TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN DAVA : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı), Ticari Şirket (Fesih İstemli) DAVA TARİHİ : 27/03/2014 KARAR TARİHİ : 08/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/04/2026 Taraflar arasındaki ticari şirket davasında mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/519 Esas 2026/416 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/519 KARAR NO : 2026/416 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN DAVA : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı), Ticari Şirket (Fesih İstemli) DAVA TARİHİ : 27/03/2014 KARAR TARİHİ : 08/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/04/2026 Taraflar arasındaki ticari şirket davasında mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. TALEP İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili 24/11/2025 tarihli talep dilekçesinde özetle; davalı şirketin merkezini Sincan’a taşımadan önce, yetkili Ankara mahkemelerinde dava açtıklarını, gelen kararlarda görüldüğü gibi, daha 2005 yılından itibaren, kar dağıtmama ve sermaye artışı yoluyla müvekkilleri şirketten tasfiye girişimleri olduğunu, müvekkili ...’un babasına verdiği genel vekaletname kullanılarak genel kurula onun adına katılan müteveffanın babasının, müvekkillerinin payını %1'in altına düşürecek sermaye artışı yaptıklarını, bu kararın karar düzeltme yoluyla iptal edildiğini, o zaman yaşı küçük olan ...'un, anne babasının hayatta olmasına karşın, şirket genel müdürü vasi sıfatıyla onu temsil ettiği genel kurulda küçüğün aleyhine, patronun emrettiği yönde oy kullandığını, ancak tüm bu kararların, Yargıdan geri döndüğünü, şirket merkezini Sincan’a taşıdıktan sonra ise, açtıkları tüm davaların (sermaye artışı dahil) reddedildiğini, Ankara Ticaret Mahkemeleri'nin, kar dağıtmama ve sermaye artış kararlarını iptal ederken, Batı ATM, kar dağıtmama, bilgi alma inceleme, gündeme madde eklenmesi, sorumluluk davalarının tümünü reddettiğini, davalı şirket yönetim kurulu başkanının önce eşi sonra kendi adına kurduğu şirketlerle alışveriş koşulları hakkında bilgi verilmediğini, genel kurullarda görüştürülmediğini faaliyet raporlarında ve bağımsız denetim raporlarında gizlendiğini, sadece sermaye artışının iptaline karar verilse de , 19/572 E. sayılı dosyada görüleceği gibi, sermaye artışı için rüçhan hakkını kullanamayan azınlık pay sahiplerinin payı %30’dan %15.12’ye düşürüldüğünü ve verilen iptal kararı kesinleşinceye kadar, şirket yönetim kurulu başkanının nemalandığını, davalı şirketin, 2024 yılı genel kurulunun yapılması ve gündeme madde eklenmesine ilişin 2 davasının, Yargıtay kanun yararına bozma kararlarına rağmen, Batı Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından reddedildiğini, çekilen ihtara rağmen, olağan genel kurul yapmayan davalının, alelacele sermaye artışı gündemli olağanüstü genel kurul yaparak, sermayenin 34 milyon lirasına çıkartılmasına karar verdiğini ve daha önce sermaye özkaynaklardan 250.000.000 TL'ye çıkartılmış olmasına rağmen, Yargıtay kararından sonra tekrar 100.000 TL'ye düşen sermayenin, eşzamanlı olarak yeniden 250.000.000 TL'ye çıkartılması gerekirken, yarısı dış kaynaklardan karşılanmak üzere 34.000.000 TL'ye çıkartılması kararı aldığını, bugüne kadar, kar payı alamayıp, hak aramak için cebinden yargılama gideri yapan müvekkillerinin sermayelerini koruyabilmek için, rüçhan hakkı bedellerini cebinden ödemek zorunda bırakıldığını, kendi şirketine milyonlarca lira kredi veren yönetim kurulu başkanının, kar dağıtmaya gelince, çeşitle bahanelerle, kar dağıtmamaya devam ettiğini, nihayet 2024 yılı olağan genel kurulunu yapmaya karar veren şirketin bu defa da, yine kar dağıtmayacak, artan sermayenin yarısını ortaklardan almaya karar verdiğini, müvekkili ve dava dışı ortak ...’un bu artışta rüçhan hakkını kullanabilmelerinin mümkün olmadığını, şirketteki payları yeniden düşmesinin kaçınılmaz olduğunu iddia ederek önceki beyanlarında sundukları taleplerinden birkaçını veya mahkemenin uygun gördüğü tedbir kararı verilmesini, karar verilmeyecekse yapılacak genel kurulun sermaye artış maddesinin durdurulması ve daha önce talep ettikleri sair çözümlerden birkaçı için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece 28/11/2025 tarihli ara karar ile; davacı vekilinin önceki tedbir taleplerinin 21/02/2024, 03/07/2024, 28/11/2024, 27/01/2025, 31/01/2025 ve 16/04/2025 tarihlerinde tedbir taleplerinin reddedildiği, mahkememizin 21/02/2024 tarihli tedbir kararının istinaf incelemesinde istinaf başvurusunun esastan reddedildiği anlaşılmakla bu kez 24/11/2025 tarihli dilekçesindeki tedbir talebinde bulunduğunu, HMK’nın 390/3. maddesi gereğince ihtiyati tedbir 21/02/2024, 03/07/2024, 28/11/2024, 27/01/2025 31/01/2025 ve 16/04/2025 tarihli tedbir taleplerinden sonra durum ve koşulların değiştiğine ilişkin delil ibraz edilmediği, keza 24/11/2025 tarihli talep dilekçesinin sonuç kısmında ihtiyati tedbir sebeplerini belirtmediği gerekçeleriyle davacı vekilinin ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İhtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararda, daha önce tedbir talebinin reddedildiği, yeni bir delil ileri sürülmediği gerekçe gösterilmişse de, 24/280 E. Sayılı dosyaya davalının kendi sunduğu ticari defterlerin yeni delil olduğunu, şimdiye kadar gösterilmeyen ticari defterlerde, davalı şirket yönetiminin, şirkete, davacı ve dava dışı pay sahibi ...'a ve hatta Devlete büyük zarar verdiğinin gözler önüne serildiğini, bedelsiz mal göndermek yerine, bedelli gönderip, KDV aldıktan sonra, alacağından vazgeçmek suretiyle, hem haksız KDV alarak Devlete, zarar verilmekte ve hem de karı yurt dışına aktardığını, davalının davayı sonuçlandırmamak için sürekli sermaye arttırımı kararları aldığını, davanın temettü ödemeden sermaye artışı için ortaklara başvurmasının yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ihtiyati tedbir koşullarının oluştuğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Talep, HMK'nun 389 vd. gereğince ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. HMK'nın 389/(1). maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nın 390/(2). maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nın 390/(3). maddesinde ise tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin diğer bir koşulu ise mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesidir. Somut olayda, HMK'nun 389.maddesine göre daha önce aynı gerekçe ve taleplerle yapılan ihtiyati tedbir istemlerinin reddine karar verildiği, verilen ret kararlarından sonra durum ve koşulların değiştiğine yönelik delil ibraz edilemediği gerekçeleriyle davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olmakla ilk derece mahkemesinin davacının ihtiyati tedbir talebinin reddi gerekçesi gözetildiğinde ara karar usul ve yasaya uygundur. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, varsa kullanılmayan gider avansının istek halinde kendisine iadesine, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 08/04/2026 Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi