TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/09/2023 NUMARASI : 2023/496 Esas 2023/878 Karar DAVA : Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/01/2018 KARAR TARİHİ : 26/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/03/2026 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1690 Esas 2026/323 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1690 KARAR NO : 2026/323 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/09/2023 NUMARASI : 2023/496 Esas 2023/878 Karar DAVA : Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/01/2018 KARAR TARİHİ : 26/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/03/2026 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; muhasebe işlerinin 2009 yılından bu yana davalıların murisi olan muhasebeci ... tarafından yürütüldüğünü, muhasebe ile ilgili tüm iş ve işlemlerini/ödemelerini yürütmesi için ...’a 21/04/2009 ve 04/12/2015 tarihli vekaletnameleri verdiğini, ... tarafından aylık yapılması gereken vergi, SGK ve diğer ödemeler toplamının bildirildiğini, müvekkilinin hesabından ...’un hesabına ... tarafından talep edilen tüm ödemelerin gönderildiğini, yıllardır bu şekilde devam eden ilişkide ...'un 2017 yılının Aralık ayında vefat ettiğini, yerine muhasebe işlerinin takibi için başka bir muhasebeci ile anlaşıldığını, yeni muhasebeci tarafından kayıt ve evrakların incelemesi neticesinde müteveffa ... tarafından talep edilen tutarın tamamının ödemelerine ve işlerine kullanılmamış olduğunun tespit edildiğini, yapılan ödemelerin talep edilen tutardan çok daha az olduğunu, bu kapsamda ... tarafından şirket ödemeleri için talep edilen tutarların çok büyük bir kısmını şirket ödemelerine değil şahsi ödemelerine kullanmış olduğunun belirlendiğini iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesiyle talebini 167,260,51 TL'ye yükseltmiştir. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin suiniyetli olduğunu, muris ...’un ölümünden hemen sonra, davacı şirket yetkililerine ulaşılarak, kendilerine ait belgelerin alınmasını istediklerini, davacının kendilerine ihtarname göndermediğini, taleplerini yazılı olarak bildirmediğini, müteveffa ...'a davacı şirket tarafından 21/04/2009 ve 04/12/2015 tarihli vekaletnamelerin verildiğini, bu vekaletnamelere istinaden muris tarafından davacı şirketin muhasebesi ile ilgili vergi, harçlar, KDV, işçi maaşları dahil tüm ödemelerin noksansız yapıldığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davacının davacı şirketin muhasebecisi olan müteveffa ... tarafından şirket ödemeleri için talep edilen tutarın tamamının davacı şirket ödemelerine ve işlerine kullanılmadığı, ... tarafından şirket ödemeleri için talep edilen tutarların çok büyük bir kısmını şirket ödemelerine değil şahsi ödemelerine kullanmış olduğu, müteveffa ...' un şirket ödemeleri/işlemleri için kullanılmayıp, kendi şahsi işleri için kullandığı paraların müteveffanın mirasçılarından tahsili amacıyla dava açıldığı, davacı şirketin 2016 ve 2017 yıllarına ait ticari defterleri ve banka hesap ekstreleri incelendiğinde; davacı şirket tarafından müteveffa ...' un hesabına şirketin vergi, SGK, muhasebe vb. ödemeleri için 2016 ve 2017 yılında toplam 291.798,00 TL gönderildiği, müteveffa ... tarafından 2016 ve 2017 yılında şirketin vergi, sgk, muhasebe vb. ödemeleri için 112.537,49 TL ödeme yapıldığı, davacı şirketin müteveffaya yaptığı eft işlemleri ile müteveffanın şirket adına yaptığı ödemeler arasında 179.260,51 TL fark bulunduğu, davacı şirket tarafından tarafından 2009/2015 yılları arasında müteveffa ...' a toplam 300.516,00 TL ödeme yapıldığı, dava konusu yılların 2016 ve 2017 yıllarının olduğu, davacı tarafından da bu yıllara ilişkin talepde bulunulduğu, müteveffa tarafından davacı şirket adına yapılan ödemelere ait dekontların yer almadığı, bu nedenle müteveffa tarafından davacı şirket adına 2009-2015 yılları arasında yapılan ödemelerin toplam tutarının hesaplanmasının mümkün olmadığı, davacı şirket tarafından müteveffa ...' un hesabına 2016-2017 yıllarında toplam 291.798,00 TL gönderildiği, müteveffa ... tarafından 2016-2017 yıllarında davacı şirket adına vergi, sgk, muhasebe vb. ödemeler için toplam 112.537,49 TL harcama yapıldığı, müteveffanın hesabından ödenen elektrik, su ve doğalgaz ödemelerinin de müteveffaya ve kızı davalı ... ...' a ait olduğu, bu bakımdan söz konusu fatura ödemelerinin şirket adına yapıldığı yönündeki iddiaların yerinde olmadığı, ayrıca davalılar vekili tarafından şirket çalışanlarının maaş ödemelerinin de müteveffa ... tarafından