T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2327 - 2025/2573 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2327 KARAR NO : 2025/2573 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/06/2023 NUMARASI : 2023/95 E. - 2023/332 K. DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinc…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2327 - 2025/2573 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2327 KARAR NO : 2025/2573 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/06/2023 NUMARASI : 2023/95 E. - 2023/332 K. DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/06/2023 tarih ve 2023/95 Esas - 2023/332 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2021/072586 sayılı ve "şekil+ ..." ibareli başvurunun, davalı Şirketin "..." ibareli marklarına dayalı olarak yaptığı itiraz sonucu Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiğini, bu karara karşı yaptıkları itirazlarının da dava konusu YİDK kararı ile reddine karar verildiğini, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında iltibas bulunmadığını, markalarda ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, davalı Şirketin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2022-M-18162 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, dava konusu başvuru ile müvekkiline ait redde mesnet marka arasında iltibas bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 35 sınıf hizmetlerin redde mesnet marka kapsamında da aynen yer aldığı, gerek redde mesnet markanın, gerekse başvuru markasının esaslı unsurunun müşterek olarak "..." sözcüğünden oluştuğu, bu sözcüğün; "1.Bir yere sürekli olarak giden (kimse), gedikli. 2.Bir işi sürekli yapan (kimse)." gibi anlamlara geldiği, söz konusu anlamları itibariyle bu kelimenin davaya konu hizmetleri doğrudan tanımlamadığı, bu hizmetlerin karakteristik özelliklerinden herhangi birini hemen ve ilk bakışta tasvir etmediği, dolayısıyla bu sözcüğün davaya konu hizmetler bakımından somut ayırt edici niteliğinin bulunduğu, başvuru markasında yer alan "..." sözcüğünün davaya konu 35.sınıf hizmetler bakımından somut ayırt edici niteliğinin bulunmadığı, zira bu kelimenin söz konusu hizmetlerin elektronik ortamda da verilebileceğine dair ilgili tüketici kesimi nezdinde tasviri bir anlamının bulunduğu, gerek başvuru markasında, gerekse redde mesnet markada yer alan figüratif unsurların "..." sözcüğüne göre arka planda kaldıkları, buna göre; her ne kadar davaya konu bir kısım hizmetlerin hitap ettiği ilgili tüketici kesiminin bilinç ve dikkat düzeyi vasat emtia alıcısına göre yüksek düzeyde olsa da, bu tüketici kesiminin her hal ve şartta markalar arasında ilinti kurmayacağı şeklinde çıkarımda bulunulamayacağı, somut olayda olduğu gibi, gerek karşılaştırılan markaların kapsamlarında yer alan hizmetler arasındaki yüksek benzerlik düzeyi, gerekse markaların esaslı unsurlarının yüksek düzeyde benzer oluşları nazara alındığında, daha önce redde mesnet markayı gören, işiten, bu markalı hizmetlerden yararlanan söz konusu tüketici kesiminin dahi daha sonra başvuru markası ile karşılaştığında, davaya konu hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı, redde mesnet markanın serisi niteliğinde zannederek tüketim tercihinde bulunabileceği, markaların aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsama yaşayabileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökenlere işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayabilecekleri, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, dava konusu başvuruda yer alan "..." ibaresinin somut ayırt ediciliğinin bulunduğunu, uyuşmazlık konusu hizmetler yönünden "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığını, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında karıştırılma ihtimalinin olmadığını, redde mesnet markanın yalnızca gıda sektöründen kullanıldığını ve tanınmış olmadığını, dava konu YİDK kararının eşit işlem ilkesine aykırı bulunduğunu, uyuşmazlık konusu hizmetlerde birçok "..." ibareli markanın tescil edildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "şekil+..." ibareli başvuru ile redde mesnet 2021/022508 sayılı "..." asıl unsurlu marka arasında, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira dava konusu başvurunun asli unsurunun redde mesnet markalarda olduğu gibi "..." ibaresinden oluştuğu, anılan ibarenin uyuşmazlık konusu 35. sınıf hizmetler yönünden ayırt ediciliğinin düşük olduğunun da söylenemeyeceği, başvuruda yer alan "..." ibaresinin ve "şekil unsurunun yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, başvurunun tescil edilmek istendiği 35 sınıf hizmetlerin, redde mesnet markalar kapsamında aynen yer aldığı, davacının, davalı Şirketin başvurunun ilanı üzerine yaptığı itirazına karşı görüşünde SMK'nın 19/2 maddesi uyarınca redde mesnet markanın kullanımının ispatı talebinde bulunmadığı gibi esasen redde mesnet markanın dava konusu başvuru tarihi itibariyle kullanım ispatına da tabi olmadığı, ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararında kabul edildiği üzere iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olması karşısında mahkemece bilirkişi raporu alınmamasında da bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 345,55-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 26/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.