T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/230 Esas KARAR NO : 2025/2000 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2016/786 Esas - 2022/463 Karar TARİH: 02/06/2022 DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) KARAR TARİHİ: 27/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan incele…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/230 Esas KARAR NO : 2025/2000 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2016/786 Esas - 2022/463 Karar TARİH: 02/06/2022 DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) KARAR TARİHİ: 27/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Bankası A.Ş tarafından Borçlu ... Endüstri Ür. Paz. Ve Tic. Ltd. Şti ile kefiller ... ..., ... ..., ... Demir Çelik San. ve Tic. A.Ş ve ... Giyim ve Mağazacılık Tic. Ltd. Şti. aleyhinde İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğü nezdinde 18.09.2015 tarihinde...esas numaralı ilamsız icra takibi başlatıldığını, takip talebinde 4.538.826,97 TL asıl alacak, 33.544,63 TL işlemiş temerrüt faizi, 1.617,27 TL gider vergisi, 300 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti ve 703,63 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 4.574.992,50 TL talep edildiği, temerrüt faizinin %32'den hesaplandığı ve 25.08.2015-18.09.2015 tarihleri arasındaki tahsilatların mahsup edildiği, takipten önce alacaklı tarafından borçlu ... End. Ür. Paz. Ve Tic. Ltd. Şti. ile kefillere gönderilen 25.08.2015 tarihli noter kat ihtarnamesinde 4.659.555,58 TL anapara, 62.192,16 TL faiz, 3.109,61 TL BSMV olmak üzere toplam 4.724.857,35 TL talep edildiği, 27.08.2015 tarihinde tebliğ edilen ihtarnamelerde 3 gün içerisinde borcun ödenmesinin talep edildiği belirtilerek, yukarıda isim ve unvanlarına yer verilen, icra takibine konu borçlu ve kefillerden olan alacağını tahsil edemediğini, buna mukabil işbu davanın davalıları ile icra takibine konu borçluların organik bağının bulunduğunu, dolayısıyla perde arkasındaki kişi ve firmalar olan davalıların icra takibine konu alacaktan sorumlu tutulmalarına, alacağa dava tarihinden itibaren %36 temerrüt faizi işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... Endüstri Ürn. İnş. Paz. San. ve Tic. A.Ş ve ... ... cevap dilekçesinde özetle; -Öncelikle şirketin dava konusu alacakla ilgili bir ilgisi ve bilgisi olmaması nedeniyle davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddini, borçlu şirketin yetkilisi olan ... ... oğlu olup aralarında kan bağı olması nedeniyle yakın ilişki içinde bulunmalarının gayet doğal ve hayatın olağan akışına uygun bir durum olduğunu, yıllardır bağımsız olarak ticaret yapan bîr kişi olduğunu, kendine ait işleri ve şirket ortaklıkları olan bîr şahıs olduğunu, borçlu şirketle organik ya da fiili bir bağı olmadığını, davacı tarafın, borçlu şirket ve yetkilileriyle imzalanan kredi görüşmelerinde ve sözleşmesinde kendisinin ve sahibi olduğu şirketin bir müdahalesi ve ilgisi olmadığını, kredi verirken, gerekli araştırmaları yapan ve teminatları alan banka yetkililerinin bu davayı açmakta iyi niyetli olmadıklarını, davacı tarafın, kendisinin ve sahibi olduğu şirketin, borçlu şirketin mallarını ve müşterilerini devir alarak zarara uğrattığı iddialarını kesinlikle kabul etmediğini, tam tersine; borçlu şirket yetkilisi olan oğluna destek olmak amacıyla bir çok kez nakit para gönderdiğini, buna ilişkin dekontları ekte sunduğunu, yıllardır ticaretin içinde bulunması nedeniyle, kendi çevresinden birçok müşteri de gönderdiğini, aynca; bir çok şirkette bulunan hisselerini satarak da buradan gelen paraları çekmesi ve kullanması için, oğlu ...'a vekalet verdiğini, böylece bir baba olarak elinden gelen her türlü desteği verdiğini, ama yetkilisi olduğu şirket bütün çabalara rağmen ihtiyati tedbir kararı almak zorunda kaldığını, oğlunu ve şirketlerini zor durumdan kurtarmak için şahsi malvarlıgını kullanarak fazlasıyla zarara uğrayıp mağdur olmuşken, davacı bankanın böyle bir iddia ve taleple dava açmasının hakkaniyete, yasalara ve hukuka uygun olmadığını, mevcut şirketlerdeki hisselerini sattığı için, kendi ticari faaliyetlerini sürdürmek için ... Endüstri Ürn. İnş.Paz.San.ve Tic. A.Ş'nî kurmak zorunda kaldığını, davacı tarafın iddia ettiği gibi borçlu şirketi zarara uğratmak gibi bir durum sözkonusu olmadığını, davacı tarafın iddialarının, yasal dayanaklardan yoksun olmasına rağmen ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebinde bulunmasının kabul edilemeyeceğini, kötüniyetli bir talep olduğunu savunarak öncelikle; yasal dayanaklardan yoksun olan ve kendisini mağdur etmeye yönelik ihtiyati haciz ve tedbir taleplerinin ve haksız ve kütüniyetle açılan davanın reddine, yargılama giderleri İle vekalet ücretinin karşı tarafa yiikletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekilince cevap dilekçesinde özetle; davacı bankanın kullandırdığı kredi borçlusu ve kefilleri ile müvekkil arasındaki hukuki ve fiili irtibat, organik bağlantı sebebiyle, ihtiyati haciz talep edilerek şimdilik 200.000.-TL banka alacağının temerrüt faizi ve %5 gider vergisi ile birlikte tahsil edilmesi amacıyla dava açtığını, davacı tarafın talepleri hukuka ve usule aykırı olduğunu, müvekkilinin, Davacı Banka ile ... Endüstri Ürünleri Pazarlama ve Tic. Ltd. Şti. firması arasında imzalanmış olduğu belirtilen 19/03/2015 tarih ve 5.000.000.