İSTİNAF KARAR TARİHİ : 18/11/2025 Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ ASIL DAVA; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1192 KARAR NO : 2025/1674 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ TARİHİ: 22/05/2024 NUMARASI : 2020/332 Esas - 2024/488 Karar DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 14/08/2020 BİRLEŞEN DAVADA (İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/392 Esas Sayılı dosyası) DAVA: Tazminat DAVA TARİHİ: 23/06/2021 İSTİNAF KARAR TARİHİ : 18/11/2025 Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ ASIL DAVA; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalı ... İnternational ... firmasının 10 yıllık Türkiye temsilcisi ve ürünlerini 2010 tarihinden beri Türkiye'de sattığını, ... İnternatıonal ... firması Almanya'da plastik ham maddeyi işleyip, üretimini yaptığını, müvekkili şirket 15.03.2018 tarihinde davalı şirketten, ... firması için 10 gün PC/ABS krem ham madde sipariş ettiğini, ayıplı çıkması nedeniyle ham maddenin teslim edildiğini, iade raporunda ham maddenin üretime uygunsuz olduğu tespit edildiğini, dava konusu ürün müvekkili firma tarafından davalıya firmaya iadesi için müvekkili firma tarafından iade süreci başlatıldığını, fakat davalı yan tarafından ürünün gümrüktün teslim alınmadığını, 10.06.2019 tarihinde davalı firma malzemeyi almadığı için hem daha fazla depo ücreti ödenmemesi adına hem de depoda 90 günden fazla kalan ürünlerin imha edileceği öğrenilmesi sebebiyle malzemelerin Almanya'dan geri getirildiğini, hale müvekkilinin şirket deposunda muhafaza edildiğini, davalı firma tarafından müvekkili şirkete gönderilen ... krem ham maddenin, kullanıma uygun olmayıp ancak uzun süren araştırmalar denemeler sonucu ortaya çıkan bir gizli bir ayıbı olduğu tespit edildiğini, müvekkilinin üzerine düşen bildirim yükümlülüğünü yerine getirdiğini, ayıp ham maddeyi teslim ettiği şirket tarafından üretim aşamasında fark edildiğini, ham maddenin ayıplı olduğu öğrenir öğrenmez davalı şirkete bildirildiğini, davada davalı-satıcı taraf ağır kusurlu olduğunu, ham maddenin kusurlu olduğunu gizleyerek iyi niyetli davranmadığını, müvekkilinin çok ciddi bir zarara uğramasına sebep olduğunu, bu sebeplerden ötürü müvekkilinin uğramış olduğu zararı karşılaması gerektiğini, davalı tarafın ağır kusurlu olduğunu, davalı şirket tarafından gönderilen ... krem ham maddede bulunan problem olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkmasının mümkün olmadığını, bu sebepten ötürü dava konusu malde gizli ayıbın mevcut olduğunu, teslim edilen ham meddelerin deneme aşamasında problemli oldukları teslim edilip davalı şirkete bildirildiğini, müvekkili şirket üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini ileri sürerek taraflar arasındaki sözleşmenin feshi ile gizli ayıplı çıkan 10 ton PC/ABS krem ham madde sebeb ile müvekkili şirketin uğramış olduğu toplam 36.272,29 Euro maddi tazminatın satım tarihinden itibaren işlemiş olan ve işleyecek yasal faiziyle birlikte aynen yada fiili ödeme günündeki Türk Lirası rayici üzerinden davalıdan tahsiline, yargılama giderleriyle ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; arabuluculuk müzakereleri usulüne uygun şekilde yürütülmediğini, dava şartının yerine getirilmediğini, huzurdaki uyuşmazlığın, sayın mahkemenin milletlerarası yetki alanı dışında kaldığını, aynı konuda verilmiş yabancı mahkeme kararının tanınması talepli davanın ikamesi için taraflarına süre verilerek, açılacak davanın sonucunun beklenmesini talep ettiklerini, huzurdaki uyuşmazlığa alman hukuku uygulandığını, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacı yanın ayıp ihbarı süresinde olmadığını, davacı yanın ayıp iddiası haksız ve gerçek dışı olduğunu, afakî ayıp iddiasının, davacı yanca da doğrulanamadığını, açıklanan nedenlerle, sayın mahkemenizden evveliyetle usuli itirazları değerlendirilerek, dava şartlarını taşımayan, milletlerarası yetkisizlik ve kesin hüküm itirazlarımıza konu, huzurdaki haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVA: DAVA: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/392 Esas Sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili adına, işbu dava dayanağı ile aynı tek satıcılık sözleşmesinden kaynaklı olan, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/332 Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine taraflar arasındaki sözleşmenin feshi ile gizli ayıplı çıkan 10 ton PC/ABS krem ham madde sebebi ile müvekkili şirketin uğramış olduğu toplam 36.272,29 Euro maddi tazminatın satım tarihinden itibaren işlemiş olan ve işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesine ilişkin tazminat davası açtıklarını, davanın derdest olduğunu, davalı taraf ile müvekkili şirket arasındaki hukuki ilişki tek satıcılık kapsamında davalı tarafından müvekkiline gönderilen ürünlerin ayıplı çıkmasına istinaden işbu davadaki davalı aleyhine İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/332 Esas sayılı dosyası ile dava ikame edilmiş olup davanın derdest olduğunu, işbu dava ile hukuki ve fiili bağlantının bulunduğunu, davaların ikisinin de taraflarının aynı olup, dava sebebi ile temel olarak aynı hukuki ilişkiden kaynaklı olduğunu ileri sürerek davaların birleştirme talebinde bulunmak zorunlu hale geldiğinden İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/332 Esas sayılı dosyası ile işbu davanın tensip ile birleştirilmesine, davalı ile 2010 yılından bu yana sürdürülen ticaret, tek satıcılık sözleşmesi kapsamında ticaret olup, tek satıcılık sözleşmesinin ihlali halinde Türk Hukukunda sözleşme ihlali nedeniyle tazminat talep hakkı bulunduğunu, tazminatın tarafların sözleşme yükümlülüklerinin ihlalınden doğan zararlara tekabül ettiğini, ayrıca hakkaniyet gereği; sözleşmenin sona ermesi sonucunda tek satıcının müşteri çevresini kaybetmesi ve ekonomik açıdan güç duruma düşmesi sebebiyle talep edebileceği bir tazminat olduğunu, müvekkil şirketin tek satıcı olması nedeniyle davalıyı Türkiye çapında tanınan bir marka haline getirmiş olup ; davalı yanın, tek satıcılık sözleşmesine aykırı davranarak müvekkil firma tarafından müşteri portföyüne alınan; Türkiye'de bulunan Panasonic firmasına ve daha yüzlerce firmaya direkt satışa başladığını, müvekkil şirketin Türkiye ve Ortadoğu'da bölgede tek satıcı olarak faaliyet gösterdiğini , müşteri portföyünün geliştirilmesini sağladığını, markanın bölge bazında satışlarını artırdığını, işin geliştirilmesi için yatırımlar yaptığını, müvekkili şirketin büyük masraf ve önemli emekler neticesinde oluşturduğu pazar payını davalı şirketin tek satıcılık hukukuna aykırı bir şekilde ele geçirdiğini, davalının sözleşme hükümlülüklerine aykırı davranarak, tek satıcıya müvekkili şirkete tanınan satiş tekeli hakkı üretici (ithalatçı /yapımcı) davalı tarafindan ihlal edilmesi sebebi ile huzurdaki davanın ikame edildiğini beyanla davanın kabulüne, bu dosya ile fiili ve hukuki irtibatı bulunan ; İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret mahkemesinin 2020/332 esas sayılı dosyası ile huzurda ikame edilen dava dosyasının tensip ile birleştirilmesine, davalı şirketin haksız rekabetinin tespiti ve önlenmesi, haksız rekabete konu malların davalının ürettiği ve markası olan (Anjacom,Anjatech, Anjaflam, Anjaconduct, Anjablast, Anjapowder) isimli ürün ve markaların Türkiye'ye girişini engelleyecek mahiyette , ihtiyati tedbir kararı verilerek ilgili gümrük birimlerine müzekkere yazılarak tensip ile birlikte ihtiyati tedbir konulmasına, HMK 107 maddesi hükümlerine göre ; şimdilik 150.000,00.