İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/01/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafça müvekkili hakkında Bakırköy 10. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında yapılan takibin hukuki dayanağının bulunmadığını, müvekkili ile davalı …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1026 KARAR NO : 2026/7 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/03/2022 NUMARASI : 2021/565 Esas - 2022/340 Karar DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/01/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafça müvekkili hakkında Bakırköy 10. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında yapılan takibin hukuki dayanağının bulunmadığını, müvekkili ile davalı arasında bir takım malların alışverişiyle ilgili görüşme yapıldığını, bu mallara ilişkin davalı şirket tarafından söz konusu malların teslimi yapılmadan icraya konu edilen 31/05/2020 tarihli faturanın mail adresine gönderildiği, muhasebeci tarafından faturanın ticari defterlere işlendiğini, ancak faturaya konu malların müvekkiline teslim edilmediğini, icraya konu edilen 30/06/2021 tarihli faturayla ilgili hiçbir görüşme ve mal talebi olmadığını, tek taraflı fatura düzenlenerek müvekkiline gönderildiğini, davaya ve takibe konu faturalardan dolayı borçlu olmadığının tespiti ile davalının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı usulüne uygun meşruhatlı davatiyeye rağmen davaya cevap vermemiş, cevap süresinden sonra sunmuş olduğu beyan dilekçesinde özetle; davacının kendi ticari defterinde kayıtlı olan alacağının olmadığı iddiasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, takibe konu edilen faturaların ürün tedarikinin sağlandığını belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,davalı tarafça davacı hakkında 31/05/2020 tarihli, 273.053,70 TL ve 30/06/2020 tarihli 162.000,00 TL bedelli iki adet fatura alacağı için Bakırköy 10. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında takip başlatılmış olup, bilirkişi tarafından tespit edildiği ve davacı tarafça da ikrar edildiği üzere 31/05/2020 tarihli 273.053,70 TL bedelli fatura davacı defterlerine kaydedildiği gibi faturayla ilgili davacı tarafça BA bildiriminde de bulunulduğu görülmüştür.Her ne kadar davacı, faturaya konu ürünün kendisine teslim edilmediğini, iddia etmiş ise de, hiçbir tacir kendi defterine aleyhe kayıt düşmeyeceğinden faturanın davacı defterinde kayıtlı olması, fatura içeriğindeki malın davalıya teslim edildiğine karine oluşturur, bu karinenin aksinin bir başka deyişle fatura içeriği emtianın teslim edilmediğini, faturanın usulsüz olduğunu davacı ispatlamalıdır.Adına fatura düzenleyen bu faturayı ticari defterine itirazsız olarak kaydetmişse fatura konusu sözleşmenin gereğinin yapıldığı anlamına gelir. Kaldı ki, somut olayda davacı tarafça ilgili vergi dairesine bildirilen BA formunda da fatura bilgilerinin yer aldığı tespit edilmiştir.Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasından sonra aksini ispat, yazılı delil, ticari defter veya yemin ile mümkündür. Bu hususta davacı vekiline, yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış, davacı tarafça 31/05/2020 tarihli 273.053,70 TL bedelli faturaya konu malların teslim edilip edilmediği hususunda davalı tarafa teklif edilen yemin davalı tarafça ifa edilmiş ve davalı şirket yetkilisi duruşmadaki beyanında, faturaya konu ürünleri teslim ettiğine dair yemin ettiğinden davacı tarafça aksi ispat edilemediğinden bu fatura yönünden davacının talebinin reddine karar verilmiştir.Takibe konu 30/06/2020 tarihli, 162.000,00 TL bedelli fatura yönünden ise, faturanın davacı defterinde kayıtlı olmadığı BA ile bildiriminin yapılmadığı dikkate alındığında faturaya konu ürünlerin teslim edildiğine ilişkin ispat yükü davalı üzerinde olup, davalı tarafça faturaya konu ürünlerin davacıya teslim edildiği ispatlanamadığı gibi bu hususta davacıya teklif edilen yemin, süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığından mahkememizce kabul edilmemiş ise de, davacı tarafça yemin teklifine 2 no'lu celsede muvafakat edildiğinden davalı tarafça faturaya konu malların teslim almadığı hususunda davacıya yemin teklif edilmiş, davacı şirket yetkilisi faturaya konu malları teslim almadığına yemin ederek yemini eda etmiş olduğu anlaşıldığından 30/06/2020 tarihli, 162.000,00 TL bedelli faturadan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.Davacı tarafın tedbiren takibin durdurulması talebi kabul edilmemiş olup, İİK 72/3.maddesi gereği verilen tedbir kararı gereği icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmesinin engellenmesi, tedbir kararı gereği uygulanmamış olup, yasal şartlar oluşmadığından ve davalı takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davacı ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatı yasal şartları oluşmadığından kötü niyet tazminat taleplerinin reddine ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 