ve 17.10.2021 tarihli ek rapora itibar edilerek eksik incelemeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı usul ve yasaya aykırı bir karar verildiğini, mahkemece, reddedilen 94.564,15 TL kur farkı faturasından kaynaklanan alacak üzerinden davalı lehine haksız ve hukuka aykırı olarak kötüniyet tazminatına hükmettiğini, yerel mahkemenin faiz yönünden verdiği kararında usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 07.06.2022 tarihli kararının kısmen reddolunan kısmının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması ile davanın tamamen kabulüne ve davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, davalı şirketin lehine kısmen reddedilen kısım üzerinden hükmedilen kötüniyet tazminatının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki 09.05.2018 tarihli Satış Teklifi başlıklı sözleşmenin hiçbir yerinde, temerrüde düşülüp de ödenmeyen borç için, kur farkı uygulanacağına ilişkin hüküm bulunmadığını, sözleşmede, kesin ödeme tarihinin de olmadığını, 09.05.2018 tarihli Satış Teklifinde ödeme süresi 120 GÜN olarak kararlaştırıldığını, İşbu satış sözleşmesi gereği davalıya satılan 200 ton emtia USD olarak faturalandırıldığını, davalıya düzenlenen satış faturalarında malların USD karşılığı satıldığı ve aynı faturalar sözleşede belirtildiği gibi TL karşılığı olarak ödendiğini, yine sözleşmenin 12. maddesinde yabancı paranın, fatura tarihindeki TCMB döviz satış kuru üzerinden TL. ye çevrileceği hükmün yer aldığını, tüm ödemelerin taraflar arasındaki bu sözleşmeye uygun olarak yapıldığını, bu nedenle bu sözleşmeye dayanılarak kur farkı faturası talep edilemeyeceğini, davacı dava dilekçesinde alacak sebebi olarak "satılan emtiaya karşılık ;..... meblağlı faturalar düzenlenerek davalıya teslim edilmiştir." demekle dava konusu alacağın satılan emtia olduğunu belirtildiğini, davanın usule de aykırı olduğu dava dayanağı faturaların kur farkı faturası olarak değil, satılan emtia karşılığı alacak talebi olarak açıldığını, bu talebin bilirkişi raporlarıyla çeliştiği göz önüne alınarak tek başına faturayı alan tarafın faturanın içeriğini hukuken kabul etmiş sayılacağını göstermediğini, içeriğin ne olduğu ve sözleşmeye dayanıp dayanmadığının belirlenmesinin önem taşıdığını, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması faturanın olağan içeriği ile sınırlı olduğunu, dava konusu faturalar, taraflar arasındaki sözleşmeye uygun bir mal tesliminden değil sözleşmeye aykırı olarak düzenlenen kur farkından kaynaklanan faturalar olduğu, bu davanın konusu talep edilen alacak emtia alacağı olduğu halde hukuk usulüne aykırı bir şekilde taleple bağlı olma ilkesine aykırı olarak davanın kısmen kabulü hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 1. maddesinin devamında, “faturanın yabancı cinsi paralardan USD ile düzenlenmesi halinde gecikmeye USD. için %3, EURO için %1 faiz uygulanacaktır.” faiz oranlarında aylık yazmadığı için, yıllık olarak uygulanması gerektiğini, Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 01.04.2021 tarihli bilirkişi raporu, taraf defter ve belgeleri incelenmeksizin sadece davacının cari hesap tablosuna göre hazırlanmış tek sayfalık eksik incelemeye dayanan bir rapor olduğunu, taraflar arasında sözleşme var ve sözleşmede, kur farkı talep edileceği konusunda hüküm yoksa, taraflar arasındaki alışveriş yabancı para ile yapılmış ve sözleşmeye göre ödeme gecikmiş olsa dahi kur farkı talep edilemeyeceğini, mahkemece tarafları için haksız olarak "30.752,50 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatına hükmettiğini, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 