T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/425 KARAR NO: 2026/460 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/01/2026 ARA KARAR ESAS NO: 2026/13 DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 27/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 27/02/2026 GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Yapılan inceleme sonunda : Davacı vekilinin 07/01/2026 tar…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/425 KARAR NO: 2026/460 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/01/2026 ARA KARAR ESAS NO: 2026/13 DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 27/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 27/02/2026 GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Yapılan inceleme sonunda : Davacı vekilinin 07/01/2026 tarihli dava dilekçesinde özetle; Dava konusu çeklerin toplam bedeli oldukça yüksek olduğunu, vadeleri geldiğinde bu çeklerin bankaya ibraz edilerek karşılıksız çıkması, davacı şirketin yetkilisi ...'in ticari itibarını ve kredibilitesini ağır şekilde zedeleyeceğini, bankalar nezdinde "karşılıksız çek keşidecisi" olarak kaydedilmesi, gelecekteki ticari faaliyetlerini imkansız hale getireceğini, dava dilekçesinin ekinde sunduğu avans hesabı muavin dökümü, çeklerin avans olarak verildiğini ve temel bir alacak-borç ilişkisine dayanmadığını yaklaşık olarak ispatlandığını, malın teslim edilmediği hususu ise hayatın olağan akışına göre davalı tarafından ispatlanması gereken bir durum olduğunu bu nedenle çeklerin ödenmesi durumunda, davacının ödediği bedeli geri alabilmek için ayrıca bir istirdat davası açmaları gerekeceğinden hem yargılama masraflarını artıracak hem de davalının mali durumu göz önüne alındığında tahsilat riskini beraberinde getireceğinin belirtildiği ayrıca İİK m. 72/2 uyarınca, dava konusu çeklerin tamamının bankaya ibrazı halinde ödenmesinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına ve dava konusu çek sebebiyle henüz icra takibine girişilmemiş olup talep edilen meblağın yüksekliği ve davacı açısından telafisi güç sonuçlar doğurabileceği dikkate alındığında İİK 72/2 maddesi doğrultusunda icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Davacı tarafça istenen ihtiyati tedbir yönünden mahkemesince 16/01/2026 tarihli gerekçeli ara kararıyla : "...GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin 14/01/2026 tarihli talep dilekçesinde özetle; "Dava konusu toplam 21.000.000 TL bedelli sekiz adet çekin avans mahiyetinde verildiğini ve davalının edimini ifa etmemesi nedeniyle bedelsiz kaldığını gösteren "..." hesap kodlu yeni muavin dökümleri ve ticari defter kayıtları ışığında, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği gözetilerek ve İİK m. 72/2 ve HMK m. 389 uyarınca, davacı şirketin telafisi güç zararlara uğramasını ve ticari itibarının zedelenmesini önlemek amacıyla, mahkemenizce takdir edilecek uygun bir teminat karşılığında; aşağıda dökümü verilen çeklerin bankaya ibrazında ödenmesinin tedbiren durdurulmasına ve bu çeklere dayalı olarak icra takibi başlatılmasının önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararının verilmesini" talep etmiştir. HMK'nun 389/1. maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacak yada tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nun 390/2. maddesi uyarınca talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde hakim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. HMK'nun 390/3. maddesine göre tedbir talep eden taraf dilekçesinde ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. İhtiyati tedbir, kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumlarında meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte hukuki korumadır. İİK'nun 72/2. maddesi hükmüne göre "İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir". İİK'nun 72/3. maddesi hükmüne göre "İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir". İhtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi için yaklaşık ispat yeterli olup çekişmeli olan vakıanın gerçeğe yakın bir derecede ispatlanması gerekir. Mahkeme tarafından mevcut delillere göre tedbir isteyen tarafın hakkını muhtemel görmeli ve tedbir verilmesini gerektirir sebeplari de varit görmelidir. HMK'nun 390/3. maddesinde ihtiyati tedbir talebinin haklılığı konusunda tam bir kanaat değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir ispatın yeterli olacağı öngörülmüştür. Az yukarıda yapılan genel açıklamalar, yasa maddeleri, davacı vekilinin 14/01/2026 tarihli talep dilekçesi, dava dilekçesi ve ekinde sunulan deliller birlikte değerlendirildiğinde; eldeki davanın menfi tespit davası olması, yine somut talep nedeniyle dosya kapsamı itibarı ile ihtiyati tedbir isteğinin haklılığı konusunda davacı tarafça ticari defter kayıtları ve muavin dökümleri sunulmuş olsa da defterin usulüne uygun tutulup tutulmadığı konusunda henüz bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı, sunulan kayıtların yaklaşık ölçüde kanaat verici olmadığından, davacı vekilinin talep dilekçesinde ve dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların yargılamayı gerektirmesi nedeniyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaati hasıl olmuştur. KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talebinin REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, yapılan masrafların talep eden üzerinde bırakılmasına, 3-Karardan bir suretin taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle ..." karar verilmiştir. Davacı vekili işbu ara kararını süresinde istinaf etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde : "..Yerel Mahkeme, talebimizi reddederken "iddiaların yargılamayı gerektirmesi" gerekçesine dayanmıştır. Oysa ihtiyati tedbir, doğası gereği yargılama süreci devam ederken hakkın elde edilmesinin imkansızlaşmasını önlemek için verilen geçici bir hukuki korumadır. Her ihtiyati tedbir talebi, esasen bir yargılamayı gerektirir; aksi halde zaten dava açılmasına gerek kalmazdı. Bu husus, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin güncel bir kararında net bir şekilde vurgulanmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/166 Esas ve 2025/97 Karar sayılı ilamında, yerel mahkemenin benzer gerekçesini isabetsiz bularak şu tespitte bulunmuştur: "ihtiyati tedbir ya dava açılmadan ya da davanın devamı sırasında istenebileceğinden, tedbir talebine konu olan istemlerin her zaman yargılama konusu olacağı, diğer bir anlatımla yargılama konusu olmayan bir talebin ihtiyati tedbire de konu olamayacağı açıktır" Bu nedenle, Mahkemenin talebimizi reddederken dayandığı "yargılamayı gerektirdiği" gerekçesi, usul hukukunun temel prensipleriyle bağdaşmamaktadır. Aynı kararda vurgulandığı üzere; "dosyaya mübrez sipariş formu, çek görüntüleri ve çeklerin teslimi ve iadesine ilişkin belge ile tüm dosya kapsamına göre, davacının ... bedelsiz kaldığına yönelik davacı iddiasının esası bakımından mevcut delil durumuna göre yaklaşık ispat koşulunun oluştuğu" kabul edilerek tedbir kararı verilmiştir. Somut olayımızda da sunduğumuz muavin kayıtları, çeklerin avans niteliğini göstermekte olup yargılamanın sonucunu beklemeden koruma sağlanmasını zorunlu kılmaktadır. İHTİYATİ TEDBİR İÇİN "TAM İSPAT" DEĞİL "YAKLAŞIK İSPAT" YETERLİDİR; BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ ŞART DEĞİLDİR Yerel Mahkeme, henüz bilirkişi incelemesi yapılmadığını gerekçe göstererek talebi reddetmiştir. Bu yaklaşım, HMK m. 390/3'te aranan "yaklaşık ispat" kriterini "tam ispat" seviyesine yükseltmek anlamına gelir ki bu durum kanunun lafzına ve ruhuna aykırıdır. Bilirkişi incelemesi davanın esası hakkında hüküm kurmak için gereklidir; ancak tedbir kararı için dosyadaki mevcut delillerin kuvvetle muhtemel haklılığı göstermesi yeterlidir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 2023/693 Esas sayılı kararında bu husus açıkça belirtilmiştir: "yargılama esnasında alınacak teknik bilirkişi raporu neticesinde veya yargılama neticesinde haklılığa ilişkin bir kanaate varılabileceği ancak bu aşamada ihtiyati tedbire ilişkin tedbir kararı verilmesini haklı kılacak yaklaşık ispat koşulunu oluşturmaya yeterli delil bulunduğu" Aynı şekilde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin 2022/174 Esas sayılı kararında da şu hususa dikkat çekilmiştir: "ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için hiçbir zaman tam bir ispat seviyesi aranmadığı, yaklaşık ispat ölçüsünün yakalanması yeterli olduğu" Müvekkil şirketin ticari defterlerinde, dava konusu çeklerin "... Verilen Sipariş Avansları" hesabında kayıtlı olması, bu çeklerin mal teslimi karşılığında değil, avans olarak verildiğini gösteren en güçlü karinedir. Davalı tarafın mal teslim ettiğine dair bir belge sunamamış olması karşısında, yaklaşık ispat koşulu fazlasıyla sağlanmıştır. SUNULAN TİCARİ DEFTER VE MUAVİN KAYITLARI YAKLAŞIK İSPAT İÇİN YETERLİ DELİL NİTELİĞİNDEDİR Dosyaya sunduğumuz "..." kodlu ... avans hesabı muavin dökümleri, çeklerin veriliş nedenini (causa) somutlaştırmaktadır. Bölge Adliye Mahkemeleri, ticari defterlerin, sipariş formlarının veya sözleşmelerin çeklerle uyumlu olmasını yaklaşık ispat için yeterli görmektedir. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2022/1469 Esas sayılı kararında, sipariş formu ile çeklerin uyumunu yeterli bularak şu hükmü kurmuştur: "sipariş formu ve çeklerin uyumluluğu nazara alınarak dava konusu çeklerin avans çeki olduğuna dair yazılı bir sözleşme ibraz edildiği, davacı tarafça sunulan sözleşme ve çek fotokopilerinin bu aşamada yaklaşık ispata elverişli olduğu" Somut olayda, müvekkilin resmi muhasebe kayıtlarında çeklerin seri numaralarıyla birlikte avans hesabına işlenmiş olması, Sakarya BAM kararındaki "sipariş formu" ile eşdeğer, hatta resmiyet açısından daha güçlü bir delildir. Ayrıca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 2025/1734 Esas sayılı kararında, cari hesap ekstresi ve dosya kapsamı dikkate alınarak; "dava dilekçesi ekinde cari hesap ekstresi ... dikkate alındığında davaya konu edilen çeklerin bedelsiz kalması ve ödenmesi halinde davacının telafisi olmayan zarara uğrayacağı açık olmakla birlikte" denilerek, ticari kayıtların yaklaşık ispatı sağladığı kabul edilmiştir. Mahkemenin, elimizdeki bu somut verileri görmezden gelerek "kanaat verici olmadığı" yönündeki takdiri dosya içeriğiyle örtüşmemektedir. TELAFİSİ GÜÇ ZARARLARIN ÖNLENMESİ İÇİN TEMİNAT KARŞILIĞI TEDBİR ZORUNLULUĞU Dava konusu çeklerin toplam bedeli 21.000.000 TL gibi fahiş bir meblağdır. Bu çeklerin bankaya ibrazı ve arkasının yazılması, müvekkil şirketin ticari itibarını bitirecek, kredibilitesini yok edecektir. İİK m. 72/2, bu tür durumlarda %15 teminat karşılığında tedbir kararı verilebileceğini düzenlemiştir. Müvekkil, %15 teminatı yatırmaya hazırdır. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, 2021/1086 Esas sayılı kararında, teminat karşılığında çeklerin ödenmemesi yönünde şu şekilde hüküm kurmuştur: "Çek bedeli olan 610.000,00 TL'nin %15'si oranına isabet eden (91.500,00 TL) tutarında nakdi teminat veya süresiz banka teminat mektubu alınmasına" ve devamında; "davalı tarafından muhtap bankaya ibraz edilmemesi, muhatap bankaya ibraz edilmesi halinde ise işleme konulmaması ve ödenmemesi için İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA" karar vermiştir. Yine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/782 Esas sayılı kararında, çeklerin bankaya ibrazı halinde ödenmemesi yönünde karar vererek; "dava konusu ... çek numaralı ... 500.000,00-TL bedelli çekin, davalı ... tarafından muhatap bankaya ibrazları halinde bedellerinin ödenmemesi hususunda ÖDEMEDEN MEN KARARI VERİLMESİNE" hükmetmiştir. Müvekkil şirketin uğrayacağı telafisi imkansız zararların önlenmesi ve menfaat dengesinin korunması adına, emsal kararlar doğrultusunda teminat mukabilinde tedbir kararı verilmesi gerekmektedir. SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz ve izah edilen ve re'sen gözetilecek nedenlerle; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 16/01/2026 tarihli, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararının KALDIRILMASINA, Dosyaya sunulan delillerin (özellikle ... kodlu avans hesabı kayıtlarının) yaklaşık ispatı sağladığı kabul edilerek; İİK m. 72/2 ve HMK m. 389 uyarınca, Mahkemenizce takdir edilecek uygun bir teminat karşılığında; Dava konusu çeklerin davalı tarafından bankaya ibrazı halinde *ÖDENMESİNİN TEDBİREN DURDURULMASINA (Ödemeden Men), Söz konusu çeklere dayalı olarak davalı tarafından *İCRA TAKİBİ BAŞLATILMASININ ÖNLENMESİNE, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" beyan ve talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Ön inceleme yönünden bir eksikliğin bulunmadığı anlaşıldığından,davacı vekilince sunulan istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri yönünden esastan inceleme yapılmıştır. İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri, mahkemece verilmiş ve istinaf edilmiş olan gerekçeli ara kararında yazılı açıklamalar, yasal sebep ve gerekçeler ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde; Derdest davanın dava konusu çeklerden dolayı menfi tespit davası olması , İİK 72. maddesine göre :"Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir..." şeklinde hüküm altına alınmış olup, gerek İİK 72 maddesine gerekse HMK 389. Maddesine göre davacı tarafça istenen sözkonusu ihtiyati tedbir talebinin kabulü için yasaca aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli koşulların bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamına göre bulunmaması, davacının dayandığı ve her zaman kendisi tarafından tek taraflı olarak düzenlenebilen nitelikteki kendi ticari defter ve muavin kayıtlarının da bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamına göre sözkonusu ihtiyati tedbir talebinin kabulü için yasaca aranan gerekli ve yaklaşık ispata yeterli olmaması ve ayrıca davanın konusunun çekler olup, karine olarak çekin bir ödeme vasıtası olması nedeniyle, dava konusu menfi tespit talebi yönünden istenen sözkonusu ihtiyati tedbirin ,bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamına göre yaklaşık ispata dair yeterli koşulları bulunmadığından reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle ve mahkemesince de ,istinaf edilen 16/01/2026 tarihli gerekçeli ara kararıyla davacı tarafın sözkonusu ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olduğundan, istinaf edilen ara kararda usul, yasa ve bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı yönlerinden bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunmadığı , ara kararının hukuka uygun olduğu , bu sebeplerle davacı vekilinin yukarıda yazılı istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ; 1-Kayseri 1. Asliye Ticaret mahkemesi'nin 2026/13 Esas sayılı, 16/01/2026 tarihli ara kararının hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli olan 732,00TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf posta/yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının derdest davadaki yargılama sonunda ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine, 4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-f ile 391/3 bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 27/02/2026