ödendiği iddia edilmiş ise de, dava dosyasında bu ödemelere ait herhangi bir belgenin bulunmaması nedeniyle bu hususa ilişkin değerlendirme yapılmadığı, dava konusu somut olayda, davacı şirketin talebi doğrultusunda 2016-2017 yıllarında müteveffaya gönderilen tutardan, müteveffa tarafından davacı şirket adına yapılan ödemeler (291.798,00-112.537,49) mahsup edildiğinde; toplam 179.260,51 TL' nin müteveffanın uhdesinde kaldığı, ayrıca Ankara Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası tarafından müteveffanın 2009-2017 yıllarında muhasebecilik hizmetleri nedeniyle alması gereken tutara ilişkin net bir görüş belirtilmediği, davacı şirket tarafından herhangi bir belge sunulmamak ile birlikte müteveffaya muhasebecilik hizmetleri için 2016 ve 2017 yılında aylık 500,00 TL ödeme yapıldığı şeklinde beyanda bulunduğu, (24 ayx500,00) 12.000,00 TL' nin mahsup edilmesi gerektiği, davacının talebine bağlı kalındığında (179.260,51 TL-12.000 TL) 2016-2017 yıllarına ait hesaplar nedeniyle müteveffanın uhdesinde kendisine verilen bedellerden 2016 ve 2017 yıllarına ait maaş hakedişleri düşüldüğünde 167.260,51 TL' nin kaldığının kabul edilmesi gerektiği, mirasçıların da mirası reddetmediklerinden müteveffanın haksız fiilinden sorumlu olacakları gerekçeleriyle bu şekilde TMK' nun 4. maddesi gereğince davacının davasının kabulüne karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; muris ...'ın davacıya rutin muhasebe ve mali müşavirlik hizmetini aşan hizmetler sunduğunu ve ticari vekil olduğunu, bu nedenle aradaki ilişkiyi düz bir temsil ilişkisi olarak kabul eden Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının tekrarlanmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemece TTK 367 ve devamı madde hükümleri gözetilerek bilirkişi raporu alınması gerekirken eksik inceleme ile ve görevsiz mahkemede alınan rapor doğrultusunda karar verilmesinin hatalı olduğunu, yalnızca davacı tarafından temin edilen belgelerle yetinilmeyerek SGK ve diğer ilgili kurumlardan dava konusu dönemde muris ... tarafından davacı şirket adına yapılmış olan ödemelerin listesinin dosyaya celp edilerek bilirkişi incelemesi yapılması gerekirken bu hususa uyulmadığını, muris ticari vekil olduğundan aylık 500,00 TL ödenmesi gerektiğinin kabulünün hatalı olup hakkaniyete uygun bir bedel tespit edilmesi gerektiğini, davacının murisin hesabına 2016-2017 yılları boyunca fazla para yatırmasının davacı ile muris arasındaki gerçek ilişki nedeniyle murise yapılan bir ödeme olduğunu gösterdiğini, davacının para yatırmaya devam etmesinin de muris tarafından yapılan harcamaların farkında olduğunu, buna onay verdiğini gösterdiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; davacı şirketin ticari vekili olan murise şirketin işlemleri nedeniyle gönderilen paranın muris tarafından şahsi işlerinde kullanıldığı iddiasına dayalı olarak uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Vekaletname örnekleri, Ankara Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası yazısı, banka kayıtları, ödeme dekontları, davacı şirketin ticari defter ve kayıtları, ASKİ, Enerjisa ve Başkentgazın cevabi yazıları, mirasçılık belgesi, 17/09/2018, 21/12/2018, 31/08/2019 ve 21/05/2022 tarihli bilirkişi raporları vs deliller dosya arasında mevcuttur. 17/09/2018 tarihli kök, 21/12/2018, 31/08/2019 ve 21/05/2022 tarihli ek bilirkişi raporlarında özetle; toplam 179.260,51 TL'nin müteveffanın uhdesinde kaldığı, davacı şirket tarafından herhangi bir belge sunulmamakla birlikte mütevetfaya muhasebecilik hizmetleri için 2017 yılında aylık 500,00 TL ödeme yapıldığı şeklinde beyanda bulunulduğu, bu kapsamda Sayın Mahkeme tarafından davacının beyanına itibar edilmesi halinde müteveffanın uhdesinde kalan tutardan (179.260.51 TL) 2016-2017 yılarına ait muhasebecilik hizmeti olarak hesaplanan (24 ay x 500.00) = 12.000.00 TL'nin mahsup edilmesi gerektiği, dolayısıyla davacının talebine bağlı kalındığında; (179.260,51-12.000,00) 2016-2017 yıllarına ait hesaplar nedeniyle müteveffanın uhdesinde 167.260,51 TL'nin kaldığının kabul edilmesi gerektiği, muris tarafından davacı şirkete rutin muhasebe ve mali müşavirlik hizmetini aşan hizmetler sunulduğu bildirilmiştir. Dosya kapsamından, davacının, davacı şirketin muhasebecisi olan müteveffa ... tarafından şirket ödemeleri için talep edilen tutarın tamamının davacı şirket ödemelerine ve işlerine kullanılmadığı, ... tarafından şirket ödemeleri için talep edilen tutarların çok büyük bir kısmını şirket ödemelerine değil şahsi ödemelerine kullanmış olduğu, müteveffa ...' un şirket ödemeleri/işlemleri için kullanılmayıp, kendi şahsi işleri için kullandığı paraların müteveffanın mirasçılarından tahsili amacıyla dava açıldığı, mahkemece alınan bilirkişi raporları ile tespit edildiği üzere davacı şirket tarafından müteveffa ...' un hesabına şirketin vergi, SGK, muhasebe vb. ödemeleri için 2016 ve 2017 yılında toplam 291.798,00 TL gönderildiği, müteveffa ...'un söz konusu miktardan 2016 ve 2017 yılında şirketin vergi, SGK, muhasebe vb. masrafları nedeniyle ödemeler yapıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar mahkemece dosya kapsamı üzerinde ve davacı tarafından sunulan beyan ve belgeler gözetilerek inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporları doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; taraflar arasındaki uyuşmazlık yönünden muris tarafından dava konusu döneme ilişkin olarak SGK, vergi ve muhasebe masraflarına dair söz konusu ödemelerin yapıldığı kurumlara müzekkere yazılıp gelen belgelerin de değerlendirilmesi gerektiği, ayrıca murisin 2009 yılından ölüm tarihine kadar davacı şirketin ticari vekili olarak görev yaptığı dosya kapsamıyla sabit olmakla ve Ankara Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odasının 10/06/2019 tarihli yazısında 2009-2017 yılları meslek ücret tarifesi yönünden bir görüş bildirilemediğine ilişkin cevabı dikkate alınarak davacı vekilinin murise dava konusu olan 2016-2017 döneminde aylık 500,00 TL muhasebeci ücreti ödendiğine ilişkin beyanı dikkate alınarak düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda murise ödenmesi gereken muhasebecilik ücretinin 12.000,00 TL olduğuna ilişkin tespiti doğrultusunda bu miktar mahsup edilerek karar verilmiş ise de, davacı şirket kayıtları incelenerek düzenlenen 21/12/2018 tarihli raporun 4.sayfasında davacı şirket tarafından "muhasebe müşavirlik ücreti" adı altında 28/02/2009-30/09/2009 tarihleri arasında 315,00 TL - 355,00 TL arasında değişen ödemeler yapıldığı gözetildiğinde 2016-2017 tarihleri arasında ödenmesi gerekli muhasebe mali müşavirlik ücretinin 500,00 TL olduğuna dair davacı vekili beyanının dosya kapsamına uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, uygun olmadığının değerlendirilmesi halinde 2016-2017 arasında ödenebilecek/ödenmesi gereken muhasebe mali müşavirlik ücretinin ne kadar olacağının bilirkişi marifetiyle tespit edilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken bu hususlarda inceleme yapılmaması eksik incelemedir. 6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." halinde duruşma yapılmadan karar verileceği, düzenlemeleri yer almaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece tarafların yargılama aşamasında ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz ve beyanları da dikkate alınarak, dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile muris tarafından dava konusu döneme ilişkin olarak SGK, vergi ve muhasebe masraflarına dair söz konusu ödemelerin yapıldığı kurumlara müzekkere yazılıp gelen belgelerin de değerlendirilerek davacı şirket kayıtları incelenerek düzenlenen 21/12/2018 tarihli raporun 4.sayfasında davacı şirket tarafından "muhasebe müşavirlik ücreti" adı altında 28/02/2009-30/09/2009 tarihleri arasında 315,00 TL - 355,00 TL arasında değişen ödemeler yapıldığı gözetildiğinde 2016-2017 tarihleri arasında ödenmesi gerekli muhasebe mali müşavirlik ücretinin 500,00 TL olduğuna dair davacı vekili beyanının dosya kapsamına uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, uygun olmadığının değerlendirilmesi halinde 2016-2017 arasında ödenebilecek/ödenmesi gereken muhasebe mali müşavirlik ücretinin ne kadar olacağının bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi gerekirken bu yönde bir araştırma yapılmaksızın ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli olan belirtilen delilin toplanmadan karar verilmesi hüküm ve yasaya aykırıdır. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli nitelikteki delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olduğu anlaşılmakla 6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE, 2-Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/09/2023 tarih 2023/496 Esas 2023/873 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davalıların adli yardım talebi kabul edilmiş olmakla harç alınmasına yer olmadığına, 5-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/1-a.6 ve 362/1-g maddeleri uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/03/2026 Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -... ... ... ... ...