07.06.2022 tarihli kararı ile Müvekkil aleyhine hükmedilen 30.372,50 TL nin ve %20 icra inkar tazminatının, bu borç taraflar arasındaki cari alışverişe dayanan herhangi bir emtia karşılığı olmadığı, sadece sözleşmeye aykırı olarak davacı tarafından keyfi olarak kesilmiş kur farkı faturasından kaynaklanmış olduğu için istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 07.06.2022 tarihli kararının müvekkil aleyhine olan davacının tüm taleplerinin reddine ve iş bu icra takibini kötüniyetle başlatmış olan davacının talebinin tamamı üzerinden %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, davalı müvekkili aleyhine kısmen kabul edilen kısım üzerinden hükmedilen icra inkar tazminatının kaldırılmasına, taraflar arasındaki sözleşmenin 1. maddesinin devamında, “faturanın yabancı cinsi paralardan USD ile düzenlenmesi halinde gecikmeye USD. için %3, EURO için %1 faiz uygulanacağını” faiz oranlarında aylık yazmadığı için, yıllık olarak uygulanması gerektiğini, mahkemece "İcra takibin 30.372,50 TL asıl alacak üzerinden avans faizi işletilerek devamına " şeklinde karar verilmesinin yasaya aykırı olduğunu, haksız hükmedilen avans faizinin kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Davacı tarafça davalı aleyhine cari hesaptan kaynaklı yapılmıştır. Davalı taraf ödeme emrine iki tane itiraz dilekçesi sunmuş, ilk sunduğu itiraz dilekçesinde borcun 29.952,91 TL lik bölümü haricindeki kısmına itiraz ettiklerini belirtmiş iken ikinci itiraz dilekçesinde sehven borçluymuş gibi beyan ettikleri borcun 29.952,91 TL lik kısmına da süresi içerisinde itirazlarını bildirdiklerini belirtmiştir yani önce 29.950,91 TL lik kısmı kabul ederken itiraz süresi sona ermeden sunduğu dilekçede bu kısmı da kabul etmediklerini belirtmiştir . Dosyaya sunulan taraflar arasında düzenlenen satış teklifinde düzenlenme tarihinin 09.05.2018 teslim tarihinin 31.05.2018 ödemenin 120 gün olduğu ürün cinsinin acetone, miktarın 200 ton birim fiyatın 705 USD + kdv 141.000 USD olduğu vadesi geçen trl ödemeli satışlar için %3 usd ya da euro ödemeli satışlar için %1 akdi vade farkı uygulanacağının düzenlendiği, 12. maddesinde yukarıda belirtilen fiyatın döviz cinsinden olması halinde fatura tarihindeki TCMB döviz satış kuru uygulanacaktır şeklinde düzenleme bulunduğu anlaşılmaktadır . Mahkemece taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış davacı defterlerini inceleyen 01/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; yapılan incelemeler neticesinde sonuç olarak, davacının davalıdan alacağının 124.874,66 TL olduğunun görüldüğü, icra tarihi olan 28.03.2019 tarihinden dava tarihine kadarki temerrüt faizinin 19.681,44 TL olarak hesap edildiğini belirtmiştir. Davalının ticari defterlerinin incelenmesi için alınan 11/05/2021 tarihli raporda ; dava dosyasında davacı yandan 124.876,66.-TL Cari Hesap Bakiye Alacağı + 1.334,28.-TL İşlemiş Faiz = 126.210,94.-TL Toplam alacağın tahsili tarihine kadar %19,50 oranında faizi, masraf ve vekalet ücreti ile birlikte tahsili istemi ile, dava konusu edildiğinin görüldüğü, ilgili mevzuat gereği; Davalı şirketin 2018-2019 yılları inceleme dönemlerinde E-DEFTER tuttuğu, 05-09-10-11-12/2018 ile 01-02-12/2019 inceleme dönemlerine ait tutulan Yevmiye Defteri ve Defter-i Kebirin E-Defter Beratları tarafımdan incelenmiş olup, oluşturma tarihlerinin yasal süresi içinde yapıldığı; Davalı resmi defter kayıtlarında; takip tarihi itibariyle Davacının davalıdan -29.952,76.-TL Alacaklı olduğunun görüldüğü, her ne kadar Davacı resmi defter kayıtlarının incelenerek düzenlenen Bilirkişi raporunun sonuç bölümünde "Davacının davalıdan alacağının 124.874,66TL olduğu görülmüş," denilmişse de; 124.936,68.