11. Hukuk Dairesi 2022/5561 E. , 2024/2129 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/452 Esas, 2022/1026 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2020/188 E., 2021/433 K. Taraflar arasındaki tespit ve iptal davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafın…
**11. Hukuk Dairesi 2022/5561 E. , 2024/2129 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/452 Esas, 2022/1026 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2020/188 E., 2021/433 K. Taraflar arasındaki tespit ve iptal davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette %33 oranında hissesinin bulunduğunu, kendisinin bulup tescil ettirdiği 5 adet ruhsatı davalıya devrettiğini, davalı bunların değerinin bir kısmını nakit olarak ödemişse de bakiyesi için müvekkilini %33 oranında hissedar ettiğini, 17.06.2019 tarihli şirket kararı ile aslında davacının bulup getirdiği, tescilin şirket adına yapılmasına muvafakat ettiği 3378512 erişim numaralı maden sahasının davalı şirketin müdürü olan ...’e ait Tek Blok Maden Enerji San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye devredildiğini, bu kararda müvekkiline atfen sahte imza atıldığını, devrin şekil şartı eksikliği taşıdığını, kararın afaki iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, yokluğa ilişkin iddialarının süre şartına tabi olmadığını, davacının aldatma yoluyla iradesinin sakatlanarak imzasının alınması ihtimalinde geçerli bir irade açıklamasından bahsedilemeyeceğini, bu haliyle iptal edilebilirlik sebebi barındırdığını, 3378512 erişim numaralı maden sahasının davalı şirketin kendisine ait tek maden sahası olduğunu, bedelsiz devredildiğini ileri sürerek davalı şirketin karar defterinin 8. sayfasındaki 3378512 erişim numaralı maden ruhsatının bedelsiz olarak Tek Blok Maden Enerji San. Tic. Ltd. Şti.’ne devrine dair 17.06.2019 tarihli kararın yokluk sebebiyle hükümsüzlüğünün tespitini, Mahkemece yokluk sebeplerinin bulunmadığının değerlendirilmesi halinde davalı şirketin karar defterinin 8. sayfasındaki 3378512 erişim numaralı maden ruhsatının bedelsiz olarak Tek Blok Maden Enerji San. Tic. Ltd. Şti.’ne devrine dair 17.06.2019 tarihli kararın iptal edilebilirlik sebeplerinin varlığı nedeniyle hükümsüz olması yahut diğer sebeplerle iptalini, 3378512 erişim numaralı maden ruhsatının davalı adına tescili için kararın onaylı suretinin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’ne (MAPEG) tebliğini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kararın altına bizzat davacının da imza attığını, davanın üç aylık hak düşürücü süreden sonra açıldığını, çağrısız genel kurulun tüm ortakların katılımıyla toplandığını, devre oy birliğiyle karar verildiğini, sahanın 13.12.2019 tarihinde dava dışı Tek Blok’a devredilip aynı gün 500.000,00 TL karşılığı 86.600,00 USD’nin ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile öncelikle butlan halinin değerlendirildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 622 nci maddesi atfı ile anonim şirketin genel kurul kararının iptali ve butlanına ilişkin hükümlerin limited şirketler hakkında da uygulanacağı, butlan hallerinin aynı Kanunun 447 nci maddesinde sayıldığı, davacının “genel kurul toplantısının hiç yapılmadığı, tutanağın toplantıda tanzim edilmediği, karar altındaki imzanın kendisine ait olmadığı, kendisine ait ise de, bu imzayı hatırlamadığı” iddialarının değerlendirildiği, davalının, davacı, ... ve ... olmak üzere 3 ortağının bulunduğu, şirketin ... tarafından temsil edildiği, davaya konu 17.06.2019 tarihli genel kurul kararı altında davalı şirketin davacı da dahil 3 ortağının da imzasının bulunduğu, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 20.10.2021 tarihli raporu ile genel kurul kararı altındaki imzanın davacının el ürünü olduğunun belirlendiği, davacının 17.06.2019 tarihli altı davacı tarafından imzalı genel kurul tutanağının aksine “toplantının hiç yapılmadığı, karar metninin toplantı dışında tanzim edildiği” iddialarını ispatlayacak delil sunmadığı, herhangi bir butlan sebebinin mevcudiyetinin saptanamadığı, iptal edilebilirlik şartlarının incelenmesine geçildiği, davaya konu genel kurul kararının 6102 sayılı Kanun’un 446 ncı maddesindeki iptal sebeplerinin varlığının tetkiki öncesinde aynı Kanun’un 445 inci maddesin gereğince davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığının denetlendiği, 17.06.2019 tarihinden yasal 3 aylık süre geçtikten sonra 11.08.2020 tarihinde eldeki