TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/03/2023 NUMARASI : 2022/821 Esas 2023/218 Karar DAVA : Tespit DAVA TARİHİ : 07/12/2021 KARAR TARİHİ : 30/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/10/2025 Taraflar arasındaki tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulma…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/929 Esas 2025/1175 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/929 KARAR NO : 2025/1175 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/03/2023 NUMARASI : 2022/821 Esas 2023/218 Karar DAVA : Tespit DAVA TARİHİ : 07/12/2021 KARAR TARİHİ : 30/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/10/2025 Taraflar arasındaki tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili vakfın kuruluş amacının kimsesiz, yoksul, öğrenim olanağı bulunmayan çocukların ilkokuldan başlayarak asgari bir meslek edininceye kadar öğrenim, eğitim, korunma ve her türlü gereksinimlerini sağlamak olduğunu, müvekkili vakfın ... A.Ş.'nin 50 adet kurucu intifa senedinin sahibi olduğunu, ...'nun daha sonra davalı ... Fabrikaları A.Ş. ile birleştiğini, taraflarınca kurucu intifa senetleriyle birlikte ortaklıklarının davalı şirkette devamını talep edildiğini, buna karşın ... Çimentonun 25/03/2020 cevap yazısı ile ortaklığın devamı yönündeki talebin kabul edilmeyeceğini ve bir adet kurucu pay senedi bedelinin 1.021,48-TL belirlendiğini belirttiğini, müvekkili vakfın sahip olduğu kurucu intifa senetlerinin 1 adete ilişkin bedelinin 1.021,48-TL olarak belirlenmesinin taraflarınca kabul edilebilir bir durum olmadığını, mahkemece gerekli tespit yapıldığında bu bedelin çok daha yüksek olduğunun ortaya çıkacağını, taraflarınca Beyoğlu 44. Noterliğinin 05/07/2021 tarihli ve 2052 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı şirkete gönderilen ihtarnamede "...müvekkil vakfın ... A.Ş.'de sahip olduğu kurucu intifa senetlerinin gerçek değerinin tespitinin yapılarak söz konusu bedelin tarafımıza ödenerek..." denilerek intifa senetlerinin gerçek bedelinin tespitinin talep edildiğini, bu ihtara karşılık davalı tarafın 26/07/2021 tarihi itibarıyla uzman kuruluş tarafından berillenen değeriyle satın alacağını belirttiğini, haklı ve hukuka uygun davalarının kabulü ile müvekkili vakfın ... A.Ş.'de sahip olduğu 50 adet kurucu intifa senedinin gerçek değerinin tespitine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava açılmadan önce zorunlu arabulucuya başvurulmamış olması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, hak düşürücü süre hitamından sonra açıldığını, davacının tespit davası açmakta hiçbir hukuki yararı bulunmadığını, dava konusu olayda kurucu intifa senetleri uzman kuruluş tarafından berilnenen ve Sermaye Piyasası Kurulu tarafından onaylanan gerçek değeri üzerinden satın alındığını, hukuka uygun olduğunu, kurucu intifa senetlerinin sahiplerine pay sahipliği hakkı ve şirketin yönetim ve işleyişine karışma hakkı vermeyeceğini, Genel Kurulda oy hakkı olmamasının da bu durumun öncelikli tezahürü olduğunu, devralan müvekkili şirket tarafından kurucu intifa senetlerinin birleşme sözleşmesinin yapıldığı tarihteki gerçek değerinden satın alınacağının duyurulduğunu, ... A.Ş'nin intifa senetlerinin birleşme tarihindeki gerçek değerinin devralan veya devreden şirket yetkili organları tarafından değil SPK tarafından yayımlanarak 28/12/2013 tarihli resmi gazetede yayımlanarak 11/4 maddesi gereği yetkilendirilmiş Uzman Kuruluş tarafından tespit edildiğini, uzman kuruluş raporunun SPK tarafından onaylandığını, netice olarak gerçekleştirilen birleşme işleminin TTK ve SPK mevzuatının tüm emredici düzenlemeleri ve gerekleri yerine getirilerek SPK'nun onayıyla tamamlandığını, davacının dava dilekçesinde kurucu intifa senetlerinin gerçek değerinin ne olması gerektiğini belirtmediği gibi dava konusu olayda uygulanan gerçek değerin uygun belirlenmediğinin de ortaya konmadığını, öncelikle davanın TTK 5/A maddesi gereği dava şartı arabuluculuk koşullarının ikmal edilmemiş olması nedeniyle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili ve görevli Ankara Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, hukuki yarardan yoksun ve süresinden sonra açılan davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacı, 50 adet kurucu intifa senedinin sahibi olduğu ... A.Ş.'nin davalı şirket ile birleşmesi sonrasında belirlenen satın alma bedelinin düşük olduğunu iddia ederek kurucu intifa senedinin gerçek değerinin tespiti talepli eldeki davayı ikame etmiş ise de, TTK'nın 140/5. maddesinde devralan ortaklığın, devrolunan ortaklığın intifa senedi sahiplerine senedin türüne göre ve tabi olduğu hükümleri dikkate alınarak ya eşdeğerde konusu olan intifa senetleri vermek veya bunları birleşme sözleşmesi tarihindeki gerçek değerlerine göre satın alıp bedelini ödemek zorunda olduğu hüküm altına alınmış olup, davacının davalı tarafından davaya konu intifa senedinin gerçek değerinin ödenmesine dair eda davası açma imkanının bulunduğuna şüphe bulunmamakta olup TTK'da birleşme halinde intifa senetlerinin gerçek değerinin mahkemece tespit edileceğine ilişkin özel bir düzenlemenin de bulunmadığı nazara alınarak (karş. TTK md. 343), mevcut hukuki durum karşısında davacının intifa senedinin gerçek değerinin tespitine dair tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmakla davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili aleyhine tespit edilen kurucu intifa senedi değeri olması gerekenden düşük olup bu nedenle değerin tespiti için huzurdaki davanın açıldığını, dava dilekçesi incelendiğinde, hukuki yararın şartları olarak ifade edilen tüm hususların bulunduğunun görüleceğini , tespit davası açmakta davacı açısından hukuki yarar bulunmakta olup, davacının mağduriyeti kurucu intifa senedinin gerçek bedelinin tespiti noktasında olduğunu, bu durumda hukuki ihtilafı çözecek olan hususun da kurucu intifa senedinin gerçek bedelinin tespiti olup, hukuki yarar yokluğundan bahisle dava dilekçesinde bahsi geçen deliller toplanmaksızın davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; davacının, davalı şirket ile birleşen ... AŞ'deki 50 adet kurucu intifa senedinin değerinin tespiti istemine ilişkindir. Mevzuatımıza göre, Kurucu intifa senetleri 6102 sayılı TTK'nın 502-503 (6762 sayılı TTK'nın 402- 403) maddelerinde düzenlenmiş olan intifa senetlerinin özel bir türünü oluşturur. İntifa senetleri sahibine sadece malvarlıksal haklar sağlayan, pay senetlerinin aksine şirkette herhangi bir payı temsil etmeyen, pay sahipliği hakkı sağlamayan senetlerdir. Bu bakımdan senet sahibine malvarlığı, yönetim, denetleme ve bilgi hakları vermez. Fakat, kara veya tasfiye bakiyesine katılma hakkı sağlar. Kurucu intifa senedi sahipleri ile anonim ortaklık arasındaki ilişki, ortaksal değil, sözleşmesel nitelikte bir ilişkidir. Kurucu intifa senetleri 6102 sayılı TTK'nın 502-503 (6762 sayılı TTK'nın 402- 403) maddelerinde düzenlenmiş olan intifa senetlerinin özel bir türünü oluşturur. İntifa senetleri sahibine sadece malvarlıksal haklar sağlayan, pay senetlerinin aksine şirkette herhangi bir payı temsil etmeyen, pay sahipliği hakkı sağlamayan senetlerdir. Bu bakımdan senet sahibine malvarlığı, yönetim, denetleme ve bilgi hakları vermez. Fakat, kara veya tasfiye bakiyesine katılma hakkı sağlar. Bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığı yahut yokluğu, tespit davası açılabilmesi için yalnız başına yeterli değildir. Bundan başka o hukuki ilişkinin varolup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde, davacının korunmaya değer (meşru) bir hukuki yararının bulunması şarttır. Bir hukuki ilişkinin hemen tespit edilmesinde hukuki yararın bulunması, şu 3 şartın birlikte varlığına bağlıdır; 1. Davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel ( hali hazır ) ( m.106/2) bir tehlike ile tehdit edilmiş olmalı; 2. Bu tehdit nedeni ile, davacının hukuki durumu tereddüt içinde olmalı ve bu husus davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmalı; 3. Yalnız kesin hüküm etkisine sahip olup, cebri icraya yetki vermeyen (icraya konulamayan ) tespit hükmü, bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olmalıdır. Davacının tespit davası ile istediği hukuki korunma (himaye), diğer dava çeşitlerinden biri ile sağlanabiliyorsa, o zaman davacının (o konuda) tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur. Mesela, boşanma davası açma hakkı olan bir eşin, ilk önce yalnız boşanma hakkının tespiti için bir tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur . Bunun gibi, eda davası açması mümkün olan davacının, aynı konuda tespit davası açmakta ( kural olarak ) hukuki yararı yoktur. (kar.m.107 )." ( Medeni Usul Hukuku, Prof . Dr . Baki Kuru, Prof. Dr. Ramazan Arslan, Prof. Dr. Ejder Yılmaz, 25. baskı, Ankara 2014, sayfa; 260 – 261 ) Somut olayda , davacı tarafça davalı şirket ile birleşen ... AŞ' deki 50 adet kurucu intifa senedinin değerinin tespiti istemli tespit davası açıldığı, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığı yahut yokluğunun tespit davası açılabilmesi için yalnız başına yeterli olmadığı, o hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacı tarafın korunmaya değer bir hukuki yararının bulunmasının gerektiği,davacının tespit davası ile istediği hukuki koruma diğer dava çeşitlerinden biriyle sağlanabiliyorsa o zaman davacının o konuda tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı, bu bağlamda somut ihtilaf değerlendirildiğinde , TTK'nın 140/5. maddesinde devralan ortaklığın, devrolunan ortaklığın intifa senedi sahiplerine senedin türüne göre ve tabi olduğu hükümleri dikkate alınarak ya eşdeğerde konusu olan intifa senetleri vermek veya bunları birleşme sözleşmesi tarihindeki gerçek değerlerine göre satın alıp bedelini ödemek zorunda olduğu hüküm altına alınmış olup, davacının davalı tarafından davaya konu intifa senedinin gerçek değerinin ödenmesine dair eda davası açma imkanının bulunduğu, eda davası açılabilecek hallerde tespit davası açmakta davacıların hukuki yararının bulunmadığı dikkate alınarak mahkemece yukarıda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın usulden reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.30/10/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -