12. Hukuk Dairesi 2009/15234 E. , 2009/23565 K. "" MAHKEMESİ : Didim(Yenihisar) İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 02/03/2009 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı .....................Tic.Ltd.Şti. tarafından, ....................tic.Ltd.Şti., İ.S. ve diğerleri aleyhinde bonoya dayalı…
**12. Hukuk Dairesi 2009/15234 E. , 2009/23565 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Didim(Yenihisar) İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 02/03/2009 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı .....................Tic.Ltd.Şti. tarafından, ....................tic.Ltd.Şti., İ.S. ve diğerleri aleyhinde bonoya dayalı olarak, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatılmıştır. Şikayetçi borçlu İbrahim Soylu süresi içerisinde icra mahkemesine müracaat ederek, bonoyu keşideci şirket olan........................Tic.Ltd.Şti.’nin temsilcisi sıfatı ile imzaladığını, borçlu olarak ya da kefil sıfatı ile isminin ve imzasının olmadığını, şahsı yönünden yapılan takibin iptalini talep etmiştir. Takip dayanağı bono incelendiğinde, senette keşideci kısmında ................Ltd.Şti.’nin kaşesi ve üzerinde ikişer adetten iki farklı imzanın bulunduğu görülmektedir. Şikayetçi, imzaların, kendisine ve diğer temsilci M.’e ait olduğunu da kabul etmektedir. Türk Ticaret Kanunu’nun 688/7. maddesi gereğince, bonoda, tıpkı poliçede olduğu gibi tanzim edenin imzasının, metni örter şekilde yani metnin altına atılmış olması zorunludur. Bonoda birden fazla imza atılmış ise, bu senedin geçerliliğine etki yapmaz ise de, Dairemizin süregelen içtihatlarında da benimsendiği üzere bonoda sorumluluğun tek imza ile doğduğu birden fazla atılan imzaların sahiplerini duruma göre asıl borçlu veya aval veren olarak nitelemek mümkün olduğu gibi, sadece imzadan ibaret aval de mümkün bulunmaktadır. Muhatap veya keşidecinin imzaları dışında bononun (poliçenin) ön yüzüne konan her imza aval beyanı sayılır. Bu nedenledir ki, yalnız imzadan ibaret olan aval sadece bononun ön yüzünde mümkündür. Atılma maksadı ne olursa olsun, bononun ön yüzündeki imza muhataba (poliçede) veya keşideciye ait değil ise, bu imza, sahibini avalist durumuna getirir. İmza sahibi herhangi bir taahhüt altına girmeyi düşünmediğini ileri süremez. Zira, 613. maddenin 3. fıkrası; aksinin ispatı caiz olmayan bir karinedir. (Prof.Dr.F.Ö., Kıymetli Evrak Hukuku Sf: 805) Yukarıda açıklandığı üzere bonoda sorumluluğun doğması için keşidecinin atacağı tek imza yeterli olup, bononun ön yüzündeki ikinci imzanın atılması zorunlu olmadığından aval olarak değerlendirilir. Somut olayda, İbrahim Soylu’nun keşideci şirketin temsilcisi olarak bononun ön yüzünde imzası bulunduğu gibi, ayrıca ikinci imzası da bulunmaktadır. Adı geçen bu ikinci imzası nedeniyle avalist olarak sorumludur. Mahkemece, yukarıdaki açıklamalar nazara alınarak, şikayetçi borçlunun itirazının reddi yerine kabulüne karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 24/11/2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.