T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/374 Esas KARAR NO: 2026/636 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2023/396 Esas - 2024/1004 Karar TARİHİ: 05/12/2024 DAVA: İtirazın İptali (Banka Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 02/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 21/04/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan incele…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/374 Esas KARAR NO: 2026/636 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2023/396 Esas - 2024/1004 Karar TARİHİ: 05/12/2024 DAVA: İtirazın İptali (Banka Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 02/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 21/04/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka tarafından dava dışı ....A.Ş'ye kredi kullandırıldığını, davalıların kredi sözleş-mesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine banka tarafından hesabın kat edilip kat ihtarının borçlu ve kefillere tebliğ edildiğini; davalıların haksız bir itirazla takibi durdurduğunu bildirerek; İstanbul Anadolu ......İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına ve davalılardan %20 inkar tazminatı tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinin konkordato sürecinde olduğunu, Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/....... Esas sayılı dosyasıyla kesin mühlet kararı verildiğini, bilahare verilen nihai kararın istinaf edildiğini ve istinaf aşamasında bulunduğunu, davanın derdest olduğunu, bu sebeple hakkında icra takibi yapılamayacağını, kaldı ki ödeme emrinde belirtildiği kadar borcunda bulunmadığını, bankanın borç yaratan işlemlerinin usulsüz ve haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi savunulmuş, bankanın %40 tan aşağı olmamak üzere kötü niyetli takip tazminatına mahkum edil-mesi de talep edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 05/12/2024 tarihli, 2023/396 Esas - 2024/1004 Karar sayılı kararında; "...Dava, İİK 67 madde gereğince açılan İtirazın İptali davasıdır. Davacı banka icra takibinde davalının kefil olduğu kredi sözleşmelerine dayalı olarak ticari nitelikteki krediler bakımından 71.242.917,98 TL asıl alacak, 1.147.302,99 TL işlemiş temerrüt faizi, 57.365,15 TL temerrüt faizinin %5 BSMV'si, 4.123,57 TL ihtarat masrafı olmak üzere toplam 72.451.709,69 TL; ...... kart esnek hesap alacağından dolayı 3,15 TL asıl alacak, 0,03 işlemiş faizi olmak üzere toplam 3,18 TL ve 65,195 USD bedelli teminat mektuplarından dolayı da 6.063.124,51 TL nin depo edilmesi için icra takibinde bulunmuş; asıl alacaklara takip talebinde belirtilen cins ve oranda faiz ve BSMV'si ile birlikte tahsili talep edilmiş; davalı taraf icra takibine ''borcun yapılandırmasına gidildiği, buna rağmen takip başlatan bankanın kötü niyetli olduğunu, borç için ipotek verildiğini, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılmaksızın kendileri hakkında icra takibine başvurulamayaca-ğını belirterek'' itiraz ettiği; itiraz üzerine takibin durduğu, iş bu davanın da 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür. Mahkememizce öncelikle davalı tarafın konkordato savunması incelenmiş olup, icra takibinin 06/04/2022'de başlatıldığı, konkordato talebinin icra takibinden sonra 14/04/2023 'te yapıldığı, konkordato davasının ret edildiği, takibin kesin mühlet içinde başlatılmadığı ve reddedilen dava nedeniyle de iş bu davanın açılmasına engel bir durumun bulunmadığı belirlenmiş,Her ne kadar borç için ipotek verilmiş ise de; ipotek akit tablosunda ipoteğin asıl borcu teminat altına almak için verildiği, kefil borçlarını da teminat altına aldığına dair hiçbir düzenlemenin bulunmadığı; bu durumda kefilin öncelikle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte bulunulması gerektiği savunmasının yerinde olmadığı; bu savunmayı ancak asıl borçlunun yapabileceği; kefilin ancak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla bir takip yapılıp taşınmazın satılması halinde borçtan düşülen bir miktar varsa ondan faydalanabileceği; böyle bir halin de söz konusu olmadığı sebebiyle borçlunun bu savunmasına da itibar edilememiş, davanın esasına girilmiştir. Kredi sözleşmesinde taraflar ara-sında ihtilaf vuku bulduğunda banka kayıtlarının esas alınacağı düzenlendiğinden ve bunun bir delil sözleşmesi niteliğinde olduğun-dan mahkememizce banka kayıtları inceletilmek suretiyle uzman bankacı bilirkişiden rapor alınmıştır. Bankacı bilirkişinin kabule şayan görülüp hükme esas alınan raporu ile; Bilirkişinin, ödenmeyen kredi taksiti ile kalan kredi taksitlerinin muaccel hale geleceği-ne dair sözleşme hükümlerini nazara alarak, tüm kredi taksitlerinin muaccel hale geldiğini, davalıya yapılan temerrüt ihtarı ve ihtarla verilen sürenin sonunda oluşan temerrüt tarihine kadar bu tür kredilere bankaca uygulanan akdi