-Euro tazminatın dava tarihinden itibaren kamu bankalarınca Euro mevduatına uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte aynen ya da fiili ödeme günündeki Türk Lirası rayici üzerinden davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın, Almanya Krefeld mahkemelerinin yetki alanına girdiğini, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisizliği davacı yanın da ilk açtığı dava itibariyle- bilgisi ve kabulü dahilinde olduğunu, huzurdaki uyuşmazlığa alman hukuku uygulanması gerektiğini, davacı yanca Almanca Ve İngilizce dilde sunulan belgelerin yeminli tercüman onaylı tercümelerinin ibrazı ile, tebliğ edilen deliller arasında yer almayan ek-12 nolu delil ile birlikte tüm onaylı tercümelerin tarafımıza tebliğine karar verilmesini talep ettiklerini, neredeyse üç yıldır müvekkili şirketten herhangi bir fiyat teklif talebinde dahi bulunmayan davacının, -asıl davada sözünü dahi etmediği- tek satıcılık ilişkisinin devam ettiğinden bahisle haksız rekabet iddiasında bulunması, inandırıcılıktan uzak olduğunu, davacı ... Plastik ve müvekkil ... arasında bir 'tek satıcılık' ilişkisinin varlığından söz edilemeyeceğini, davacı yan, olsa olsa bir "tekrar satan" veya "ara satıcı"dır. bir an için taraflar arasında çerçeve bir sözleşmenin kurulu bulunduğu varsayımında dahi, müvekkilinin bu ilişkiyi sona erdirme iradesi olarak kabulü gereken 12.11.2018 tarihli bildirimi haklı sebeblere dayandığını, farazi bir çerçeve sözleşmenin kabulü ihtimalinde dahi, ticari ilişkinin en geç 12.11.2018 tarihli ... bildirimi ile sona erdiğinin kabulü ile, davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, öte yandan, müvekkili şirketin davacı ... plastik'in satış yaptığı müşteri portföyünü devralmadığını, anılan müşterilerden önemli menfaatler elde etmediğini, denkleştirme isteminin hakkaniyete uygun olması gerektiğini, mahmece evveliyetle usuli itirazları değerlendirilerek, mahkemenizin milletlerarası yetkisizliğine karar verilmesini, ilaveten davacı yanın taraflarına tebliğ edilmeyen (12) nolu delili ve sair yabancı dildeki delillerinin yeminli tercüman onaylı tercümelerinin ibrazına ve tarafına tebliğine karar verilmesini, açıklamaları doğrultusunda taraflar arasında 'münhasır satış yetkisi' içeren bir çerçeve sözleşmenin varlığından sözedilemeyeceği, bu husustaki itirazları saklı kalmak ve aksini kabul anlamına gelmemek üzere taraflar arası tüm ilişkilerin 2018'in son çeyreği itibariyle tümüyle sona ermiş olduğu ve gerek afakî haksız rekabet gerekse portföy tazminatı talepleri bakımından zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçirilmiş bulunduğu ve sair hususlar nazara alınarak, huzurdaki haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "..Asıl Dava; taraflar arasında geçmişe dayalı ticari ilişki olduğu, davacı firmanın alıcı, davalı firmanın satıcı sıfatıyla hammadde üzerine ticari bir ilişki bulunduğu, davacı tarafından satın alınan hammadde ürünlerinde gizli ayıp olduğu ve bundan kaynaklı olarak da maddi zararlarının meydana geldiği belirtilerek davalı tarafın kendi kusurundan kaynaklı olarak gizli ayıplı ürün satılması nedeniyle oluşan zararın tazmini talebidir. Mahkememizle birleşen İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/392 Esas sayılı dosyasında; davacı ...... Ltd.