11. Hukuk Dairesi 2024/789 E. , 2024/8961 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1346 Esas, 2023/1459 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5.Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/110 E., 2021/99 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dile
**11. Hukuk Dairesi 2024/789 E. , 2024/8961 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1346 Esas, 2023/1459 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5.Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/110 E., 2021/99 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 1994 yılında tescil ettirdiği “...” markasını tanınmış marka haline getirdiğini, davalı firmanın kötü niyetli olarak tescil ettirmek istediği “...” ibareli markanın davacının tescilli/tanınmış “...”li markalarının devamı niteliğinde olduğu imajını verdiğini, taraf markaları arasındaki tek harf farklılığının markaların karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmadığını, bu yönde birçok emsal mahkeme kararı olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin markalarının tescilli olduğu 35 ve 43. sınıflara giren emtia için tescil edilmek istendiğini, ayrıca bu sınıflara giren hizmetlerin müvekkilinin markalarını yoğun bir biçimde kullandığı 29, 30, 31 ve 32. sınıflara giren emtia ile de ilintili emtia olduğunu ileri sürerek, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) 2020-M-793 sayılı kararının iptaline ve davalı adına tescili talep edilen 2019/36328 sayılı markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde, taraf markalarında geçen “...” ve “...” ibareleri arasında düşük düzeyde bir benzerlik olduğu görülmekle birlikte, bu ibarelerin hem anlamları itibariyle hem de ticari hayatta sıklıkla kullanılan ve orijinal olmayan ibareler olmaları nedeniyle zayıf markalar olduklarını, ayırt ediciliği zayıf ibareleri marka olarak seçen kimselerin bu ibarelerin küçük değişiklikler ile başkaları tarafından da marka olarak kullanılmasına tahammül etmek zorunda olduğunu, davalının dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ispat edemediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde, davacının “...” ibaresini tek başına ihtiva eden bir markasının bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde bahsi geçen tüm markalarında bu ibarenin başkaca kelime ve şekil unsurlarıyla bir arada kullanıldığını, davacının “...”li markalarını “...” markasının sahibinin feragati üzerine tescil ettirmiş olduğunu, “...” markasının gerek eski sahibinin gerekse davalı firmanın kullanımından “meze” kelimesinden türetildiğinin görülebileceğini, karşılaştırılan markaların köken ve kullanım itibariyle birbirlerine çağrışım yapmalarının mümkün olmadığını, davacının markalarının tanınmış marka olmadığını, davacının kötü niyet iddialarının da ispatlanamadığını, davacının tescilli markalarını Türkiye'de ciddi biçimde kullandığını ispatlama külfeti altında bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalının markasının kapsamına alınmak istenen, 43. sınıftaki; “Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” dışında kalan, 35. ve 43. sınıflara giren tüm mal ve hizmetler açısından somut olayda emtia ayniyeti/türdeşliği/benzerliği şartının gerçekleştiği, taraf markaları bir bütün olarak karşılaştırıldığında, markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, davacıya ait "..." esas unsurlu markalarla dava konusu "..." markası arasında her ne kadar dört harfin birebir aynı olduğu tespit edilmişse de, markaları oluşturan ilk harflerin birbirinden farklı olduğu, bu harf farklılıklarının markaların genel görünümünü de farklılaştırdığı, yine davacı markalarında bulunan "..." ibaresinin Türkçe'de yaygın kullanımı bulunan, "Tadı güzel, lezzetli" gibi bir anlamının bulunduğu, bu anlamsal karşılık nedeniyle özellikle gıda/yiyecek/içecek emtiası ve bunlarlar ilişkili hizmetler bakımından ayırt edicilik vasfının oldukça düşük olduğu, dava konusu markayı oluşturan "..." ibaresinin ise anlamsal herhangi bir karşılığının bulunmadığı, olsa olsa bir kısım tüketici bakımından "MEZE" ibaresinden türetilmiş anlamı bulunmayan bir kelime olarak çağrışım gücünün bulunabileceğinin söylenebileceği, markalardaki tek harf değişikliğinin iltibasa yol açacağına yönelik Yargıtay kararları bulunmakla birlikte, bu hususun her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesinin gerektiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.07.2012 tarih, 2010/11782 E. ve 2012/11778 K. sayılı kararının da aynı yönde olduğu, somut olayda da her iki markanın başlangıç kısmını oluşturan harflerin farklı olmasının markaları oluşturan genel görünümü farklılaştırması, davacı markalarında yer alan "..." ibaresinin anlamsal çağrışım gücü nedeniyle ayırt ediciliği düşük zayıf karakterli bir marka olması, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12.10.2020 tarih, 2020/92 E. ve 2020/3984 K. sayılı kararında belirtildiği üzere; zayıf markaların koruma kapsamı değerlendirilirken iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile dahi bertaraf edilebileceğinin göz önüne alınması gerektiği, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, somut olayda aynı Kanun'un 6 ncı maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarındaki koşulların oluşmadığı, davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiası yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin "..." ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet "..." esas unsurlu markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira taraf markalarını oluşturan ilk harflerin birbirinden farklı olduğu, bu harf farklılıklarının markaların genel görünümünü de farklılaştırdığı, yine davacı markalarında bulunan "..." ibaresinin "Tadı güzel, lezzetli" gibi bir anlamının bulunduğu, bu anlamsal karşılık nedeniyle özellikle gıda emtiası ve bunlarlar ilişkili hizmetler bakımından ayırt edicilik vasfının düşük olduğu, dava konusu markayı oluşturan "..." ibaresinin ise anlamsal herhangi bir karşılığının bulunmadığı, "MEZE" ibaresinden türetilmiş anlamı bulunmayan bir kelime olarak çağrışım gücünün bulunabileceği, diğer yandan somut olayda 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarındaki koşulların oluşmadığı, kötü niyet iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'nun 6 ıncı maddesi 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 12.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.