davanın açıldığı gerekçesiyle 6102 sayılı Kanun’un 622 nci maddesi atfiyle 445 inci maddesi uyarınca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 115 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu karar altındaki imzanın davacıya ait olup olmadığı hususunun, yokluk sebebiyle hükümsüzlüğünün tespiti davası açısından dava şartı niteliği taşımadığından ret gerekçelerinden biri olarak gösterilmesinin hataya dayandığını, dava konusu genel kurulun çağrısız genel kurul niteliğinde olduğundan 6102 sayılı Kanun’un 416 ncı maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca yalnızca kanundaki çağrıya ilişkin hükümler uygulanmaksızın 6102 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuatlardaki genel kurula ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiğini, belirli bir gündemle toplanıldığını gösterir bir kaydın bulunmadığını, toplantı ve karar alınmasına ilişkin emredici hükümlere uyulmadığının bizzat dava konusu karar metninden anlaşıldığını, geçerli bir toplantı ve karardan bahsedilebilmesi için gerçek (fiili) bir toplantının yapılması gerektiğini, bunun kanıtlanabilmesi için de hazirun cetvelinin bulunmasının zorunlu olduğunu, fiilen bir toplantı yapılmamış olmasına rağmen karar oluşturulmasının yokluk yaptırımına tabi tutulduğunu, dosyaya yansıyan iddia, savunma ve delillerden, hükümsüzlüğün tespitine konu kararın, müvekkilinin şirket müdürü tarafından aldatılması sonucu elden dolaştırma usulü ile imzalandığını, usul ve yasaya aykırı oluşturulan genel kurul kararının yok hükmü taşıdığını, dava konusu karar ile devri yapılan maden sahasının davalı şirketin faaliyet alanı doğrultusunda çalışma yaptığı ve gelir elde ettiği tek saha olduğunu, delilleri toplanmadığını, imzanın hile ile alınmış olabileceği ve işlemde irade sakatlığı hallerinin de bulunduğunun belirtilmiş olmasına rağmen mahkemece bu hususta bir değerlendirme yapılmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu karar altındaki imzasının Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin raporu ile davacıya ait olduğu tespit edildiğinden, davacının imza inkarının yerinde olmadığı, davacının imzasını taşıyan genel kurul tutanağının aksine, toplantının hiç yapılmadığı yönündeki iddiasını ispat eder nitelikte bir delil de sunulmadığı, bu itibarla kararın yok hükmünde ya da butlanını gerektirir herhangi bir durumun tespit edilemediği, iptal istemi yönünden yapılan incelemede ise, davanın 3 aylık süre geçtikten sonra 11.08.2020 tarihinde açıldığı, dava konusu genel kurul kararının yok hükmünde olmasını ya da butlanını gerektirir herhangi bir sebep bulunmadığı gibi, kararın iptali için öngörülen yasal süre içerisinde açılmış bir dava da olmaması nedeniyle kararın iptalinin de talep edilemeyeceği, bu bakımdan davanın reddine karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirme ile usulden reddine karar verilmesi yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerinin değerlendirilmediğini, yokluk veya butlan sebebiyle genel kurul kararlarının hükümsüzlüğünün istenebilmesi için toplantıya katılma ya da olumsuz oy kullanma zorunluluğunun bulunmadığını, davalı şirket müdürünün aceleyle ve müvekkilinin incelemesine fırsat vermeden çok sayıda evrak imzalattığını, geçerli bir toplantı yapıldığının ve geçerli bir kararı alındığının davalı şirketçe ispatlanacağını, çağrısız genel kurulda tüm ortakların toplantıda aynı anda birlikte bulunması, toplantı sonuna kadar da üye tam sayısının korunması gerektiğini, dava konusu genel kurul kararında toplantının nerede yapıldığının belirtilmediğini, pay sahip, oran ve itibari değerlerinin gösterilmediğini, gündemin, soru ve cevapların, çağrısız yapıldığının belirtilmediğini, hazirun cetvelinin bulunmadığını, tüm bu nedenlerle yasaya aykırı oluşturulduğunu, çağrısız toplantı olduğunun karara yazılmadığını, Mahkemenin ihtarlarına rağmen hazirun cetvelinin sunulmadığını, kararın elden dolaştırma usulüyle ve ve başka evraklar arasında müvekkiline imzalatıldığını, şirketin gelir elde ettiği tek sahanın bu yolla devredildiğini, devir bedelinin 86.500,00 USD olduğu iddia edilmişse de bu tutarın karara geçirilmemesinin dahi hile ile imzalattırıldığını gösterdiğini, talebe rağmen telefon kayıtlarının celbedilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, tespit ve iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6102 sayılı Kanun'un 416, 445, 446, 447 nci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.