T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/369 Esas KARAR NO : 2025/2225 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2017/1125 Esas - 2022/908 Karar TARİHİ: 23/11/2022 DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf k…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/369 Esas KARAR NO : 2025/2225 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2017/1125 Esas - 2022/908 Karar TARİHİ: 23/11/2022 DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin dava dışı ... ... Gıda san. Tic. Ltd. Şti.'nde %50 hisse sahibi olduğunu, bazı sebeplerden dolayı diğer ortağı ile arasının bozulduğunu ve ortak olduğu şirkete giremez hale geldiğini, diğer ortağın zor kullandığını ve müvekkiline ait hisselerini elinden almak istediğini, dava dışı şirketin diğer ortağı şirket hesaplarını mali müşavirlere incelettiğini ve müvekkilinin mezkur şirkete 4.000.000,00 TL borçlu olduğunu tespit ettirdiğini, bu nedenle hisselerini kendisine devretmesini istediğini aksi halde dava yolu ile şirket hissesini elinden alacağını ve şirkete giremeyeceğini beyan etmiş ve somut adımlar atmış olduğunu, bu olaylar neticesinde müvekkilinin korktuğunu ve hem bu şirketin hemde davalı şirkette olan %50 hesabının elinden alınmaması için davalı şirket avukatı Av. ...'in bilgisi ve yönlendirmesi ile müvekkili, davalı şirketin diğer ortağı ... ile şirket merkezinde 27/03/2014 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşme kapsamında müvekkilinin 1.200.000,00 TL ödemesine karar verildiğini ve bu ödemenin şirketin her ay sonundaki gelir gider hesabından sonra tespit edilen toplam kârın müvekkiline isabet eden kar payından peyderpey ödenmesine ve müvekkili adına aylık 9.000,00 TL maaş ödenmesinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin karar defterine işlendiğini ve noter aracılığı ile tasdik edildiğini, davalı şirket vekili olmasına rağmen Av. ...'in dava konusu sözleşmeyi dayanak yaparak davalı şirkete karşı İstanbul 26. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası 1.200.000 TL bedelli ilamsız takibe başladığını, ödeme emrinin şirket merkezine gönderildiğini ve tebligatı almaya yetkisi olmadığı iddia edilen bir personele tebligatın yapıldığını ve takibin kesinleştirildiğini, icra takibinden müvekkilinin haberi olmadığını, haberi olsa dahi ödeme emrine yapılacak itirazın davalı şirketin ortaklarının müşterek imzası ile yapılabileceğini ancak davalı şirketin diğer ortağının zaten icra dosyasında alacaklı sıfatında olduğunu ve vekilinin ise davalı şirketinde vekili olan Av. ... olduğunu, takip dayanağı belgede şirketin alacaklı ...'ya 1.200.00 TL borçlu olduğuna dair bir ibare bulunmadığını, belgede belirtilen borcunda gelir gider hesabından sonra ortaya çıkan kârdan peyderpey yapılacağının açıkça belirtildiğini ayrıca borcun vadesinin de henüz gelmediğini ve borcun icraya koyulamayacağını, daha sonra Av. ...'in yanında çalıştığı iddia edilen Av. ...'e yetki vererek İstanbul 33. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile alacaklı davalı şirket ve borçlusunun ise müvekkili olduğu, dava konusu sözleşmeye dayanarak 1.200.000,00 TL bedelli ilamsız icra takibine başlandığını, gönderilen ödeme emrinde alacaklı vekili olarak Av. ...'ün belirtildiğini ve müvekkilinin hasta babasını ziyareti için yurt dışına gittiği sırada tebligatın kızına yapıldığını ve müvekkilinin ödeme emrinden haberi olduğunda Av. ...'e bilgi verdiğini, Av. ...'in bu konuyu halledeceğini beyan ettiğini ancak Av. ...'ü kendisinin yetkilendirdiğini belirtmediğini ve açılan icra dosyalarında dayanak belgelerin aynı olduğu ve davalı şirketin icra dosyalarının birisinde borçlu iken diğerinde alacaklı olarak göründüğünü, söz konusu fiillerin kanuna aykırı olduğunu, müvekkilinin yurt dışında olması sebebi ile davalı şirket ortaklarının eşlerinin bir araya getirildiğini, müvekkiline karşı yapılan icra takibine itiraz edilmesinin önlenmesi için müvekkilinin hisselerinin alınamayacağını ve manipülasyon yapılamayacağına dair garanti vermek adına tutanak imzalandığını, Av. ...'in tutanağı yetkili kıldığı Av. Ecem Herhül'e imzalattığını, ancak avukatın müvekkiline karşı haciz konulan dosyalarda da vekil görevi yaptığını ve imzalanan tutanağa aykırı şekilde hareket ettiğini, icra takiplerinin müvekkilini aldatıcı yollarla kesinleştirildiğini, İstanbul 33. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında müvekkilinin davalı şirket hisselerine haciz konulduğunu ve şirket adına verildiği iddia edilen 10/04/2015 tarihli cevabın şirket kaşesinin bulunduğu ancak sahte imzalı bir şekilde icra dosyasına sunulduğunu ve bildirim yazısının geçersiz olduğunu, icra takibi sürecinden sonra İstanbul Anadolu 25. İcra Dairesi'nin ... Talimat sayılı dosyası ile 20/09/2016 tarihinde yapıldığı iddia edilen açık arttırma ile müvekkilinin hisselerinin satıldığını ve davalı şirketin diğer ortağı ...'nın anılan hisseleri 450.000,00 TL ile ihaleden aldığını, yapılan satış işlemine karşı ihalenin feshi davası açıldığını, dava dışı ... ... Gıda San. Tic. Ltd. Şti.'nin diğer ortağının müvekkiline 4.000.000,00 TL bedelli zarar ziyan davası açtığını ve davanın reddine karar verildiğini, müvekkilinin dava dışı şirketteki işlerden ve ortağından korkarken asıl tehlikenin davalı şirket ortağından geldiğini ve müvekkili ile eşinin yaptığı araştırmalar neticesinde davalı şirket ortağı olan ...'nın eşinin hukuka aykırı ve güveni kötüye kullanma yönünde pek çok olaya karıştığını ve hakkında davalar olduğunu, bu nedenlerle, müvekkilinin hesapları üzerinde ve diğer şirket ortağı ile imzaladıkları 27/03/2014 tarihli sözleşmenin ve şirket karar defterine 27/03/2014 tarihli, 2014/02 karar numaralı ile işlendiği iddia edilen şirket ortaklar kurul kararı dolayısıyla ve İstanbul 33. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası sebebi ile davalı şirkete 1.200.000 TL borcunun olmadığının tespitine, alacağın %20'sinden az olmamak üzere müvekkil lehine tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, müvekkili şirkete 1.200.000,00 TL borçlu olduğunu ve buna ilişkin protokol olduğunu, davacının protokol gereğince yapılan icra takibine itiraz etmediğini, 27/03/2014 tarihli akit sözleşmesi başlıklı protokolün imzalandığını, noterde tasdik edilip şirketin karar defterine işlendiğini ve sözleşmenin akdinden sonra aylarca beklendiğini ancak davacının borcunu ödemediğini, aksine mal varlığını azaltmaya yönelik işlemler yaptığını, takibe geçilmeden önce davacının adına kayıtlı 5 taşınmazı devrettiğini, mezkur sözleşmenin davalı şirketin müdürü ve mali müşaviri tanıklığında imzalandığını, davacının şirkette münferit müdür olduğu dönemde şirket hesaplarından kullandığı paraları ve şirketi uğrattığı zararları kabul ettiğini, ortakların sulh olduğunu ve mezkur sözleşme ile alacak borç hesabının yapıldığını, protokolde davacının müvekkiline, müvekkilinin ise şirketin diğer ortağı ...'ya 1.200.000,00 TL borçlu olduğunu ve bu borcun şirketin karından peyderpey ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davacının uhdesine para geçirme eylemleri nedeniyle borca batık olduğunu, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları, davacının münferit müdür olduğu dönemde usulüne uygun tutulmadığını, şirketin banka hesap hareketleri ile ticari defter kayıtlarının örtüşmediğini, İstanbul 33. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile davacının hisselerinin haczine karar verildiği, İstanbul Anadolu 25. İcra Dairesi'nin ... Talimat sayılı dosyası ile yapılan açık arttırmada davacının müvekkili şirketteki %50 hissesinin diğer ortak ... tarafından alındığını, davacının ihalenin feshi davası açtığını ve davanın reddine karar verildiğini, davacının icra takip işlemlerini yapan avukatlar hakkında suç duyusunda bulunduğunu ve savcılık dosyası ile avukatlar hakkında soruşturma izni verilmemiş, İstanbul Barosuna tekrar şikayette bulunmuş ve disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına karar verilmiş olduğunu, ayrıca davacının dava dışı ... ...... Şti.'nde de %50 hisse sahibi olduğu ve müvekkil şirketteki gibi tek müdür olduğu dönemde şahsi menfaat elde etmeye yönelik faaliyetlerinin olduğunu bu nedenle de hakkında sayısız savcılık ve dava dosyası bulunduğunu, bu nedenlerle, hak düşürücü süre dolduktan sonra açılan davanın reddini, davacının %20 tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 23/110/2022 tarih ve 2017/1125 Esas - 2022/908 Karar sayılı kararında;".......Dava konusu İstanbul 33. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ilgili icra takibi de; 26-11-2014 tarihinde davalı ... Gıda Maddeleri Limited Şirketi tarafından, davacı ... ... aleyhine yapılmıştır. İcra takibinde asıl alacak olarak 1.200.000.- T.L. sı, işlemiş faiz olarak da 94.000.- T.L. sı olmak üzere toplam 1.294.000.- T.L. sı talep edilmiştir. Alacağın sebebi olarak 27-03-2014 tarihli ve 2014/02 sayılı ortaklar kurulu kararı gösterilmiştir.Davacı ... ..., davalı şirketin kuruluşundan 17-12-2013 tarihine kadar tek başına şirket müdürü ve imza yetkilisi olarak görev yapmıştır. 17-12-2013 tarihinde de; davacı ... ..., diğer ortağı ... ile birlikte müdür ve müşterek imza yetkilisi olarak seçilmiştir. Yukarıda konu edilen 27-03-2014 tarihli “Akit Sözleşmedir” başlıklı sözleşme ve ortaklar kurulu kararı davacının müdür ve müşterek imza yetkilisi olduğu sırada imzalanmıştır. Şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucunda; davacının yaptığı usulsüz işlemler nedeniyle ortağı ...'nın davalı şirkete daha fazla finansman desteği sağlamak zorunda kaldığı, ancak davacının tek başına müdür olduğu dönemde bu hususun kayıtlarda gizlendiği, ...'nın alacağının da gösterilmediği, bu durum ortaya çıkınca paranın ... ...'dan tazmini ve ...'ya ödenmesi için 27-03-2014 tarihli “Akit Sözleşmedir” başlıklı belge düzenlendiği ve ortaklar kurulu kararı olarak alındığı, tazmin edilecek rakamın da 1.200.000.- T.L. olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Davacı hakkında yapılan icra takibinde davalı şirketteki hisseleri satılmıştır, bu nedenle davacı artık davalı şirketin ortağı konumunda değildir. Davacı ile şirketin diğer ortağı arasındaki anlaşmazlık ve hesaplaşma nedeniyle davacının davalı şirkete 1.200.000,00 TL ödemesi hususunda anlaşma yapıldığı, borcun varlığı ile ilgili aslında uyuşmazlık bulunmadığı, bu sözleşmenin davalı şirket ortakları olan ... ... ve ...'nın şirketteki durumlarını eşitlemek üzere yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacının sözleşme kapsamında şirkete borçlu olduğu kanaatine varılmakla menfi tespit isteminin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesi ile, ''1-Davanın Reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı hakkında yapılan icra takibinde davalı şirketteki hisselerin satıldığını, bu nedenle davacının artık davalı şirketin ortağı konumunda olmadığını, davacı ile şirketin diğer ortağı arasındaki anlaşmazlık ve hesaplaşma nedeniyle davacının davalı şirkete 1.200.000,00 TL ödemesi hususunda anlaşma yapıldığını, borcun varlığı ile ilgili aslında uyuşmazlık bulunmadığını, bu sözleşmenin davalı şirket ortakları olan ... ... ve ...'nın şirketteki durumlarını eşitlemek üzere yapıldığını, bilirkişi raporlarında bu şekilde müvekkilin usulsuz işlemlerinin bulunduğu ve bu nedenle ... nın daha fazla sermaye koymak zorunda kaldığı diye bir iddia olmadığını, müvekkilin hangi konuda usulsüzlük yaptığının dahi belirtilmediğini, iki ortaktan biri olan diğer ortak ...'nın zaman içinde şirkete daha fazla sermaye koymuş olabileceğini, bunun ortaklıklarda mümkün olduğunu, ancak bunun ne şekilde eşitleneceğinin zaten yapılan sözleşmede kararlaştırıldığını, dosyaya sunulan her iki bilirkişi raporunda müvekkilin davalı şirkete borcunun olmadığının açıkça tespit edildiğini ve rapora bağlandığını, dosyanın hiçbir yerinde müvekkilin şirkete derhal ödenmesi gereken bir borcu olduğuna dair bir tespit yapılmadığını, tam tersine davalı şirketin müvekkile karşı