-TL miktarlı Genel Kredi Sözleşmesinde ne asıl borçlu sıfatı ile ne de müşterek/müteselsil kefil sıfatı ile imzaları bulunmadığını, davacı usule aykırı olarak davayı kısmi dava olarak açtığını, davacı tarafından Genel Kredi Sözleşmesi Borçluları hakkında icra takibi başlatıldığını, Genel Kredi Sözleşmesi’ne göre borç miktarının belli olduğunu, bu genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan borcun tahsil edilememesi nedeni ile müvekkili aleyhine açılan işbu davanın da davacı tarafından iddia edilen asıl alacak miktarı üzerinden açılması gerekirken ve sözkonusu bedel üzerinden harç yatırılması gerekirken davacı tarafından 200.000.-TL’lık kısmi dava açıldığını, bu durum usul ve yasaya aykırı olup, davacı tarafın asıl alacak üzerinden harç yatırılması gerektiğini, yine davacı tarafından talep edilen %36’lık temerrüt faizi ve %5 gider vergisinin müvekkillerden talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, müvekkilinin Genel Kredi Sözleşmesinin tarafı ve borçlusu olmadığını, Genel Kredi Sözleşmesi’nde yer alan düzenlemelere dayanarak müvekkilinden faiz ve gider vergisi talep edilmesi mümkün olmadığını, müvekkili ile diğer davalılar (... Doğa Mad. Nakl. İnş. Mak. Nakl. Ltd. Şti. – ... Endüstri Ürn. İnş. Paz. San. ve Tic. A.Ş. ve ... ...) arasında organik ve fiili bağlantı mevcut olmadığını, müvekkilinin alacaklıyı ızrar kasdıyla hareket etmediğini, davacının Genel Kredi Sözleşmesi ile kredi verirken basiretli bir tacir gibi davranmamış, vermiş olduğu krediyi güvence altına alacak tedbir ve teminatları almamış olduğunu, davacının kendi basiretsizliğini müvekkili suçlayarak örtmeye çalıştığını, olayda davalıların malvarlıklarının birbirine karışması, tüzel kişiliğin bilinçli olarak 3. Kişileri zarara uğratmasının sözkonusu olmadığını, müvekkilinin, davacının alacağını almasını engellemek amacıyla diğer davalılar ile birlikte fikir ve işbirliği içinde hareket etmediğini, ortada faaliyet adresleri aynı olan şirketlerin de bulunmadığını, “Çalışanların aynı olduğu” iddiasının organik bağın varlığını tek başına ispatlayacak nitelikte olmadığını, şirketlerin tescil adreslerinin, sorumlu ortaklarının, faaliyet konularının farklı olduğunu, dava konusu olayda organik bir bağın varlığından bahsedilemeyeceğini, müvekkilinin diğer şirketlerle birlikte bir borcu taahhüt etmediğini, yukarıda arz edilen sebeplerle haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddi, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesini talep ettiklerini beyan etmiştir. Davalı ... Yapı Malz. San. Ve Tic. Ltd. Şti. Vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı bankanın kullandırdığı kredi borçlusu ve kefilleri ile Müvekkil arasdındaki hukuki ve fiili irtibat, organik bağlantı sebebiyle, ihtiyati haciz talep edilerek şimdilik 200.000.-TL banka alacağının temerrüt faizi ve %5 gider vergisi ile birlikte tahsil edilmesi amacıyla dava açtığını, müvekkilinin, Davacı Banka ile ... Endüstri Ürünleri Pazarlama ve Tic. Ltd. Şti. firması arasında imzalanmış olduğu belirtilen 19/03/2015 tarih ve 5.000.000.-TL miktarlı Genel Kredi Sözleşmesinde ne asıl borçlu sıfatı ile ne de müşterek/müteselsil kefil sıfatı ile imzaları bulunmadığını, davacı usule aykırı olarak davayı kısmi dava olarak açtığını, davacı tarafından Genel Kredi Sözleşmesi Borçluları hakkında icra takibi başlatıldığını, Genel Kredi Sözleşmesi’ne göre borç miktarının belli olduğunu, bu genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan borcun tahsil edilememesi nedeni ile müvekkili aleyhine açılan işbu davanın da davacı tarafından iddia edilen asıl alacak miktarı üzerinden açılması gerekirken ve sözkonusu bedel üzerinden harç yatırılması gerekirken davacı tarafından 200.000.-TL’lık kısmi dava açıldığını, bu durum usul ve yasaya aykırı olup, davacı tarafın asıl alacak üzerinden harç yatırılması gerektiğini, yine davacı tarafından talep edilen %36’lık temerrüt faizi ve %5 gider vergisinin müvekkillerden talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, müvekkili ile diğer davalılar (... Doğa Mad. Nakl. İnş. Mak. Nakl. Ltd. Şti. – ... Endüstri Ürn. İnş. Paz. San. ve Tic. A.Ş. ve ... ...) arasında organik ve fiili bağlantı mevcut olmadığını, müvekkilinin alacaklıyı ızrar kasdıyla hareket etmediğini, davacının Genel Kredi Sözleşmesi ile kredi verirken basiretli bir tacir gibi davranmamış, vermiş olduğu krediyi güvence altına alacak tedbir ve teminatları almamış olduğunu, davacının kendi basiretsizliğini müvekkili suçlayarak örtmeye çalıştığını, olayda davalıların malvarlıklarının birbirine karışması, tüzel kişiliğin bilinçli olarak 3. Kişileri zarara uğratmasının sözkonusu olmadığını, müvekkilinin, davacının alacağını almasını engellemek amacıyla diğer davalılar ile birlikte fikir ve işbirliği içinde hareket etmediğini, ortada faaliyet adresleri aynı olan şirketlerin de bulunmadığını, “Çalışanların aynı olduğu” iddiasının organik bağın varlığını tek başına ispatlayacak nitelikte olmadığını, şirketlerin tescil adreslerinin, sorumlu