T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2026/263 KARAR NO: 2026/324 DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) DAVA TARİHİ : 31/12/2021 KARAR TARİHİ : 06/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/04/2026 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı şirketten bir daire satın aldığını ve…
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2026/263 KARAR NO: 2026/324 DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) DAVA TARİHİ : 31/12/2021 KARAR TARİHİ : 06/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/04/2026 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı şirketten bir daire satın aldığını ve borçlarını ödemiş olduğunu, imzalanan sözleşme ile ... Park Projesinde davaya konu .. Blok, .... nolu dairenin müvekkiline satılmış olduğunu, müvekkilinin sözleşme gereği edimlerini yerine getirdiğini ve dairenin satış bedelini ödemiş olduğunu ancak davalı şirketin sözleşme ile yüklendiği edimleri yerine getirmediğini, davaya konu dairenin tamamlanarak müvekkiline teslim edilmemiş olduğunu, yine davaya konu dairenin tapusunu müvekkili adına devir etmemiş olduğunu beyan ederek davanın kabulü ile davaya konu dairenin müvekkili adına tescilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacının huzurdaki davada yer alan taleplerinin zaman aşımına uğramış olduğunu, davacının müflis şirkete yaptığını ileri sürdüğü tüm ödemeleri senetle ispat kuralına göre senetle ispat etmek ve bu ödemelere ilişkin belge asılları ile sözleşme asıllarını sunmak zorunda olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında davaya konu taşınmazın alıcıya teslim şartı somut olayda gerçekleşmediğinden dava konusu taşınmazın davacı adına tesciline karar verilemeyeceğinin belirtildiğini, bu kapsamda davacının taleplerine karşı ödemezlik defini ileri sürdüklerini, davacının kendi edimini tam olarak yerine getirmediğinden karşı edimin verilmemesinden kaynaklı olarak bir talepte bulunamayacağını, davacının talep etmekte olduğu ihtiyati tedbir taleplerinin yerinde olmadığını, davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. -Dosyanın incelenmesinde 31/12/2021 tarihi itibariyle Bakırköy .... Tüketici Mahkemesi'ne yöneltilerek davanın açıldığı, Bakırköy .... Tüketici Mahkemesi'nin 26/02/2026 tarih, .../.... esas ve ..../... karar sayılı ilamı ile Asliye Ticaret Mahkemesi'nin uyuşmazlıkta görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, görevsizlik kararının 23/03/2026 tarihinde kesinleşmesi ile dosyanın Mahkememiz esasına kaydedildiği görülmektedir. -Görevsizlik kararının gerekçesinde; "Adi yazılı sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil isteme hakkı şahsi hak bahşettiğinden ve dayanak adi yazılı temlik sözleşmesi tapu siciline şerh verilmediğinden davacının mülkiyet aktarımı isteminin kabulüne olanak yoktur. Davalı şirketin iflasıyla, davalı iflas idaresince taahhüdün aynen ifası yoluna gidilmediğinden artık tapu iptali ve tescil istemi İİK'nın 198. maddesi uyarınca para alacağına dönüşmüştür. İİK'nın 198. maddesi uyarınca davacının mevzuu para olmayan alacağı ona muadil bir kıymette para alacağına çevrileceğinden ve bu kıymetin taşınmazın iflas tarihi itibariyle belirlenecek kıymeti olacağı da sabittir. Bu kapsamda dava sıra cetveline kayıt kabul davası olarak değerlendirileceğinden görevli mahkeme İİK 235/1 maddesine göre iflas kararını veren Ticaret Mahkemesinin bulunduğu yerdeki Ticaret Mahkemeleri olup, mahkememizin dava ile ilgili olarak yargılama yapmaya görevli olmadığı, yargılama yapma görev ve yetkisinin Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait olduğu kanaatine varılarak..." hususlarına yer verildiği görülmektedir -Bakırköy .... Tüketici Mahkemesi'nin görevsizlik gerekçesinin incelenmesinde kararın dayanağının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi tarafından son dönemde verilen göreve ilişkin kararlar olduğu görülmektedir. -İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin benzer nitelikte asıl talebin tapu iptali tescil, terditli talebin alacağın tahsili olduğu dosyalarda muhtelif kararlarında aşağıdaki hususlara yer verilmiştir; "Kural olarak sözleşmeler taraflardan birinin iflas etmesiyle son bulmazlar. Bu halde iflas etmemiş olan taraf sözleşmenin ifasını isteyebilir. Ancak sözleşmenin ifasını talep hakkı bir iflas alacağıdır. Davaya konu sözleşme iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. Bu bakımdan sözleşmenin alacaklısı olan taraf iflastan önce yapılan sözleşmedeki bütün borçlarını müflise karşı yerine getirmiş ise alacağı para borcundan başka bir şey olduğundan alacağını para alacağına çevirerek masaya yazdırabilir.