T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1931 - 2025/2328 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1931 KARAR NO : 2025/2328 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/04/2025 NUMARASI : 2022/53 Esas, 2025/362 Karar DAVACI : 1- ... - VEKİLLERİ : Av. DAVACI : 2- ... VEKİLLERİ : Av. DAVALI : 1- ... SİG…
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1931 - 2025/2328 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1931 KARAR NO : 2025/2328 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/04/2025 NUMARASI : 2022/53 Esas, 2025/362 Karar DAVACI : 1- ... - VEKİLLERİ : Av. DAVACI : 2- ... VEKİLLERİ : Av. DAVALI : 1- ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ - VEKİLİ : Av. DAVALI : 2- ... VEKİLİ : Av. DAVA : Ölüm Sebebiyle Açılan Maddi ve Manevi Tazminat KARAR TARİHİ : 27/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/10/2025 ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.04.2025 tarih ve 2022/53 Esas, 2025/362 Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ...'nın 25/05/2018 tarihinde elektrikli bisikleti ile seyir halinde iken davalılardan ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın kendisine çarpması neticesinde 29/05/2018 tarihinde vefat ettiğini, davacıların muris ...'nın anne ve babası olduğunu, davalı adına kayıtlı olan ... plaka sayılı aracın ... Sigorta A.Ş poliçeli olduğunu, kaza sonrasında 03/08/2018 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuru yapılarak tazminat ödemesi yapmasının istenildiğini ancak anlaşma sağlanamadığını, müvekkilinin 34 yaşında ve bekar olarak vefat etmiş olup yaşanan kaza olayından önce çalışmakta ve ailesinin geçimini sağlamakta olduğunu, bu nedenle davacılar için dava değer belirlenebilir hale geldiğinde artırmak kaydı ile 1.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ettiklerini, davacılardan ... için 1.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, davacılardan ... için 1.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; olayda müvekkilinin hiçbir kusuru olmadığını, mobese görüntelerinden de açıkça görüldüğü gibi normal araçlar olup, müvekkilinin ortada olduğunu, maktülün ise ters yönden kavşağa girdiğini ve yolun en sağında durduğunu, baştan itibaren kural ihlali yaptığını, müvekkilinin yeşil ışık yanınca normal kalkışını yaptığını, müvekkilinin kesinlikle maktüle çarpmadığını, maktulün aniden sola dönüş yaparak müvekkilin aracına çarptığını, mobese görüntülerinin iyice incelenerek müvekkilin sağındaki siyah otomobil ile arkasındaki siyah kapalı kamyonetin plakalarının ve sürücülerinin tespit edilerek şahit olarak dinlenmesini, yine ilk raporu düzenleyen polis memurlarının da şahit olarak dinlenmelerini ilk tutulan raporunda da dikkate alınarak yeniden olay yerinde keşif icra edilmesini, olaydan hemen sonra maktulü tanıyan bir şahsın gelerek "bunun yine sarası tuttu herhalde bu şekilde bisiklete binmemesini söylemiştik ama yine de binmiş" diyerek maktulün sara hastası olduğunu söylediğini bu nedenlerle hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kazada sigortalı aracın sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, davacının talebine konu destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin tazminat hesabının ZMS sigortası genel şartları A.5/Ç maddesi ve ekinde yer alan hesaslara göre yapılması gerektiğini, somut olayda davacının müterafik kusurunun da dikkate alınması gerektiğini, davacının faiz taleplerinin reddinin gerektiğini anılan nedenlerle sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğundan huzurdaki davanın reddini, destekten yoksunluk tazminatı hesabının ZMS sigortası genel şartları ekinde yer alan esaslara göre yapılması gerektiğini, kusur oranlarının belirlenmesi için dosyanın kusur bilirkişisine tevdiini talep etmiştir. DAİREMİZCE VERİLEN 11/01/2022 TARİHLİ KARAR: Mahkemece öncelikle davacıların desteğinin sara/ epilepsi hastası olmasının kazanın oluşunda etkili olup olmadığı da dikkate alınarak tarafların kusur oranları bakımından rapor alınarak kusur oranı kesinleştikten sonra tazminat hususunda hesaplamanın 30.03.2020 tarihindeki verilere göre yaşın TRH 2010, hesabın PMF'ye göre yapılarak yeni bir aktüerya raporu alınarak karar verilmesi gerektiği, müteveffanın müterafik kusurunun (kasksız oluşunun) indirim sebebi olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, bu halde eksik inceleme ve araştırma yapıldığı anlaşılmakla kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, davacıların açmış olduğu maddi tazminat davasının kısmen kabülü ile; davacı ... için 17.067,27 TL, davacı ... için 28.502,21 TL olmak üzere toplam 45.569,48 TL tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden 11/08/2018, davalı ... yönünden 25/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, davacıların açmış olduğu manevi tazminat davasının kabulü ile; davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 40.000,00 TL manevi tazminatın 25/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile davalı ...'ten tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacılar vekili; gerekçeli kararda bozma öncesinde hükmedilen maddi tazminat kalemleri açısından davalıların kazanılmış hakkı olduğu gerekçesi ile harç ikmali dilekçesinin kabul görülmediğini, harç ikmali yaptıkları miktar açısından davalılar lehine yüksek miktarda karşı vekalet ücretine karar verildiğini, müvekkillerinin adil yargılanma ve hak arama hürriyetlerinin ihlal edildiğinin açıkça görüldüğünü, maddi tazminat miktarının karşı davalılarca istinaf sebebi olarak gösterilmemesi ve peşin sermaye değerinin bu süreçte artması nedeni ile hesaplanan yeni değerler üzerinden destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, kaldırmaya konu kararda yer alan maddi tazminata dair davalılarca da istinaf kanun yoluna başvurulmadığını, kararda hükmedilen vekalet ücretlerinin iki yönden hatalı olduğunu, maddi tazminat talepli açılan davalarda dava kısmen reddedildiği zaman karşı taraf vekiline hükmedilecek vekalet ücretinin davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretini geçemeyeceğini, her iki davalı için tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maddi tazminat yönünden her iki davalı yana ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu gibi hak arama hürriyetini de engeller mahiyette olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Karara karşı davalı ... vekili; müvekkilinin olayda hiçbir kusurunun olmadığını, Mobese görüntülerinden de açıkça görüldüğü gibi müvekkilinin normal şeridinde kırmızı ışıkta durduğunu, müvekkilinin solunda ve sağında normal araçlar olup müvekkilinin ortada olduğunu, maktulün ise ters yönden kavşağa girdiğini ve yolun en sağında durduğunu, baştan itibaren kural ihlali yaptığını, davacıların ihtiyati dava arkadaşı olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre ihtiyari dava arkadaşlığında reddedilen her bir talep için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, esas mahkemesi maddi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar vermesine rağmen kendi lehlerine tek bir vekalet ücretine hükmedildiğini, ceza dosyasındaki kusur raporları arasında çelişki bulunduğunu, arttırım ile ilgili zaman aşımı itirazlarının dikkate alınmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, meydana gelen ölümlü trafik kazası sonucu açılmış olan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup karar davacılar vekili davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı ... vekilinin kusur raporuna yönelik yapılan istinaf sebebi incelemesinde; Kaza tespit tutanağında davalı sürücü ...'in kural ihlalinin bulunmadığı, müteveffa sürücü ...'nın sola dönüş kuralına uymadığından asli kusurlu olduğu belirtilmiştir. Alınan trafik bilirkişisi raporunda davalı sürücü ...'in dikkatsiz ve tedbirsiz araç kullanmasından kaynaklı % 30, müteveffa sürücü ...'nın sola dönüş kuralına uymadığından % 70 oranında asli kusurlu olduğu belirtilmiştir. Dairemiz kaldırma kararı sonrasında nörolog bilirkişi tarafından alınan 28.11.2021 bilirkişi raporunda, hastanın kaza sırasında sara nöbeti