Şti tarafından davalı ......GMBH hakkında taraflar arasında geçmişe dayalı ticari ilişki bulunduğu, sözleşmenin feshi ile ayıplı olarak gönderilen hammaddeden kaynaklı maddi tazminatın oluştuğu gerekçesi ile tazminat talebidir. Somut uyuşmazlık ile ilgili olarak tarafları ve aynı sipariş konulu ürünlerin ayıplı olduğu iddiası ile Almanya Krefeld Asliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nce verilen 11/12/2019 tarihli, 7 O 77/19 Esas sayılı kararı ile davacı ... Plastik... Ltd. Şti.tarafından davalı ......GMBH hakkında açılan davanın 12/02/2020 tarihli ilan edildiğine dair mahkeme kararının yeminli Türkçe tercümeli evrakı sunulmuştur. İncelenen yabancı mahkeme ilamında asıl ve birleşen dosyadaki aynı ihtilaf konusu üzerinden davanın reddine dair karar verildiği ve kararın kesinleştiği tespit edilmiştir. Bunun üzerine İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/231 Esas - 2022/142 Karar sayılı Tanıma ve Tenfiz dosyası uyarınca "Davanın Kabulü ile Almanya Federal Cumhuriyeti Krefeld Eyalet Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 11/12/2019 Tarih, 7 O 77/19 Esas sayılı kararının ve 24/03/2020 tarihli Masraf Tespit Kararı'nın TENFİZİNE" dair mahkeme tarafından verilen 24/02/2022 tarihli kararın 15/10/2023 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir. Yapılan yargılama sonucu; asıl ve birleşen dosyada taraflar arasında geçmişe dayalı ticari ilişki olduğu, hammadde alış satışı yapıldığı, davacı tarafından sözleşmenin feshi ve gönderilen ürünlerin gizli ayıplı olmasından kaynaklı olarak meydana gelen zararın tazmini talepli açılan davada tarafların konusu aynı olarak yeminli Türkçe tercümesi sunulan Almanya Federal Cumhuriyeti Krefeld Eyalet Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 11/12/2019 Tarih, 7 O 77/19 Esas sayılı kararı uyarınca davanın reddine dair verilen karar kararın tenfizi için İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/231 Esas - 2022/142 Karar sayılı Tanıma ve Tenfiz dosyası ile verilen 24/02/2022 tarihli ilamın 15/10/2023 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin eki kabul edilen "Genel Satış ve İşlem Şartları" ve dosyaya sunulan yeminli Türkçe tercümesinin incelenmesi sonucu; ilgili şartnamenin 14.2 maddesi uyarınca "Bizim ve müşteri arasındaki iş ilişkileri ve tüm hukuki ilişkiler için sadece Alman Kanunları geçerlidir. Uluslararası emtia satımına ilişkin uyum Kanun, ayrıca uluslararası satın alma ilişkilerinin akdi ve işlemlerine ilişkin anlaşma uygulanmaz" maddesi uyarınca taraflar arasındaki ihtilaflarda sadece Alman Kanunlarının geçerli olduğu kabul edilmiştir.Almanya Federal Cumhuriyeti Krefeld Eyalet Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 11/12/2019 Tarih, 7 O 77/19 Esas sayılı kararının gerekçesinin incelenmesi sonucu karar gerekçesinde de "davalının "Genel Satış ve İşlem Şartları anlaşmaya dahil edilmesi ile birlikte, Alman Kanunlarının uygulanmasına yol açılmıştır. Çünkü davalı Genel İşlem Şartlarında Alman Kanunlarının geçerli olduğunu ve UN-Satın Alma Kanunlarının bertaraf edildiğini belirtilmiştir" gerekçesi ile taraflar arasındaki uyuşmazlıklarda Alman Kanunlarının Genel İşlem Şartları uyarınca uygulanacağı kabul edilmiştir.6100 sayılı HMK'nun 114/1-(a) "Türk Mahkemelerinin yargı hakkının bulunması"6100 sayılı HMK'nun 114/1-(i) "Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması"Taraflar arasındaki uyuşmazlığa taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca ekinde yer alan Genel Satış ve İşlem Şartları'nın 14.2 maddesi uyarınca meydana gelen ihtilaflarda Alman Kanunlarının geçerli olduğu kabul edilmiş olup bu durum Almanya Federal Cumhuriyeti Krefeld Eyalet Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 