icra takibi başlattığı tarihte müvekkilin muaccel bir borcunun bulunmadığının tespit edildiğini, ancak dosya içeriğinde yapılan bilirkişi incelemelerinin tamamen yok sayıldığını ve bu şekilde karar verildiğini, müvekkilin imzaladığı sözleşmede şirketin öncelikle kar etmesi ve müvekkile düşecek kar payının önce şirkete aktarılması ve şirketten de diğer ortağa aktarılması yönünde bir mutabakat yapıldığını ve bunun da şarta bağlı bir durum oluşturduğunun tespit edildiğini, tüm bunlara rağmen davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Müvekkil ... ...'nun ... Gıda Maddeleri Limited Şirketinin (... Optimum AVM) %50 hisse ile ortağı olduğunu, şirketin diğer ortağının ise %50 hissesi ile ... olduğunu, şirketin yönetiminin 17.12.2013 tarihine kadar müdür sıfatıyla ve münferit imza ile müvekkil ... ... tarafından gerçekleştilirdiğini, bu tarihten sonra her iki ortağın şirket kaşesi veya unvanı altında atacakları müşterek imza ile temsil ve ilzam edileceğinin kararlaştırılmış olduğunu ve bu kararın 24.12.2013 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiğini, Müvekkil ... ...'nun aynı zamanda başka bir ... restoran şirketi olan ve Bakırköy'de faaliyet yürüten ... ... Gıda San Tic Ltd Şti 'de de %50 oranında hisse sahibi olduğunu ve bu şirkette de müdürlük görevi yaptığını, bu şirketteki ortağın dava dışı ... adlı kişi olduğunu, müvekkil ... ... ile bu şirketteki ortağı ...'nun arasının bazı sebeplerden dolayı bozulduğunu, 2013 yılının sonlarında müvekkil ... ...'nun bu yüzde ellisine ortak olduğu kendi şirketine giremez olduğunu, diğer ortağın metazoru uygulaması ve bazı başka kişileri kendi adına görevlendirmesi ile resmen müvekkile karşı korkutma, tehdit ve şiddet yoluyla şirkete girişinin önlendiğini, şirket hissesinin zor yoluyla elinden alınmak istendiğini, buna karşı müvekkil ... ...'nun savcılık şikayeti yoluna gittiğini, ancak bu şekilde şirkete girebildiğini, bunun da kısa bir süre için olduğunu, bu şirketteki ortağının şirketin hesaplarını sözle mali müşavirlere incelettiğini, müvekkil ... ...'nun şirkete 4.000.000,00 TL borçlu olduğunu, bu nedenle şirketteki hisselerini ...'ya devretmesini, aksi halde davalar yoluyla şirket hissesini elinden alacağını, şirkete de giremeyeceğini beyan etmeye başladığını, bu yönde de somut adımlar attığını, şirketine giremeyen ve şirketin hesaplarına ulaşamayan müvekkil ... ...'nun bu durumdan ürktüğünü, bu kişinin kendisinin hem ... ... Ltd Şti deki hissesini hem de dava konusu ... Gıda Mad San Tic Ltd Şti deki hisselerini elinden alacağını düşünmeye başladığını, gelmekte olan bu tehdite karşı da kendince önlem almak istediğini,bu yönde hisselerini kurtarmak için ve dostça güvendiği ortağı olan ... ve eşi ile konuştuğunu, bu görüşmelerde müvekkilin eşi ... ... ve diğer ortak ...'nın eşi ...'nın bulunduğunu, gelmekte olan tehdide karşı nasıl önlem alınacağını konuştuklarını, bundan sonrasında davalı avukatlarının bilgisi ve yönlendirmesiyle müvekkil ... ... ile şirketin diğer ortağı ...'nın; şirket merkezinde 27.03.2014 tarihinde adi yazılı şekilde yapılan ve imzalanan 27.03.2014 tarihli “AKİT SÖZLEŞMEDİR” başlıklı iki maddelik sözleşmeyi hazırlayıp imzaladıklarını,Bu sözleşmenin içeriğine göre, müvekkil ... ...’nun şirkete (... Gıda Maddeleri Limited Şirketi) 1.200.000,00 TL ödemesine karar verildiğini, bu bedelin de her ay sonundaki gelir-gider hesabından sonra tespit edilen toplam karın müvekkil ... ...’ya isabet eden kar payından peyderpey ödenmesinin kararlaştırıldığını, bu süreçte de şirket işlerini idare eden ... ...’ya öncelikle aylık 9.000 TL maaş ödenmesinin de ayrıca bir sözleşme ile kararlaştırıldığını, daha sonra şirketin iki ortağının bu sözleşme metnini şirket ortaklar kararı olarak kararlaştırdıklarını, kararlaştırılan bu sözleşmenin de ayrıca 2014/01 sayısı ile şirket karar defterine işlendiğini, daha sonra da ortakların bu karar defterindeki şirket kararı olarak işlenmiş sözleşmeyi Beyoğlu 60. Noterliğinin 14 Temmuz 2014 tarihli ... yevmiye no'lu noter tasdiki ile tasdik ettirdiklerini, Davalı şirket vekili Av. ...'in, şirketin müvekkil dışındaki diğer ortağı ...'nın ve eşi ...'nın şahsi avukatı olması sebebiyle ve ...'nın yönlendirmesi-tavsiyesi sebebiyle ... Gıda Maddeleri Limited Şirketi'nin müvekkil ... ... tarafından münferit imza ile temsil edildiği ve yönetildiği dönemde Beşiktaş 15. Noterliğinin 25.09.2009 tarihli vekaletnamesiyle şirketin hukuki işlerini takip etmek üzere şirkete vekil tayin edildiğini, aynı ofiste yanında çalışan diğer vekillerin ise Av. ...'in verdiği yetki belgesine istinaden işlem yürüttüklerini, Av. ...'in ... Gıda Maddeleri Limited Şirketi'nin vekili olmasına rağmen, diğer ortak ... tarafından kendisine verilen genel avukatlık vekaletnamesi ile, ... alacaklı olacak biçimde, noter tasdikli belge takip dayanağı yapılarak, ... Gıda Malzemeleri Limited Şirketi’ne karşı 10.09.2014 tarihinde İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ilamsız takip dosyası ile 1.200.000 TL bedelli icra takibine başladığını, söz konusu dayanak belgede ...’nın ortağı olduğu ... Gıda Maddeleri Limited Şirketi'nden alacaklı olduğuna dair hiçbir beyan yok iken bu icra takibinin başlatıldığını, icra takibine ilişkin ödeme emrinin de şirketin merkezine gönderildiğini, orada bulunan ve tebligat almaya yetkili olmayan personele tebligat yapılarak şirkete karşı hukuka aykırı biçimde icra takibinin kesinleştirildiğini, bu icra takibinden müvekkil ... ...’nun haberinin olmadığını, zaten şirket adına işlemlerin bu tarihte her iki ortağın müdür sıfatı ile atacakları müşterek imza ile yapıldığını, bu nedenle davacı müvekkil ... ...’nun bu takipten haberi olsa bile borca itirazın ancak ortakların müşterek imzası ile yapılabileceğini, ancak bu borca itirazı yapacak olan ortak-müdürlerden birisinin zaten belirtilen icra takibinin alacaklısı olduğunu, bu durum ve şartlar altında borca itirazı yapabilecek olan tek kişinin şirketin avukatı olan Av. ... olduğunu, ancak