ortaklarının, faaliyet konularının farklı olduğunu, dava konusu olayda organik bir bağın varlığından bahsedilemeyeceğini, müvekkilinin diğer şirketlerle birlikte bir borcu taahhüt etmediğini, yukarıda arz edilen sebeplerle haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddi, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesini talep ettiklerini beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 02/06/2022 tarih ve 2016/786 Esas - 2022/463 Karar sayılı kararında; "Dava davalı şirketler ile ... Endüstri Ürünleri Paz. Tic. Ltd. Şti arasında organik bağ bulunup bulunmadığı, davacı banka ile ... Endüstri Ürünleri Paz. Tic. Ltd. Şti arasında imzalanan kredi sözleşmesinden dolayı davacı bankanın davalılardan alacağını isteyip isteyemeyeceği, alacağın bulunması halinde miktarın ne kadar olduğu hususlarına ilişkindir (...)Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesi ve yukarıda yapılan tespitler ve yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirmeler sonucu;Tüzel kişilik perdesinin aralanması"4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) "dürüst davranma" başlıklı 2. maddesine göre; herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır ve bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Aynı Kanun'un "iyiniyet" başlığını taşıyan 3. maddesinde; Kanun'un iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, aslolanın iyiniyetin varlığı olduğu belirtilmiş; ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimsenin iyiniyet iddiasında bulunamayacağı da açıkça vurgulanmıştır. TMK'nın 5. maddesinde ise; TMK ve Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) genel nitelikli hükümlerinin, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanacağı kuralı getirilmiştir. Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması, bazı şartların varlığı hâlinde, tüzel kişilik dikkate alınmadan, mevcut kişiliğin arkasına saklanan kimsenin borçtan sorumlu tutulması veya çiğnediği yasağın sonuçlarına katlanmasıdır. Tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasından, tüzel kişinin kişiliğine ve mal varlığına ilişkin ayrılık ilkesinin uygulanmaması ve onun hukuki bağımsızlığının bir nevi dikkate alınmayıp onun bertaraf edilmesini anlayabiliriz. Yargıtay kararlarında, organik bağın varlığından söz edebilmek için iddia konusu şirketler arasında iktisadi ve ticari bağımlılığın ve kader birlikteliğinin bulunması gerektiği ortaya konmaktadır. Asıl borçlu şirket ile 3. Kişi konumundaki diğer tüzel kişi arasında bu tür bir iktisadi bütünleşme ve ayniyetin bulunması durumunda, tüzel kişilik teorisinin suiistimal edildiği söylenebilecektir. Somut olayda; ... firması ile davalılar ... firması, ... Doğa firması ve ... hakkında organik bağın söz konusu olmadığı, ... şirketinin, ... şirketinden bağımsız bir tüzel kişi olduğu, ... şirketi bakımından adresin aynı olması, akrabalık ilişkisi, kurulmasındaki zamanlama gibi hususlar tespit edilmekle birlikte, şirketler arasında iktisadi ve ticari bağımlılığın ve kader birlikteliğinin bulunduğu ve taraflar arasında gerçek olmayan fiktif işlemler ile malvarlığının aktarıldığına ilişkin tespitlerin yapılamadığı, sonuç olarak davalı şirketler arasında iktisadi anlamda bir kader birlikteliğinin bulunmadığı, tüm bu nedenlerle dava konusu edilen borçtan dolayı davalıların sorumluluğunun bulunmadığı değerlendirilerek davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili Banka’ya borçlu ... Endüstri Ürünleri Pazarlama ve Ticaret Limited Şirketi malvarlıkları ile davalıların malvarlığının birbirine karıştığını; bu itibarla, davalıların tümünün ... Endüstri Ürünleri Pazarlama ve Ticaret Limited Şirketi'ne kullandırılan ve tahsili mümkün olamayan kredi alacaklarından sorumluluklarının tesbitine ve alacağın tahsiline karar verilmesini talep etmeleri gerektiğini, Asıl borçlu ... firmasının, iflas erteleme sürecindeyken yeni kaynak yaratmak amacıyla strafor üretim tesisi kurduğunun ...'nun iflas erteleme kayyım raporlarından açıkça görüleceğini; ... firmasının iflas edeceği anlaşılınca ... Endüstri Firması'nın kurulduğunu ve malvarlığında bulunan strafor tesisinin kayyımların izni olmadan muvazaalı olarak devredildiğini; devirden kısa bir süre sonra asıl borçlu firmanın iflasına karar verildiğini, şirketler arasında iktisadi kader ortaklığı bulunduğunu; ilgili strafor tesisi, ... endüstri firmasının ana faaliyet alanı olup işletme malvarlığının da büyük bir kısmını oluşturduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarında, iktisadi kader birlikteliği bulunduğuna ilişkin olarak kayyım raporlarına dayanılmışsa da bilirkişi raporunda iflas erteleme davasına ait kayyım raporlarına hiç değinilmemesinin eksik inceleme yapıldığını gösterdiğini, mahkeme dosyasından alınan 11.12.2020 bilirkişi raporu ile "davalı ... firmasının ticari adresinin dava dışı borçlu ... firmasının Gebze adresine taşınmış olması, her iki firmanın da ortakları arasında baba-oğlu ilişkisi olması, ... firmasının ... firması hakkında başlatılan icra takibinden sonra kurulmuş olması, tarafların envanter kayıtlarını sunmayarak maddi duran varlıklarının devrinin içeriğinin saptanma olasılığının ortadan kalkması gibi hususlar dikkate alındığında: ... Firması ile ... firması arasında muvazaa ilişkinin takdirinin sayın mahkemenize ait olacağı" şeklide görüş bildirildiğini; ilgili görüşün, davalılar ... Endüstri A.