11/12/2019 Tarih, 7 O 77/19 Esas sayılı kararının gerekçesinde de belirtilmiştir. Bundan dolayı taraflar arasındaki uyuşmazlıkta 6100 sayılı HMK'nun 114/1-(a) maddesi uyarınca Türk Mahkemeleri'nin yargı hakkının bulunmadığı tespit edilmiştir. Bunun yanında taraflar arasında görülen Almanya Federal Cumhuriyeti Krefeld Eyalet Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 11/12/2019 Tarih, 7 O 77/19 Esas sayılı ilamı ile İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/231 Esas - 2022/142 Karar sayılı Tanıma ve Tenfiz kararı ile de 6100 sayılı HMK'nun 114/1-(i) bendi uyarınca taraflar arasındaki ihtilafta daha önceden verilen ve kesinleşen bir ilam bulunduğu tespit edilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 114.maddesi uyarınca dava şartlarının incelenmesi sırasında silsile olarak öncelikle bir uyuşmazlığa (a) bendi gereği Türk Mahkemeleri'nin yargı hakkının bulunması, bundan sonra (i) bendi gereği aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması gerektiğinden ilk bakılması gereken Türk Mahkemeleri'nin yargı hakkı bulunması olduğundan yapılan dava şartı incelemesinde taraflar arasındaki uyuşmazlıkta Alman Kanunlarının uygulanması kabul edildiğinden açılan asıl ve birleşen davaların dava şartı yokluğundan reddine ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında imza edilmiş bir yetki sözleşmesi bulunmadığını, nitekim asıl davanın 25/05/2021 tarihli celsenin 2 numaralı kararı ile de davalı yanın dava şartı yönündeki bu itirazının reddedildiğini, huzurdaki davada asıl dava ve birleşen dava yönünden Türk Mahkemelerinin yargı hakkı bulunmakta olup, dava şartı yokluğundan davanın reddinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu,tavzih ile vekalet ücreti tayini usul ve yasaya aykırı olduğunu, diğer taraftan dava şartı yokluğu nedeni ile davanın reddi halinde nispi vekalet ücreti tayin edilemeyeceğini, mahkemenin nispi vekalet ücreti tayin etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişinin asıl davaya yönelik tespitlerini hiçbir surette kabul etmemekle birlikte ve kabul anlamına gelmemek kaydı ile raporun tümündeki incelemelerin asıl dava yönünden olduğunu, birleşen dava ve delilleri yönünden ise hiç bir incelemeye tabi tutulmadan değerlendirme adı altında "olumsuz" görüş bildirdiğinin görüldüğünü, yasal düzenleme karşısında bilirkişi raporunun adeta hüküm verircesine rapor düzenlemesinin yasal olmadığının açık olduğunu, bilirkişi raporu huzurdaki dosyada; taraflarınca açılan davaları ve delilleri adeta yok sayarak rapor tanzim ettiklerini, davalı ile 2010 yılından bu yana sürüdürülen ticari ilişki kapsamında, müvekkili tarafından tek satıcılık kapsamında davalının ürettiği ve markası olan Anjacom, Anjatech, Anjaflam, Anjaconduct, Anjablast, Anjapowder ismli ürün ve markaların müvekkili Türkiye'de ve Ortadoğuda tek satıcısı faaliyetini sürdürdüklerini, tek satıcılık sözleşmesinin ihlali halinde Türk Hukukunda sözleşme ihlali nedeniyle tazminat talep hakkı bulunduğunu, davalı tarafın sözleşme hükümlülüklerine aykırı davranarak, tek satıcıya müvekkili şirkete tanınan satış tekeli hakkının davalı tarafından ihlal edilmesi sebebi ile huzurdaki davanın ikame etme zorunluluğu hasıl olduğunu, müvekkili şirket tek satıcı olarak, Türkiye'de davalı şirketin müşteri çevresini oluşturmuş olup, davalı şirket tek satıcılık sözleşmesi sona erdikten sonra müvekkili şirketin oluşturduğu müşteri çevresinden önemli menfaat elde edeceğini, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, delillerin incelenmeden ve celp edilmeden, bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmadan nihai karar oluşturulduğunu, istinaf kanun yoluna başvuru taleplerinin kabulüne, İstanbul Anadolu 5.Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/332 Esas, 2024/488 Karar, 22.05.2024 tarih sayılı karar (ve birleşen İstanbul Anadolu 11.Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/392 Esas sayılı dosya), asıl ve birleşen dosyanın, 11.06.2024 tavzih kararının usul ve yasaya aykırı olmasından ötürü istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasına, asıl dava ve birleşen davada davanın kabulüne, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Asıl dava, satılanın ayıplı olduğu iddiasına dayalı uğranılan zararın tazmini ; birleşen dava, tek satıcılık sözleşmesine aykırı davranıldığı iddiasına dayalı haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile zararın tazmini istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğu nedeniyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, 11.06.2024 tarihli tavzih kararı ile birleşen davada davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiş, karara ve tavzih kararına karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Asıl dava yönünden yapılan istinaf incelemesinde;Dosya kapsamından davacı şirketin, 15.03.2018 tarihinde davalıdan satın aldığı ve davacının müşterisi dava dışı Panasonic Şirketi'ne gönderilmiş olan 10 ton hammaddenin (ürünü) ayıplı olduğu iddiasıyla davalı aleyhine ürün bedelinin iadesi ve zararın tazmini istemiyle Almanya'da Krefeld Eyalet Mahkemesi'nde dava açtığı, Almanya Federal Cumhuriyeti Krefeld Eyalet Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 7 O 77/19 sayılı dosyasında, taraflar arasında 2018 yılının Nisan ayında davalı tarafından sevk edilen hammaddeler ile ilgili olarak akdedilen satım sözleşmesinde, davalının genel işlem şartlarının yer aldığı, davacının bu açıklama hakkında bilgi sahibi olarak malları teslim aldığı, tarafların sürekli bir ticari ilişki içinde oldukları ve davacının, davalının genel işlem şartlarından haberdar olduğu, davalının genel işlem şartlarının anlaşmaya dahil edilmesi ile birlikte Alman Kanunlarının uygulanmasına yol açtığı, çünkü davalının genel işlem şartlarında Alman Kanunlarının geçerli olduğu ve UN-satın alma kanunlarının bertaraf edildiğinin yazılı olduğu, davacının vaktinde ayıp ihbarında bulunmadığından malları onaylamış olduğu, dolayısıyla da Alman Ticaret Kanunu'nun 377.maddesine göre davalıya karşı malların ayıplı olması ihtimalinden doğabilecek olan tüm talep haklarının da ortadan kalktığı gerekçesiyle 11.12.2019 tarihinde davanın reddine karar verildiği, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/231 Esas - 2022/142 Karar sayılı kararı ile Almanya Federal Cumhuriyeti Krefeld Eyalet Mahkemesi kararının tenfizine karar verildiği ve tenfiz kararının 29.03.2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 114/1-a maddesinde Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması dava şartı olarak düzenlenmiştir.Türk Mahkemelerinin yargı yetkisi Türkiye Cumhuriyeti’nin coğrafi sınırları ile sınırlı olup, Türk mahkemeleri, yabancı bir devletin hakimiyet tasarrufuna ilişkin bir işlem nedeniyle doğan hukuki uyuşmazlığı neticelendirme hakkına sahip değildir. Buna karşılık yabancı bir devletin özel hukuk ilişkilerinden doğan uyuşmazlıkların Türk mahkemeleri nezdinde görülebileceği kabul edilmiştir. Zira yabancılık unsuru içeren özel hukuk ilişkilerinden doğan uyuşmazlıkların çözümü hususunda yetkili milletlerarası mahkeme bulunmamakta olup, bu tür uyuşmazlıkların çözümünde mahkeme yargılaması tercih edilecek ise bunun bir milli mahkeme olması gerekir. Her devlet, yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda kendi mahkemelerinin ne zaman yetkili olacağını, kendi koyduğu kurallar vasıtasıyla tayin eder.Somut olayda davalı şirketin, yabancı uyruklu şirket olduğu gözetildiğinde eldeki davada yabancılık unsuru mevcuttur. Yabancılık unsuru bulunan bu tür davalarda uyuşmazlığın çözülmesinde, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun (MÖHUK) 1 ve 2. maddeleri hükümleri uyarınca uygulanacak hukuku, hakim, Türk Kanunlar ihtilafları kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re'sen saptayacak ve gerektiğinde yetkili yabancı hukukun muhtevasını tespitinde tarafların yardımını isteyebilecektir (Yargıtay 11 HD, 05.06.1990 tarih, 1990/3552-1990/4774 E.K sayılı ilamı). MÖHUK'un 40.maddesi hükmü uyarınca, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder. Bu hüküm uyarınca, iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları milletlerarası yetki kuralları olarak da anlam ve işlev kazandığına göre, milletlerarası yetkinin varlığı, yer itibariyle yetkili bir mahkemenin bulunması şartına bağlanmıştır. Bir başka anlatımla, yer itibariyle yetkili bir mahkemenin bulunması milletlerarası yetkinin doğumu için yeterlidir.(Nomer Ergin-Devletler Hususi Hukuku-10.Bası, 2000 İst., sh.349 vd.) MÖHUK'un 47.maddesi uyarınca yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, taraflar, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler. Anlaşma, yazılı delille ispat edilmesi hâlinde geçerli olur. Dava, ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde yetkili Türk mahkemesinde görülür.Yabancı devlet mahkemesine yetki tanıyan anlaşmanın Türk hukuku bakımından hukuki değer taşıması için öncelikle yazılı ve taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan bir uyuşmazlığa ilişkin olmalıdır. İkinci olarak söz konusu uyuşmazlık yönünden münhasır bir mahkeme tayin edilmiş olmalıdır. Üçüncü olarak ise yetki anlaşması "uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda" olmalıdır. Diğer yandan yetki anlaşmasıyla yetkilendirilen yabancı devlet mahkemesinin HMK 17 ve 18. maddelerindeki düzenlemeye paralel olarak "belirli" olması şartı MÖHUK'un 47. maddesi yönünden de aranmalıdır. Seçilen mahkemenin belirli olduğunun kabulü için yetkili kılınan mahkeme ismen zikredilmiş olmalıdır.Yukarıda yer alan açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde tarafların kabulünde olan genel işlem şartlarının 14.1.maddesinde her iki taraf için ifa yerinin Krefeld ve yetkili mahkemenin Krefeld mahkemeleri olduğu, şartların 14.2. Maddesinde taraflar arasındaki iş ilişkileri ve tüm hukuki ilişkiler için sadece Alman Kanunları'nın geçerli olduğu ve uluslararası emtia satımına ilişkin uyum Kanununun, ayrıca uluslararası satın alma ilişkilerinin akdi ve işlemlerine ilişkin anlaşmanın uygulanmayacağı düzenlenmiştir. Buna göre davanın konusu, münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmayıp, satım ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen ve yabancılık unsuru içeren eldeki davada, tarafları bağlayan genel işlem şartlarının 14.1.maddesi ile Almanya'da bulunan Krefeld Mahkemesinin inhisari yetkisinin kabul edilmesi karşısında MÖHUK 47/1 ve HMK'nın 18. Maddeleri uyarınca geçerli bir yetki sözleşmesi ile davaya konu uyuşmazlıkta yetkili mahkeme, Krefeld Mahkemesi olarak belirlenmiş olup, Türk mahkemelerinin yargı yetkisi bulunmamaktadır. Bu durumda davalının süresinde yaptığı milletlerarası yetki itirazı kabul edilerek mahkemece Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Diğer yandan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 05.07.2000 gün, 2000/19-1074 esas ve 2000/1126 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere yabancı mahkemede derdest durumda olan bir davada, yabancı mahkemenin maddi ve hukuki nitelendirmeleri, kanun yollarından geçerek kesinleşmedikçe, taraflarca Türk Mahkemesinde delil olarak dayanılamaz ve bunun doğal sonucu da henüz yargılaması devam etmekte olan davada ön mesele oluşturmaz. 