Av. ...'in de ilgili dosyada alacaklı vekili olması sebebiyle borca itirazı yapamayacak durumda olduğunu, Av. ...'in müvekkili olan ... Gıda Maddeleri Limited Şirketi'ne karşı olan bu icra takibini alacaklı vekili olarak yürütmemesi gerekir iken alacaklı ile vekili olduğu borçlu şirket arasında menfaat çatışması bulunması nedeniyle reddetmesi gerekirken bunu yapmadığını ve takibi açtığını, dosyayı diğer ortağın haberi olmaksızın kesinleştirdiğini, şayet Av.... bu icra takibinde alacaklı ortak ... vekili olmak arzusunda ise, öncelikle müvekkil şirketle olan vekil-müvekkil ilişkisini sonlandırması ve vekaletten istifa etmesi gerektiğini, ancak bunu yapmadığını, hukuki danışmanlığını ve hukuki işlerini yaptığı müvekkili olan şirkete karşı icra takibi işlemini yaparak müvekkili olan şirketi zarara uğrattığını, bu haliyle icra takibine karşı borca itiraz olanağının da kalmadığını, Takip dayanağı belgede hiçbir şekilde, şirketin alacaklı ...'ya 1.200.000 TL borçlu olduğuna dair bir ibare bulunmadığını, belgedeki belirtilen borcun da gelir-gider hesabından sonra ortaya çıkan kar payından peyderpey yapılacağının da açıkça belirtildiğini, vadesi gelmemiş bir borcun icra takibine konulamayacağını, buna rağmen Av....'in söz konusu icra takibini başlattığını, hem şirketteki yetkili olmayan personele tebliğ aldırarak tebligatın kesinleşmesini sağladığını, hem de tebligat kendisine bildirildiğinde bu takipten haberinin olduğunu ve bunun sorun olmayacağını şirket personeline bildirdiğini, bu konuda şirketin mali işler müdürünün bilgi sahibi olduğunu, dosyada borçlu şirket adına para yatırıldığını, Av. ...'in de bu paraları alacaklı vekili olarak çektiğini, Yukarıdaki söz konusu olan İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ilamsız icra takip dosyası devam ederken ve bu dosyada Av. ... alacaklı ... vekili olarak borçlu ... Gıda Malzemeleri Limited Şirketi'ne karşı icra takip işlemlerine devam ederken, bu defa Av. ...'in İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün ... Esas dosyası ile bu defa da alacaklısı ... Gıda Maddeleri Limited Şirketi, borçlusu ... ... olacak biçimde 1.200.000 TL bedelli ayrıca bir ilamsız icra takibi başlattığını, bu iki icra takibinin dayanağının aynı şirket ortaklarının 2014/02 sayılı kararı (sözleşme) ve aynı noter belgesi olduğunu, buna göre aynı belgede ... Gıda Maddeleri Limited Şirketi'nin hem 26. İcra Müdürlüğünde borçlu hem de 33. İcra Müdürlüğünde alacaklı olduğunu, aynı belgede bir şirketin hem alacaklı hem de borçlu olamayacağını, Av....'in sadece borçlu ... ...’ya gidecek ödeme emrinde kendi adının görünmemesi için önce icra takip dosyasına ... Gıda Malzemeleri Limited Şirketi'ne ait vekaletnamesini koyduğunu, bu vekaletnameye istinaden Av. ...’e yetki belgesi verdiğini, böylelikle takipte aslında Av.... bulunmasına rağmen alacaklı vekili olarak Av. ...'ün adının yazmasının sağlandığını, takip talebi ve ödeme emrinin bu şekilde hazırlanıp gönderildiğini, sonrasında bu dosya içerisinde Av. ... tarafından da bazı işlemler yapıldığını, müvekkil ... ... yurt dışındayken bu takibin hazırlandığını ve ödeme emrinin evine gönderildiğini, evdeki kızına tebliğ edildiğini ve müvekkilin takibi yurt dışında öğrendiğini, hukuken danışmak için derhal Av. ...’i aradığını, ancak Av. ...’in; bir sorun olmadığını, önemli olmadığını, halledebileceğini söylediğini, ancak Av. ...'ün kendi yanında çalışan bir avukat olduğundan bahsetmediğini, yurt dışından dönen müvekkilin bu konuda Av. ...’in yönlendirmesine inanıp güvendiğini, ancak İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ilamsız takip dosyasında kendi müvekkili olan şirkete karşı borçlu sıfatı ile icra takibi başlatan Av. ...'in bu defa da aynı noter belgesine ve sözleşmeye dayanarak bu defa da aynı şirketin alacaklı vekili olarak icra takibi başlattığını, bu şekliyle tamamen birbirine zıt iki adet 1.200.000 TL'lik icra takibinin ortaya çıktığını, bu iki takip dosyasında menfaatlerin tamamen zıt olduğunu, aynı şirketin bir dosyada borçlu iken aynı dayanak belgeli diğer dosyada ise alacaklı gösterildiğini, yine İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün ... Esas dosyasında Av....'in Av. ...’e avukatlık yetki belgesi verdiğini, Av. ...’ün de aynı ofiste çalışan Av. ...’e yetki belgesi verdiğini, böylece üç avukatın da her iki dosyada acaklı vekilleri olarak takiplerini yürüttüklerini, ortakların gerçek niyet ve maksatları bu olmadığı halde, 27.03.2014 tarihli sözleşme ve 2014/ 2 no’lu karar, ...’nın ... ...’dan 1.200,000 TL “kişisel alacaklı” olduğu bir belge haline dönüştürüldüğünü, ancak ortakların söz konusu sözleşmeyi imzalarken kesinlikle böyle bir amaçlarının bulunmadığını, sadece şirketin kuruluş ve gelişim aşamasında ortak ...'nın şirkete işletme sermayesi olarak diğer ortak müvekkil ... ...’dan 1.200.000 TL daha fazla işletme sermayesi koyduğunu kendi aralarında tespit ettiklerini, şirkete konulan bu sermaye yükünü eşitlemek istediklerini, müvekkil ... ...’nun şirkete peyderpey bu sermayeyi eklemesi halinde ortakların ikisinin de şirkete eşit miktarda sermaye koymuş olacaklarını kararlaştırdıklarını, zaten iki ortak da dinlenmiş olsa idi bu durumun somutluğa kavuşacağını, ancak tarafların asla “ortak ... ...’nun diğer ortak ...’ya 1.200.000 TL şahsi olarak borçlu olduğu” yönünde bir irade ortaya koymadıklarını, asıl olanın söz konusu bedelin sermaye olarak şirkete konulması olduğunu, ancak ortada tamamen çelişkili ve gerçeklikten uzak biçimde iki adet 1.200.000 TL bedelli icra takip dosyası bulunduğunu, davalı avukatlarının aynı belgeye dayalı olarak aynı zamanda iki farklı dosyadan iki farklı vekalet ücreti doğmasını bekleyerek bu iki takibi başlattıklarını, söz konusu bu fiillerin hem TCK hem de TBK'da düzenlenen vekalet sözleşmesi ana ilkelerine, hem de TTK'ya aykırı olduğunu, İstanbul 33. İcra Müdürlüğünden müvekkil ... ...’ya karşı başlatılan icra takibine müvekkilin itiraz etmesini önlemek için davalı avukatlarının müvekkilin yurtdışında olması sebebiyle müvekkilin eşi ... ...’yu ve diğer ortağın eşi ...’yı ofislerine çağırdıklarını, müvekkilin hisselerinin icra ile alınmayacağına ve üzerinde manipülasyon yapılmayacağına dair garanti vermek ve bu şekilde icra takibine itiraz edilmesini önlemek amacıyla Av. ...’in nezaretinde 'Tutanaktır' başlıklı bir tutanak / taahhüt / protokol hazırlayıp imzaladıklarını, bu tutanağa Av. ...’in kendi imzasını atmadığını, kendisi yerine bu tutanağı yanında çalışan Av. ...’e imzalattığını, çünkü kendisinin 26. İcra Müdürlüğündeki ...’nın alacaklı göründüğü icra dosyasının avukatı olarak göründüğünü, akabinde bu tutanaktaki yazılanlara aykırı biçimde ... ...’nun şirketteki hissesinin icraen satışını sağlamak üzere haciz koyduğunu, ancak Av. ...'