Ş. Ve ... yönünden davayı ispatlar nitelikte olduğunu, ancak 04.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda dosya kapsamında iktisadi anlamda kader birlikteliğine ilişkin tespit yapılamadığının belirtildiğini, dava dışı ... Endüstri firması, kurduğu üretim tesisini ... Endüstri firmasına kayyımların onayı olmadan devretmiş olup bu hususun kayyım raporlarında açıkça yazdığını; yine davalı ...'nun dava dışı ... Endüstri firmasına borçlu olduğunun da yazmakta olduğunu; şirketler arasında ikdisadi ve ticari bağlantı bulunduğunu, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mah. 2015/860 E. Sayılı iflas erteleme dosyasından alınan 01.04.2016 tarihli 7. Kayyım Raporunun 2. Ve 3. Sayfalarında kısaca; dava dışı asıl borçlu ... Endüstri firmasının Kocaeli-Dilovasında yeni bir tesis kurduğu, Kasım ayında üretime geçtiği ve faal olarak işlettiği, %100 oranında üretim yaptığı, tesiste enjeksiyon ürünleri, blok ürünleri, asmolen ürün, levha ürünleri gibi 4 başlıkta üretim yaptığının tespit edildiğini, yine aynı raporda şirketin "Mantolama malzemesi" de üretmeye başladığı, yeni ürünleri olan "stafor" satışlarının Kasım 'da 133.163 TL iken Şubat ayında 335.252 TL olduğu, bu ürünün satış hacminin karlılığının demir faaliyetine oranla karlılığın daha yüksek olduğu tespit edildiğinin açıkça belirtildiğini, ... Endüstri firması için alınan 26.07.2016 tarihli 10. Kayyım Raporunun sonuç kısımlı 13. Sayfasında 8. Bendinde kurulan tesisin faal olduğu ve satışların her geçen ay arttığının tespit edildiğini; 01.09.2016 tarihli 11. Kayyım Raporunda, 07.11.2016 tarihli 12. Kayyım Raporunda da aynı görüşe yer verildiğini, 15.12.2016 tarihli 13. Kayyım Raporunun 2. Sayfasında;" 06.12.2016 tarihinde Şirketin Kocaeli-Dilovasında tesislere yaptığımız ziyarette ve denetimlerde starafor üretim tesislerinin, makine ve teçizatlarının yerinde olmadığı,fabrika alanının boşaltıldığı görülmüştür. Konu ile ilgili bilgisine başvurulan şirket ortağı ... ..., şirketin ihtiyacı olan kayanağı temin edemeyeceği, mevcut sermaye artışına kalan 1.320.000 TL sermaye taahhütünü yerine getiremeyeceği için şirketteki hisselerini ... isimli şasa devredip ortaklıktan ayrıldığını ifade etmiştir. ... ... ayrıca yeni ortağın, demir ticareti dışında başka bir işle ğ istemediğini, bu nedenel Finansal Kiralama Yoluyla temin edip kurdukları strafor üretim tesisini, alacaklı Leasing şirketinin onayıyla başka bir şirkete devrettiğini açıklamıştır. Strafor üretim tesisini alan şirket "... ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ İNŞ. PAZÇ SAN. TİC. A.Ş." ... ...'nun babası ...'na aittir. Davacı şirketin 31.01.2016 tarihli bilançosunda pasif taraftaki 9.005.858 TL lik kısım ...'na aittir. Yani bu tarih itibariyle ... ..., davacı şirketten 9.005.858 TL alacaklıdır. Gerek,şirket hisselerinin tamamının devri, gerekse strafor üretim tesisinin devri işlemleri kayyım heyetimizden onay almadan yapılmış işlemlerdir" denildiğini, yine aynı raporun sonuç bölümünde bu işlemlerin iflas erteleme projesini olumsuz etkilediği ve projenin revizesini gerektirdiği kanaatine varıldığını, daha sonraki 14. Ve 15. Kayyım raporlarının şirketin karlılığının önemli ölçüde düştüğü ve projenin revize edilmesi gerektiği ve şirketin borca batık olduğu yönünde olduğunu; 16. Kayyım raporunda ise şirketin borca batık olduğu, kayyım onayı olmadan ödemelerin yapıldığı şeklinde olup nihai olarak şirketin iflasına karar verildiğini, Kayyım raporlarında dava dışı asıl borçlu ... Endüstri firmasının, davalı ...'na borçlu olduğunun belirtildiğini; asıl borçlu ... Endüstri firmasının sahip olduğu strafor üretim tesisinin, ... Endüstri şirketine kayyımların izni olmadan, muvazaa ile devredildiğini; ... Endüstri firmasında çalışan çoğu işçinin de devir ile beraber davalı ... firması bünyesinde çalışmaya devam ettiğini; bilirkişi raporlarıyla tespit edilen davalı ... firmasının malvarlıklarında yaşanan büyük artışın sebebinin işbu stafor fabrikasının devri olduğunu; bu devir bile büyüklüğü nedeniyle davalılar arasındaki ikdisadi ve ticari ilişkiyi ispatlar nitelikte olup kayyım raporlarının incelenmesinin elzem olduğunu; iflas erteleme kayyım raporları da dikkate alınarak ve değerlendirilerek yeniden ek rapor alınması talep edilmişde talebin reddedildiğini; bu yönden eksik incelemeye dayanan kararın kaldırılması gerektiğini, ... Firması ... Doğa Firması ve ... yönünden itirazlarının aşağıdaki şekilde olduğunu, 04.03.2022 tarihli raporda, daha önceki rapora yaptıkları itirazlar doğrultusunda spesifik bir değerlendirme yapılmadığını; dava dışı borçlu ... ... tarafından sahibi olduğu ... Yapı firmasında ait hisselerin, ...'a devredildiğini; yine dava dışı borçlu ... ...'un ... Doğa firmasında sahip olduğu hisselerin dava dışı ... BİLİŞİM A.Ş.'e devredildiğini ancak davalının, perde gerisinde kalmak suretiyle faaliyetlerine devam etmekte olduğunu, Ali Fuat ...’nun 2015 yılında hisselerini ...a devrederek ortaklıktan ayrıldığı ... Yapı Malzemeleri San ve Tic. Ltd.