5718 sayılı MÖHUK’un 50/1. maddesi gereğince, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Aynı Kanunun 58. maddesi gereğince, yabancı mahkeme ilâmının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi, yabancı ilâmın, karşılıklı işlem şartı hariç, tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. Yine aynı Kanunun 59. maddesi gereğince yabancı ilâmın kesin hüküm veya kesin delil etkisi yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder. Bu sebeple, yabancı mahkemelerden verilmiş olup da henüz Türk mahkemesince tanınıp tenfiz edilmemiş bir yabancı karar, Türk mahkemeleri önündeki bir davada kesin hüküm itirazına konu yapılamaz. Türk mahkemesince tanınıp tenfiz edilen yabancı mahkeme kararı, Türk hukuku bakımından kesin hüküm oluşturur. Buna bağlı olarak tanınıp, tenfiz edilen yabancı karar, aynı konudaki uyuşmazlığın tekrar Türk Mahkemelerinde görülmesini engeller. HMK'nın 114/1-(i) maddesi uyarınca aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması, dava şartıdır. Somut olayda asıl dava yönünden, kesinleşen İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/231 Esas - 2022/142 Karar sayılı Almanya Federal Cumhuriyeti Krefeld Eyalet Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 7 O 77/19 sayılı dosyasında verilen davanın reddi kararının tenfizine yönelik karar, kesin hüküm teşkil etmekte ise de Mahkemeye ilişkin dava şartlarının en önce incelenmesi gerekmekle (Prof Dr. Baki KURU, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku: Ders Kitabı, Ağustos 2017, Ankara, s.144-145; Pekcanıtez Usul, C:II, s. 954) mahkemece asıl dava yönünden Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.Ne var ki karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 7/2 maddesinde "Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur." düzenlemesi mevcut olup, ilk derece mahkemesince asıl dava yönünden nispi vekalet ücretine hükmedilmiş ise de hüküm tarihindeki tarifeye göre davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği hususu gözetilmeden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru bulunmamıştır. Birleşen dava yönünden yapılan istinaf incelemesinde;04.06.1958 gün 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı gibi bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp, uygulamak da hâkimin görevidir. Somut olayda asıl dava, Almanya Federal Cumhuriyeti Krefeld Eyalet Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 7 O 77/19 sayılı dosyasına da konu olan satılanın ayıplı olduğu iddiasına dayalı uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin iken ; birleşen davanın, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile zararın tazmini istemine ilişkin olduğu gözetildiğinde mahkemece bu hususa dikkat edilmeksizin asıl ve birleşen davada aynı uyuşmazlığın söz konusu olduğu değerlendirilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Bu durumda mahkemece öncelikle bu husus açıklığa kavuşturularak oluşacak sonuca göre davalının milletlerarası yetki itirazı değerlendirilmelidir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın işaret edilen hususlarda yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin birleşen davaya yönelik sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasındadeğerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 18/11/2025