T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1573 - 2026/292 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1573 (ESASTAN RET ) KARAR NO : 2026/292 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/07/2022 ESAS-KARAR NO : 2021/521 E - 2022/599 K DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 12/03/2026 YAZILDIĞI TAR…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1573 - 2026/292 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1573 (ESASTAN RET ) KARAR NO : 2026/292 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/07/2022 ESAS-KARAR NO : 2021/521 E - 2022/599 K DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 12/03/2026 YAZILDIĞI TARİH : 10/04/2026 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Asıl davada davacı vekili; keşidecisi ... ... İş. Mak. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. olan, davacı ... Makina ve Pres San. Ltd. Şti. lehine keşide edilen 16/07/1998 keşide tarihli 6.200,00 TL bedelli çekin, müvekkilince davalıya tahsil amacıyla verildiğini, ancak davalının müvekkilinin olmayan borcu nedeniyle davacı aleyhine Ankara 28. İcra Müd. 1998/4205 E. sayılı dosyası üzerinden takibe konu edildiğini Ankara 8. Asliye Ticaret Mah. 1999/471 Esas sayılı dosyasında görülen menfi tespit davası sonucunda Ankara 28. İcra Müd. 1998/4205 E. sayılı dosyasının dayanağı çek ve senetlerden dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, çek ve senetlerin davacı yönünden iptaline karar verildiğini, çekin hiçbir sözleşmenin teminatı olarak tevdi edilmediğini, sözleşmenin teminatı olarak tevdi edilmediğini, çekin teminat olarak sunulmuş gibi takibe konulması nedeniyle zarara uğradığını belirterek Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1999/471 Esas -2013/30 kararı ile iptal edilen 16/07/1998 keşide tarihli ve 6.200,00 TL çekin bedeli ile takipte istenilen %80 faiz karşılığı olan toplam 117.552,00 TL'nin işleyecek %80 faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada birleşen davacı şirket yetkilisi; keşidecisi ... ... İş. Mak. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. olan, davacı ... Makina ve Pres San. Ltd. Şti. lehine keşide edilen 16/06/1998 keşide tarihli 6.450,00 TL bedelli çekin, davacı tarafından davalı bankaya tahsil amacıyla verildiğini, ancak davalı banka tarafından davacının olmayan borcu nedeniyle davacı aleyhine Ankara 28. İcra Müd. 1998/42054605 E. sayılı dosyası üzerinden takibe konu edildiğini, bunun üzerine Ankara 8. Asliye Ticaret Mah. 1999/471 E. sayılı dosyasından menfi tespit davası açtıklarını, ancak söz konusu çekin Ankara 8. Asliye Ticaret Mah. 1999/471 E. sayılı dosyasından verilen karar ile iptal edilen çekler arasında olmadığını, bu sebeple haksız takibin iptalini, neticesinde çek bedeli ve faiz tutarı olarak toplam 122.019,67 TL'nin ödenmesini talep ettiklerini, dava konu çekin ciro silsilesinin gerçeği yansıtmadığını, çekin davalı bankaya tevdi edildiğini, banka çalışanı ...'nın çeki ... Bankası A.Ş.'ye ibraz ettiğini, çekin karşılıksız çıkması üzerine davacıya iade edilmesi gerekirken ... aracılığıyla takibe konulduğunu, ... ile herhangi bir ticari ilişkilerinin olmadığını, dava konusu çekin hiçbir sözleşmenin teminatı olarak tevdi edilmediğini, çekin teminat olarak sunulmuş gibi takibe konulması nedeniyle zarara uğradıklarını belirterek Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 1998/4605 E. sayılı takip dosyasına dayanak çekin ve takibin iptal edilmesine, takibe konu çekin bedeli tutarı ile takipte istenilen faiz karşılığı olan toplam 122.019,67 TL'nin işleyecek %80 faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ: Asıl davada davalı vekili; davacı şirketçe takibe konu çek bedelinin tahsili için keşideci şirkete müracaat edilip çek bedelinin tahsil edilemediği ortaya konulmadan çek bedelinin müvekkilinden talep edilmesinde dava tarihi itibariyle hukuki yararın bulunmadığını, müvekkili bankaca takibe konulan çekin tahsil kabiliyeti olmadığını, davacının zarara