7. Hukuk Dairesi 2007/3995 E., 2008/550 K. 7. Hukuk Dairesi 2007/3995 E., 2008/550 K. - BİLİRKİŞİ BEYANLARINDA AYKIRILIK - KADASTRO TESPİTİ - VAKIF TAŞINMAZ- 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 14 ] - 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 18 ] - 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 20 ] "" Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki …
7. Hukuk Dairesi 2007/3995 E., 2008/550 K. **7. Hukuk Dairesi 2007/3995 E., 2008/550 K.** **- BİLİRKİŞİ BEYANLARINDA AYKIRILIK - KADASTRO TESPİTİ - VAKIF TAŞINMAZ**- 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 14 ] - 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 18 ] - 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 20 ] **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 154 ada 62 parsel sayılı taşınmaz tutanağında belirtilen hukuksal nedenlere dayanılarak davalı Vakıflar İdaresi adına tesbit edilmiştir. Davacı taraf kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve satın almaya dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın davacı taraf adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Vakıflar İdaresi tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece dava ve temyize konu 154 ada 62 parsel sayılı taşınmaz üzerinde, tesbit gününde adına tescile karar verilen davacı zilyet yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş isede, yerel mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmazın kadastro tesbitine 1937 tarih, 560 tahrir sayılı Vakıflar İdaresi adına oluştuğu saptanan vergi kaydı esas alınmıştır. Vergi kaydında oluşma nedeni açıklanıp gösterilmemiştir. Kural olarak, öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında kararlılık kazanan görüşlere göre vergi kaydı mülkiyet belgesi değildir. Öte yandan zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına da değer verilmesi hukuken olanaksızdır. Kaldı ki, vergi kaydının uygulaması da yetersizdir. Öte yandan hükme esas alınan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri maddi olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibarettir. Mahkemece bu olguların gözardı edilmesi isabetsiz olduğu gibi somut olayda uyuşmazlığın sağlıklı bir biçimde çözümlenebilmesi için dava konusu taşınmazın türü açık bir deyişle örneğin mülhak, mazbut, icareteyinli veya mukataalı veya diğer vakıf taşınmazlardan olup olmadığı, ayrıca taşınmazın vakıfnamesinin bulunup bulunmadığının duraksamasız belirlenmesi gerekir. Ne varki mahkemece bu olgu üzerinde gereği gibi durulmamış açık bir söyleyişle bu doğrultuda yöntemine uygun bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır. Kural olarak öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında kararlılık kazanan görüşlere göre vakıf taşınmaz MÜLKİYETİ TANRIYA, GELİRİ (AKARI) VAKFEDİLEN KURUM YADA KİŞİYE AİT TAŞINMAZ OLARAK NİTELENDİRİLMEKTEDİR.