T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1187 KARAR NO:2025/2019 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:16/09/2021 NUMARASI:2016/1195 Esas - 2021/603 Karar DAVANIN KONUSU:Tazminat (Ticari satımdan kaynaklanan) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verile…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1187 KARAR NO:2025/2019 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:16/09/2021 NUMARASI:2016/1195 Esas - 2021/603 Karar DAVANIN KONUSU:Tazminat (Ticari satımdan kaynaklanan) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı olan...Boru’dan, müvekkil şirketin müteahhitliğini yaptığı inşaat işleri kapsamında sahadaki “Yangın Tesisatı” ve “Temiz Su Tesisatı” işlerinde kullanılmak üzere muhatap şirketten farklı tarihlerde boru ve bu işlerde kullanılacak ilgili malzemeleri satın aldığını, bahsi geçen bu boru ve malzemeleri yer altına döşeyerek yangın tesisatı ve temiz su tesisatı bağlantılarının tamamlandığını, müvekkili şirketin davalı şirketten satın alınan borular ile ilgili olarak ilk kez 2015 yılının Nisan ayında şikayet almaya başladığını, müvekkili şirketin iyi niyetli olarak işçilik vb. nedenlerle olduğunu düşünerek yani önemsiz ayıp olduğunu düşünerek davalılar ile bu konu ile ilgili irtibata geçmediğini, ancak sonrasında borular ile ilgili patlaklar artarak devam ettiğini ve davalı ile 2015 yılı Kasım ayı içinde 1 no’lu davalı ... Plastik ile irtibata geçildiğini, bu tarihten itibaren gerek yazılı olarak gerekse sözlü olarak yapılan görüşmelerde davalı şirketin müvekkili şirketin ortaya çıkan maddi zararlarını tazmin edeceklerini defalarca kere teyit ettiğini, 1 no’lu davalı ile yapılan görüşmelerin 2015 yılının Aralık ayına kadar devam ettiğini; bu görüşmeler neticesinde davalı şirkete kargo yoluyla patlayan borulardan numune gönderildiğini, numunelerin yurt dışı laboratuvarlara gönderilmiş olması sebebiyle 1 no’lu davalının müvekkili şirketten, 15 Ocak 2016’ya kadar süre istediğini, 1 nolu davalının 02.02.2016 tarihinde test sonuçları ile ilgili olarak müvekkil şirkete geri dönüş yapmış olup, hukuki olarak sorun yaşamamak adına “test sonuçlarına göre ürünlerde sorun olmadığını” ama “ürünlerinin arkasında durmak ve müşteri memnuniyeti adına zararı telafi edeceklerini” e-posta yoluyla ilettiğini, 1 no’lu davalının bu tavrından açıkça satın alınan borularda üretimden kaynaklı bir hata olduğu ve boruların ayıplı olduğunun anlaşılabileceğini, zira bahsi geçen borularda herhangi bir imalat veya işçilik hatasının olmadığı senaryoda davalının yine de sorumluluğu kabul etmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ayrıca borulardaki patlakların tek bir noktada olmaması, tesiste kullanılan ve davalıdan alınmış olan her çapta ve hem yangın hem temiz su tesisatında kullanılan borularda gerçekleşmesi, alınan ürünlerin hatalı olduğunun kesin göstergesi olduğunu, müvekkili şirketin kendi ticari itibarı, tesisin akaryakıt noktası olması nedeniyle yangın tesisatında oluşabilecek bir sorunda geri dönüşü olmayan sorunların oluşacak olması, tesisin işletmecisi ... Vakfı’nın kurumsal yapısı ve müvekkili şirketin müşterisi olan dava dışı... A.Ş.’yi kaybetmesi nedeniyle ileride oluşabilecek ticari zararları nedeniyle halen söz konusu tesiste devam eden tesisat patlaklarına müdahale etmekte, sorunları gidermekte olduğunu, davaya konusu borulardaki patlakların halen devam ettiğini; borulardan beklenen faydanın tamamen ortadan kalktığını, bu sebeple boruların ayıplı olup olmadığını tespiti talebi ile mahkemeye başvuru yapıldığını ve İstanbul Anadolu 17. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/86 D. İş Sayılı dosyasında 20.09.2016 tarihli bilirkişi raporu alındığını, raporda, “borularda gizli ayıp olduğu, ekonomik ömürlerinin 50 yıl ile 100 arasında olduğu da dikkate alındığında mevcut boruların komple değiştirilmesinin uygun olacağı yönünde” görüş ve kanaat bildirildiğini iddia ederek,Türk Borçlar Kanunu’nun 227. maddesi’nin 4. Fıkrası uyarınca ve İstanbul Anadolu 17. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/86 D. İş Sayılı dosyasındaki bilirkişi raporu doğrultusunda davaya konu boruların tamamının ayıpsız misli ile değiştirilmesini ve müvekkilinin seçimlik hakkını kullanabilmesi için her iki davalının da müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına, müvekkili şirketin boruların ayıplı olması sebebiyle dava tarihine kadar ve ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmesi halinde mevcut boruların sökülmesi ile yeni boruların döşenmesi sebebiyle oluşacak her türlü maddi zararının Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine göre hesaplanarak şimdilik 5.000-TL olmak üzere davalılardan ...’ten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... AŞ vekili, savunmasında özetle; davacının dava dilekçesindeki iddialarını kabul etmediklerini, müvekkilinin dilekçesinde ekli faturalarda bahsi geçen ürünleri ...Plastikten alıp davacıya sattığını, ancak dava konusu ilgili ürünlerin fatura konusu ürünler olup olmadığı tartışma konusu olduğu gibi, ayıp ihbarının da satıya derhal yapılmasının gerektiğini, aradan yıllar geçtikten sonra ayıba dayalı dava açılamayacağını, taleplerin zamanaşımına uğradığını belirterek, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, ayrıca müvekkilinin adresinin Bağcılar olduğunu, bu nedenle yetkili mahkemenin Bakırköy Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacının dilekçesinde belirttiği delil tespitine de itiraz ettiklerini ve şirketlerine tebliğ de edilmediğini, tespitin yokluklarında yapıldığını, taraflarına denetim imkanı verilmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Ltd. AŞ vekili, savunmasında özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkili şirketin adresinin Çerkezköy/Tekirdağ'da olduğunu, diğer davalı ... A.Ş'nin ise adresinin Bağcılar/İstanbul olduğunu, davanın bu iki yetkili mahkeden birinde açılması gerekirken İstanbul Anadolu Mahkemelerinde açıldığını, bu nedenle yetki itirazlarının olduğunu, davacı vekilinin boruların ayıplı olduğu iddialarını ve buna ilişkin maddi taleplerini, İstanbul Anadolu 17.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/86 D.İş sayılı dosyasında yaptırılan tespit raporuna dayandırdığını, oysa ki yapılan bu tespit neticesi hazırlanan raporun pek çok bakımdan eksik olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Uyuşmazlık konusu davada davacı şirket müteahhitliğini yaptığı inşaat işleri kapsamında sahadaki “Yangın Tesisatı” ve “Temiz Su Tesisatı” işlerinde kullanılmak üzere boru ve bu işlerde kullanılacak ilgili malzemeleri satın aldığını, bahsi geçen bu boru ve malzemeleri yer altına döşeyerek yangın tesisatı ve temiz su tesisatı bağlantılarının tamamlandığını, ancak borularda zaman içerisinde meydana gelen patlaklar nedeniyle maddi zarara uğradığından bahisle her iki davalının da müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına, müvekkili şirketin boruların ayıplı olması sebebiyle dava tarihine kadar ve ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Tarafların Ticari defter ve kayıtlarına göre 2014 yılı dönem sonu itibarı 31.12.2014 tarihi itibarı ile cari hesap borç alacak ilişkisinin 0,00 TL olduğu,Bilirkişi raporları ile de belirlenen; Davacı şirket tarafından boruların döşenmesinde tekniğe aykırı bir durumun olmadığı, ... Vakfı tarafından