uğradığı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, takibe konu çekin müvekkili bankaya tahsil edildiğinde bedeli borçlu şirket borçlarına mahsup edilmek üzere verildiğini, taraflar arasında akdedilen GKS maddelerine istinaden de müvekkilinin alacakları ödeninceye kadar çek üzerinde hapis hakkının bulunduğunu, talep edilen faizin fahiş düzeyde olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Birleşen davada davalı vekili; müvekkili bankaca takibe konulan çekin tahsil kabiliyeti olmadığını davacının zarara uğradığı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, takibe konu çekin müvekkili bankaya tahsil edildiğinde bedeli borçlu şirket borçlarına mahsup edilmek üzere verildiğini, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinin maddelerine istinaden de müvekkili bankanın alacakları ödeninceye kadar çek üzerinde hapis hakkının bulunduğunu, talep edilen faizin fahiş düzeyde olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERCE MAHKEME KARAR ÖZETİ Mahkemece; asıl ve birleşen davalar bakımından davacının Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1999/471 Esas sayılı dosyasından görülüp karara bağlanarak 30/01/2020 tarihinde kesinleşen davanın eldeki asıl ve birleşen davaya konu talepler yönünden zamanaşımını kesici etkisinin söz konusu olmadığı; somut olayda zamanaşımını kesen veya durduran başka sebeplerin de bulunmadığı, sonuç olarak asıl dava yönünden 18/03/2021, birleşen dava yönünden 23/03/2021 olan dava tarihleri nazara alındığında, haksız fiile dayalı olarak ikame edilen asıl ve birleşen davalara konu talepler yönünden zamanaşımının çoktan dolduğu, buna göre davacının zamanaşımına uğrayan asıl ve birleşen davalara konu maddi tazminat istemlerinin kabulüne olanak bulunmayıp bu nedenle asıl ve birleşen davaya konu maddi tazminat istemlerinin reddi gerektiği, bununla beraber zamanaşımı hususu bir kenara bırakıldığında dahi; asıl ve birleşen davalarda takibe konu çeklerin tahsil amacıyla davalı bankaya teslim edilmesine rağmen davalı bankaca davacı aleyhine takibe konu edildiği kabul edilse dahi davacının çek bedeline yönelik zararın varlığını ispat ile yükümlü olduğuna da tereddüt bulunmadığı, davalı tarafından, takibe konu çeklerin tek lehdarı olan davacı şirket ile birlikte keşideci ... ... Ltd. Şti. aleyhine de başlatılan, asıl davaya konu Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 1998/4205 Esas sayılı dosyasında en son 18/09/2003 tarihinde, birleşen davaya konu Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 1998/4605 Esas sayılı dosyasında ise en son 23/02/1999 tarihinde işlem yapıldığı, yapılan tüm takip işlemlerine rağmen her iki takip dosyasından da davacıdan veya davacının borçlusu keşideci dava dışı ... ... İş. Mak. Ltd. Şti.'den takibe konu çek bedellerine yönelik herhangi bir tahsilat yapılamadığı gibi davacı tarafından da çek keşidecisi dava dışı ... ... İş. Mak. Ltd. Şti.'den çek bedelinin tahsili için yasal yollara başvurmasına rağmen alacağın tahsil edilemediğinin de iddia veya ispat olunmadığı, dava tarihi itibariyle çek bedellerine yönelik zararın varlığının da ispat edilemediği, Davacı tarafından maddi tazminat istemi ile birlikte birleşen davaya konu edilen Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 1998/4605 Esas sayılı takibin ve takibe konu çekin iptaline dair istem yönünden; davacı tarafından Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1999/471 Esas sayılı dosyasında da ileri sürüldüğü, mahkemece yapılan yargılama neticesinde Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 1998/4605 Esas sayılı takibin veya takibe konu çekin iptaline dair hüküm tesis edilmediği, davacı tarafından diğer sebepler yanında bu husus da temyiz sebebi yapılarak hükme karşı temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine hükmün mevcut haliyle kesinleştiği, mevcut hukuki durum karşısında 6100 sayılı HMK'nın 303/2. madde hükmünce eldeki birleşen davaya konu edilen çekin ve takibin iptaline dair talebi bakımından kesin hükmün varlığından bahsetmeye olanak