-TL davacı defterlerinde davalının davacıya toplam borcu olduğunun, dosya içeriğindeki Davacı taraf defterlerinin incelendiği Bilirkişi Raporunun ekindeki Davalı Muavin kayıtlarından anlaşıldığı, 94.983,92.-TL taraf defterleri arasındaki toplam bakiye fark Olduğu Tespit edilmekle; Bakiye fark sebebinin; 94.564,16.-TL [Davacı Deft. Kaydedilen, Kur Farkı Gelir Gider (Bakiye), Davalı deft.yok,] + 419,62.-TL [Davalının davacıya yaptığı USD ödemelerinin kayıt farkı] + 0,14.-TL [Davacının davalıya düzenlediği faturalarının kayıt farkı] = 94.983,92.-TL [taraf defterleri arasındaki toplam bakiye farkı] tespit edildiği, davacı defterlerinden 94.564,16.-TL Kur farkları bakiyesi mahkemece kabul edilmez ise; davacı Deft.de Davalının Davacıya 30.372,52.-TL Borcu kalacağı, hesap edildiği, mahkeme aksi kanaatte ise Davacı defterlerindeki kur farkı kayıtlarının tamamı kabul edilir ise; davacı deft.de davalının davacıya 124.936,68.-TL borçlu olacağının görüldüğü, kabul edilip edilmemesinin takdirinin mahkemeye ait olduğu, davalı defterlerine 419,62.-TL Davalı USD ödemeleri kayıt farkı ile davacının düzenlediği faturaların kayıt farkı da davalı deft.ne ilave edildiğinde ise; 29.952,76.-TL [davalı def.de, davacının davalıdan alacağı] + 419,62.-TL [Davalının yaptığı USD ödemelerinin kayıt farkı (518.408,86 -517.989,24=)] + 0,14.-TL [Davacının davalıya düzenlediği faturalarının kayıt farkı] = 30.372,52.-TL [davalı def.de, davacının davalıdan kalan alacağı] olacağının hesap edildiği belirtilmiştir. Aynı bilirkişiden davacının itirazları doğrultusunda ek rapor alınmış, bilirkişi tarafından sunulan 17/10/2021 tarihli ek raporda; 11.05.2021 tarihli Bilirkişi kök raporunun 6.ve 7.sayfalarında, taraf defter kayıtları arasında 94.983,92.-TL tutarında Bakiye farkı olduğunun tespit edildiği, bakiye farkı sebebinin madde madde detaylandırıldığı, 8.sayfasında ise Kur Farkına İlişkin Açıklamalar yapıldığı, takdir mahkemeye ait olduğundan tarafınca Alternatifli hesaplamalar yapıldığının, Neticeten; kök raporda bir değişikliğin söz konusu olmadığını, kök raporla aynı görüş ve kanaatte olunduğu bildirilmiştir. Mahkemece işlemiş faiz yönünden hesaplama yapılması ve ayrıca davacı ve davalı tarafından beyan ve itirazları irdelenmek suretiyle aynı bilirkişiden 2. Ek rapor alınmış, bilirkişi 24/02/2022 tarihli 2.ek raporunda ; Kök raporda belirtti aynı hususları tekrar ederek seçenekli olarak faiz hesabı yapmıştır . Tüm dosya kapsamına göre davacı tarafından düzenlenen satış faturalarının tamamının davalı defterinde kayıtlı olduğu davalı defterine göre davalının davacıya 29.952,76 TL borçlu olduğunun görüldüğü davacı defterlerine göre ise davalının davacıya 124.936,68 tl borçlu olduğunu görüldüğü anlaşılmaktadır. Taraf defterleri arasındaki toplam 94.983,92 TL bakiye farkın sebebinin davacı defterine kaydedilen kur farkı gelir gider olarak belirtilen 94.564,16 TL ye ilişkin kayıt olduğu 419,62 TL davalının davacıya yaptığı usd ödemelerinin kayıt farkı 0,14 TL davacının düzenlediği faturaların kayıt farkı olduğu, davacının 94.564,16 TL ye ilişkin herhangi bir fatura düzenlememiş olduğu eğer bu kur farkları bakiyesi kabul edilmez ise davacı defterlerinde davalının davacıya 30.372,52 TL borcu kalacağının bilirkişi tarafından hesap edildiği eğer bu kur farkı kayıtları kabul edilirse davalının davacıya 124.936,68 TL borcu olacağı bilirkişi raporunda belirtilmiştir. “…alım satım ilişkisinin yabancı para birimi üzerinden kurulduğu durumlarda da faturaların TL üzerinden düzenlenmesi Vergi Usul Kanunu