Şti bünyesinde Tekirdağ OSB’de yapı izolasyonu, yapı aksesuarları, ısı yalıtım malzemeleri imalat işleri yapmakta olduğunu; Ali Fuat ...’nun ... Endüstri Yapı A.Ş ve ... Bilişim İç ve Dış Ticaret Ltd.Şti’nde de birlikte çalıştığını; ... Yapı Malzemeleri San ve Tic. Ltd.Şti’nin çalışanları incelendiğinde önemli bir kısmının ... Endüstri Ürünleri Pazarlama Tic. Ltd. Şti ‘nin eski çalışanları olduğunu, davalıların, sırf alacaklıları ızrar kasdıyla organik ve fiili bağlantı içerisinde bulundukları şirketler üzerinden, hep aynı isimler etrafında, farklı tüzel kişilik görüntüsü altında faaliyet göstermekte olduklarını; (...: Alacaklılardan Mal Kaçırmak İçin Kurulan Yeni Şirkete Müracaat İmkânı Bakımından; Muvazaa, Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması ile Organik Bağ Kavramlarının Elverişliliği ve Yargıtay Uygulamaları, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.27, S.3, 2019, s.652-678.), (Yargıtay 9. HD., E. 2008/12981 K. 2008/18875 T. 04.07.2008 sayılı ilamı, Y. 15. HD. 23.1.2001 T., 200/5126 E.; 2001/399 K. Sayılı ilamı), daha önceki bilirkişi rapolarında da itiraz ettikleri üzere, Baybor firması, ... Doğa firması ve ... arasında sadece ticari ilişki olup olmadığını dosya kapsamına göre karar verildiğini ancak mahkemenize sunulan 29/04/2019 tarihli raporunda açıkça bu firmalara ait çalışanların dava dışı ... firmasının eski çalışanları olduğunu tespit ettiğini; bilirkişinin bu firmalara ait defterlerde müşteri incelemesi yapmadığı gibi dava dışı ... firmasının iflas erteleme taleplerinden sonra müşteri kapasitesinin artıp artmadığı müşterilerinin aynı olup olmadığı hakkında bir inceleme yapmadığını; bu nedenle yerel mahkeme kararının kaldırılarak itirazlarının değerlendirilerek yeni karar tesis edilmesi gerektiğini, Kredi borçlusu ... Endüstri Ürünleri Pazarlama ve Ticaret Limited Şirketi’nin hissedarı ve yetkilisi ... ... ve ... ... perde gerisinde kalarak fiili ve organik bağlantıda bulunduğu davalılar ile birlikte hareket ederek, piyasaya yüklüce miktarda borçlu olan ... Endüstri firmasının atıl duruma gelmesini, tüm üretim ve satış faaliyetlerinin davalı şirketler üzerinden yapılmasını sağladıklarını; iflas erteleme davasından alınan kayyım raporlarından da görüleceğini, ... Endüstri firmasının iflas erteleme sırasında yeni kaynak arayışı nedeniyle strafor üretim tesisi kurmuş olup bu faaliyet alanı mevcut işletmesinden daha fazla kar getirdiğini; daha sonra ... firmasının borca batık olduğu ve iflas edeceği anlaşıldığında borçlu kefillerin babaları ... tarafından ... Endüstri firması kurulduğunu ve ... Endüstri firmasına ait strafor tesisi kayyım onayı olmadan muvazaalı biçimde davalı ... Endüstri'ye devredildiğini; devirle beraber strafor üretimi yapan ... Endüstri firmasının malvarlığı önemli ölçüde artmıştır. Ancak devir nedeniyle ... Endüstri firmasının malvarlığının önemli ölçüde azaldığını; ... Endüstri firmasının pazardaki payı ... Endüstri firması tarafından devralındığını; evvelce ... Endüstri firmasının dağıtım yaptığı ürünlerin davalı şirketler tarafından piyasaya pazarlanmış olup müşterilerini yavaş yavaş ... Endüstri firmasına kaydığını; nihai olarak ise asıl borçlu ... Endüstri firmasının iflasına karar verildiğini; bu nedenle müvekkili Banka alacağının ... Endüstri firmasından tahsil etmesinin imkansız hale geldiğini; ... Endüstri ve ... Endüstri firmalarının ilişkilerine bakıldığında; fiili bağlantı, akrabalık ilişkisi, tesisin devri, faaliyet alanı, ticari ilişkileri, çalışan işçiler ve müşteri çevresi nedeniyle içi içe geçtiği görülmekte olup firmalar arasında organik bağlantı ve iktisadi kader birlikteliğinin mevcut olduğunu, yine diğer borçlu ... ..., ... firmasında bulunan hisselerini ...' a devretmiş olup ... firmasının adresiyle ... firmasının adreslerinin aynı olması, davalı ... ile daha önce ... Bilişim firmasında beraber çalışıkları, aynı işkolunda faaliyet göstermeleri ve çalışanların büyük bir bölümünün aynı olması, muvazaayı ve kötüniyetli olarak hissslerin devredildiğini ispatlar nitelikte olduğunu; borçlu ... ..., ... Doğa şirketinde sahip olduğu hisselerini yine kötüniyetli olarak ... Bilişim firmasına devrettiğini; bu devirler nedeniyle de müvekkili Banka'nın borcu diğer borçlu ... ...'ndan tahsil etmesinin imkansız hale geldiğini, müvekkili Banka’ya borçlu ... Endüstri Ürünleri Pazarlama ve Ticaret Limited Şirketinin malvarlıkları ile davalıların mal varlığı birbirine karıştığından, kredi borçlusu firma ile aralarındaki organik bağlantı, hukuki ve fiili irtibat sebebiyle davalılar aleyhinde sorumluluklarının tesbitine ve alacağın tahsiline karar verilmesinin işbu dava ile talep edildiğini, müvekkili Banka dilekçesinde, "organik bağ", "tüzel kişilik perdesinin aralanması" ve "muvazaa" iddialarında dayanmış olsa da bu kavramların hepsi yönünden Mahkeme tarafından değerlendirme yapılmadığını, HMK m.33 gereğince davanın nitelendirilmesinin, hakimin görevleri arasında sayıldığını, davacı hukuki nitelendirme yapmasa veya birden fazla nedene dayansa dahi nihai yetkinin hakimde bulunduğunu,Davalı gerçek kişiler ve tüzel kişiler, Müvekkil Banka’dan kullanılan krediyi kendileri