sunulan yazıya istinaden 90 adedi yeşil alan ve 45 adedi saha beton alanlarında toplam 135 patlak olduğu, bilirkişilerce hesabın yapıldığı, hasarlı numuneler ile firma tarafından temin edilen hasarsız yeni numuneler arasında yoğunluk farkı olduğu ekteki laboratuar analiz raporu ile tespit edildiği, denetlenebilir olan ve mahkememizce de benimsenen teknik bilirkişilerce kök ve ek raporda defaten tekrarlandığı üzere, boruların üretimden kullanımına kadar geçen sürede stoklanması/saklanması sırasında maruz kaldıkları sıcak-soğuk ortam şartları sonucunda, boru malzemesi olan ...'nin gevrekleşmesi ve/veya mekanik özelliklerinin değişmesinden kaynaklanacağı, borularda üretimden kaynaklı veya davalılardan kaynaklı ayıp nedeniyle zararın meydana geldiği ispat edilemediğinden..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davacı müvekkilinin temlik aldığı davada devir eden önceki davacı şirketin müteahhitliğini yaptığı inşaat işleri kapsamında üretici davalının ürettiği satıcı davalının sattığı yangın tesisatı ve temiz su tesisat işlerinde kullanmak üzere çeşitli tarihlerde satın aldığı boruların patlak ve su kaçakları vermesi sonucu netice olarak 115.650,00 TL tutarında hasar ve zararın oluştuğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, raporlarda borularda meydana gelen patlak ve su kaçaklarının boruların üretim aşamasından kullanma aşamasına kadar stoklanması/saklanması sırasında maruz kaldıkları, sıcak soğuk ortam şartları sonucunda boru malzemesi olan ...' nin gevşemesi ihtimaline dikkat çekildiğini, mahkeme tarafından raporlarda işaret edilen hususlar dikkate alınmaksızın davanın ispat edilemediği gerekçesiyle reddine karar verildiğini, boruların döşenmesinde tekniğe aykırı bir durumun olmadığını, ticari defter incelendiğinde boruların iki nolu davalıdan alınarak bekletilmeksizin imalata başlandığının açık olduğunu, davalıların kusurundan kaynaklı zararın oluştuğunun açık bulunduğunu, zararın doğmasına neden olanın borulardaki patlak ve su kaçaklarının davalı firmaların stoklama/saklama koşullarına uygun olmayan şekilde davranışlardan kaynaklandığını iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, TBK'nın 227.maddesi uyarınca, ticari satım konusu satılanın ayıplı olması nedeniyle ayıpsız misliyle değiştirilmesi ve zararların tazmini istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari satımın gerçekleştirilmiş olduğu hususunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, ticari satıma konu olan boruların satım sırasında ayıplı olup olmadığı, tespit edilen ayıptan davacı kullanıcının mı yoksa davalı üretici ve satıcının mı sorumlu olduğu, buna göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir. Dosya kapsamından; davacı şirket tarafından davalılardan ... AŞ şirketinden 25.11.2013 tarihinde değişik ebatta borular ile birlikte malzemelerin satın alındığı, buna ilişkin düzenlenen fatura toplamının 28.903,79 TL olduğu, 19.12.2013 tarihli faturanın yine boruya ilişkin ve 775,71 TL tutarında olduğu, 03.02.2014 tarihli faturanın 2.550,62 TL tutarında olduğu, ticari alışverişin davalı ... Boru'nun 03.02.2014 tarihinde yapmış olduğu teklife göre devam ettiği söz konusu teklifin temlik veren ... Yapı... AŞ şirketinin ... Şantiyesi Projesi ile ilgili olduğu, aynı tarihli 03.02.2014 tarihinde davalı şirketin boru ve ilgili malzemelere dair 3.550,62 TL tutarında fatura düzenlediği, davacı vekili tarafından 18.08.2016 havale tarihli dilekçe ile 2 nolu davalı hakkında İstanbul Anadolu 17. