T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/986 KARAR NO : 2026/169 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/02/2024 NUMARASI : 2020/165 E. - 2024/56 K. DAVANIN KONUSU : Marka İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/986 KARAR NO : 2026/169 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/02/2024 NUMARASI : 2020/165 E. - 2024/56 K. DAVANIN KONUSU : Marka İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/02/2024 tarih ve 2020/165 E. - 2024/56 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalının 2004/36873 sayı ile tescilli "...+şekil" markasının sahibi olduğunu, ancak davalının bu markasını Türkiye’de hiçbir zaman kullanmadığını, davalının davacının 2017/27336 sayılı tescilli markasının ve 2017/06348 sayılı tescilli tasarımının hükümsüzlüğü için Ankara 3. FSHHM’nin 2018/172E. sayılı dosyasında dava açtığını, o davada davalının 2004/36873 sayılı markasını tescilli olduğu emtialarda Türkiye sınırları içerisinde yoğun ve ciddi bir biçimde kullandığının ispat edilememesi nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, kararın istinaf yoluna başvurulmamış olması nedeniyle 10.09.2019 tarihinde kesinleştiğini, davalının 2004/36873 sayılı markasını Türkiye’de 5 yılı aşkın zamandır kullanmadığının kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olduğunu ileri sürerek, davalının 2004/36873 sayılı ve "...+şekil" ibareli markasının tescili kapsamına giren tüm emtialar bakımından kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Şi vekili, davalının davaya konu edilen markasını, kapsamına giren emtialarda 2004 yılından beri Türkiye’de bağlı şirketi olan ... Gıda Ticaret Limited Şirketi üzerinden ve doğrudan kendi üzerinden Irak, Suriye ve sair ülkelere sattığı emtialarda kullandığını, davalının dava konusu edilen markayı süresi içerisinde yenilmesinin markayı kullandığını gösterdiğini, kullanılmayan bir markanın yenilenmesi için gerekli iş ve masrafların yapmasının hayatın olağan akışına ve ticari teamüllere aykırı olduğunu, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının dava konusu markanın 6769 sayılı SMK’nın 9. ve 26. maddeleri hükümlerine uygun olarak, davalı tarafından, tescilli olduğu emtialarda, Türkiye sınırları içinde, pazar payı yaratacak ölçüde/ciddi biçimde kullanıldığı hususunun yeterli nicelikte, nitelikte ve içerikte delil ile ispat edilemediği, davalı markasının tescilli olduğu tüm emtialar yönünden kullanmama nedeniyle iptali koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu markanın kullanmama nedeniyle iptaline karara verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, son duruşmada mazeretle e-duruşma talebinde bulunmalarına rağmen duruşmaya katılımının sağlanmadığını mazeretlerinin mahkemece değerlendirilmediğini, bu durumun adil yargılanma hakkına ve hukuku genel prensiplerine aykırı olduğunu, bilirkişi raporuna karşı itirazları ile ek rapor taleplerinin değerlendirilmediğini, cevap dilekçesinde celbini istedikleri delillerin toplanmadığını, mahkemece kararının eksik incelemeye dayalı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, kullanmama nedenine dayalı marka iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Anayasa'nın 36. maddesindeki adil yargılanma hakkının hukuk yargılamalarındaki özel görünümlerinden biri olan hukuki dinlenilme hakkını düzenleyen 6100 sayılı HMK'nun 27. maddesi “Hukuki Dinlenme Hakkı” başlığını taşıyan 27. maddesinde “Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; a)Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b)Açıklama ve ispat hakkını, c)Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir.” hükmünü içermektedir. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir. Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak iddia ve savunma hakkına birlikte yer verilmesi, taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde dile getirme fırsatı tanınması gerektiği anlamını da içermektedir (BKz. AYM , Mehmet Fidan, B. No: 2014/14673, 20/9/2017, § 37). Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "...ile adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin tarafı olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Bu itibarla anılan ilkelerin adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriğine dâhil olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Anılan ilkelere uygun yürütülmeyen bir yargılamanın hakkaniyete uygun olması olanaklı değildir ( bkz. AYM. Ruhşen Mahmutoğlu, B. No: 2015/22, 15/1/2020, § 56). HMK’nın "Tarafların duruşmaya daveti" başlıklı 147. maddesinde; "(1) Taraflar, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra tahkikat ve sözlü yargılama için duruşmaya davet edilir. (2) Taraflara gönderilecek davetiyede, belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, duruşmaya yokluklarında devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyecekleri, tahkikatın sona erdiği duruşmada sözlü yargılamaya geçileceği, sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi hâlinde taraflara ayrıca davetiye gönderilmeyeceği ve 150. madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, yokluklarında hüküm verileceği bildirilir." ve "Sözlü yargılama" başlıklı 186. maddesinde; "(1) (Değişik:22/7/2020-7251/20 md.) Mahkeme, tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçer. Bu durumda taraflardan birinin talebi üzerine duruşma iki haftadan az olmamak üzere ertelenir. Hazır bulunsun veya bulunmasın sözlü yargılama için taraflara ayrıca davetiye gönderilmez. (2) Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir. (Ek cümle: 22/07/2020-7251/20 md.) Şu kadar ki, 150. madde hükmü saklıdır." ve "Ses ve Görüntü Nakledilmesi Yoluyla veya Başka Yerde Duruşma İcrası" başlıklı 149. maddesinin birinci fıkrasında ise; "Mahkeme, taraflardan birinin talebi üzerine talep eden tarafın veya vekilinin, aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmalarına ve usul işlemleri yapabilmelerine karar verebilir.", Hukuk Muhakemelerinde Ses ve Görüntü Nakledilmesi Yoluyla Duruşma İcrası Hakkında Yönetmeliğin e-duruşma talebinin değerlendirilmesine ilişkin olarak düzenlenen 9. maddesinin 1. fıkrasında da; “e-Duruşma talebi hakkında hâkim, duruşma gününden en az bir iş günü önce kabul veya ret hususunda karar verir. Bu karar kesindir.” düzenlemelerine yer verilmiştir. Bu açıklamalar uyarınca somut olay irdelendiğinde, 15/02/2024 tarihli karar duruşmasından önce davalı vekili tarafından e-duruşma isteğinin mahkemeye bildirildiği, ancak mahkemece e-duruşma ve mazeret talepleri yönünden olumlu-olumsuz bir karar verilmeden ve teknik aksaklık yaşanıp yaşanmadığı tutanakta belirtilmeden yargılamaya devam ile tahkikat aşaması sona erdirilerek sözlü yargılama aşamasına geçilip davacı vekilinin beyanı alındıktan sonra davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Bu halde; yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gözetildiğinde davalı şahıs vekilinin e-duruşma ve mazeret talepleri hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi, bu karar verildikten sonra HMK’nın 186. maddesindeki düzenleme uyarınca sözlü yargılama aşamasına geçilmesi ve işin esası hakkında hüküm tesis edilmesi gerekirken e-duruşma ve mazeret talebi hakkında herhangi bir karar verilmeden HMK’nın 27. maddesinde belirtilmiş olan hukuki dinlenilme hakkına aykırı olacak şekilde davalı vekilinin yokluğunda sözlü yargılama aşamasına geçilerek hüküm verilmiş olması usul ve yasaya uygun olmamıştır. Bu itibarla Dairemizce, davalı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 15/02/2024 gün ve 2020/165 E. - 2024/56 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 23/01/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :11/02/2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...