Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/2805 E. , 2024/2894 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2020/2805 Karar No:2024/2894 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... A.Ş. VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... Av. ... Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: e-Devlet kapısın
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/2805 E. , 2024/2894 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2020/2805 Karar No:2024/2894 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... A.Ş. VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... Av. ... Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: e-Devlet kapısından kendisi üzerine kayıt yapılmasına izin verilmeyen kişilere ait IMEI kayıt belgeleri tutarlı, doğru ve/veya tam olmayan bazı kayıtların iptal edilmemesi ve söz konusu kayıt belgelerinin Kuruma geç iletilmesi nedeniyle Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 47. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacı şirkete 2012 yılı net satış tutarının %0,005'i (yüzbinde beşi) oranında 223.113,23-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Bilgi teknolojileri ve İletişim Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı şirketçe mevzuat gereği e-Devlet kapısından kendisi üzerine kayıt yapılmasına izin verilmeyen kişilere ait yolcu beraberinde yurtdışından getirilen cihazlarla ilgili tutarlı, doğru veya tam olmayan IMEI kayıtlarının iptal edilmediği ve söz konusu kayıt belgelerinin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'na geç iletildiğinin anlaşıldığı, bu fiili nedeniyle davacı şirket hakkında idari para cezası uygulanması gerekirken ihlal fiilinde ortaya çıkan rakamların toplam kayıt sayısına oranla düşük olması nedeniyle uyarı yaptırımı uygulanmasının kanunilik ilkesine ve hukuka aykırı olduğunun ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla ortaya konulduğu, ihlalin tespiti halinde kanunda belirtilen idari para cezası yaptırımını uygulamak konusunda bağlı yetki içinde bulunan idarenin bu kararının aleyhe karar verme yasağı kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından davacı şirket hakkında 2012 yılı net satışlarının yüzbinde beşi oranında idari para cezası uygulanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, temyize konu istinaf kararının gerekçesiz olduğu, aleyhe karar verme yasağının dikkate alınmadığı, idarenin iyi yönetim ilkeleri gereğince kararı kesinleşmesini beklemesi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyize konu Bölge idare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: ESAS YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : Davacı şirket, Yolcu beraberinde yurtdışından getirilen cihazlarla ilgili tutarlı, doğru veya tam olmayan IMEI kayıtlarının iptal edilmediği ve söz konusu kayıt belgelerinin kuruma geç iletildiği gerekçesiyle başlatılan denetim neticesinde, ihlale konu fiilinde ortaya çıkan rakamların toplam kayıt sayısına oranla düşük olması nedeniyle Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliğinin 44. maddesindeki ölçütler göz önüne alınarak Yönetmeliğin 46. maddesi gereğince uyarılmıştır. Bu işlemin iptali istemiyle Ankara açılan davada ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile; "Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği ile kanuna aykırı olarak getirilen "uyarı" yaptırımının hukukî dayanağı bulunmadığından, 5809 sayılı Kanun hükümlerine göre idarî para cezası uygulanmasını gerektiren bir ihlâl ya da fiile, idarenin, kanunda sayılan hafifletici nedenleri gözeterek yine kanunda belirtilen alt ve üst sınır içerisinde para cezası uygulamak dışında, başka bir yaptırım uygulamak ya da hiç yaptırım uygulamamak şeklinde bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Bu durumda, yolcu beraberinde yurtdışından getirilen cihazlarla ilgili tutarlı, doğru veya tam olmayan IMEI kayıtlarının iptal edilmediği ve söz konusu kayıt belgelerinin kuruma geç iletildiği gerekçesiyle davacı şirket hakkında idari para cezası uygulanması gerekirken, ihlal fiilinde ortaya çıkan rakamların toplam kayıt sayısına oranla düşük olması nedeniyle Yönetmeliğin 44. maddesindeki ölçütler göz önüne alınarak 46. maddesi gereğince uyarı yaptırımı uygulanmasının kanunilik ilkesine aykırı olduğu ve dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı" sonucuna varılarak iptal kararı verilmiş, bunun üzerine davalı idarece Mahkeme kararının uygulanması kapsamında ... tarih ve ... sayılı kurul kararı ile davacı şirkete 2012 yılı net satışlarının yüzbinde beşi oranında 223.113,23-TL idari para cezası uygulanmasına karar verilmiş, bu kararın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. Diğer taraftan, dava konusu Kurul kararının gerekçesini oluşturan, ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yönelik davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş, istinaf incelemesi devam ederken 26/06/2018 tarihli dilekçeyle davacı tarafından davadan feragat edilmesi