ün de haciz konulan dosyalarda vekil olduğunu, kendisinin imzaladığı bu tutanaktaki taahhütünün tam tersi biçimde müvekkilin hisselerine haciz koyup icra marifetiyle satışına devam eden avukatlardan birisi olduğunu, bu bir avukatın önce itiraz edilmesini önlemek ve bu itiraz süresinin geçmesini sağlamak amacıyla yazılı olarak imzaladığı taahhüt tutanağına aykırı biçimde taahhütüne aykırı işlem yapmasının mesleğin ana ilkelerine ve vekilin sorumluluklarına aykırılık oluşturduğunu, Müvekkilin ödeme emrine karşı itirazının Av. ... tarafından ikna edici söylemlerle yanıltılarak önlendiğini, bu suretle sürelerin geçirilerek takibin kesinleşmesi sağlandıktan sonra direkt müvekkilin şirket hissesinin elinden icra yoluyla alınmasına yönelen davalı vekillerinin bu amaçlarına ulaşmak için müvekkille olan irtibatı da tamamen kestiklerini, müvekkilin ... Gıda Şirketi'ndeki hissesine haciz konulduktan sonra icra dosyasından şirkete hacizle ilgili müzekkere yazdırıldığını, ancak bu müzekkereye; şirket adına verilen 10.04.2015 tarihli şirketin kaşesinin bulunduğu yazının sahte ve geçersiz imzalı olarak icra dosyasına sunulduğunu, şirket adına yapılacak tüm yazışma ve işlemlerin şirket kaşesi altında iki ortak/müdürün müşterek imzası ile yapılacağının Şirket Karar Defterinde ve Ticaret Sicilinde kayıtlı olduğunu, buna rağmen söz konusu evrakta şirket kaşesi üstünde yalnızca bir adet imzaya benzer bir paraf olduğunu, bu bildirim yazısının geçersiz olduğunu, sahte imzayı kimin attığına ilişkin soruşturmanın devam ettiğini, sözde taahhütten sonra, davalı vekillerinin İstanbul 33. İcra Müdürlüğündeki “şirketin” alacaklı olduğu icra dosyasından, ... ...’nun şirketteki hissesine haciz koyduklarını, sonra da değer tespiti yaptırdıklarını, davalı vekillerinin aynı sözleşmeyi kullanarak müvekkilin ... Gıda Şirketi'ndeki hissesini diğer ortak ...'nın alabilmesi için görevlerini kötüye kullanmak yoluyla eldeki icra takiplerini ve davaları açtıklarını ve halen yürütmekte olduklarını, bundan sonrasında, müvekkil ... ...'nun kendisinin nasıl bir tuzağın içine sürüklendiğini ve şirketteki hissesinin hileyle alınmak istendiğini gördükten sonra davalı üç avukata Beşiktaş 15. Noterliğinin 22.12.2015 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarını keşide ettiğini, bu ihtarnamede tüm konuyu olanca açıklığı ile belirttiğini, kendilerine mevcut bu dosyaları ve şirkete zarar vermeyi bırakmaları için ihtarda bulunduğunu, ancak davalılar tarafından müvekkile gönderilen İstanbul 25. Noterliğinin 11 Ocak 2015 tarihli, 00849 yevmiye nolu ihtarnamesi ile cevap verildiğini, ancak bu cevapta müvekkilin bu tarafla tamamen ilgisiz olan Bakırköy'deki ... ... San Tic Ltd Şti'ndeki işleriyle ilgili tamamen asılsız olarak tehditlerde ve göz korkutmaya dayalı beyanlarda bulunduklarını, müvekkilin bu diğer şirketteki ortağı ...'nun müvekkile karşı Ticaret Mahkemesinde kar payının dağıtılması amaçlı dava açtığını ve davanın halen derdest olduğunu, davalı vekillerinin birbiriyle tamamen alakasız olan iki şirketin ve birbirinden tamamen ayrı olan davaları birleştirmekle, müvekkili ekonomik olarak yıkmakla, müvekkilin şirket adına verdiği vekaleti tek imza ile geri alamayacağından bahisle işlemlere devam etmekle tehdit etmekte olduklarını, Oysa müvekkil ... ...'nun 2008 yılında ... Gıda Malzemeleri San Ve Tic Ltd Şti'nin kuruluşundan 17.12.2013 tarihine kadar münferit imza ile tek başına yürüttüğünü, diğer ortağın bir ilaç şirketinde çalışması ve tüm zamanını kendi işine harcamasından dolayı, müvekkilin bütün enerjisini bu şirketin ekonomik durumunun iyileşmesine harcadığını, tüm yükü tek başına sırtladığını, beş yıl boyunca, şirketin tüm işleriyle hergün ilgilendiğini, şirketi kara geçirdiğini, şirketin DBS, kredi borçlarını tek başına ödediğini, çoğu zaman şirketin borçlarının ödenmesinde şahsi malvarlığını kullandığını, beş yıl boyunca da bu şirketteki çalışmasının karşılığında en ufak bir ücret veya ayrıcalık beklemediğini, müvekkil söz konusu şirketi tamamen iyi gelir getiren bir duruma ve sermayeye kavuşturduğunda diğer ortak ... ve eşi ...'nın müvekkilin şirketteki hissesini çok ucuzca elinden almak için girişimlere başladıklarını, oysa bu şirketin kuruluşu ve yükselişinin tamamen müvekkilin tek yanlı çabası ile olduğunu, zaten 2013 yılından önceki 3-4 yıl boyunca diğer ortak ...'nın birtakım icra takipleriyle ve davalarla uğraştığını ve yüklü miktardaki icra borçlarını ödediklerini, bu nedenle şirkette hiçbir şekilde emek harcamadıklarını, 5 yıldan beri davalı şirketin avukatlığını yapmakla hem şirket hem de müvekkile ait ticari bilgilere vakıf olan ve müvekkilde güven duygusu oluşturan davalı vekilleri tarafından;-Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nin 24.12.2013 tarihli sayısında ilan edilen kararla, şirketin (... Gıda Malzemeleri San Ve Tic Ltd Şti) 17.12.2013 tarihinden itibaren ortakların müşterek imzasıyla temsil edileceği yakinen bilinmesine rağmen, müvekkil ... ...’nun tek imza ile yetkilisi olduğu dönemde verdiği vekaletnameye istinaden şirketi temsilen müvekkil aleyhinde icra takibinde bulunulması,-27.03.2014 tarihli sözleşme ve 2014/1 ve 2 no’lu kararlara göre şirketin