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/86 Esas sayılı dosyasında tespit talebinde bulunduğu, talep dilekçesinde, ticari ilişkinin 25.11.2013 tarihinde başladığı, müvekkili şirketin müteahhitliğini yaptığı inşaat işleri kapsamındaki sahada yer alan yangın tesisatı ve temiz su tesisatı işlerinde kullanılmak üzere farklı tarihlerde boru ve bu işlerde kullanılacak malzemeleri satın aldığını, şirketin müteahhitliğini yaptığı inşaat işinin sahibine 01.09.2014 tarihinde geçici kabul ile teslim edildiği, tesisin kullanılmaya başlandığı, satın alınan borularla ilgili olarak ilk kez 2015 yılının Nisan ayında şikayet alınmaya başlandığı belirtilerek tespit talebinde bulunulduğu, 05.05.2016 tarihinde davacı şirket vekili aracılığı ile 2 nolu davalıya ihtarname keşide edildiği, söz konusu ihtarnamede 15.04.2016 tarihli 30.000,00 TL meblağlı faturanın ödenmesi ile 30.04.2016 tarihli 30.000,00 TL e-faturanın iadesinin belirtildiği, ihtarname içerisinde müvekkili şirket tarafından düzenlenen faturaya süresinde itiraz edilmediği, bedelinin ödenmediği, hasar tanzim bedeli adı altında tanzim edilen 30.04.2016 tarihli 30.000,00 TL bedelli e-faturanın müvekkili şirkete gönderildiği belirtilerek fatura içeriğine itiraz edildiğinin belirtildiği, tespit talebinden önce 18.05.2016 tarihinde 2 nolu davalı şirkete benzer iddialarla ihtarname keşide edildiği, satın alınan boruların ayıplı olması nedeniyle müvekkilinin ayıbı gidermek için yapmış olduğu 30.000,00 TL tutarındaki masrafın 10 gün içerisinde ödenmesinin talep edildiği, 20.05.2016 tarihli 2 nolu davalı şirketin göndermiş olduğu cevabı ihtarnamede müvekkili şirkete 15.04.2016 tarihli 30.000,00 TL tutarlı e-fatura gönderildiği ancak müvekkili şirketin muhatap şirket ile doğrudan bir ticari ilişkisinin bulunmadığı, faturanın kabulünün mümkün olmadığı belirtilerek iade edildiği, davacı şirket tarafından 27.05.2016 tarihli cevabı ihtarname ile muhatap şirketin üretimini yaptığı borularda belli aralıkla çıkan sorunlar nedeniyle birçok kez hasar giderme ve onarım çalışmalarının yapılmak zorunda kalındığı, sorunların boruların ayıplı olmasından kaynaklanabileceği hususu neticesinde tüm tesisatın değişmesi gerekebileceği gibi hususlara yer verildiği, 20.09.2016 tarihli tespit bilirkişi raporunda tespite konu yangın su tesisatının yer altında gömülü olması nedeniyle sızıntı yapan boruların fiziki durumlarının müşahade edilmesinin mümkün olmadığı ayrıca sızıntı yapan yangın tesisatında kullanılan boruların genellikle oldukça yüzeysel ve fazla derin olmayan kanal içerisine alınmaları nedeniyle patlayan ve bünyesindeki suyu kaçıran tesisat boru güzergahının çevresinde oluşturacağı ıslaklığında keşif saatinde yağan şiddetli yağmur nedeniyle görülüp tespit edilmesinin mümkün olmadığı, satın alındığı beyan edilen yangın söndürme sisteminin güzergah, boruların yerleştirildiği kanal derinliği, tesisat boruların çapları, kalınları, işletme basınç değerleri vb gibi önemli hususların dosya içeriğinden anlaşılamadığı, zarar ve ziyandan bahsedilmesinin olanaksız olduğu, muhtelif çaplardaki boruların içerisinde boru doğrultusunda 1,00 cm ile 3 cm uzunluğunda yarıkların oluştuğunun keşif esnasında tespit edildiği ve fotoğraflandığı, yarılmaların doğrudan doğruya borunun iç civarında oluşmuş olması nedeniyle boruların monta edilmesi aşamasında fiziki bir yaralanmaya maruz kalmadığının tespit edilmesi nedeniyle tesisat borularındaki kusurunun üretim safhasında oluştuğu, intibanın uyanmış olduğu, gizli ayıplı olduğu, ... Tesislerine döşenen yangın suyu tesislerindeki boruların yer yer patlayıp su sızdırması nedeniyle sürekli onarımın gerektiği, döşenen bu boruların ekonomik ömürlerinin 50 ile 100 yıl olduğu da dikkate alındığında mevcut boruların komple değiştirilmesinin uygun olacağının belirtildiği, davacı vekili tarafından ayıplı olduğu iddia