faiz oranının tatbik edilerek bulunan faizin asıl alacağa katılması suretiyle temerrüt tarihindeki asıl alacağın belirlendiği, o tarihten itibaren takip tarihine kadarda sözleş-me ve bankacılık mevzuatı gereğince akdi faizin %50 oranında artışla belirlenebilecek işlemiş faizin ve bunun %5 oranında BSMV'si bulunarak hesabın yapıldığı; bazı icra kalemlerin talebi aştığı, taleple bağlı kalınması gerekeceğinden bu hususta nazara alınarak talep edilebilecek her bir kredi kaleminin hesaplandığı görülerek, Davacı tarafın inkar tazminatı talebinin bulunduğu ve kredi sözleşmesinden kaynaklı alacakların likit, yapılan itirazın haksız olması nedeniyle 2 kalem kredinin asıl alacakların toplamı üzerinden inkar tazminatı verilmesi gerektiği, Davalı tarafında her ne kadar kötü niyetli takip tazminatı talebi varsa da ve küçük bir miktar yönünden talep reddedilmiş olsa da reddedilen kısmın sadece hesaplanan faiz yönünden olduğu, hesaplama şeklinde kaynaklandığı, kötü niyetli bir takip bulunmadığı nedeniyle davalının bu talebinin reddi gerektiği,Takip talebinde her ne kadar depo talebinde de bulunulmuş ise de; davadan önce teminat mektuplarının süresinin doldu-ğu; takip anında bankanın her ne kadar bu talep yönünden hukuki menfaati varsa da; esasen süresi dolan teminat mektuplarının mektup bedelleri deposunun istenmesinde hukuki menfaat kalmadığı; kaldı ki kefaleti düzenleyen sözleşmede teminat mektuplar-ına da kefalet verildiğine dair herhangi bir düzenleme bulunmadığından bu talebin reddine karar verilmesi gerektiği, Nazara alınmak suretiyle aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur." gerekçesi ile, 'DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; Davalıların İstanbul Anadolu Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... sayılı doyasına yaptıkları itirazın kısmen iptali ile; Takibin; Ticari Nitelikli Krediler Bakımından:68.711.978,57 TL Asıl alacak, 477.219,00 TL işlemiş faiz, 23.861,00 TL %5 gider vergisi BSMV, 4.105,42 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 69.217.163,99 TL üzerinden ve sadece asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar yıllık %50,70 oranında temerrüt faizi ve bu faize %5 gider vergisi BSMV uygulanarak tahsiline, ..... Kredi Kartı Bakımın -dan ise yapılan itirazın iptali ile 3,15 TL asıl alacak, 0,02 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 3,17 TL'den ve sadece asıl alacağa yıllık %25,20 oranında temerrüt faizi ve bu faize %5 gider vergisi (BSMV) alınarak devamına, Teminat mektuplarına bedelinin depo edilmiş talebinin, davadan evvel teminat mektuplarının süresi dolmuş olduğundan hukuki yarar kalmadığından reddine, 68.711.981,72 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline, Fazlaya dair talebin reddine, ''' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin gerekçeli kararında 22/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen alacak miktarları yerine 06/06/2024 tarihli raporda belirtilen alacak miktarlarının hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, müvekkil banka işbu bilirkişi raporuna itirazları üzerine müvekkil banka alacağının varlığının ve miktarının tespiti ile kefillerin sorumluluğunun tespiti için dosya yeniden bilirkişiye tevdi edilmiş olduğunu, mahkemece düzenletilen bilirkişi raporu ile davalının aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazlarının haksızlığı ve müvekkil bankanın takip tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olduğu ispatlanmasına rağmen nakdi alacaklar yönünden tesis edilen hükmün usul ve yasalara aykırı olduğunu, hükme esas alınan 22.10.2024 tarihli bilirkişi raporuna göre nakdi alacakların kabul edilmesi gerektiğini, ilgili raporda da müvekkil bankanın alacağının 72.205.764,93TL olarak tespit edildiğini, ancak yerel mahkeme tarafından önceki bilirkişi raporunda yer alan (müvekkil banka tarafından itiraz edilen ve akabinde ek rapor alınan) 69.217.163,99 TL olarak dikkate alınmasının hatalı olduğunu, Yerel mahkemenin nakdi alacaklar yönünden reddine karar verdiği kısım ile ilgili olarak; akdi faiz oranlarının hatalı olduğunu, işbu eksikliğin giderilmesi yönünde dava dosyasına sunulan beyan ve itirazlarının dikkate alınmadığını, tesis edilen hükmün usul ve yasalara aykırı olduğunu, bu bakımdan ilgili kararın işbu kısmının da düzeltilerek hüküm tesis edilmesi gerektiğini, müvekkil bankanın davalılardan olan nakdi kredilere dair akdi faiz oranları hatalı tespit edildiğinden faiz alacağının eksik hesaplandığını, gayrinakdi kredinin nakte dönüştürülmesi halinde, nakte dönüşen banka alacağına nakte dönüştüğü tarihten itibaren temerrüt faizinin uygulanmayacağı durumlarda, nakte dönüşme tarihinden temerrüt tarihine kadar azami kredi faiz oranlarının uygulanacağını, tarafların kabul ve beyan edeceğini, mektuplar ve komisyonların-dan kaynaklı