11. Hukuk Dairesi 2009/8136 E. , 2011/894 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.03.2009 tarih ve 2007/644-2009/138 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı banka tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm
**11. Hukuk Dairesi 2009/8136 E. , 2011/894 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.03.2009 tarih ve 2007/644-2009/138 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı banka tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacının murisinin davalı Banka Yıldız Şubesindeki hesabından kullanmakta bulunduğu çek koçanı içerisinden 3 adet çek yaprağının koparılarak alındığını, bunlardan Z-5858111 numaralı çek yaprağının sahtecilik yolu ile 42.000,00 YTL miktarlı ve hamiline olarak düzenlenip keşideci imzası da taklit edilerek ve birkaç ciro, kaşe ve imzasından geçirilerek ... isimli şahıs tarafından davalı Banka Unkapanı Şubesine ibraz edilerek tahsil olunduğunu, davalı Banka Şubelerinin basiretli bir tacirden beklenen hassasiyet ve titizliği göstermemelerinin zararın oluşumuna neden olduğunu ileri sürerek, bu meblağın davalılardan temerrüt faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava konusu çekin 14.10.2005 tarihinde dava dışı ... tarafından Unkapanı Şubesine ibraz edildiğini, gerekli provizyon alındıktan sonra çek bedelinin ödendiğini, kanun gereği ibraz edildiğinde ödenmesi zorunlu olan bir çeki ödemede bulunmama gibi keyfi bir durumun söz konusu olamayacağını, bahse konu imzalar arasında çıplak gözle anlaşılamayacak ancak grafolojik inceleme sonrasında anlaşılacak aykırılıklar bulunduğunu, çek karnesini özenle saklama yükümlülüğünün keşideciye ait olduğunu, çekin bağlı bulunduğu hesaba ait şube dışında bu işlemin gerçekleşmiş olması sebebiyle imzaların birebir mukayesesinin teknik olarak mümkün olmadığını savunarak, davanın zamanaşımı ve esas yönünden reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporu doğrultusunda, dava konusu keşidecisi davacı murisi olan çekin hesabın bulunduğu davalı Bankanın Yıldız Şubesinden provizyon alınmak suretiyle davalı Bankanın Unkapanı Şubesi tarafından yetkili hamil olarak görünen ...’e 14.10.2005 tarihinde nakden ödendiği, çekteki keşideci imzasının Zaber Matusyan’ın eli mahsulü olmadığı, davalı bankanın keşideci imzası yönünden kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermeyerek çek sahibi muris ile arasındaki sözleşmeden kaynaklanan akdi yükümlülüğe aykırı davrandığı, keşideci imzası tahrif edilmiş çek nedeniyle ödenen 42.000,00 YTL çek bedelinden davacıya karşı sorumlu olduğu, davalının zaman aşımı itirazının yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı Banka vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı Banka vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Dava, sahte imza ile keşide edilmiş çekin ödenmiş olmasından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkin olup, öğretiye ve yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, TTK.nun 724.maddesinde öngörülen sorumluluk, muhatap açısından kusursuz ve yasadan doğan bir sorumluluktur.Keşideci tamamen kusurlu fakat muhatap kusursuz ise muhatap sorumlu tutulamaz. Yani, tarafların hiçbirinin kusurlu olmadığı hallerde banka sahte veya tahrif edilmiş çeki ödemenin sorumluluğundan kurtulamaz. Sorumluluğun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlali ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir. Keşidecinin müterafik kusuru, TTK.nun 1.maddesinin atfı ve BK.nun 98.maddesinin yollamasıyla, BK.nun 44.maddesi uyarınca dikkate alınmalıdır. Karşılıklı kusur halinde, tarafların zarara kendi kusurları oranında katlanmaları gerekecektir. Bankanın adam çalıştıran sıfatıyla sorumluluktan kurtulabilmesi için gerekli özeni göstermiş olması halinde de zararın gerçekleşeceğini kanıtlaması gerekir. Birer güven kurumları olan bankalar, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Bu nedenle de hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Sahteciliğin inandırıcı olup olmadığı, iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığı yasal unsurlar arasında sayılmamıştır. HGK.nun 15.6.1994 gün ve E. 94/178, K.94/398 sayılı kararı, Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 1997, 2.bası, sh.1110 vd.) Somut olayda, mahkemece, benimsenip hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda dava konusu çekin elden çıkmasında çek sahibi davacı murisinin kusurunun olup olmadığını anlamaya yarayacak verinin bulunmadığı sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, davacı murisi sonuçta egemenlik sahası içerisindeki çek karnesini saklamada beklenen özeni göstermediği gibi dava konusu çekin çalındığını da zamanında davalı Bankaya bildirmemesinden dolayı kusurludur. O halde, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacı tarafın dava konusu olayda müterafik kusurlu olduğu ilke olarak kabul edilmek, gerektiğinde tarafların kusur oranlarının tespiti açısından başka bir bilirkişi kurulundan davalı vekilinin itirazlarını da karşılayan denetime elverişli yeni bir rapor alınmak ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı Banka vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı Banka yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.