T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/283 - 2026/552 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/283 KARAR NO : 2026/552 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/02/2023 NUMARASI : 2022/279 E. - 2023/37 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sına…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/283 - 2026/552 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/283 KARAR NO : 2026/552 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/02/2023 NUMARASI : 2022/279 E. - 2023/37 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/02/2023 tarih ve 2022/279 E. - 2023/37 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin ve şirketin yetkilisi ...'ın 2016/32424, 2013/78734, 2020/127679 sayılı ve "...", "... ...", "... ..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "... ..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, 2020/141974 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, itirazın reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, dünya genelinde "..." unvan ve markası ile ilk akla gelen firma olduğunu, "..." unvanı ile Şubat 2015'te kurulduğunu, müvekkilinin "..." markası ile birlikte kullanımı görülse de esasen "..." ibaresinin kendi başına ayırt ediciliği bulunan bir ibare olduğunu, "..." ifadesinin yardımcı unsuru olmadığı, bizzat esas unsur konumunda olduğunu, "... ..." ibaresinde de "..." anlamına geldiğini, Google arama motorunda "..." yazıldığında müvekkil firmanın markasının en üstlerde çıktığını, sunulan faturalarda da satışları "..." olarak görülebileceğini, bu ibarenin müvekkil şirket tarafından tanınır ve bilinir hale getirildiğini, "..." markası üzerinde öncelikli ve gerçek hak sahibi konumunda olduğunu, davalı şirketin tescil başvurusu yaptığı "... ..." markası ile aynı sektörde, aynı tüketici grubuna ve aynı dağıtım kanallarının kullanılması nedeniyle iltibas yaratacağını, markalar arasında ekonomik ve idari bir ilişki kurularak açık bir şekilde karıştırılma ve iltibas ortaya çıkacağını ileri sürerek, ... YİDK'nın 2022-M-5535 sayılı kararın iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, marka başvuruları arasında görsel ve işitsel açıdan bir benzerlik bulunmadığı, iltibas ihtimalinin mevcut olmadığını, davacı tarafın ayırt edici unsurunun “...” ibaresi olduğunu, bu ifadenin de müvekkili tarafından kullanılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının başvurusunda yer alan 09. sınıf mallarla 35.05 kapsamında 09. sınıf ürünlerin satışına yönelik hizmetlerin benzer ve ilişkili olduğu; çekişmeli başvuru standart karekterle yazılmış "... ..." ibaresinden oluşurken; itiraza dayanak ve dava dilekçesinde bahsi geçen markaların standart karekterle yazılı "...", "... ..." ibarelerinden oluştuğu; davacının dava konusu markaya yönelik gerçek hak sahipliğini ispata yarayan bir delilinin bulunmadığı; çekişme konusu "..." kelimesinin bir markada yer alması durumunda, anılan marka ile sunulacak mal ve hizmetlerin ortalama alıcıları nazarında işaretin, ürün ve hizmetin göstereceği etkiye işaret ederek bu yönde bir mesaj verdiği, bu haliyle de ayırt edici karakterinin son derece zayıf olduğu, çekişme konusu mal ve hizmetlerin tüketicisinin yüksek dikkat ve özene sahip olduğu bu sebeple ilgili tüketicilerin, davalı başvurusunun konusu olan işaret ile davacıya ait ticaret unvanını birbirinden kolaylıkla ayırabileceği, söz konusu farklılıkları hemen ve ilk bakışta algılayacağı, söz konusu markaların farklı unsurlarının bulunduğu, bütün olarak aynı veya yüksek düzeyde benzer olmadıkları; dosya içeriği itibariyle SMK’nın 6/5. maddesinde yer alan koşullar oluşmadığı gibi taraf markaları arasında SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı; hükümsüzlük koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ek rapor veya yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması taleplerinin reddedildiğini, müvekkili şirket tarafından kullanılan 2013/78734 nolu "... ..." markasının, dava dışı 3. kişiye ait olması gerekçesiyle değerlendirmeye dahi alınmadığını, SMK'nın 6/3. maddesi kapsamında müvekkilinin kendine ait olmasa da anılan markayı 10 yıldır kullandığını, hatta şu anda 2013/78734 sayılı ve "... ..." markasının müvekkili adına kayıtlı olduğunu, müvekkilinin bu markayı uzun yıllardır ciddi biçimde kullandığını, mesnet markaların dava konusu marka ile SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzer olduğunu, iltibas tehlikesinin bulunduğunu, 09. sınıf emtialar yönünden tüketicilerin dikkat ve özen seviyesinin yüksek olduğu değerlendirmesinin de hatalı olduğunu, müvekkilinin öncelik ve üstün hak sahibi olduğunun ispat edildiğini, faturalarda satışa konu ürünün markasının "..." olduğunun görüleceğini, sektörel bazda "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olmadığını, SMK'nın 6/6. maddesi anlamında hatalı değerlendirme yapıldığını, müvekkilinin çekişmeli ibareli 2015 yılından beri işletme adı olarak da kullandığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının mesnet markalarıyla davalının dava konusu başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira dava konusu markanın esas unsuru "..." kelimesi iken, davacının mesnet markalarının esas unsurlarının "..." ve "..." ibarelerinden oluştuğu; YİDK karar ve dava tarihi itibariyle davacının "... ..." ibareli markası bulunmadığı gibi, anılan markada da "..." ibaresinin tali unsur olarak kullanıldığı ve markasal algıyı üzerinde toplamadığı; davacı tarafın SMK'nın 6/3 ve 6/6. maddesi kapsamında sunduğu delillerin de iddiasını ispata elverişli miktar ve yoğunlukta olmadığı; davacı vekilinin ek rapor ya da yeni bir rapor alınması talepleri reddedilmiş ise de, bilirkişilerin görüşü hakim için bağlayıcı olmayıp HMK'nın 282. maddesinde uyarınca hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 15/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.