muacceliyet kazanmış bir alacağının olmadığını bildikleri halde, sözkonusu belge dayanak gösterilerek müvekkil aleyhinde ve şirket aleyhinde icra takibi başlatılması, -Aynı belge dayanak yapılarak başlatılan icra takiplerinden birinde şirketin ortaklarından birini “borçlu”, öbüründe ise diğer ortağı “alacaklı” gösterilmek suretiyle sonuçta ortaklardan birinin diğerine borçlandırılması, -Ortaklarca ... ... tarafından yapılacak 1.200,000,00 TL tutarındaki ödemenin, şirketin her ay sonundaki net kazancından peyderpey gerçekleştirileceği kararlaştırılmasına rağmen, şarta ve vadeye bağlanmış bu alacağın tamamı muaccelmiş gibi tek seferde talep edilerek şirket hakkında icra kovuşturması başlatılması, -Koşullar mevcut olmadığı gibi ortaklık çıkarları da gözardı edilerek, ortaklardan biri lehine vekaleten hareketle icra takibi yapmak suretiyle şirketin muvazaalı borçlandırılması, -Bir taraftan “çift imza ile temsil” zorunluluğu, diğer taraftan ortaklar arasındaki menfaat çatışması nedeniyle karar alma yeteneği imkansız hale gelen şirket adına vekaleten hareketle icra takiplerinin sürdürülerek ortaklardan birinin payını elinden almaya yönelik manipülatif ve kötü niyetli icraatlarda bulunulması, -Ortaklardan birine haksız menfaat sağlamak diğerini ise mağdur etmek adına, hem müvekkili olan şirkete karşı icra takibi başlatılması hem de icra dosyalarından birinde alacaklı vekili sıfatıyla temsil edilen ... Gıda Maddeleri Ltd. Şti.’ne diğer dosyada aynı vekillerce borçlu sıfatıyla husumet yöneltilerek hukuk kurallarının kötüniyetli amaçlara alet edilmesi, -Bir yandan şirketin avukatıyken, diğer yandan ortaklardan birinin vekâleti üstlenilerek diğer ortağın hissesinin elinden alınmaya çalışılması,-Şirketin muaccel borcu olmamasına rağmen aleyhinde yüksek meblağlı icra takibi başlatılarak, şirketin bankalar ve üçüncü şahıslar nezdindeki kredibilitesinin sarsılması ve piyasa değerinin düşürülmesi, (Ki bununla ilgili olarak, İstanbul Anadolu 11.İcra Hukuk Mahkemesine verilen kıymet takdir raporunda şirkete karşı 1.200.000 TL lik bir icra takibi bulunduğundan bahisle şirketin değeri 0 TL olarak tespit edilmiştir)-Şirketin Franchising sözleşmesinde fesih şartı olarak öngörülmesine rağmen, şirket hakkında, üstelik bir şirket ortağı ve şirketin müdürü olan ortak tarafından haciz uygulatılarak sözleşmenin iptaline zemin hazırlanması, -Müvekkilin muaccel bir borcu bulunmadığı gibi yapılan kıymet takdirine göre de değeri eksilerle ifade edilmesine rağmen, haksız icra takiplerinin ısrarla sürdürülerek boş yere masraf ve ticari itibar kaybına neden olunması,-Şirketin borçlu olmadığı bir dosyaya para yatırması sağlanarak şirketin zarara uğratılması gibi, asıl amacın bir alacağın tahsilinden ziyade müvekkil ... ...’nun hisselerinin ele geçirilmeye çalışılması biçiminde tezahür eden işlemlerin tamamının hukuk dışı olduğunu, hukuksal yol ve yöntemler kötüye kullanılarak bir hak elde etmenin mümkün olamayacağını, gerek şirket gerekse ortaklardan birine karşı başlatılan icra takipleri nedeniyle taraflar arasında husumet ve menfaat çatışması doğduğunu, davalı vekilleri yanında bu durum gözardı edilerek sadece diğer ortağın çıkarlarına hizmet edilmesinin müvekkilin ve şirketin maddi olarak zararına yol açılmasının Avukatlık Kanunu, Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu olmak üzere konuya ilişkin mevzuat hükümlerine aykırı olduğunu, davalı vekillerinin hukuki, cezai ve mesleki - disiplin sorumluluklarını gerektirdiğini, İstanbul 33. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasının varlığı haklı bulunsa bile öncelikle, müvekkilin borcu ödemeye kullanacağı kar payının zaten alacaklı şirket nezdinde doğacağını, bu nedenle şirketin borçlu ... ...'ya ait aylık kar paylarının şirket hesabında tutulması yoluyla borcun peyderpey ödeneceğinin açık olduğunu, şirketin bu nedenle icra takibi başlatmasına bile gerek olmadığını, bunda hukuki yarar bulunmadığını, ayrıca müvekkil ... ...'nun 27.03.2014 tarihli sözleşmenin imzalanmasından bugüne kadar şirket nezdinde doğmuş olan aylık kar paylarını da şirketten talep etmediğini, zaten müvekkilin şirkete karşı varolan 1.200.000 TL'lik borcunun her ay ödendiğini, ne var ki alacaklı şirket vekillerinin bu aylık ödemeleri hiçbir şekilde icra dosyasına bildirmediklerini, hem icra takibi açılmadan önceki sürede, hem de icra takibi açıldıktan sonra ortakların şirkette her ay belirli bir miktar kar payı doğduğunu, müvekkile ait kar paylarının 27.03.2014'den beri şirkette bırakıldığını, ancak bu ödemeler sanki hiç yokmuş ve hiç ödeme yapılmamış gibi davalı vekillerinin icra takibine devam ettiklerini ve müvekkil tarafından yapılan bu ödemelerin alacaklı vekilleri tarafından dosyaya bildirilmediğini, Gün itibariyle şirketin iki müdürün müşterek imzası ile temsil ve ilzam edildiğini, olağan süreçte şirketin alacaklı olarak açacağı takip / davaların iki müdürün vereceği karar olduğu gibi borca itirazların da iki müdürün müşterek imzası ile yapılabileceğini, şirketin müvekkil ...'ya karşı İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün 2014/... Esas sayılı dosya ile icra takibi başlatmasının olağan şartlar altında mümkün olduğunu, bununla birlikte alacağın tamamının icra takibine konulabilmesinin de tamamen şirketin zararına olduğunu, çünkü dayanak olan belgeden de anlaşılacağı üzere şirketin alacağının bir şarta bağlı olduğunu, öncelikle şirketin genel işleyiş itibariyle kar etmesi gerektiğini ve bu kardan ... ...'nun hissesine düşen kar payının da şirket tarafından alınması gerektiğini, zaten bunun için icra takibi başlatılmasının bile gereksiz olduğunu, müvekkile doğmuş ve doğacak kar paylarının teslim edilmemesi ve kar paylarının şirket uhdesinde alıkonulması ile zaten istenilen sonucun elde edildiğini, alacaklının zaten kendi uhdesinde bulunan borçluya ait alacak için icra takibi başlatmasının hukuka aykırı olduğunu, 27.03.2014 tarihinde imzalanan sözleşmenin üzerinden daha altı ay bile geçmeden 1.200.000 TL kar payı doğmayacağının aşikar olduğunu, bunun için sadece şirketin iki aylık bilançosuna ve banka kayıtlarına bakılmasının yeterli olduğunu,Bu süreçte müvekkil ... ..., şirketteki doğmuş kar payını talep etse idi şirketin kendisine karşı yönelteceği takas / mahsup beyanının bile yeterli olabileceğini, müvekkilin böyle bir talebi bile yokken eldeki iki icra takibinin şirkete zarar verme pahasına açılmasının iyiniyet kuralları ile bağdaştırılamayacağını, bu iki icra takibindeki amacın diğer ortak tarafından müvekkilin hissesinin elinden icra yoluyla alınması ve şirkette tek ortak olarak kalmak olduğunu, diğer davalı vekillerinin de bu hukuka aykırı süreci yürüttüklerini, bu süreçle ilgili olarak müvekkilin hem diğer ortak ... hem de vekiller hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, bu dosyayla ilgili olarak fezleke hazırlandığını, ayrıca Ticaret Mahkemesinde de dava açıldığını, bu davaların halen derdest olduğunu,Tüm bu icra takibi sürecinden sonra İstanbul Anadolu 25.İcra Müdürlüğünün ... Talimat sayılı dosyadan 20.09.2016 tarihinde yapılan açık artırma ile müvekkil ... ...’nun şirketteki hissesinin satıldığını ve alıcı ...'nın da bu hisseyi ihale ile aldığını, ancak yapılan satış işlemlerinin ve satışın usule ve yasaya uygun olmadığını;1-İstanbul 33.İcra Müdürlüğü, ... Esas sayılı dosyasından ... Gıda Maddeleri Ticaret Limited Şirketindeki %50 hissesine 2014 yılında haciz konulduğunu, ancak bu haczin satış talep edilmediği ve satış avansı yatırılmadığı için düştüğünü, bundan sonra bu icra dosyasından 01.07.2016 tarihinde yeniden haciz müzekkeresi yazıldığını, ancak bu haciz müzekkeresinde alacaklı ..., borçlunun ise ... ... olarak belirtildiğini, ancak bu dosyanın alacaklısının ... olmadığını, ... Gıda Limited Şirketi olduğunu, bu yön itibariyle yapılan haciz işleminin mutlak biçimde kamu düzenine aykırı olduğunu, bununla birlikte yapılan bu haciz işleminin şirketin karar defterine işlenmediğini, ayrıca borçlu müvekkil ... ...’ya İİK 103 maddesi gereğince haczin bildirilmediğini, bilindiği gibi limited şirket hissesi hacizlerinde menkul haczinde izlenecek olan hukuki yolun izlenmesi gerektiğini,2-Satış şartnamesinin borçlu müvekkile gönderilmediğini,3-Dosyadaki kıymet takdiri raporunun usulüne uygun olmadığını, 3 farklı rakam çıkarıldığını, bunlardan hangisinin uygulanacağının icra müdürlüğünün takdirine bırakıldığını, ancak bu durumun belirsizliğe yol açtığını,4-Satış şartnamesinde alıcının ne kadar ve ne oranda KDV ödeyeceğinin belirlenmediğini, oysa KDV şatış şartnamesinin asli unsurlarından olduğunu, 5-Satış dosyasında elektronik ortamdan pey sürenlerin olup olmadığının belirsiz olduğunu, ancak açık arttırma tutanağında öncelikle elektronik ortamdan pey sürenlerin bulunup bulunmadığının belirtilmesi gerektiğini,6-Dosyanın alacaklısı ... Gıda Maddeleri Limited Şirketi iken, ... vekili Av. ...'in yetki aldığından bahisle satış işlemlerini yürüttüğünü, ancak dosyada usulüne uygun alınmış bir yetki belgesi bulunmadığını, 7-Müvekkil ... ...’nun 2014 yılından beri şirket nezdinde doğan kar payı alacaklarının şirket nezdinde olduğunu, ancak daha önce icra dosyasına bu yönde talepte bulunmalarına rağmen icra müdürlüğü tarafından herhangi bir karar verilmediğini, alacaklıya muhtıra çıkarılmadığını, dosya borcu 450.000,00 TL düşmüş olmasına rağmen icra dosyasında işlem yapılmadığı için satışın sanki hiç ödeme yapılmamış gibi tam borç üzerinden yapıldığını,Yukarıda numarası yazılı olan dosyada bilirkişi tarafından davalı şirketin defterlerinin incelendiğini, müvekkilin davalı şirkete herhangi bir borcunun olmadığı tespitinin yapıldığını, dosyada alınan hem kök raporda hem ek raporda müvekkil davacı ... ...'nun şirkete hiçbir borcunun olmadığı tespitinin yapıldığını, iki şirket ortağının birlikte imzaladıkları 27.03.2014 tarihli sözleşme başlıklı protokolde kesin bir borç ikrarının olmadığını, müvekkilin ödemesi kararlaştırılan paranın da şarta bağlı olduğunu, şirket kar ettikçe müvekkil davacıya ait kar payından bu paranın ödeneceği diğer ortak ... nın da bu para kar payından kesildikçe alacağının açıkça karara bağlandığını, raporda açıkça ..."Akit sözleşmenin ve ortaklar kurulu kararının tarafı davalı şirket değildir. Davalı şirket paranın ... ya intikali için aracılık yapacaktır. Ne davacı ... ... doğrudan davalı şirkete borçludur, ne de ... doğrudan davalı şirketten alacaklıdır. Davalı şirket karından davacı ... nun payını kendisine değil,... ödenecektir.Şirketin bir defada 1.200.000 TL kar etmesi mümkün olmadığından, ödeme kısım kısım yapılacak ve 1.200.000 TL sına ulaşana kadar devam edecektir.Sözleşmenin tarafları bu duruma rıza göstermişlerdir..." şeklinde bir sonuca ulaşıldığını, bu şartlar altında müvekkil davacının diğer ortağa karşı şirkete 1.200.000 TL ödemeyi kabul ettiğini ancak bu ödemelerin şirketin kar etmesi şartına bağlandığını, bu bedelin müvekkilin şirkete koymayı taahhüt ettiği ve kardan ödenmesi şartına bağlanmış olan işletme sermayesi koyma taahhüdü olduğunu, her iki bilirkişi raporunda da müvekkilin şirkete bocunun olmadığının açıkça yazıldığını, ancak müvekkile karşı icra takibinin şirket üzerinden açıldığını, buna rağmen diğer ortağın bu sözleşmeyi sanki sözleşmedeki bedel muaccel olmuş gibi tamamını icraya koymasının hukuken mümkün olmadığını, eldeki dosyada müvekkilin İstanbul 33. İcra Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası icra takibine konulduğu gün itibariyle şirkete muaccel olduğunu, 1.200.000 TL borcunun olmadığı ve takibin de usule aykırı olarak yapıldığının ortaya konulduğunu, bu nedenle menfi tespit taleplerinin kabulünün gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, İstanbul 33. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibine dayanak davalı şirketin davacı ile dava dışı ortağı arasında imzalanan 27.03.2014 tarihli “AKİT SÖZLEŞMEDİR” başlıklı sözleşme ve İstanbul 33.İcra Dairesi ... Esas sayılı icra dosya sebebiyle davalı şirkete borcunun olmadığının tespiti istemi ile açılan menfi tespit davasıdır.