(İ.İ.K. M.198) İflâsın açılması ile henüz vadesi gelmemiş olan alacaklar da, iflâs kararı ile birlikte talep edilebilir hale gelir. İflâsın açılması gününe kadar işlemiş olan faiz ve takip masrafları ana paraya eklenerek iflâs masasına yazdırılır.Alacağı taliki bir şarta veya belirsiz bir vadeye bağlı bulunan alacaklılar da alacaklarını iflâs masasına kaydettirebilirler. Tasfiye sonunda bu alacaklar için ayrılan pay, ancak şartın gerçekleşmesi veya belirsiz olan vadenin gelmesi halinde ödenebilir. Alacaklılar arası eşitlik ilkesi gereği, para alacağı dışındaki alacaklar, iflâsın açılması ile birlikte konusu olan şeyin iflâs kararı tarihindeki değeri kadar para alacağına dönüşür ve masaya para alacağı olarak yazılır. Ancak iflâs idaresi, masa menfaatine uygun görürse konusu para olmayan alacakları bir iflâs alacağı olarak ödemek yerine, aynen ifa etmeyi tercih edebilir. Adi tasfiyede iflâs idaresi alacaklıların incelemesini yapıp bitirdikten sonra, düzenlediği sıra cetvelini iflâs dairesine verir. Bunun üzerine sıra cetveli ilân edilir ve bu ilânla ikinci alacaklılar toplantısı için davet yapılır. İİK’nın 194. maddesinde, iflas açılması ile kural olarak müflisin taraf olduğu hukuk davalarının duracağı ve ancak ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra devam olunabileceği hususu düzenlenmiştir. İkinci alacaklılar toplantısında dava konusu alacağın masaya kabul edilmemesi halinde davaya kayıt kabul davası olarak devam edilerek bir karar verilmesi gerekir. Somut olayda. davacı 13/05/2024 tarihli dilekçesi ile aynen ifadan vazgeçerek müspet zararın para alacağı olarak hüküm altına alınması talebinde bulunduğuna göre iflas tarihinden sonra açılan davaya (hukuki yararın varlığı bakımından alacağın masaya yazılıp yazılmadığı da denetlenerek) kayıt kabul davası olarak devam edilmesi gerekmektedir." (..../.... Esas ..../.... Karar, ..../... Esas ..../..... Karar vs. diğer dosyalar) İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin benzer nitelikte asıl talebin tapu iptali tescil, terditli talebin alacağın tahsili olduğu dosyalarda muhtelif kararlarında aşağıdaki hususlara yer verilmiştir; "Ticaret Mahkemesinin iflasa karar vermesi anında borçlu hakkında iflas açılmış olur. Bundan sonra müflisin masaya giren mal ve hakları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıntıya uğrar ve masaya geçer. Müflis masaya giren bir mal ve hak üzerinde tasarrufta bulunmuşsa bu işlem geçersizdir. İflas kararından önce müflisin temlik sözleşmelerinden doğan borçları taşınmazın tapu kaydı henüz müflis üzerinde bulunduğundan masaya geçmekle iflas nedeniyle asıl akit (satım akti) yapılamamaktadır. Kural olarak sözleşmeler taraflardan birinin iflas etmesiyle son bulmazlar. Bu halde iflas etmemiş olan taraf sözleşmenin ifasını isteyebilir. Ancak sözleşmenin ifasını talep hakkı bir iflas alacağıdır. Davaya konu temlik iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. Bu bakımdan sözleşmenin alacaklısı olan taraf iflastan önce yapılan sözleşmedeki bütün borçlarını müflise karşı yerine getirmiş ise alacağı para borcundan başka bir şey olduğundan alacağını para alacağına çevirerek masaya yazdırabilir. (İ.