11. Hukuk Dairesi 2009/7605 E. , 2011/14277 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/03/2009 tarih ve 2006/446-2009/113 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.10.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı .... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatlar
**11. Hukuk Dairesi 2009/7605 E. , 2011/14277 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/03/2009 tarih ve 2006/446-2009/113 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.10.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı .... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ... adına Toprakbank Mardin Şubesi'nde 21/04/1999 tarihinde (137.000) DEM tutarında vadesiz mevduat hesabı açıldığını, hesaptaki paranın yetkisiz kişiler tarafından 15/01/2001 tarihinde çekildiğini yurt dışında yaşayan müvekkilinin izin için Türkiye'ye geldiğinde durumu öğrendiğini, sorunun giderileceği hususunun müvekkiline bildirildiğini, mevduat hesabının bulunduğu Toprakbank'ın bankacılık lisansının 30/11/2001 tarihi itibariyle kaldırılıp aynı tarih itibariyle Bayındırbank ile birleştirilerek Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na intikal ettirildiğini, anılan nedenle husumetin ...'na yöneltildiğini, olay nedeniyle daha önce İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesi'ne açılan bir başka davada da davalı Banka'nın 21/04/1999 tarihli yetki belgesine dayanılarak dava dışı .....'a ödeme yaptığı yönünde savunmada bulunduğunu , müvekkilinin bu anlamda dava dışı herhangi bir üçüncü şahsa yetki vermediğini ileri sürerek davalı tarafından üçüncü kişiye ödenmiş olan 137.000 DEM karşılığı 137.200 YTL tutardan fazlaya ilişen hak saklı kalmak kaydı ile 10.000 YTL'nin fiilin gerçekleştiği tarih itibarıyla yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 16/03/2009 tarihli ıslah dilekçesi ile de 137.000 DEM karşılığı 138.278 TL tutarın faizi ile birlikte iadesini talep etmiştir. Davalı Banka vekili, öncelikle davanın zamanaşımına uğradığını, davacının hesabın açıldığı 21/04/1999 tarihinde Toprakbank A.Ş. Mardin Şubesi'ne hitaben verdiği yetki belgesi ile dava dışı ...'ı 679033 nolu hesabı üzerinde yetkili kıldığını, bir an için davacının banka şubesine yetki belgesi vermediği ve yetki belgesindeki imzanın kendi eli mahsulü olmadığı kabul edilse dahi bu durumda hesabın nasıl açılabildiği hususunun izaha muhtaç bulunduğunu, gerçekten de hesaptan para çekilmesi koşulları ile hesabın açılması koşulları arasında ayniyet bulunduğunu, para çekenin üçüncü kişi konumunda değil davacının damadı konumunda olduğunu, davacı ve dava dışı üçüncü şahsın birlikte hareket ettiklerini, dava dışı üçüncü şahsa da dava açması gerektiğini, mevduat hesabının işleyişi sürecinde davacıdan sadır davalı bankaya muhatap herhangi bir yazılı belge bulunmadığını, üstelik 21/04/1999 tarihinden yaklaşık yedi yıllık süre geçtikten sonra iş bu davanın ikame olunduğunu, davacının sessiz kalarak gerçekleşen işleme icazet vermiş sayılması gerektiğini, 15/01/2001 tarihli işlem dekontunda dava dışı...'la birlikte davacı ...'ın da imzasının bulunduğunu, bu dekonttaki imzanın davacıya ait olup olmadığı hususunun bilirkişi incelemesi gerektirdiğini, davacının tamamıyla kendi kusurundan kaynaklanan izin ve icazet verdiği işlemlerden ötürü müvekkili bankanın sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bankadan para çekme yetkisi içermeyen özel vekaletnameye dayanılarak çekilen paranın 137.200,00 YTL olarak tesbit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 137.200 YTL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine , anılan meblağın 10.000 YTL'lik kısmı için 13/07/2006 tarihinden itibaren 127.200 YTL'lik kısmı için ise ıslah tarihi olan 16/03/2009 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 1.maddesi gereğince değişen oranlarda yasal faiz uygulanmasına, fazla talebin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, 21.04.1999 tarihinde vadesiz mevduat hesabına yatırılan 137.000 DEM'in izinsiz olarak dava dışı kişilere ödendiği iddiasıyla 13.07.2006 tarihinde açılmış ve mahkemece davacı adına açılan hesaplardan para çeken davacının eniştesi... ve yeğeni Cesur Ceylan'ın davacı adına para çekmeye yetkili olmadıkları, vekaletnamedeki imzanın davacıya ait olmadığı neticesine varılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme gerekçesinde de kabul edildiği üzere bankalar topladıkları mevduatı ancak hesap sahibine veya yetkili temsilcisine ödeme yapmak suretiyle borcundan kurtulabilir. Dava konusu olayda da parayı çeken davacı yakınlarının davacının yetkili vekilleri olduğu kanıtlanamadığından hesabın davacıya ait olduğunun kabulü halinde mahkemece varılan sonuç doğru olacaktır. Ancak, dava konusu olayda davalı taraf diğer savunmalarının yanısıra hesabın gerçek sahibinin davacı olmadığı savunmasında da bulunduğundan öncelikle bu savunma üzerinde durulması gerekeceği tabiidir. Yukarıda açıklandığı üzere her ne kadar dava dilekçesinde hesapta bulunan paranın o tarihte yurt dışında bulunan davacıya ait olduğu ileri sürülmüş ise de; davacı 01.06.2007 tarihli celsedeki imzalı beyanında uzun yıllardır Fransa'da yaşadığını, dava dışı kardeşinin de yurt dışında yaşadığını ve siyasi nedenlerle yurda giriş çıkış yapamadığını ve paralarını Yapı Kredi Bankası'nın Mardin Şubesi'ne yatırdığını, kardeşine bu paranın nasıl kullanılacağının sorulduğunu Frankfurt Başkonsolosluğu kanalıyla kardeşi Melahat'ın eniştesi...'a vekalet verdiğini, İzzettin'in de kendi adına hesap açtığını, kardeşinin paraları kendisinden istediğinde önce Yapı Kredi Bankası'na gittiğini, bu banka yetkililerinin paraların Toprakbank Mardin Şubesi'ne aktarıldığını söylediklerini ve bunun üzerine Toprakbank Mardin Şubesi'ne gittiğini ve paranın çekildiğini söylediklerini ve bu parayı kardeşi ve ailesine faiziyle ödediğini beyan etmiştir. Davacı beyanları ile bağlı olup, bilirkişi raporundaki hesabın açılışı ve işleyişi ile ilgili tesbitler bu beyanla birlikte değerlendirildiğinde hesabın gerçek sahibinin davacı olmadığı, davacının Toprakbank Mardin Şubesi'nde hesabının dahi olduğunu bilmediği ve kardeşine ait olduğunu belirttiği parayı çekmek için önce Yapı Kredi Bankası Mardin Şubesi'ne gittiği anlaşılmaktadır. Davacı hesapta bulunan paranın gerçek sahibinin kardeşi Melahat olduğunu ve onun da eniştesi İzzettin'e vekalet verdiğini de kabul etmektedir. Davacı bu ikrarı ile de bağlı olup, davacının bu beyanına göre Melahat'ın vekili olan İzzettin diğer banka şubesinden parayı çekmiş, davacının haberi olmadan Melahat'in özel durumu nedeniyle hesap kartonunda davacının kimlik bilgilerine yer vermiş ve yatırılan paraları da oğlu ile birlikte Melahat'ın vekili olarak çekmiştir. Yapı Kredi Bankası Mardin Şubesi'ne ait belge ve bilgiler ile davalı bankaya ait hesap açılış ve işleyiş belgeleri de bu kabulü doğrulamaktadır. 21.04.1999 tarihinde açılan ve 137.000 DEM yatırılan bir vadesiz mevduat hesabının bu süreçte ülkemizdeki yüksek faiz getirileri de nazara alındığında uzun süre sorgulanmaması olgusu da bu tesbiti doğruladığı gibi, aksinin ileri sürülmesi de MK'nun 2.maddesi, hükümleri ile bağdaşmaz. Mahkemece dosya içeriğinden de açıkça anlaşılan bu çelişki değerlendirilmeden hüküm tesisi doğru olmamıştır. Davacı bu aşamaya kadar kardeşi ve yakınlarına ödeme yaptığına dair bir belgeyi de dosyaya ibraz etmiş değildir. Her zaman doldurulması olası bulunan böyle bir belgenin varlığı esasen neticeye müessir de değildir. Ayrıca adına hesap açıldığından haberdar olmayan ve böyle bir parayı kendi beyanlarına göre çektirmeyen bir kişinin gerekli savunma ve süreçleri geçirmeden ödeme yapmasının da sonuçlarına katlanması gerekeceği tabiidir. Açıklanan tüm bu nedenlerle mahkemece davanın reddine karar verilmek gerekirken kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin, temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 20.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.