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı ... ...'nun , davalı şirketin kuruluşundan 17-12-2013 tarihine kadar tek başına şirket müdürü ve imza yetkilisi olarak görev yaptığı, 17-12-2013 tarihinde; davacı ... ... ile dava dışı ortak ... ile birlikte müdür ve müşterek imza yetkilisi olarak seçildiği anlaşılmıştır.Davacı ile dava dışı ..., davalı şirkete %50 oranında ortak oldukları, şirket ortakları Davacı ... ... ile dava dışı ortak ... 27-03-2014 tarihinde şahitler ... ve ... huzurunda “Akit Sözleşmesidir” başlıklı sözleşme imzaladıkları, imzalanan sözleşmenin 1 inci maddesinde;'' Şirket ortağı ... ...'nun 31-12-2013 tarihi itibarıyla şirkete 1.200.000.- T.L. sı borcu olduğunu kabul etmesine, '' 2 inci maddesinde ise; “Şirket ortağı ... TC kimlik numaralı ... ... ortağı olduğu ... Gıda Maddeleri Limited Şirketi'nden şirket ortağı olan .... TC kimlik numaralı ...'nın gelir giderlerinden sonra kalan miktardan 1.200.000.- TL (birmilyon ikiyüzbin TL.) yı her ay sonunda kısım kısım borç bitene kadar almasına, her iki taraf rıza göstererek kabul etmektedir,” hükümlerinin düzenlendiği görülmüştür.Daha sonra şirketin iki ortağı bu sözleşme metnini şirket ortaklar kararı olarak kararlaştırmışlar ve bu sözleşme’yi şirketin karar defterine 2014/02 karar numarası ile işledikleri ve şirket kararı olarak işlenmiş sözleşme’yi, Beyoğlu 60.Noterliğinin 14/07/ 2014 tarih ve ... yevmiye nolu noter tasdiki ile tasdik ettirdikleri anlaşılmıştır.Davalı ... Gıda Ltd Şti tarafından davacı hakkında İstanbul 33. İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı icra dosyası ile “Akit Sözleşmedir” başlıklı 27.03.2014 tarihli sözleşmeye dayanılarak 1.200.000,00 TL. Asıl alacak + 94.000,00 TL. İşlemiş faiz olmak üzere toplam: 1.294.000,00 TL. Alacağın tahsili talebiyle 26/11/2014 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı ve takibe itiraz edilmediğinden icra takibinin kesinleşmesi üzerine davacının, davalı şirketteki hisselerinin satış işlemlerine geçilmiş, 22.12.2014 tarihinde dava konusu hisselerin haczine karar verilmiş, icra dosyasında yaptırılan kıymet taktirine, davacı tarafından itiraz edilmiş,27.05.2016 tarihinde İstanbul Anadolu 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/ 559 Esas – 2016/ 427 Karar sayılı kararı ile; “Davanın kabulü ile Anadolu 25. İcra müdürlüğünün ... tal sayılı dosyasından borçlu ... ...'nun alacaklı şirket ortaklar pay defterindeki haciz konulan hissesinin satışının mahkeme dosyasına celp edilen 04.01.2016 tarihli ve 818.437,50 TL olarak değer tespiti yapan Bilirkişiler ... ve ... imzalı rapor esas alınarak yapılmasına “ şeklinde karar verilmiştir.İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğü'nün ... Talimat Dosyası ile yapılan açık artırmaya 05.09.2016 tarihli 1. Açık Artırma'ya katılan kimse olmamış; 20.09.2016 tarihli 2. Açık Artırma'da ise ..., davacının davalı şirketteki %50 hissesini 420.000,00 TL bedelle satın almış, ... tarafından ihale bedeli icra dosyasına depo edilmiştir.Davacı tarafından İstanbul Anadolu 9. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2016/519 E. Sayılı dosyası ile ihalenin feshi davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucu, davanın reddine karar verildiği, istinaf başvurusu üzerine İstanbul BAM 21. Hukuk Dairesinin 2017 / 1068 E. - 2017/ 1287 K. sayılı ilamı ile istinafın usulden reddine kararı verildiği, verilen kararın davacı tarafından temyiz edildiği, dairemizce uyap sisteminden yapılan incelemede Yargıtay 12. HD. Nin 13/09/2018 tarih ve 2017/8613 Esas - 2018/8003 Karar sayılı kararı ile ; ''....'İstinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekirken, usulden reddine karar verilmesi isabetsizdir. '' gerekçesi ile HMK'nun 373/2. maddeleri uyarınca kararın bozulmasına, karar verildiği, bozma ilamı üzerine İstanbul BAM 21. Hukuk Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 15/11/2018 tarih ve 2018/2847 Esas -2018/2576 Karar sayılı kararı ile; usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyulmasına, gerekçeli istinaf dilekçesi sunulmadığından ve kamu düzenine ilişkin re'sen incelenecek bir husus da bulunmadığı gerekçesi ile istinaf talebinin esastan reddine, karar verilmiş, verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. HD. Nin 30/04/2019 tarih ve 2019/5612 Esas - 2019/7269 Karar sayılı kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına, karar verildiği, ihalenin feshi davasının kesinleşmesi sonucu davacıya ait hissenin dava dışı ortak ...'ya devri, davalı şirketin tek ortaklı hale gelmesi ve 300.000.- T.L. lik sermayenin tamamının ...'ya ait olması 31-07-2019 tarihinde tescil edilmiş, 06-08-2019 tarihli ve 9884 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlandığı anlaşılmıştır.Mahkemece, davalı şirketin ticari defter ve kayıtları inceletilmek suretiyle mali müşavir bilirkişiden kök ve ek rapor alınmış, bilirkişi roporundaki tespitler ve dosya kapsamına göre istinafa konu karar verilmiştir.Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri dava dilekçesinde ve yargılama aşamasında verilen beyan dilekçelerinde de ileri sürüldüğü, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddiaların değerlendirildiği tesbit edilmiştir.İlk derece mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitlere göre; Davacı ... ... ile dava dışı ortak ... arasında imzalanan 27-03-2014 tarihli “Akit Sözleşmesidir” başlıklı sözleşmeye davalı şirket taraf olmasa da, sözleşmenin noterden onaylatılıp davalı şirketin karar defterine de yazılmak suretiyle davacının sözleşme içeriğinde belirtildiği üzere davalı şirkete borçlu olduğunun kabul edildiği, bu tespite göre mahkemece, davanın reddine yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunmas ve talep halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın Dairemizce taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 25/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.