6. Ceza Dairesi 2023/3022 E. , 2023/13078 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/565 E., 2016/495 K. SUÇLAR : Tehdit, kasten yaralama HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık ve katılan sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebi…
**6. Ceza Dairesi 2023/3022 E. , 2023/13078 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/565 E., 2016/495 K. SUÇLAR : Tehdit, kasten yaralama HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık ve katılan sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığının 20.04.2015 tarihli ve 2015/796 nolu iddianamesi ile; a-)Katılan sanık ... hakkında şikâyetçi sanık ...'ya yönelik kasten yaralama suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca; b-)Sanık ... katılan ... ve katılan sanık ...'e yönelik tehdit suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca; Cezalandırılmaları istemli kamu davası açılmıştır 2.Yapılan yargılama sonucu Aliağa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2016 tarihli ve 2015/565 Esas, 2016/495 Karar sayılı kararı ile; a-)Katılan sanık ...'in şikayetçi sanık ...'ya yönelik kasten yaralama suçundan; b-)Sanık ...'in katılan ... ve katılan sanık ...' e yönelik tehdit suçundan; Beraatlerine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebebi 1. Katılan sanık ...'in ve sanık ...'in cezalandırılması gerektiğine, 2. Vesaire, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.28.02.2015 tarihinde Aliağa ilçesi Enka Spor Salonu futbol sahasında ... köyü futbol takımı ile Dikili Belediyesi futbol takımı arasında futbol müsabakasının olduğu, katılan ... ile katılan sanık ...'ın bu futbol maçında hakem olarak görev yaptıkları, sanık ...'un ... Köyü futbol takımının ikinci başkanı olarak görev yaptığı, maçın 50 nci dakikasında hakem ... ile oyuncu ... arasında çıkan tartışmada birbirlerine tekme vurmak suretiyle yaraladıkları, şüpheli ...'un müşteki ...'e ve müşteki şüpheli ...'a yönelik " sizinle dışarıda görüşeceğiz, nasıl ağzınızı burnunuzu kıracağız, o zaman göreceksiniz " şeklinde tehdit eyleminde bulunduğu iddia edilerek katılan sanık ... ve sanık ... hakkında kamu davası açılmıştır. 2. Katılan sanık ... ve sanık ... savunmalarında suçlamayı kabul etmemişlerdir. IV. GEREKÇE A. Katılan sanık ... ve sanık ...'un suçlamaları kabul etmemiş olmaları, dosya içerisinde iddiaları doğrulayacak şüpheden uzak kesin nitelikte delil bulunmayışı karşısında, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de göz önünde bulundurularak, katılan sanık ... ve sanık ... hakkında beraat kararları verilmesine ilişkin Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, katılan sanık ...'ın ve sanık ...'un üzerlerine atılı eylemi gerçekleştirdiklerine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından yerel mahkemece 5271 sayılı CMK'nin 223/2-e maddesi gereğince katılan sanık ...'ın ve sanık ...'un beraatlerine dair verilen kararlarda hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Vesaire Yönünden Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, o yer Cumhuriyet Savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebebinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Aliağa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2016 tarihli ve 2015/565 Esas, 2016/495 Karar sayılı kararında o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 04.10.2023 tarihinde karar verildi.