edilen boruların misli ile değişimi ve zararın tahsili amacı ile iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibraz etmesi sonucunda bilirkişi raporu alınmıştır.20.06.2017 tarihli bilirkişi heyet raporunda; 14.04.2017 tarihinde ... Kurtköy ... Vakfı Ankara Yönü Otoyol Tesisleri Kurtköy/İstanbul adresinde davaya konu olan boruların incelendiği ve rastgele bir yer kazdırılarak yer altındaki boruların durumlarına bakıldığı ve fotoğrafları çekildiği, sahadaki boruların işletme basınçları temiz su hatları 6,5 bar ve yangın suyu hatları için 10,5 bar olduğu, mal alım faturalarına gore, boruların temiz su tesisatında PN10 (10 bar basınca dayanıklı) ve yangın suyu tesisatında PN16 (16 bar basınca dayanıklı) borular kullanıldığının görüldüğü, borulardaki patlamaların ek yerlerinden olmadığı, borunun gövdesinden ve borunun içinden dışına doğru oluşan yarıklar ve çatlaklardan dolayı olduğunun anlaşıldığı, keşif sırasında alınan numunelere 100 bar basınç altında basma testi uygulandığı, uygulanan kuvvet sonrasında borunun tekrar orijinal şeklini aldığının görüldüğü, söz konusu çatlak şeklinde oluşan hasarın ve buna bağlı olarak karşılaşılan su sızıntısının sebebi olarak, montaj ve/veya onarımlar sırasında tesisat içinde kalan taş, mıcır v.b. parçaların, tesisat içindeki yüksek basıncın da etkisiyle boru iç yüzeyinde aşınmaya sebep olması ihtimalinin akla geldiği, ancak tesiste kullanılan pompa v.b. ekipmanın giriş ve çıkışlarındaki filtrelerin bunu önleyeceği görüşünün hasıl olduğu, keşif sırasında kazdırılan yerde yapılan boru döşeme uygulamasının standartlarda belirtilen özellikte olduğunun gözlemlendiği, söz konusu çatlak şeklinde oluşan hasar ve buna bağlı olarak karşılaşılan su sızıntısının sebebi olarak; uygun olmayan malzeme seçimi ihtimalinden, tesisatta bulunan basınç değeri ve projelendirmede seçilen boru özellikleri incelendiğinde, standartlara uygun bir şekilde boru döşemelerinin yapılmaması ihtimalinden de bahsedilemeyeceği, keşif sırasında kazdırılan yerden gözlemlendiği, son ihtimal olarak, söz konusu boruların üretiminden ve sonrasında maruz kaldıkları stoklanma/saklanma koşullarından kaynaklı bir hatanın olma ihtimalinin ağırlık kazandığı, keşif sırasında, tesisatta kullanılan boruların üretim tarihiyle ilgili bir bilgiye ulaşılamamış olduğu, hasarın oluşmasına neden olabilecek en muhtemel sebep olarak, boruların üretimden kullanımına kadar geçen sürede stoklanması/saklanması sırasında maruz kaldıkları sıcak-soğuk ortam şartları sonucunda, boru malzemesi olan ...'nin gevrekleşmesi ihtimalinin ağırlık kazandığı, söz konusu tesisatta kullanılan boruların bir kısmında, Teknik Bilgi bölümünde detaylı olarak bahsedilen ...dağılımından ve ortam şartlarının da etkisiyle oluşan gevrekleşme neticesinde rassal olarak, bir kısmında çatlak şeklinde ortaya çıkan hasar oluştuğu, söz konusu tesisatta kullanılan tüm boruların kusurlu olması ihtimalinin ise; keşif sırasında alınan numuneye uygulanan testler ve sonuçları neticesinde, son derece düşük olacağı kanaati oluştuğu ve tüm tesisatın sökülerek yeniden yapılmasının gerekmeyeceği kanaati hasıl olduğu, davaya konu olan yeraltı boruları ile ilgili dosya içinde test raporlarına rastlanmamış olduğu borular üzerinde tam donanımlı bir laboratuarda test yapılması gerektiği ve teknik bilgide de bahsedildiği üzere, üretiminden kaynaklı olarak; karbon siyahı veya pigment dağılımı uygun olmayan, topaklanma meydana gelmesiyle oluşan büyük tane yapıları, saklanma koşullarının da etkisiyle... boru cidarında yabancı madde etkisi yaparak, borunun basınca maruz kalmasıyla zaman içerisinde bir çatlağa dönüşeceğe ve ... borunun bu noktadan patlamasına