İ.K. m. 198) Dava konusu taşınmazın taraflar arasında imzalanan sözleşmede dükkan olarak belirtildiği, sözleşmenin devamı maddelerinde de dükkan olarak nitelendirildiği, tapu kaydında da taşınmazın niteliğinin dükkan olarak yazılı olduğu ve dükkan niteliğindeki bağımsız bölümün satış sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlığın dava edildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda davacının öncelikli talebi tapu iptali ve tescile yönelik olup bedelin tahsili talebi terditli taleptir. Öncelikli talep alacağın masaya kaydedilmesine yönelik olmayıp, müflis şirketin aktifinde yer alan bir hakkın masadan çıkartılarak, tapuda adına tescili istemine ilişkindir. Davacının talebi gayrimenkul satış sözleşmesi ile satın aldığını iddia ettiği bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tesciline ilişkin olduğundan davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kayıt kabul niteliğinde olmayan tapu iptali ve tescil talepleri yönünden İİK'da özel düzenleme yer almadığından taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur. Hal böyle olunca davacının adına tescilini talep ettiği dükkan niteliğindeki bağımsız bölüm 6502 Sayılı Kanunun 3/h maddesinde belirtilen mallar arasında sayılmamaktadır. Dava konusu taşınmaz dükkân niteliğinde olduğundan Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunda tanımları yapılan satıcı ve tüketici arasındaki mal ve hizmet satışına ilişkin düzenlemeye uymadığı anlaşılmaktadır. Davacının adına tescilini talep ettiği bağımsız bölümün niteliği dükkan olup 6502 Sayılı Kanunun 73.maddesi uyarınca uyuşmazlık tüketici mahkemesinin görev alanına girmediğinden tüketici mahkemesince çözülemez. Başka bir anlatımla çekişmenin genel mahkeme olarak asliye hukuk mahkemesinde görülmesi kanundan kaynaklanan bir zorunluluktur. Bu nedenle görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. İDM davalı şirket hakkında iflas kararı verildiğini belirterek görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesiyle verdiği görevsizlik kararı hatalıdır. " (..../... Esas ..../.... Karar) "Somut olayda davacının öncelikli talebi tapu iptal ve tescile yönelik olup davacının alacak yada tazminat talebi terditli taleptir. Öncelikli talep alacağının masaya kaydedilmesine yönelik olmayıp, müflis şirketin aktifinde yer alan bir hakkının masadan çıkartılarak, tapuda adına tescili istemine ilişkidir. Davacının talebi satın aldığını iddia ettiği bağımsız bölümün adına tesciline ilişkin olduğundan davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kayıt Kabul niteliğinde olmayan tapu iptal ve tescil talepleri yönünden İİK'da özel düzenleme yer almadığından taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur. " (..../.... Esas ..../.... Karar, ..../.... Esas ..../.... Karar, ...../..... Esas..../.... Karar vs. diğer dosyalar) -İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin benzer nitelikte asıl talebin tapu iptali tescil, terditli talebin alacağın tahsili olduğu dosyalarda muhtelif kararlarında aşağıdaki hususlara yer verilmiştir; "Eldeki davanın davacının aynen ifa ve aynen teslime ilişkin tapu iptal tescil içermeyen talebinin içeriği ve mahiyet itibariyle İcra İflas Kanunu 235 maddesi kapsamında kayıt kabul davasına konu olabileceğinin kabul edilmesi halinde; dava, iflastan sonra açılmış olmakla ticaret mahkemesinin görevli olduğu ve yargılamaya ticaret mahkemesince devam edilerek sonuçlandırılmasının gerektiği tartışmasızdır. Davanın kayıt kabul davasına konu olamayacağı değerlendirildiğinde ise; tüketici mahkemesi, kayıt kabul davası olarak göremez ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun ve mevzuat ile hüküm bulunmayan hallerde genel hükümlere göre inceleyip sonuçlandırılması gerekmektedir. Ayrıca İcra İflas Kanunu, Madde 198'de "Mevzuu para olmıyan alacak ona muadil bir kıymette para alacağına çevrilir. Şu kadar ki iflas idaresi taahhüdün aynen ifasına deruhte edebilir. Bu takdirde alacaklı talep ederse iflas idaresi teminat gösterir." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Anılı düzenlemenin ikinci cümlesi nazara alındığında, iflas idaresinin aynen ifayı deruhte etmesi mümkündür. Dolayısıyla, ancak para alacakları veya İİK 198. maddesi gereğince konusu para olmayan alacaklarda ona muadil bir kıymet kayıt kabul davasının konusunu teşkil edebilir. Eldeki dava açılmadan önce iflas idaresine başvuru yapılmadığından, iflas idaresinin aynen ifa talebini para alacağına tahvil edip etmediği, yada İİK.198. Maddesi 2. cümlesi gereğince aynen ifayı, yani inşaatı tamamlayarak teslim etme yönündeki tercih hakkını kullanıp kullanmayacağı bu aşamada bilinmemektedir. İflas idaresinin tercih hakkını inşaatı bizzat tamamlama ve aynen ifa yönünde kullanması halinde, iflas iadaresinin sözleşme ilişkisinin içine dahil olduğundan davanın 6502 sayılı TKHK hükümleri ile genel hükümleri göre çözümlenmesi gerekir ve eldeki dava kayıt kabul davası olarak nitelenemez. " (..../.... Esas ..../....Karar,..../.... Esas ..../....Karar vs. diğer dosyalar ) - İlgili daire tarafından verilen ve görevsizlik kararına emsal teşkil kararlarda temel olarak; "Bir hukuk davasının kayıt-kabul davasına dönüşmesi için davalının iflas etmesi, iflas idaresinin de dava konusu alacağı iflas masasına kabul etmemesi gerekir. Davalı tarafı dava sırasında iflas eden aleyhine iflastan önce açılan ve İİK'nın 194 üncü maddesi hükmünde sayılan istisnalardan olmayan bir davaya bakan mahkemenin asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplantısında, iflas masasına kaydedilip, alacağın masaca kesin olarak kabul edilip edilmediğinin araştırması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına karar vermesi; masaya kayıt edilmesi istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise ve kayıt-kabul davası ayrıca açılmamışsa, davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilerek, varılacak sonuç dairesinde bir karar vermesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta, davalı iflas idaresince taahhüdün aynen ifası yoluna gidilmediğinden artık tapu iptali ve tescil istemi İİK'nın 198. maddesi uyarınca para alacağına dönüşeceğinden davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilerek, asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplantısında, iflas masasına kaydedilip, alacağın masaca kesin olarak kabul edilip edilmediğinin araştırması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına karar vermesi; masaya kayıt edilmesi istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise, sözleşmeye konu dava konusu taşınmazın tamamlanmış halinin emsal taşınmazlar gözetilerek iflas tarihi itibari ile belirlenecek kıymeti üzerinden usulü kazanılmış haklar gözetilerek kayıt kabule karar verilmesi gerektiği, bu hususun kamu düzenine ilişkin olduğu, kararın kaldırılması ve mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. " gerekçelerine yer verildiği görülmektedir. -Bu kapsamda öncelikli olarak görevsizlik kararına emsal teşkil eden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin güncel kararlarının irdelenmesi gerekmiştir. .... Hukuk Dairesi tarafından verilen kararlarda, ilk derece mahkemesi tarafından tapu iptali tescil talebinin yerinde olup olmadığına ilişkin tartışma yapılarak bir kısım davalarda asıl talebin kabul edilmesine, davacılar lehine tapu iptali tescili kararı verilmesine rağmen; bu hususta herhangi bir inceleme yapılmadan yalnızca davalı tarafın müflis olması nazara alınarak tapu iptali ve tescili talep edilemeyeceği ve davanın para alacağına dönüşeceği ve yine bu kapsamda kayıt kabul davası olarak devam edilmesi gerektiğinden bahsedilmektedir. Ancak bu durum benzer iflas dosyaları yönünden devam etmekte olan tüm davalarda bazı temel hukuki sorunlara sebebiyet vermektedir. ( ..... .... ..., ...., ...., ... Yapı vb. devam etmekte olan iflas ve sıra cetveli davaları ) -Mevcut davaların davacılar yönünden incelenmesinde; Müflis şirketler ile gerçek/tüzel kişiler arasında yapılan bir kısım sözleşmelerin adi yazılı olduğu, bir kısım sözleşmelerin noter huzurunda yapılan taşınmaz satış vaadi sözleşmesi niteliğinde olduğu görülmektedir. Bir kısım dosyalarda ödemelerin döviz cinsinden kararlaştırıldığı ve davacılar tarafından sözleşme tarihinden iflas tarihine kadar döviz cinsinden çeşitli ödemeler yapıldığı, bir kısım davacılar tarafından TL cinsinden ödemelerin yapıldığı görülmektedir. Bir kısım dosyalarda ise adi yazılı sözleşme yapılmasına rağmen yükleniciden satın alınan taşınmazlarda ödemelerin gerçekleştirildiği ve yine sözleşmenin tarafı olan müflis şirketlerce taşınmazların tesliminin gerçekleştirildiği ve bu kapsamda tescil şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilebileceği görülmektedir. Tüketici Mahkemesi'nde görülen bir kısım davalarda sözleşmede bedel yönünden eksik ifanın bulunduğu, ancak tapu iptal şartlarının oluştuğu kanaatine varıldığından eksik bedelin depo ettirilerek tescil kararlarının verildiği görülmektedir. Yine benzer mahiyette ticari nitelikte dava olarak nitelendirilen dosyalarda -Yine yukarıda ayrıntılarına yer verildiği şekliyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi tarafından güncel içtihatların tam aksi yönünde 2022-2023 yıllarında kararlar verildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından aksi yönde kararlar verildiği, İstanbul .... Hukuk Dairesi tarafından da tescil şartlarının oluşup oluşmadığı yönünden davacının talebine göre alternatifli değerlendirme yapıldığı ve davacılar tarafından bu yönde istikrar kazanmış yargı içtihatlarına güvenerek işbu davaları ikame etmeye devam ettikleri görülmektedir. -İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi tarafından verilen güncel kararlarda; davacıların tapu iptali tescil talepleri doğrudan reddedilmiş ve para alacağına dönüşeceği varsayılmıştır. Ancak Mahkememizce ve diğer mahkemelerce verilen, tüzel kişiller tarafından açılmış bir kısım davalarda tescil şartlarının oluştuğundan bahisle tescil kararlarının verildiği ve yine iflas masası tarafından bu işlemlerin uygulandığı görülmektedir. -Sıra cetveline itiraz davalarını diğer alacak davalarından ayıran husus, bu davaların iflas sıra cetvelinin düzenlenmesinden sonra açılmasıdır. Davanın İcra ve İflas Kanunu'nda tanımlandığı sistematik konum da (m.235) bu saptamayı doğrulamaktadır. Burada kayıt sözcüğü "kaydetmek" bağlamında bir fiili değil, (tapu kaydı, trafik kaydı gibi) sıra cetvelinin her bir satırını ifade etmekte ve alacaklı bu dava ile tahsilden ziyade belirli bir tutardaki alacağının o iflas tasfiyesinde bir kayıt numarası altında pay almasını sağlamak maksadıyla bu davayı açmaktadır (..../....: ...., ... Bası, .... 2014, m...., n...). (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ..../.... Esas ..../... Karar sayılı ilamı) -Yine istikrar kazanmış içtihatlar ve yasal düzenlemelerle sabit olduğu üzere bir tüzel kişiliğin iflas etmesi kanunda düzenlenen istinai haller hariç olmak üzere ( vekalet sözleşmesi vs. ) şirketin sözleşmelerden doğan ifa borcunu sona erdirmeyeceği gibi, bilakis müflisin vadesi gelmemiş olanlar da dahil olmak üzere tüm borçları muaccel hale getirmektedir. -Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararlarda açıkça belirtildiği üzere; "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) adil yargılanma hakkının hukukun üstünlüğünün Sözleşmeci devletlerin ortak mirası olduğunu belirten Sözleşme’nin ön sözüyle birlikte yorumlanması gerektiğini belirtmektedir. Hukukun üstünlüğünün temel unsurlarından biri, hukuki durumlarda belirli bir istikrarı garanti altına alan ve kamuoyunun mahkemelere olan güvenine katkıda bulunan hukuki güvenlik ilkesidir. Toplumun yargısal sisteme olan güveni hukuk devletinin esaslı unsurlarından biri olmasına rağmen birbirinden farklı yargı kararlarının devamlılık arz etmesi, bu güveni azaltacak nitelikte bir hukuki belirsizlik durumu yaratabilecektir (...... ve ......./Türkiye [....], B. No: ..../..., 20/10/2011, § 57)." -Öte yandan Anayasa Mahkemesi, içtihat farklılığını değerlendirdiği bir kararında; Yargıtayın istikrarlı olarak uygulanan içtihattan ayrılarak yeni bir yaklaşımı benimsemesi hâlinde kamuoyu nezdinde yargıya olan güvenin muhafaza edilmesi bakımından yeni yaklaşımın istikrarlı bir şekilde uygulanması gerektiğine dikkat çekmiş ve içtihat değişikliği sonucunda benimsenen yaklaşımın uygulamada birliği sağlamakla görevli yüksek mahkemeler tarafından istikrarlı olarak uygulanmamasının adil yargılanma hakkını ihlal edebileceğine karar vermiştir (...... [...], B. No: ...../....., 17/5/2018, § ..). ( Anayasa Mahkemesi ... Böyük Başvurusu, Başvuru Numarası: ..../....., Tarih: 23/11/2021) -Bu kapsamda Mahkememizce yapılan değerlendirmede; her ne kadar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi tarafından verilen kararlar kapsamında iflas tarihi itibariyle rayiç değerin tespit edilerek kayıt kabul kararı verilmesi ivedi şekilde yargılamayı sona erdirecek olsa da, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin tapu iptali isteminin doğrudan reddedilmesi ve iflas tarihi itibariyle rayiç değer hükmedilmesi gerektiği şeklinde kararların istikrar kazanması halinde; Benzer iflas dosyalarında aynı sözleşmeye ve şartlara sahip davacılar arasında farklı sonuçların ortaya çıkacağı, Benzer mahiyette dosyalarda tapu iptali ve tescil kararları verilmesine karşın, bir kısım davacıların enflasyon ortamı, sözleşme tarihleri vade tarihleri ve iflas tarihi nazara alındığında, sözleşme geçerlilik ve aynen ifa hususunun tartışılmadan para alacağı şeklinde alacağı ödemelerin hakkaniyetsiz sonuçlar ortaya çıkaracağı, Yukarıda belirtildiği şekilde bir kısım sözleşmelerin döviz cinsinden yapılmış olması, sözleşme kapsamındaki ödemelerin döviz olarak yapılması, verilen kararlarda geri ödemelerin iflas tarihinden efektif satış kuru üzerinden belirlenmesi ve yine taşınmazların iflas tarihi itibariyle rayiç değerleri nazara alındığında aynı sözleşme şartlarına sahip kişiler arasında kişiler arasında geri ödemelere dayanan farklı ve hakkaniyetsiz sonuçların ortaya çıkacağı, Yine benzer dosyalarda yapılan ödemelerin iadesi kapsamında, verilen kararlarda denkleştirme alacağı talep edilmesine karşın, teslim tarihi ve iflas tarihi nazara alındığında denkleştirme yapılması halinde dahi döviz cinsinden ödemelerin ödeme tarihindeki bakiyelerin altında kaldığı, bu durumun da aynı sözleşme şartlarına sahip farklı davacılar arasında eşit olmayan sonuçlara yol açtığı, Benzer iflas dosyalarında müflis şirketler üzerine kayıtlı taşınmazların bulunması, taşınmazların halen müflis şirketlerin adına kayıtlı olması nedeniyle aynen ifa ifa şartlarının değerlendirilebileceği, sözleşmelerin imza ve kararlaştırılan teslim tarihleri nazara alındığında; her iflas eden şirketin herhangi bir gerekçe olmaksızın sözleşme kapsamında doğrudan ifa yapamayacağının kabul edilmesi halinde; gayrimenkul satışı yapan şirketler yönünden iflas seçeneğinin avantajlı hale geleceği ve hileli iflasların artışına sebebiyet vereceği, İstikrar kazanmış Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına dayanarak dava açan davacıların somut bir gerekçe olmaksızın, ifa hususu tartışılmadan reddine karar verilen tapu iptali tescil taleplerinin yukarıda belirtildiği şekliyle Anayasa Mahkemesi kararlarına açıkça aykırılık teşkil edeceği ve hukuki güvenilirliği zedeleyeceği görülmektedir. -Açıklanan nedenlerle Mahkememizce, içtihat farklılıklarının giderilmesi, tarafların sözleşme kapsamında talepleri olan doğrudan ifa ve tapu iptali tescil taleplerinin değerlendirilmesi, yukarıda yer verilen gerekçelerle hakkaniyetsiz sonuçların ortadan kalkması gerektiği açık olmakla, gerekli olması ve uygun görülmesi halinde temyiz mercii tarafından içtihat farklılıklarının giderilmesinin de sağlanması amacıyla, davacıların asıl talepleri olan tapu iptali tescil talebi yönünden Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla, karşı görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın, davaya bakmaya mahkememiz görevli olmadığından HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle Usulden Reddine, 2-Davaya bakmaya Bakırköy ..... Tüketici Mahkemesi'nin görevli ve yetkili olduğunun tespitine, 3-Mahkememizce verilen görevsizlik kararı karşı görevsizlik mahiyetinde olup, verilen kararın taraflarıca yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde dosyanın merci tayini için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, masrafların davacı yanca karşılanmasına, 4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.07/04/2026 Katip ..... e-imzalıdır Hakim ....... e-imzalıdır