için kullandıktan sonra kredi borçlusu şirketi borca batık olduğunu bildirerek iflas erteleme talep ettiğini ve alacağın kredi borçlusu şirketten tahsilinin mümkün olamadığını; yine iflas erteleme sürecindeyken firmanın, yeni açtığı strafor üretim tesisini kayyım onayını almadan ... firmasına devretmiş olup devredilen tesisin, ... firmasının ana faaliyet alanı olup malvarlığının çok büyük bir kısmını oluşturmakta olduğunu; ... Endüstri firması, ... firmasının eski şube adreslerinden birinde faaliyet göstermekte olup aynı çalışanlarıla aynı iş kolunda faaliyetine devam etmekte olduğunu; davalılar, sırf alacaklıları ızrar kasdıyla organik ve fiili bağlantı içerisinde bulundukları şirketler üzerinden, hep aynı isimler etrafında, farklı tüzel kişilik görüntüsü altında faaliyet göstermekte olduğunu; müvekkili bankaya borçlu ... Endüstri firmasının faaliyetlerini diğer davalı üzerinden sürdürerek müvekkili bankanın alacağının tahsilinin imkansız hale gelmesine yol açtıklarını; davalı ... Endüstri firması, ... ve dava dışı asıl borçlu ... endüstri arasında fiili bağlantı, yakın tarih ve akrabalık ilişkisinin yanı sıra iktisadi ve ticari bağlantı ve kader birliğinin de mevcut olduğunu; ... ... ve ... ... perde gerisinde kalmakta böylece şirket üzerinden faaliyetlerini sürdürmesine rağmen bankadan kullandığı krediler için mal varlığının haczedilmesini önlemekte olduğunu; asıl borçlunun malvarlıklarını, bağlantılı olduğu ... firmasına iflas erteleme tedbirleri bulunurken onay almadan devretmesi ve akabinde iflasına karar verilmesi açıkça kötüniyetli olarak malvarlıklarını elden çıkardığını göstermekte olup TMK. M. 2 ye göre işlemlerin muvazaalı olduğunu ispatlar nitelikte olduunu; borçlu ... ..., ... firmasında bulunan hisselerini ...' a devretmiş olup ... firmasının adresiyle ... firmasının adreslerinin aynı olması, davalı ... ile daha önce ... Bilişim firmasında beraber çalışıkları, aynı işkolunda faaliyet göstermeleri ve çalışanların büyük bir bölümünün aynı olması, muvazaayı ve kötüniyetli olarak hissslerin devredildiğini ispatlar nitelikte olduğunu; borçlu ... ..., ... Doğa şirketinde sahip olduğu hisselerini yine kötüniyetli olarak ... Bilişim firmasına devrettiğini; asıl borçlu ... firmasının halihazırda iflas ettiğini ve iflas kararının kesinleştiğini; taraflar arasındaki ilişkiler, hesap hareketleri dikkate alındığında davalıların dava dışı kredi borçlusuna kullandırılan kredilerden sorumlu tutulmalarının hakkaniyete de uygun olacağını; bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edildiği üzere; tehir-i icra talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı bankanın kredi müşterisi dava dışı ... Endüstri Ürünleri Pazarlama ve Ticaret Limited Şirketi ile davalılar arasında organik bağ bulunduğu, davalı şirketler yönünden de tüzel kişilik perdesinin aralanması koşullarının oluştuğu iddialarına dayalı olup, iflasına karar verilen dava dışı kredi lehdarı şirketten tahsil edilemeyen İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibine konu alacağın davalılardan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan; dava dışı ... Endüstri Ürünleri Pazarlama ve Ticaret Limited Şirketi ile davacı arasında 19/03/2015 tarihli ve 5.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi yapıldığını, yine dava dışı ... ..., ... ..., ... Demir Çelik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ve ... Giyim ve Mağazacılık Ticaret Limited Şirketi'nin sözleşmeyi aynı limitle müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, kredi lehdarı şirkete genel kredi sözleşmesi kapsamında kredi kullandırıldığını, kredilerin zamanında ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, asıl borçlu ve kefillere kat ihtarı tebliğ edilmesine rağmen borcun ödenmediğini, bu nedenle borçlular aleyhine önce ihtiyati haciz kararı alındığını, kararın İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası üzerinden infaz edildiğini, aynı dosya üzerinden esas takibe geçildiğini, öte yandan takip tarihinden sonra asıl borçlu şirketin iflasına karar verildiğini, bu nedenle kredi alacağının tahsil edilemediğini, davalılardan ...'in asıl borçlu şirketin ortağı ve aynı zamanda kefil olan ... ile borca kefil olan ...'ın babaları olduğunu, davalı ... Endüstri Şirketi'nin ise tek ortağı ve yetkilisi olduğunu, davalı ... Şirketi'nin asıl borçlu şirketin iflas erteleme davasının devam ettiği süreçte kurulduğunu, asıl borçlu şirketin iflas erteleme sürecinde kaynak yaratmak amacıyla kurmuş olduğu strafor üretim tesisinin kayyımların izni olmadan ... Şirketi'ne muvazaalı olarak devredildiğini, ilk kurulduğundan merkez adresi asıl borçlu şirketten farklı olan ... Şirketi'nin daha sonra merkez adresini asıl borçlu şirketin Diloavası Şubesi'ndeki adresine taşıdığını, asıl borçlu şirketin eski çalışanlarının davalı ... Şirketi'nin çalışanları olduğunu, asıl borçlu şirket ile davalı ... Şirketi'nin iktisaden kader bütünlüğü içerisinde bulunduklarını; ...'ın davalı ... Şirketi'ndeki hisselerini 2015 yılında davalı ...'a devrederek ortaklıktan ayrıldığını, Tekirdağ'da faaliyet gösteren ... Şirketi'nin çalışanlarının önemli kısmının asıl borçlu şirketin eski çalışanları olduğunu, ...'