İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/03/2026 İlk derece mahkemesince verilen kararın asli müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketin %50 ortağı ve YK başkan yardımcısı olduğunu,YK başkanı olan ...'ın kötü niyetli olarak uzunca bir süredir şirketin ticari defterlerini müvekkiline göstermeyerek suç işlediğini, YK üyelerinin şirketin amme alacaklarından sorumlu o…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/513 KARAR NO : 2026/541 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/02/2023 NUMARASI : 2022/373 Esas 2023/82 Karar DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli) DAVA TARİHİ: 13/04/2015 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/03/2026 İlk derece mahkemesince verilen kararın asli müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketin %50 ortağı ve YK başkan yardımcısı olduğunu,YK başkanı olan ...'ın kötü niyetli olarak uzunca bir süredir şirketin ticari defterlerini müvekkiline göstermeyerek suç işlediğini, YK üyelerinin şirketin amme alacaklarından sorumlu olduğunu, TTK'nın 376. maddesi gereğince de şirket sermayesinin kaybı halinde sorumluluğunun doğduğunu, ancak müvekkilinin şirket hakkında hiç bir bilgiye ulaşamadığını, Bakırköy 5. ATM'nin 2014/665 esas sayılı dosyasında ... ... ... AŞ'nin iflas erteleme davası bulunduğunu, bu şirketin büyük ortağı olan ... firmasının büyük ortağının ise ... olduğunu, müvekkilinin ...'in dolaylı olarak en büyük pay sahibi olan ...'a iyilik yapmak amacı ile ...'in 3.000.000-TL'nin üzerindeki borcu için iyi niyetle davalı şirket olan ...'in gayrimenkulünü ipotek olarak verdiğini, aynı zamanda iflas ertelemesi talep eden şirketin birçok borcu için de şahsi kefil olduğunu, bu nedenle ...'e karşı alacak takibi yapamayan alacaklıların, müvekkiline karşı icra takibi yaptıklarını, ...'ın ...'in borcunu ...'in ipotekli taşınmazını sattırarak ödemek istediğini, müvekkilinin karşı karşıya kaldığı riskler sebebiyle davalı şirket YK üyeliğinden istifa ettiğini, böylece yönetim kurulunda iki üye bulunması sebebi ile şirketin organsız kaldığını ve TTK'nın 530. maddesi gereği feshi gerektiğini belirterek, davalı şirketin TTK'nın 530. maddesi gereğince fesih ve tasfiyesine, olmadığı takdirde ise TTK'nın 531. maddesi gereğince haklı sebeple fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili; davacı ...'nın müvekkili şirketin %49 ortağı olduğunu, ...'nın ise %1 payının bulunduğunu, davacının YK üyeliği görevinden 13/04/2015 tarihinde istifa ettiğini, davacının, şirketin ticari defterlerini incelemek için şirkete iki adet ihtar gönderdiğini, ancak üye olduğu dönemde yönetim kurulunu toplantıya davet etmediğini ve TTK'nın 392. maddesi hükmüne göre toplantıda bilgi alma girişiminde bulunmadığını, davacının YK toplantısına katılmak yerine şirketi tasfiyeye sokmak için istifa ettiğini ve genel kurulun toplanması için yasal yolları denemek yerine şirketin feshini isteyerek hakkını kötüye kullandığını, vergi borçları ve şirketin giderleri ile ilgili olarak davacının %49 hissedar olmasına rağmen payına düşen ödemelerin hiç birisini 2012 yılından bu yana yapmadığını, ödemelerin tamamının şirketin diğer ortağı ... tarafından yapıldığını, ...'ın davalı şirketi ve davacının da ortağı olduğu ... şirketini düştüğü durumdan kurtarmak için çalıştığını, davacının şahsi kefaletinin iyi niyet saiki ile değil, davacının ... firmasında %81 oranında ortaklığı bulunan ... firmasının da ortağı olmasından kaynaklandığını, bu nedenle davacının da şirket borçlarından sorumlu olduğunu, davacının rekabet yasağını ihlal ederek ... unvanlı yeni bir şirket kurduğunu, bu nedenle davalı şirketin zarar ettiğini, ...'ın sınırsız imza yetkisi bulunmadığını, tarafların sadece 150.000-USD'ye kadar olan işlemlerde tek imza ile yetkili olduğunu, diğer tüm işlemlerin davacının müşterek imzası ile yapılabildiğini, bu durumda davacının yasadaki koşullarla şirket ortaklığından çıkarılmasının daha uygun olacağını, TTK'nın 531. maddesi hükmüne göre davacıya ait payları temsil etmek üzere acilen şirkete kayyım atanması gerektiğini bildirerek, davanın reddine, TTK'nın 531. maddesine göre gereği inceleme yapılması halinde ise davacının payının tespiti ile kendisine ödenmesi suretiyle şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir. ASLİ MÜDAHALE: Asli müdahale talep eden ... vekili; müvekkili şirketin davalı şirketin %50 payının sahibi olduğunu, mahkemece şirkete kayyım atanmasından sonra yapılan 18.05.2017 tarihli genel kurulun usul ve yasaya aykırı olarak gerçekleştirildiğini, müvekkilinin toplantıya katılımının engellenmesi nedeniyle genel kurul kararının iptali için İstanbul 12. ATM'nin 2017/475 esas sayılı dosyasında dava açtıklarını belirterek, TTK'nın 531. maddesi kapsamında şirketin feshine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; davacının dosya istinaf aşamasında iken sunmuş olduğu 15/02/2022 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini bildirdiği, HMK'nın 310. maddesi hükmüne uygun olarak davacının davadan feragatinin mahkemece saptanması halinde, feragat sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davacı vekilinin vekaletnamesindeki yetki durumuna göre davadan feragate yetkili olduğu gerekçesiyle, asıl davada davacı ... tarafından açılan davanın feragat nedeniyle reddine, asli müdahil ... vekili tarafından dava takip edilmediğinden HMK'nın 150. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına, asli müdahil açısından davanın bu dosyadan tefriki ile ayrı bir esasa kaydına, yargılamanın bu esas üzerinden devamına, yasal süresi içinde davanın yenilenmemesi durumunda, bu esas üzerinden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Asli müdahale talep eden ...vekili; mahkemece verilen önceki hükmün İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 2022/185 E. 2022/695 K. sayılı ilamı ile kaldırıldığını, kaldırma kararında belirtilen İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/1617 E. (yeni 2022/619) sayılı dosyasında verilen karar Yargıtayca bozulmuş olup, mahkemesince davanın kabulüne karar verildiğini, ancak kararın davalı tarafça temyiz edildiğini, mahkemece bu davanın bekletici mesele sayılması yolundaki gerekçeye de riayet edilmediğini ve bu yönden kaldırma kararı gereklerinin yerine getirilmediğini, mahkemenin 09.09.2021 tarihli ara kararı gereğince İstanbul Anadolu 13. ATM'nin 2021/554 E. (yeni 2022/510) sayılı dosyası ile temsil kayyımı atanması için dava açıldığını ve davanın derdest olduğunu, bu konudaki beyanlarının mahkemece dikkate alınmadığını, İstanbul BAM 12. HD'nin 2018/1199 E. 2019/962 K. sayılı ilam halen geçerli ise işbu dosyada davalı Seta şirketinin temsilinin usulsüz olarak sürdürüldüğünü, UYAP üzerinden e-duruşmaya katılma taleplerinin usulüne uygun olarak mahkemeye sunulduğunu, ancak son celse duruşma saatinde online olarak hazır bulunmalarına rağmen taraflarına bağlantı talebinin ulaşmadığını, Hukuk Mahkemelerinde Ses ve Görüntü Nakledilmesi Yoluyla Duruşma İcrası Hakkında Yönetmelikte, taraf veya vekilin kusuru olmaksızın teknik sebeplerden dolayı e-duruşmanın yapılamaması hâlinde, ilgili taraf veya vekil yönünden Kanunun 150. maddesinin birinci fıkrasının uygulanmayacağının düzenlendiğini, mahkemece yönetmelik hükmüne aykırı olarak HMK'nın 150. maddesine göre karar verildiğini, bu nedenlerle dosyanın