sebebiyet verebileceği ihtimalinin ağırlık kazandığı, söz konusu tesisatta şimdiye kadar oluşan hasar ve neticesinde onarım maliyeti olarak; beton zeminde herbir onarım için 1.170. TL, toprak zeminde herbir onarım için 700. TL maliyet hesaplanmış olduğu, toplam kaç adet onarım yapıldığı bilgisine göre toplam maliyetin hesaplanması mümkün olduğu belirtilmiştir.Davacı vekili 18.07.2017 tarihli ara karar kapsamındaki açıklayıcı dilekçesinde; davalının ayıplı mallar nedeniyle sözde bilimsel testler yaptırdığını iddia ettiğini, sözde testin sonuçları veya bu testlere ilişkin herhangi bir belgenin müvekkiline veya dosyaya sunulmadığını, bu beyanların müvekkilini oyalamaya ve hükmü geciktirmeye yönelik olduğunu ... Şirketi Müdürlüğü tarafından 17.07.2017 tarihinde gönderilen hasar raporu niteliğindeki yazı içeriğinde yer alan patlama rakamları dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz ederek, aleyhe kısımları kabul etmediklerini, raporun tahmine dayandırıldığını ve tahminen üretim hatası sonucuna ulaşıldığını ancak dava konusu ürünlerin kullanıldığı mahalde alınan numunelerde olması gereken değerlerin çok üzerindeki değerlerle dahi yapılan testlerle ürünlerin sağlam olduğu sonucunun çıktığını, davalının üretici firma olarak önde gelen firmalardan birisi olduğunu ayrıca maliyet hesaplarını kabul etmediklerini belirterek, dava konusu sorunun kaynağının tespit edilememesi durumunda bu hususun rapora açıkça yazılması gerektiği belirtilmiştir. 13.11.2017 tarihli ek bilirkişi raporunda; kök raporda, mükerrer defalar tekrarlanan borulardaki çatlak ve su sızıntılarının sebebi olabilecek tüm ihtimallerin sıralandığı ve eldeki bilgi. belge, keşif ve teknik bilgililer stoklanması/saklanması sırasında maruz kaldıkları sıcak-soğuk sonucunda boru malzemesi olan ...'nin gevrekleşmesi ihtimali” ağırlık kazandığı, zira dosya içeriğinde söz konusu hasara uğrayan boruların üretim tarihi veya ne kadar hangi şartlarda stoklandığı konusunda bir bilgi belgeye rastlanmadığı, gerek keşif sırasında gerekse kök raporda belirtildiği üzere hatalı borulardaki hatanın sebebini belirlemek adına borular üzerinde tam donanımlı olan (tam donanımlıdan kasıt yeterli teknik donanımı ve imkanlara sahip laboratuar test cihaz ve ekipmanlara sahip olan) teknik bir üniversitede bulunan buna örmek İstanbul Teknik Üniversitesi yerleşkesinde bulunan Prof. Dr. ... Malzeme Bilimleri ve Üretim Teknolojileri Uygulama Araştırma Merkezi ve Mekanik Metalurji ve Isıl İşlem Laboratuvarında veva TÜBİTAK Marmara Araşlırma Merkezi'nde veya Üniversitelerin iç basınç testi yapabilecek düzeneğe sahip Makine Fakültelerinde yapılabildiği, borularda meydana gelen patlak ve hasarlarda davacı firmanın herhangi bir kusuru olduğu konusunda bir görüşün heyetce hasıl olmadığı, keşif sırasında rastgele kazdırılan bir noktada, gerekse dosya içeriğine sunulan resimlerden anlaşılabileceği gibi dava konusu boru hatlarının teknik şartnamelere ve standartlara uygun biçimde döşendiğinin gözlemlendiği belirtilmiştir. Tarafların ek rapora beyan ve itirazları üzerine, İstanbul Teknik Üniversitesi Prof. Dr.... Malzeme Bilimleri ve Üretim Teknolojileri Uygulama Araştırma Merkezinin uyuşmazlık konusu plastik boru numuneler üzerindeki incelemeler sonucu düzenlenen 06.03.2019 tarihli raporla birlikte bilirkişilerden ek rapor alınmıştır. 