ın davalı ... Doğa Madencilik Şirketi'ndeki paylarının tamamını 2013 yılında dava dışı ... Bilişim İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi'ne devrederek ortaklıktan ayrıldığını, davalıların asıl borçlu şirket ve grup şirketleri ile organik bağ içerisinde olduklarını tüzel kişilik perdesi arkasına saklanarak ve alacaklıları ızrar kastıyla hareket ettiklerini ileri sürmüştür. Mahkemece İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası, genel kredi sözleşmesi, kredi kullandırım belgeleri ve ihtarname, davalı şirketler ile dava dışı kredi lehdarı ... Endüstri şirketi ile müteselsil kefalet veren ... demir Çelik ve ... Giyim ve Mağazacılık şirketlerinin kuruluşlarından tüm sicil kayıtları dosya arasına alınmış, akabinde dosya bir bankacı ve bir mali müşavir bilirkişiden oluşan heyete tevdii edilerek davalı şirketlerin kayıtları ile dosya üzerinde inceleme yaptırılmış, kök rapora davacı tarafından yapılan itirazlar üzerine davalı şirketlerin bağlı bulunduğu SGK müdürlüklerinden 19/03/2015 tarihinden önceki ve sonraki 3'er yıllık çalışan isimleri celbedilmiş ve dosya önceki heyete tevdii edilerek ek rapor alınmış, yine taraf itirazları üzerine dava dışı asıl borçlu şirketin çalışanlarının isimleri SGK'dan celbedilmiş, asıl borçlu şirketin de aralarında bulunduğu dört ayrı şirket için açılan İstanbul Anadolu 2 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/860 esas ve 2018/313 karar sayılı iflas erteleme dava dosyası celbedilmiş, dosya asıl borçlu şirket defterleri ile davalı ... Şirketi kayıtları üzerinde inceleme yapılmak üzere aynı heyete tevdii edilerek ikinci ek rapor alınmış, yine itirazlar üzerine dosya hukukçu bilirkişiye tevdii edilerek rapor alınmış akabinde tahkikat bitirilmiş ve yukarıda yazılı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri dava dilekçesi ve bilirkişi raporlarına itiraz dilekçelerinde ileri sürülen itiraz sebeplerinin tekrarı mahiyetindedir. Dosya içeriği belgeler kapsamından; davacı banka ile dava dışı ... Endüstri Ürünleri Pazarlama ve Ticaret Limited Şirketi arasındaki bağıtlanan ve İstanbul Anadolu 16 İcra Müdürlüğü'nün takibine konu kredi alacağının da dayanağını oluşturan 19/03/2015 tarihli ve 5.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesine, dava dışı ... ..., ... ..., ... Demir Çelik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ve ... Giyim ve Mağazacılık Ticaret Limited Şirketi'nin aynı limitle müteselsil kefil oldukları, davacı banka tarafından hesabın kat edildiği, ihtarnamenin sonuçsuz kalması üzerine kredi kefiller ... ... ve ... ... aleyhine 16/09/2015 tarihinde işlemiş faiz ve fer'ileri ile birlikte toplam 4.574.992,50-Tl alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, kredi lehdarı şirket ile diğer kefiller ... Demir Çelik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ve ... Giyim ve Mağazacılık Ticaret Limited Şirketi aleyhine başlatılmış bir takip bulunmadığı, takibin takip borçluları yönünden kesinleştiği bir kısım taşınır mallarının haczedilerek satış işlemlerine başlandığı, ihalenin yapıldığı, ancak satıştan elde edilen cüzi tutarın borcu karşılamaya yetmediği, 18/03/2022 tarihli dosya hesabı raporuna göre alacağın 15.048.528,34-TL'yi baliğ olduğu anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu 2 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/860 esas, 2018/313 karar sayılı dosyası kapsamından, ... Demir Çelik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ... Lojistik ve Oto Kiralama Hizmetleri Anonim Şirketi, ... Endüstri Ürünleri Pazarlama ve Ticaret Limited Şirketi ve ... Giyim ve Mağazacılık Ticaret Limited Şirketi tarafından 17/08/2015 tarihinde iflas erteleme istemli dava açıldığı, aynı tarihli ara karar ile iflas erteleme talep eden ve aralarında kredi lehdarı şirket ile kefil şirketlerin bulunduğu şirketler aleyhine takip yapılmamasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verildiği, yapılan yargılama sırasında iflas erteleme talep eden şirketlerin borca batıklıktan çıktıklarına dair raporlara istinaden 05/04/2017 tarihli ara karar ile tedbirlerin kaldırıldığı, yargılamaya devam olunarak 21/03/2018 tarihli karar ile ... Demir Çelik Sanayi ve Ticaret A.Ş, ... Giyim ve Mağazacılık Ticaret Limited Şirketi, ... Lojistik ve Oto Kiralama Hizmetleri A.Ş'nin borca batıklıktan çıkmaları nedeniyle iflas erteleme isteminin reddine, ... tarafından açılan davanın reddine, şirketin borca batıklığı devam ettiğinden iflasına karar verildiği, kararın kesinleşip kesinleşmediğinin tespit edilemediği, yine davacı tarafından haklarındaki tedbirler kaldırılan ve iflas erteleme davaları borca batıklıktan çıkılması nedeniyle reddedilen diğer müteselsil kefil şirketler aleyhine alacağın tahsili amacıyla hukuki yollara başvurulup vurulmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Sözleşmelerin nispili ilkesi gereği, kurak olarak bir sözleşmeden doğan hak ve borçlar ancak sözleşmenin tarafları arasında ileri sürülebilir, diğer ifade ile sözleşme ilişkinin dışında bir başka gerçek ya da tüzel kişiye karşı, sözleşmeden doğan hak ve borçlar ileri sürülemez. Tüzel kişi olan sermaye şirketlerinde sınırlı sorumluluk ya da ayrı malvarlığı ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için Kıta Avrupası ve Anglo-Sakson hukuk sistemlerinde “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi” geliştirilmiş ve tüzel kişiliğin arkasına sığınarak durumu kötüye kullanan ortakları sorumlu tutma imkanı getirilmiştir.Uygulamada ve doktrinde tüzel kişi ile ortaklarının alanlarının ve malvarlığının birbirine karışması halinde, yetersiz sermaye durumunda, aynı şirketler topluluğu içinde yer alan kardeş şirketler arasında koşulların varlığı halinde ve çok istisnai hallerde tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin uygulanmasının mümkün olabileceği de kabul edilmekte olup, teori kaynağını TMK'nun 2 inci maddesinden almaktadır. Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi sadece bir tüzel kişi ile onu oluşturan gerçek kişiler arasındaki ilişkiler ile ilgili olarak (perdenin düz aralanması) uygulanmaz. Somut olayda hakim, gerekli gördüğünde iki ayrı tüzel kişiyi ayrı ayrı hukuk süjeleri kabul etmek yerine onları tek bir tüzel kişilik olarak tanımayı tercih edebilir. Buna " kişiler arası özdeşlik ilkesi " demek mümkündür. Özdeşlik ilkesi gereğince ve çapraz olarak şirket perdesinin aralanması yöntemi ile sadece ortaklardan değil başka bir şirketten de talepte bulunulması mümkündür. Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavram organik bağ kavramıdır. Tüzel kişilik perdesinin aralanmasında olduğu gibi organik bağ kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu hâliyle organik bağ kavramının kaynağını TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır (Öztek/Memiş, s.210). Ancak organik bağ kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dâhi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir. Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir. Somut olayda; ilk derece mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporlarında dava dışı asıl borçlu ...'nin ticari defter ve kayıtlarının inceleme günü ibraz edilmedikleri gerekçesi ile incelenemedikleri belirtilmiş ise de, müflis olduğu anlaşılan asıl borçlu şirket hakkındaki iflas tasfiyesinin kim tarafından yürütüldüğü, kararın kesinleşip kesinleşmediği, buna göre ticari defter ve kayıtların kimin elinde olduğu araştırılmadığı, bu nedenle müflis şirketi temsile yetkili iflas müdürlüğü veya iflas idare memurları adına defterlerin incelemeye ibrazı için tebligat çıkartılmadığı, yine iflas tasfiyesinin kim tarafından yürütüldüğü tespit edilmediğinden mali bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi de verilmediği, öte yandan heyette yer alan mali bilirkişi tarafından iflas erteleme dosyasına yer alan kayyım raporlarındaki bilgilerin değerlendirilmesine yönelik davacı itirazının karşılanmadığı anlaşılmış olup, asıl borçlu ... Endüstri Şirketi'nin defter ve kayıtları, yine davacı itirazında belirtildiği üzere iflasına karar verilen şirket hakkında düzenlenen kayyım raporları ve bilirkişi raporları incelenmeksizin, dava dışı asıl borçlu şirket ile davalı şirketler arasında tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasını gerektirir koşulların bulunup bulunmadığına dair değerlendirme yapılamayacağı izahtan vareste olup, davacı yanın bilirkişi raporlarına itiraz dilekçelerinde de ileri sürdüğü bu istinaf sebebi haklı bulunmuştur. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, davacıya yargılama sırasında alacağın dava dışı asıl borçlu müflis şirketin iflas tasfiyesinden ve/veya dava dışı tüm kefillerden tahsilinin sağlanıp sağlanamadığını açıklattırmak, dava dışı asıl borçlu şirketin iflas tasfiyesinin hangi iflas müdürlüğünde yürütüldüğünü tespit etmek, davalı şirketler ile dava dışı asıl borçlu şirketin ticari defter ve kayıtları, asıl borçlu şirket hakkındaki iflas yargılamasında düzenlenen raporlar ve dosyaya mübrez deliller üzerinde, uzman mali bilirkişilerden oluşturulacak heyet marifetiyle inceleme yaptırılarak, tüm iddia ve savunmaları karşılar şekilde, davalının ... Şirketi tarafından, asıl borçlu şirketin strafor üretim tesisini iflas erteleme davası açıldıktan sonra muvazaalı olarak devraldığına, asıl borçlu şirketin faaliyetinin aslında ... Şirketi üzerinden yürütüldüğüne yönelik davacı itirazlarının değerlendirilmesi bakımından, üretim tesisinin hangi bedelle devredildiği ve asıl borçlu şirkete aktarılıp aktarılmadığı hususlarındaki incelemeyi de içerir mahkeme ve kanun yolu denetimine açık rapor tanzim ettirilerek, elde edilecek verilere göre; davalı şirketler ile asıl borçlu şirket arasında organik bağı aşan ve tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasını gerektirir koşulların oluşup oluşmadığı, yine davalı gerçek kişilerin dava dışı asıl borçlu şirketin kredi borcundan sorumlu tutulmalarını gerektirir koşulların mevcut olup olmadığı hususunda bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.Sonuç itibariyle; davacı yanın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/06/2022 tarih ve 2016/786 Esas ve 2022/463 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminat var ise talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/11/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.