bulunmadığı ancak davacının takibin ve ona dayanak çekin iptaline yönelik isteminin, takibin alacaklısı dava dışı kişiye karşı ikame edilecek bir davada ele alınabileceği, bununla birlikte; iddianın ileri sürülüş şekline göre davacının isteminin takibe konu senet yönünden davalı bankaya yönelik bir menfi tespit istemi olarak nitelendirilerek değerlendirme yapıldığında (benzer yönde, Yargıtay 11. HD.'nin 01/02/2012 tarih, 2010-9660/1130 sayılı ilamı); davacı tarafından eldeki davaya dayanak edilen, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kesinleşen 1999/471 Esas sayılı dosyasında hükme esas alınan 06/09/2012 tarihli ek bilirkişi raporunda, Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 1998/4605 Esas sayılı dosyasının dayanağı çekin davalı bankaya tahsil amacıyla verildiğine dair bir tespite yer verilmemiş olup 23/11/2012 tarihli kök raporda ise sözü edilen takibe konu çekin, davalı bankaya davacı şirketin borçlarının teminatı için verildiği, davacı şirketin davalı bankaya borcunun devam ettiği, takibin ve çekin iptali isteminin yerinde olmadığı yönünde kanaat bildirildiği, birleşen davaya konu çekin, davalı bankaya 13/05/1998 tarihli çek tevdi bordrosu ile teslim edildiği, davacının da çek tevdi bordrosunda açıkça, teslim edilen çekin bedellerinin tahsilinde, davalının davacının dilediği borcuna mahsup edilmek üzere ciro ve teslim edildiği, birleşen davaya konu çekin davalı bankaya, davacı şirketin borçlarından mahsup edilmek üzere verildiği, bu kabule göre davacının takip tarihi itibariyle davalıya borçlu olup olmadığı bakımından ise; Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kesinleşen 1999/471 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporları ile birleşen davalar bakımından tesis edilen hüküm nazara alındığında, davalının da takip tarihi itibariyle davacıdan alacaklı olduğu gerekçeleriyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili asıl ve birleşen davada; davalıya tahsil amacıyla teslim edilen teslim edilmiş olan, çeklerden borçlu olmamasına rağmen kötü niyetle icra takibine konu edildiğini, kesinleşmiş yargı kararları ile çelişecek şekilde karar verildiğini, davalının kusurlu ve kötü niyetli eylemleri ile temerrüt hali ve kusuru bulunmayan müvekkiline karşı haksız ve hukuka aykırı takipler ile davalı hukuka uygun davranmış ve sözleşmelerden doğan borçlarının vadesini bekleyip tahsil etmiş olsaydı söz konusu çek bedelini tahsil edip davacı ... Makine ve Pres San. Tic. Ltd. Şti’ne ödeneceğini, ancak davalının tahsile verilen çeki dâhil sanki sözleşmelerin teminatı gibi icra takibine konu ettiğini çekler yalnızca tahsilinin sağlanması için verildiğini, ancak davalının alacaklı gibi davrandığını davalının kusur sorumluluğu bulunduğunu ve müvekkilinin zararını karşılaması gerektiğini belirterek ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OALN HUSUSLAR Uyuşmazlık; asıl ve birleşen davada davalı bankanın kusur sorumluluğunun bulunup bulunmadığı burada varılacak sonuca göre davacının alacağının tespiti hususuna ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Asıl ve birleşen dava, kesinleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1998/471 Esas sayılı kararına dayanılarak, davalı bankaya tahsil amacıyla verilmesine rağmen davacı aleyhine takibe konulan çek bedellerinin faizi ile birlikte tahsili istemine, birleşen dava ayrıca takibe konu çekin ve takibin iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle denetime elverişli bilirkişi raporundaki ayrıntılı inceleme içeren tespit ve değerlendirmelerin dosya içeriğine uygun olmasına, davalı bankanın kusur sorumluluğunun bulunmadığının tespit edilmesine, davalı bankanın alacağının tahsili için çek tevdi bordrosu ile teslim edildiği ve davacının bankaya borcunun devam ettiğinin anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Dosya adli yardım talepli olduğundan asıl ve birleşen davalarda harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere 12/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."