11. Hukuk Dairesi 2022/652 E. , 2023/4108 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1145 Esas, 2021/1739 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/487 E., 2019/584 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince
**11. Hukuk Dairesi 2022/652 E. , 2023/4108 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1145 Esas, 2021/1739 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/487 E., 2019/584 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, elektrik üretim ve satım lisansına sahip, ilgili mevzuat ve ikili anlaşmalar çerçevesinde serbest tüketicilere elektrik tedarik eden bir elektrik tedarik şirketi olduğunu, müvekkilinde aralarında olduğu tedarik şirketlerinin elektrik sattıkları bölgelerde ilgili dağıtım şirketleriyle akdedikleri Dağıtım Sistemi Kullanım Sözleşmesi tahtında faaliyette bulunduklarını, nitekim müvekkili ile davalı arasında da bu kapsamda sözleşme akdedildiğini, tedarik şirketlerinin, düzenledikleri elektrik faturalarıyla, Kanun'da belirtilen ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu ( EPDK) kararlarıyla somutlaştırılan kayıp-kaçak bedeli TRT payı gibi kalemleri tüketiciye yansıttıklarını ve tahsil ettikleri bu bedelleri aynen ilgili dağıtım şirketine aktardıklarını, müvekkili şirketin müşterilerden olan dava dışı Ütopya...Ltd. Şti.'nin, 2011 ve 2012 yıllarında ödediği faturalarda yer alan kayıp kaçak bedellerinin iadesi istemiyle müvekkiline aleyhine dava açtığını, kısmen kabulle sonuçlanıp Yargıtay tarafından onanmak suretiyle kesinleşen bu dava nedeniyle müvekkilinin Ütopya...Ltd. Şti.'ye toplam 146.251,12 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını ancak müvekkilinin taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden bu kayıp kaçak bedellerini zaten davalıya daha önce ödediğini, bu bedelden davalının sorumlu olduğunu, müvekkilinin ödediği bu tutarı rücu etmek için davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlattığını, takibin, davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; rücu talebine dayanak yapılan davanın müvekkiline ihbar edilmediğini, bu nedenle davanın reddini sağlayacak savunmaları ileri süremediklerini, dava, davacının savunmadaki kusuru sebebiyle kaybedildiğinden davacının müvekkiline rücu imkanı bulunmadığını, rücu talebine dayanak yapılan davanın, Mahkemece, kategorik olarak kayıp-kaçak bedellerinin müşteriye yansıtılamayacağı gerekçesiyle değil davacının EPDK tarafından belirlenen oranların üzerinde kayıp kaçak bedeli tahsil ettiği gerekçesiyle kısmen kabul edildiğini, davacının EPDK kararlarına aykırı olarak yaptığı tahsilatlardan müvekkilinin sorumlu olmadığını, keza, müvekkilinin davacının kusur ve ihmali sebebiyle doğmuş temerrüt faizi, icra masrafları ve icra vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, alacağın likit olmadığını, bu nedenle icra inkar tazminatı talebinin de haksız olduğunu savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6719 Sayılı Kanun'un 21 inci maddesiyle 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun (6446 sayılı Kanun) 17 inci maddesine eklenen onuncu fıkranın, “Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; Tüketici Hakem Heyetleri ile Mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır” hükmünü haiz olduğu, yine aynı Kanun'a eklenen Geçici 20 inci maddenin ise "Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17 nci madde hükümleri uygulanır” hükmünü içerdiği, rücu talebine dayanak yapılan davanın kesinleşmesinden sonra yürürlüğe giren bu değişikliklerle, Tüketici Hakem Heyetlerinin ve Mahkemelerin, bu konularda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkilerinin geçmişe de etkili olarak sadece dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlandırıldığı ancak bu sınırlandırmanın sadece aboneler tarafından yapılan talebe ilişkin olup, dağıtım sistem kullanım sözleşmesine dayalı rücu taleplerine ilişkin olmadığı, davalı yanca, davacının savunmadaki kusur ve ihmali sebebiyle davanın kaybedildiği savunulmuş ise de davacının yargılama sürecinde gerekli tüm savunmaları yaptığı, davalının, davacı tarafından bu dava nedeniyle yapılan ödemelerden sorumlu olduğu, icra inkar tazminatı açısından ise, bu tazminata hükmedilebilmesi için alacağın likit olması gerektiği, alacağın likit olmasından kastın, borçlunun alacak miktarını belirlemek için gerekli olan bütün bilgilere sahip olması olduğu, somut davanın, iptal edilen poliçe bedelleri ve çekle yapılan fazla ödemenin iadesine ilişkin olmasına göre alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirket de EPDK tarafından belirlenen bedelleri zorunlu olarak tahsil ettiğini, dava konusu fatura kalemlerinin tahsil edip etmeme noktasında dağıtım şirketlerinin herhangi bir insiyatifinin olmadığını, bu bedellerin EPDK tarafından belirlenen ve lisans sahibi şirketlerin uymakla yükümlü olduğu tarifelere dayandığı, söz konusu bedellerin tahsil edilmesi noktasında müvekkil dağıtım şirketini davacı tedarik şirketi gibi aracı konumunda olduğunu, müvekkil şirketin bilgisi dışında hedef kayıp kaçak oranları üzerinde tahsilat yapıldığını, bu hususun davacının kendi kusurundan kaynaklandığını, davacı tarafın ilgili esas dosyayı ihbar etmemesi nedeniyle savunma argümanlarının ileri sürülemediğini, davayı ihbar etmeyen davacının kendi kusuru ile ödemek zorunda kaldığı yargılama gideri ve vekalet ücreti gibi giderleri müvekkil şirketten talep edemeyeceğini, alacağın likit olmadığını, müvekkil şirketin kötü niyetli olmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun ( 2004 sayılı Kanun) 67 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Dava, davacı yanca, Mahkeme kararı sebebiyle hak sahibine ödenen kayıp-kaçak bedeli ve ferilerinin davalıdan rücuen tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. Davalı vekili cevap dilekçesinde; iş bu davaya konu rücu talebine dayanak yapılan davanın, davanın görüldüğü Mahkeme tarafından kategorik olarak kayıp-kaçak bedellerinin müşteriye yansıtılamayacağı gerekçesiyle değil davacının EPDK tarafından belirlenen oranların üzerinde kayıp kaçak bedeli tahsil ettiği gerekçesiyle kısmen kabul edildiğini, davacının EPDK kararlarına aykırı olarak yaptığı tahsilatlardan müvekkilinin sorumlu olmadığını savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de bu savunma hakkında herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Keza Bölge Adliye Mahkemesince de davalı yanca istinaf sebebi olarak gösterilmesine rağmen bu hususta herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, rücu talebine dayanak yapılan dava dosyası incelenerek bu savunmanın değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. 3.Kabule göre de İlk Derece Mahkemesince, davanın, iptal edilen poliçe bedelleri ve çekle yapılan fazla ödemenin iadesine ilişkin olduğu, davanın bu niteliğine göre alacağın likit olduğu gerekçesiyle davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Ancak yukarıda yapılan özetten de anlaşılabileceği üzere dava, davacı yanca, Mahkeme kararı sebebiyle hak sahibine ödenen kayıp-kaçak bedeli ve ferilerinin davalıdan rücuen tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesince, somut uyuşmazlıkla alakası olmayan bir gerekçeyle davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf sebebi olarak gösterilmesine rağmen bu yanlışlık düzeltilmeden başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerin kabul şekline göre hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. -