31/05/2020 tarihli 273,053,70 TL'lik fatura içeriği malları teslim almadığı dosyaya sunulan delilleri ile açıkça ispat edildiğini, davalının fatura içeriği malları teslim ettiğine dair bilirkişi incelemesinden sonra davalı tarafından sunulan irsaliye de malların teslim edildiğini iddia ettiği tarihte ve adreste şirketin kapalı olduğu güvenlik sistemi kayıtlarından açıkça anlaşıldığını, kayıtların resmi kayıt olup, yazılı delil niteliğinde olduğunu, bu doğrultuda taleplerinin ve delillerinin mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, müvekkili şirketin, fatura tarihlerinde ve davalının sunmuş olduğu irsaliye tarih ve saatlerinde şirketin mağaza ve depo adresinin kapalı olduğu dosyada mevcut pronet güvenlik kayıtlarından açıkça tespit edildiğini, davalı şirketin sunmuş olduğu irsaliyede mevcut adres mağaza adresi olup, adresin kapalı olduğu, hafta sonu pandemi sebebiyle sokağa çıkma yasağı olması nedeniyle de çalışılmadığı ve açıklanan tüm nedenler ile fatura içeriği malların teslim edilmediği açıkça ispat edilmişken mahkemenin fatura içeriği malların teslim edilmediğinin ispat edilmediği kararının hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin malları teslim etmediği gibi, kötü niyetle davranarak bu durumdan haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, mahkeme tarafından Bakırköy 10. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına konu 30/06/2020 tarihli, 162.000,00 TL bedelli faturadan dolayı davacının, davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, mahkeme tarafından icra takibi durdurulmamış olup, davalı alacaklı tarafından da icrai işlemlere devam edildiğini, mahkeme tarafından yasal şartlar oluşmadığından ve davalı takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalı aleyhine kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/565 E., 2022/340 K. Sayılı, 30/03/2022 tarihli kararının kısmen reddolunan kısmının kaldırılmasına, kötüniyetli davalının %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, bu neticede davalı şirket lehine kısmen reddedilen kısım üzerinden belirlenen vekalet ücreti kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava, İİK 72 . Maddesi uyarınca alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine konu faturalar nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti(menfi tespit) davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanmış olup olmadığı, davacının takip konusu faturalar nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığı noktalarındadır.Davalı alacaklı tarafından davacı hakkında, Bakırköy 10. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile "... nolu 31.05.2020 tarihli 273.053,70 TL bedelli fatura ... nolu 30.06.2020 tarihli 162.000,00 TL bedelli fatura 435.053,70 TL " nedeniyle 435.053,70 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 04.03.2021 tarihinde ilamsız takip başlatılmıştır.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder.Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.03.2017 tarihli, 2016/12244 E., 2017/2368 K. sayılı kararının da belirtildiği üzere davacının faturayı BA formuyla ilgili Vergi Dairesine bildirmesi faturaya konu malların davacıya teslim edildiğine dair bir karine oluşturacak olup davalı yararına oluşan bu karinenin aksini ispat külfeti ise davacıya aittir.Bilirkişi aracılığıyla incelenen tarafların ticari defterlerine göre, davalı şirket tarafından davacı aleyhine iki adet fatura düzenlendiği, bu faturalardan 31.5.2020 tarih ... nolu 273.053,70 TL tutarlı faturanın davacının defterlerine kayıtlı olduğu, davacı tarafından bu faturaya ilişkin BA bildiriminde bulunulduğu, diğer fatura olan 30.06.2020 tarih ... nolu 162.000,00 TL tutarlı faturanın ise, davacının defterlerine kayıtlı olmadığı, BA bildiriminde bulunulmadığı tespit edilmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır(Yargıtay 11. HD'nin 19/12/2018 tarih ve 2017/2642 E. - 2018/8096 K. Sayılı kararı). Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder(Yargıtay 19. HD'nin 09/11/2016 tarih ve 2016/3391 Esas - 2016/14472 Karar sayılı ilam).Bu durumda davacı, davacı, davalı tarafından düzenlenen 31.5.2020 tarih ... nolu 273.053,70 TL tutarlı faturayı benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir. Davacı, söz konusu faturayı herhangi bir itirazı kayıt ileri sürülmeden kendi ticari defterlerine kaydettiği ve vergi dairesine BA formuyla bildirdiğinden Mahkemece bu faturadan yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.2004 sayılı İİK 72/5. Maddesi ".. Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz." hükmü düzenlenmiştir.Somut olayda davalının takibinde kısmen haksız olmasına rağmen dosya kapsamına göre kötü niyetinin ispat edilmediği anlaşılmakla mahkemece davacı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmemiş olmasında da bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 08/01/2026