gereğidir. Sipariş mektubunda alım satımın döviz üzerinden yazılı bulunduğu gözetildiğinde TL cinsinden düzenlenen faturaların belirlenen ödeme gününden sonraki bir günde ödenmesi halinde fiili ödeme günündeki kur ile sözleşme uyarınca ödenmesi gereken tarihteki kur arasındaki kur farkının istenebileceği ilkeleri gözetilerek somut olay bakımından tarafların defter ve kayıtları üzerinde alanında uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp deliller hep birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir...” (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 08.04.2015 tarih ve 2014/18157 Esas 2015/4973 Karar sayılı ilamı) “...Kur farkı alacağının talep edilebilmesi için taraflar arasında akdedilen sözleşmede hüküm bulunması ya da faturaya konu malların döviz karşılığı satımının yapılmış olması gerekir. Kur farkında vade farkı istemleri gibi teamülün olup olmadığı önemli değildir. Taraflar arasında kur farkı alacağını öngören sözleşme bulunmamakla birlikte dosyada bulunan satış faturalarının incelenmesinde malların döviz karşılığı satıldığı ve TL karşılığının da gösterildiği görülmektedir. Bu durumda davalı kur farkı alacağından dolayı sorumlu olacağından, davacının kur farkı alacağının ödeme tarihindeki kurun dikkate alınarak hesaplanması suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir...” (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 11.09.2018 tarih ve 2017/3549 Esas 2018/4033 Karar sayılı ilamı) "...Dava kur farkı alacağından kaynaklanmaktadır. Kur farkına esas olan faturalar incelendiğinde, satılan malların döviz karşılığının gösterildiği ve bu nedenle ödeme tarihlerine göre kur farkı istenebileceği anlaşılmaktadır. Ancak malın geri iadesi suretiyle yapılan ödemeler ile çek keşide edilmek suretiyle yapılan ödemelerde kur farkı istenemez. Bono ile yapılan ödemelerde ödeme tarihi, havale ve elden yapılan ödemelerde ise makbuz ve havale tarihi itibariyle kur farkı doğuyorsa bu fark istenebilir. Bu durumda mahkemece bu ilkeye göre yaptırılacak bir hesaba göre karar verilmesi gerekirken tüm ödemeler yönünden kur farkı doğacağına dair bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir..." (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 05.12.2019 tarih ve 2018/965 Esas 2019/5447 Karar sayılı ilamı) Tüm bu bilgiler ışığında; somut olayda taraflar arasındaki sözleşmeye göre düzenlenen faturaların çoğunun döviz cinsinden düzenlendiği, TL karşılığının gösterildiği, davacının defterinde kayıtlı olan kur farkı gelir gider toplam 94.564,16 TL bedelinin hangi faturalara istinaden yazıldığı, düzenlenen faturalar ve ödeme tarihlerine göre yerinde olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Kabule göre de; davacının takipte kötü niyetli olduğuna ilişkin dosyada delil bulunmamasına rağmen davacı aleyhine reddedilen kısımla ilgili kötü niyet tazminatına da hükmolunması doğru olmamıştır. Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/06/2022 tarih, 2020/99 Esas ve 2022/385 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5- İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 80,70 TL istinaf karar harcının istek halinde İADESİNE, 6- İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 7- İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 2.074,74 TL istinaf karar harcının istek halinde İADESİNE, 8- İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 9- İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, 10-İİK 36.md gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi uyarınca yatırılan teminatın yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 10/02/2026