tefrikinin ve işlemden kaldırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, davalı şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda 09.11.2017 tarihli karar ile, ... şirketinin asli müdahale talebinin aktif husumetten reddine, davacı tarafından açılan davanın ise konusuz kaldığı gerekçesiyle bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup, hükmün istinafı üzerine Dairemizin 2022/185 Esas, 2022/695 Karar sayılı 12/05/2022 tarihli ilamında; Dairemizin 2018/1199 esas 2019/962 karar sayılı ve 04.07.2019 tarihli kararı ile, yargılama sırasında gerçekleştirilen genel kurul kararı ile davacının şirketin yönetim kurulu başkanlığına seçildiği, bu durumda davacı ile davalı şirket arasında menfaat çekişmesi ortaya çıktığı anlaşılmakla, davalı şirkete temsil kayyımı atanması gerektiği gerekçesiyle dosyanın geri çevrilmesine karar verilmiş olup, mahkemece davacı tarafa verilen süre içerisinde İstanbul Anadolu 9. ATM'nin 2020/256 esas sayılı dosyasında açılan davada, mahkemece usulüne uygun olarak düzenlenmiş bir dava dilekçesi ve yatırılmış harç bulunmadığı gerekçesiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, davacı ... vekilinin ise 11.01.2022 tarihli dilekçesiyle davadan feragat ettiği, davalı şirket ortağı ... ile asli müdahil arasında, ...'ın davalı şirketteki 850.000 adet payının ... şirketine satışı konusunda 10.09.2015 tarihli hisse devri protokolü imzalandığı, aynı tarihli temlikname ile de ...'ın davalı şirketten olan alacağının ... şirketine temlik edildiği, hisse devrinin davalı şirket yönetim kurulunun 10.09.2015 tarih ve 2015/6 sayılı kararıyla şirket pay defterine kaydedilmesine karar verilerek pay defterine işlendiği, ancak yönetim kurulu kararında imzası bulunan yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin davalı şirketin 29.06.2015 tarihli genel kurul kararlarının iptali istemiyle İstanbul 7. ATM'nin 2015/941 esas sayılı dosyasında dava açıldığı, mahkemece verilen ret kararının istinafı üzerine Dairemizin 2017/108 esas 2017/174 karar sayılı kararıyla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulü ile davalı şirketin 29.06.2015 tarihli genel kurulunda alınan tüm kararların yoklukla malul olduğunun tespitine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, diğer yandan davalı şirket ortağı davacı ... tarafından şirketin eski ortağı ... aleyhine İstanbul 19. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında başlatılan takibin kesinleştiği, ...'a ait davalı şirket hisselerinin 20.11.2015 tarihinde haczedilerek şirket pay defterine haczin işlendiği, hisselerin icra dairesince yapılan ihalesinde 1.227.000-TL bedel üzerinden şirket ortağı alacaklı ...'ya ihale edildiği, ... tarafından, haczedilen hisselere ilişkin olarak istihkak iddiasıyla açılan 2015/1617 esas sayılı davada, İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesince hisse devrinin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği ve kararın henüz kesinleşmemiş olduğu, bu durum karşısında davalı şirketin eski ortağı ...'a ait 850.000 adet payın mülkiyeti ihtilaflı olup, söz konusu hisselerin mülkiyetinin asli müdahil ... şirketine ait olup olmadığının, İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesinde açılmış bulunan 2015/1617 esas sayılı davada tespit edileceği, bu dosyada kesinleşecek karar sonucunda, söz konusu hisselerin mülkiyetinin asli müdahile ait olup olmadığının, buna bağlı olarak da asli müdahilin davalı şirkette ortak sıfatının bulunup bulunmadığının ve dolayısıyla işbu dava bakımından aktif husumet ehliyetinin mevcut olup olmadığı tespit edileceği, bu nedenle mahkemece söz konusu dava dosyasının bekletici mesele yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle asli müdahilin talebinin aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru görülmediği, davacının istinaf aşamasında davasından feragat ettiği anlaşılmakta ise de, asli müdahilin istinaf başvurusu kabul edilmekle hüküm kaldırıldığından feragat beyanının ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davacı ... tarafından açılan davanın feragat nedeniyle reddine, asli müdahil ...tarafından açılan davanın ise işbu davadan ayrılarak ayrı bir esasa kaydedilmesine, aynı zamanda asli müdahil tarafından davanın takip edilmemesi nedeniyle asli müdahil tarafından açılan dava bakımından dosyanın HMK'nın 150. maddesi uyarınca işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. Davalı şirket ortağı olan davacı ... tarafından, şirketin eski ortağı ... aleyhine İstanbul 19. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında başlatılan takibin kesinleştiği, ...'a ait davalı şirket hisselerinin 20.11.2015 tarihinde haczedilerek şirket pay defterine haczin işlendiği, hisselerin icra dairesince yapılan ihalesinde 1.227.000-TL bedel üzerinden şirket ortağı alacaklı ...'ya ihale edildiği anlaşılmakta olup, ...tarafından, haczedilen hisselere ilişkin olarak istihkak iddiasıyla İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/619 (eski 2015/1617) esas sayılı dosyasında açılan davada, mahkemece davanın reddine karar verilmiş ve kararın istinafı üzerine İstanbul BAM 21. Hukuk Dairesinin 2020/620 esas 2020/3137 karar sayılı ilamıyla davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. İşbu kararın temyizi üzerine Yargıtay 12. HD'nin 2021/6896 esas 2022/4551 karar sayılı ilamıyla kararın bozulması üzerine mahkemece bozmaya uyularak, hacze konu hisselerin davacı ...şirketine ait olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile hisseler üzerine konulan haczin kaldırılmasına karar verilmiş olup, karar Yargıtay 12. HD'nin 2023/1236 esas 2023/1929 karar sayılı ilamıyla onanmış ve karar düzeltme istemi de reddedilerek kesinleşmiştir. Bu durumda asli müdahil ...şirketinin davalı şirkette pay sahibi olduğu belirlenmiş olmakla, işbu dava bakımından aktif husumet ehliyetini haiz olduğu tespit edilmiştir. Davalı şirketin 18.05.2017 tarihli genel kurulunda işbu davanın davacısı ...'nın davalı şirketin yönetim kurulu başkanlığına seçilmesi sonucunda menfaat çatışması çıkması nedeniyle davalı şirkete temsil kayyımı atanması gerektiği gerekçesiyle Dairemizce dosyanın geri çevrilmesine karar verilmiş olsa da, yargılama sırasında davacı ...'nın davadan feragat etmiş olması ve mahkemece de davacı bakımından davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi sonucunda, bu aşamadan sonra davacı ile davalı şirket arasında bir menfaat çatışmasından söz edilmesi mümkün değildir. Yine davacı ...'nın davadan feragati sonucunda, asli müdahil tarafından açılmış olan davanın, feragat nedeniyle reddine karar verilen ... tarafından açılan davadan ayrılmasında usule aykırılık görülmemiştir. Asli müdahil tarafından açılan ve işbu davadan ayrılmasına karar verilen dosyanın HMK'nın 150. maddesi uyarınca işlemden kaldırılmasına ilişkin karar ise tek başına istinafı kabil bir karar niteliğinde olmayıp, işbu davadan ayrılan dava dosyasında ancak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde, o dosya bakımından istinaf yoluna başvurulabilecektir. Açıklanan nedenlerle, asli müdahil vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: Asli müdahil vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın asli müdahilden alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Asli müdahil tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 25/03/2026