üzerine, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, feragat nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrasında, "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." kuralına yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararların sonuçları" başlıklı 28. maddesinin 1. fıkrasında, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." kuralı yer almış; 31. maddesinin 1. fıkrasında ise bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; feragat halinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde, feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış; 310. maddesinde, feragatin, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği; 311. maddesinde, feragatin, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı; 312. maddesinde, feragat beyanında bulunan tarafın, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkum edileceği kural altına alınmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa'da ve 2577 sayılı Kanun'da yer alan kurallar çerçevesinde, mahkemeler tarafından verilen kararların uygulanıp uygulanmaması konusunda idareler herhangi bir takdir yetkisine sahip bulunmamaktadır. Yargı kararlarının doğruluğunu tartışma yetkisi olmayan, idarelerin bu konudaki yetkileri "bağlı yetki" niteliğindedir. Öte yandan, feragat, uyuşmazlığı sona erdirmesi yönüyle, bir usul işlemidir. Bununla birlikte, davadan feragat ile birlikte aynı zamanda maddi hukuk işlemi de yapılmakta, davacı aynı zamanda dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde istemiş olduğu haktan da vazgeçmektedir. Bu itibarla davadan feragat, karma karakterli bir işlem olarak nitelendirilebilir. Davadan feragat dava konusu edilen haktan da feragat anlamına gelir. Bu nedenle feragat edilen hak, yeniden dava konusu edilemez (KURU Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, İstanbul, 2001, s.3546; ATALI Murat, Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, 15. Bası, İstanbul, 2017, s.2012). Davacının davasından feragat etmesi üzerine, bu feragatin geçerli olduğu ve bununla dava konusu uyuşmazlığın son bulduğu kanısına varan mahkeme, davadan feragat nedeniyle davanın reddine karar verir. Mahkeme, ancak feragat nedeniyle davanın reddine ilişkin bu kararı ile davadan elini çeker (KURU Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, İstanbul, 2001, s.3618). Kanun düzenlemesi uyarınca, feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur (Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 311/1; mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, m. 95/1). Bu maddedeki kesin hüküm kavramından maksat, şekli anlamda kesin hüküm olamaz. Çünkü dava feragat ile kendiliğinden son bulmamakta, ancak mahkemenin feragat nedeniyle davanın reddine ilişkin kararının kesinleşmesi ile son bulmaktadır. İsviçreli yazarlar da, mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na kaynak olan Nöşatel Usul Kanunu'nun konuyla ilişkin 89. maddesinde geçen "jugement definitif" terimini "maddi anlamda kesin hüküm" olarak anlamaktadırlar (KURU Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, İstanbul, 2001, s.3632). Aktarılan yasal kurallar ve yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, yargılamanın taraflarınca gerçekleştirilen davadan feragatin, salt bir usul işlemi olmanın ötesinde, mahkeme önünde talep edilen haktan vazgeçmeyi içeren maddi hukuk işlemi olma yönünün de bulunduğu; feragat nedeniyle mahkemelerce verilen kararların davanın reddi yönündeki kararlarla aynı doğrultuda hukuki sonuçlar doğurduğu; feragat iradesinin maddî anlamda kesin hüküm gibi sonuç doğurduğu ve mahkemelerce feragat başvurusu hakkında verilen kararların da kesinleşme ile şekli anlamda kesin hüküm niteliği kazandığı anlaşılmaktadır. Kanun koyucu, usulüne uygun olmak kaydıyla davaya son veren taraf işlemlerini de mahkeme kararlarına tanınan ayrıcalıklardan yararlandırmaktadır. Bu çerçevede, davaya son veren taraf işlemlerinden birisi ile neticelenmiş bir dava tekrar açılır veya başka bir davada kesin delil olarak ileri sürülürse, mahkeme kesin hüküm varmış gibi hareket etmelidir (ATALI Murat, Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, 15. Bası, İstanbul, 2017, s.2009). Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu idari işlemin, idarenin serbest irade ve tasarrufu ile tesis edilmediği, mahkeme kararının gereğinin yerine getirilmesini teminen bağlı yetki kapsamında Kurul tarafından karar alındığı, Kurul kararında bu hususa açıkça yer verilip işlemin gerekçesi olarak ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının gösterildiği, ancak, anılan kararın davadan feragat nedeniyle bozulduğu, dolayısıyla idari işlemin hukuki sebebini oluşturan yargı kararının ortadan kalktığı, başka bir anlatımla kararın icrası amacıyla tesis edilen işlemin dayanaksız kaldığı anlaşıldığından, anılan yargı kararının uygulanmasını teminen tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin .. tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 26/06/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.