alacakları için nakde döndüğü tarihten temerrüt tarihine kadar uygulanacak oranın yıllık %55,50 (gecelik borç verme faizi 15,50 + 40 puan) olarak tespit edilmekte olduğunu, bilirkişi tarafından işbu nakdi kredi alacakları için temerrüt tarihine dek yıllık %25 oranında faiz işletilerek hesaplama yapıldığı için hesaplamanın bu yönü ile eksik olduğunu, bu nedenle borçlular ile müvekkil banka arasında imzalanan GKS’lerin tespit edilen akdi faiz oranının (yıllık %55,50) dikkate alınarak tekrar hesaplama yapılması gerektiğini, “238306162568” numaralı nakit alacağın *********** sayılı teminat mektubunun tazmin olmasından kaynaklandığını, işbu mektup hesap kat öncesi ve sonrası dönemlerde kısmi olarak tazmin olduğundan, hesap kat sonrası (ihtarname sonrası) dönemde muha-taba yapılan ödeme dikkate alınmadığından hesaplamanın eksik olduğunu, işbu mektubun bakiye 201,725.64-USD’lik kısmının swift mesajı ile muhataba 31.03.2022 tarihinde TL karşılığı (1 USD = 14,6722) 2.959.758,94-TL olarak ödendiğini ve borçlu hesap-larına borç kaydedildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında akdedilen davalıların müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalılar vekili tarafından dava dosyasına sunulan 16/12/2025 tarihli beyan dilekçesinde müvekkillerinin İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ........... Esas sayılı dosyasında vaki itirazlarından gayrikabili rücu olarak feragat edildiğini, bu sebeple takip ve dosya borcunun müvekkilleri yönünden takip talebindeki şartlarla kesinleşmiş olmakla, itirazın iptali için açılan işbu davanın konusunun kalmadığını, davacıdan İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2022/........ D.İş sayılı ihtiyati haciz dosyasından ve işbu davadan kaynaklı yargılama gideri ve vekalet ücreti talebimiz bulunmadığını, konusu kalmayan davada hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili davalı... adına şahsen ve murisin tek mirasçıcı olarak dava konusu icra takibi dosyasına sunduğu 02/01/2026 tarihli dilekçe ile icra takibine itirazlarından vazgeçtiğini beyan etmiş ve bu beyanı üzerine icra dairesi 02/01/2026 tarihinde durdurma kararını kaldırmıştır. Somut uyuşmazlıkta davalı vekili... adına şahsen ve murisin tek mirasçıcı olarak icra dosyasına sunmuş olduğu dilekçe ile icra takibine itirazdan vazgeçtiğinden ve durdurma kararı kaldırıldığından itirazın iptali davası konusuz kalmıştır. Bu sebeple Dairemizce konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, icra takibine itirazdan vazgeçilip takip konusu borç kabul edildiğine göre, davalı takip tarihi itibarıyla borca itirazında haksız olduğundan ve alacak likit olduğundan nakit alacak miktarı üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve HMK'nın 331 maddesi dikkate alınarak nakit alacak üzerinden davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine karar verilmiştir. Sonuç olarak, davacının istinaf başvurusunun usulen kabulü ile mahkemece deliller toplanmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ İLE, İstanbul Anadolu ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/12/2024 tarih ve 2023/..... Esas-2024/...... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 2-Konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA, -İcra takibine konu nakit alacak toplamının (72.451.712,87 TL) % 20 si oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Davacının konusuz kalan istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA, İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 5-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL harcın davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 959.854,93 TL harçtan mahsubu ile bakiye 959.122,93 TL harcın kararın kesinleşmesine müteakiben ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 6-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL başvuru harcı ve 732,00 TL karar harcı toplamı olan 911,90 TL nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 8.533,00 TL yargılama giderinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Dava açılmadan önce gidilen zorunlu arabuluculuk ücreti olan 3.200,00 TL'nin davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 10-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 1.780.517,12 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 11-Bakiye gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 12-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 13-Davacı tarafından sarf edilen 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 1.340,00 TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi'ne gidiş/dönüş masrafı olmak üzere toplam 3.023,10 TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 14-Bakiye gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 02/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.