29.03.2019 tarihli ek bilirkişi raporunda; hasarlı numuneler ile firma tarafından temin edilen yeni hasarsız numuneler arasında yoğunluk farkı olduğu, laboratuvar analiz raporu ile tespit edildiği, kök ve ek raporda defaten tekrarlandığı üzere üretimden kullanımına kadar geçen sürede stoklanması/saklanması sırasında maruz kaldıkları sıcak/soğuk ortam şartları sonucunda boru malzemesi olan ...'nin gevrekleşmesi ve/veya mekanik özelliklerinin değişmesinin ihtimal dahilinde olduğu, hasarların toplam bedelinin önceki raporlarda belirtildiği üzere 115.650,00 TL olduğu belirtilmiştir. Davalı vekili ek rapora itiraz ederek, aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, üretici firmanın hasarlı ve sağlam boru numunelerinin aynı olması nedeniyle ürünlerde bir sorunun bulunmadığını, bilirkişinin boruların üretim hatasından değil saklanma ve döşenme koşullarının doğru yapılması kanaati ile rapor verdiğini, dosya içerisindeki hasara uğrayan boruların üretimi tarihi veya ne kadar hangi şartlarda stoklandığı konusunda bir bilgi ve belge bulunmadığı, raporda boru hatlarının teknik şartnameye ve standartlara uygun döşendiğinin gözlemlendiğininbelirtildiği ancak raporun (b) maddesinde; bir borunun hatalı üretim olup olmadığının ancak TÜBİTAK merkezi veya üniversitelerin iç basınç testi yapabilecek düzeye sahip makine fakültelerinde yapılabileceğinin belirtildiğini, davalı olarak yapılmayan incelemenin yapılması için fakülteye gönderilerek dosyaya 6.000,00 TL yatırdıklarını, bu testler yapılmadan verilen raporun hiçbir anlamı olmadığını, bir boruda üretimden kaynaklanan hata olup olmadığının tahminler üzerinden anlaşılamayacağı belirtilmiştir. 09.09.2019 tarihli ek bilirkişi raporunda; davacı ve davalı şirketin 2013-2014 yılı ticari defterlerinin TTK'ya göre, açılış tasdiklerinin yasal süresi içinde yapıldığı, yevmiye defteri kapanış tasdikinin TTK madde 69-70/son 72/3 ve V.U.K. madde 220-226 uyarınca yasal sürelerde ve usulüne uygun şekilde yaptırıldığı ve belirli kanuni şartları taşıdığı ve sahibi lehine delil vasfına sahip olduğu kanaatine varılmış ise de nihai takdirin mahkemeye ait olduğu, tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre 2014 yılı dönem sonu itibarı 31.12.2014 tarihi itibarı ile cari hesap borç alacak ilişkisinin 0,00 olduğu, 2013 yılında 42.353,36 tutarında 5 adet fatura karşılığı, 2014 yılında 5.015,08 & tutarında 3 adet fatura karşılığı olmak üzere toplam KDV dahil 47.368,44 TL malzemenin davacı şirket tarafından davalı şirketten alındığı ve uyuşmazlığa konu Kurtköy... inşaatına sevk edilmiş olduğunun irsaliyelerden görüldüğü, boruların döşenmesinde tekniğe aykırı bir durumun olmadığı, ... Vakfı tarafından sunulan yazıya istinaden 90 adedi yeşil alan ve 45 adedi saha beton alanlarında toplam 135 patlak üzerinden değerlendirme yapıldığında ise toplam onarım gideri olarak 115.650 TL 'ye tekabül ettiği belirtilmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden ispatlanamayan davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir. Tacir olan taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunmakta olup uyuşmazlığın TTK'nın 23. maddesi ile TBK'nın satım sözleşmesini düzenleyen hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. TBK'nın 219. maddesine göre, "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." Buna göre maldaki ayıp, satıcının beyan ve vaat ettiği vasıflarda veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmak üzere iki türde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan ikinci tür olan yani lüzumlu vasıflarda eksiklik şeklinde ortaya çıkan ayıptan bunun varlığını bilmese dahi satıcı sorumludur. Ayıp, maddi, hukuki ya da ekonomik eksiklik şeklinde ortaya çıkabilir. Bunlardan yola çıkılarak, satıcı ve dolayısıyla teselsül ilişkisi nedeniyle üretici, ithalatçıyı maldaki ayıptan sorumlu tutmanın maddi koşulları; ortada ayıp sayılan bir eksikliğin olması, ardından maldaki eksikliğin önemli olması ve ayıbın malın yarar ve zararının alıcıya geçtiği anda varolması, tüketicinin ayıbın varlığını bilmeden malı satın almış olması, olarak sayılabilir.TBK’nın 227. maddesinde, satılanın ayıbı hâlinde alıcının seçimlik hakları düzenlenmiştir. Satıcının ayıba karşı tekeffül hükümleri TBK'nın satıma dair hükümleri uyarınca satım sözleşmesinin tarafları arasında sonuç doğurur. Ancak sorumluluğun kaynağı sadece satım sözleşmesi değildir. TTK'da ithalatçının/üreticinin sorumluluğuna dair bir düzenleme mevcut değilse de davalı şirket ithalatçı/imalatçı şirket olup, garanti veren konumunda ise garanti sözleşmesi kapsamında sorumluluğunun iddia edilmesi ve bu sıfatla kendisine husumet yöneltilmesi mümkün olduğu gibi garanti sözleşmesinin bulunmadığı durumlarda ise haksız fiile dayalı sorumluluğu ileri sürülebilir. Somut olayda, davacı tarafça 2 nolu davalının ürettiği ve 1 nolu davalı tarafça satılan boruların kullanımı aşamasından sonra patlaklar meydana geldiğini, ayıplar oluştuğunu iddia ederek, davaya konu boruların tamamının ayıpsız misliyle değiştirilmesine karar verilmesini ve maddi zararın karşılanmasını talep etmiştir. Taraflara ait ticari defter ve kayıtların incelendiği 09.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda, 2013 yılında beş adet fatura karşılığı, 2014 yılında üç adet fatura karşılığı malzemenin davalı şirketten satın alındığı ve uyuşmazlığa konu Kurtköy ...İnşaatına sevk edilmiş olduğunun irsaliyelerden görüldüğü tespit edilmiştir. Davacı tarafça 2 nolu davalıya gönderilen ayıba ilişkin ihtarname tarihi 18.05.2016'dır. Davacının tespit dilekçesinde ve ihtarnameler içeriğinde kabul ettiği üzere, davalı şirketle 25.11.2013 tarihinde başlayan ticari ilişki neticesinde satın almış olduğu boruları, müteahhitliğini yaptığı inşaat işleri kapsamındaki yangın tesisatı ve temiz su tesisatı ilerinde kullanmıştır. İşin 01.09.2014 tarihinde geçici kabul ile teslim edildiği, satın alınan borularla ilgili olarak ilk kez 2015 yılının Nisan ayında şikâyet alınmaya başlandığı davacı ihtarnamesinde belirtilmiştir. Borular kullanılmadan önce, yani satılanın teslimi akabinde borularla ilgili herhangi bir şikâyet veya ihbar söz konusu değildir. Tespit bilirkişi raporunda ihtimal dâhilinde görüş bildirilmiştir. Yangın su tesisat borusunun yer altında gömülü olması nedeniyle boruların fiziki durumlarının görülmediği ifade edilmiştir. Diğer taraftan, mahkeme aşamasında alınan 20.06.2017 tarihli raporda, yer altı boruları ile ilgili test raporlarına rastlanmadığı, borular üzerinde tam donanımlı bir laboratuvarda test yapılması gerektiği belirtilmiş olmakla birlikte, saklanma koşullarının etkisiyle birlikte borunun basınca maruz kalması sonucunda zaman içerisinde çatlağa dönüşeceği ve borunun bu noktadan patlamasına sebebiyet verebileceğinin ihtimal dâhilinde olduğu ifade edilmiştir. Sonuç olarak, taraf ticari defter ve kayıtları ile davacı alıcıya boruların sevk tarihinden yaklaşık iki yıl sonra ve boruların altyapıda kullanım aşamasından önce geçen bir yıllık süre sonrasında meydana geldiği iddia edilen borulardaki patlak ve hasarların üretim kaynaklı olduğuna dair iddialar davacı tarafça ispat edilememiştir. İTÜ analiz raporları ile diğer bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde, mahkemenin ret kararında ve gerekçesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalıların zarardan sorumluluklarının kabulü için ayıbın malın yarar ve zararının alıcıya geçtiği anda olması gerekecektir. Davcı, iddia ettiği zararın, satılanan kullanım öncesi beklediği süre içinde oluşmadığını ispat edememiştir. Davacı vekilinin aksine iddia ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 25.12.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.