geçirdiğini ispatlamadığı gibi normal yaşam süresinde sara nöbeti olsa dahi kaza anında sara nöbetinin olup olmadığının söylenmesi ve bu hususta görüş bildirilmesinin mümkün olmadığını belirttiği görülmüştür. Dairemizce verilen kaldırma kararı sonrasında alınan 11.10.2022 tarihli ATK raporunda davalı sürücünün kendisine yeşil ışık yansa da kontrollü geçip zamanında fren tedbirine başvurmadığından %15 oranında kusurlu olduğu, müteveffa sürücünün ise yeşil ışık yandığından solundan düz geçiş yapmak isteyen vasıtaların hareket durumunu dikkate almadan davalı sürücünün önüne çıkması sonucunda %85 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. İTÜ Trafik Kürsüsünden alınan 08.05.2023 tarihli heyet raporunda müteveffa ...'ın belirtilen kurallara uymadan kavşak içinde sol arkasını kontrol etmeden hatalı şekilde doğrultu değiştirdiğinden dolayı olayda %70 oranında kusurlu olduğu, davalı sürücü ...'in kavşağa yaklaşırken, dönemece girerken hızını azaltmamak, kullandığı aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumuna uymadığından %30 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece aldırılan İTÜ heyet raporunun dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu gibi raporlar arasındaki çelişkiyi giderdiği anlaşıldığından davalı ... vekilinin kusur oranın yanlış tespit edildiğine ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Yine davalı her ne kadar zamanaşımı definde bulunmuş ise de davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, kaza tarihinin 25/05/2018 olup davanın 21/10/2019 tarihinde açıldığı, belirsiz alacak davasında zamanaşımının alacağın tamamı için kesileceği, 8 yıllık zamanaşımı süresi içinde dava açılıp bedel arttırımı yapıldığı anlaşılmakla bu yöndeki istinaf da yerinde görülmemiştir. Davacılar vekilinin istinaf talebinin incelemesinde: 09.05.1960 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararında “Bir mahkemenin Yargıtay dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunmaması gerekir” kuralı benimsenmiştir. Bunun gibi bozulan kararın bozma sebepleri kapsamı dışında kalmış olan konuları artık kesinleşmiş sayılır ve kesinleşmiş olan kısımlar lehine olan taraf için usuli kazanılmış hak doğar. (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2013/12112 E. 2013/13787 K.) Taraflardan yalnız birinin temyizi halinde, Yargıtay, hükmü temyiz edenin aleyhine bozamaz (Aleyhe bozma yasağı). Bundan başka, taraflardan yalnız birinin hükmü temyiz etmesi halinde, Yargıtay'ın (temyiz eden tarafın lehine olarak) verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme de artık, temyiz eden tarafın, önceki (bozulan) karara oranla daha aleyhine olan bir hüküm veremez. Buna da "aleyhe hüküm verme yasağı" denir. Taraflardan yalnız birinin temyizi üzerine verilen bozma kararına uyan mahkemenin temyiz eden tarafın, önceki (bozulan) karara oranla daha aleyhine olan bir hüküm vermemesi ilkesi, usule ilişkin kazanılmış hak müessesesi ile de yakından ilgilidir" (Prof.Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, Cilt ;5, 2001, s; 4732 -4737) . Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 23/09/2020 tarihli 2019/1625 E, 2020/4629 K sayılı ilamında açıklandığı üzere, aleyhe bozma ve hüküm verme yasağının istinaf mahkemeleri için de geçerli olduğu ve istinaf kanun yoluna başvurularda da aleyhe bozma yasağının değerlendirmesi gerekeceği anlaşılmaktadır. Buna göre, taraflardan yalnız birinin hükmü istinaf etmesi halinde Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf eden taraf yararına olarak verdiği kaldırma kararına uyan yerel mahkeme artık istinaf eden tarafın daha aleyhine bir hüküm veremez. Aksi halde usul hükümleri ile hedef tutulan istikrar zedelenir ve mahkeme kararlarına karşı güven sarsılır. Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2017/86 E. 2017/7001 K. Yargıtay 11. HD 2024/1587 E. 2024/3160 K. Aynı Daire 2022/7612 E. 2024/1652 K.) Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK). (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2019/2884 E. 2019/8250 K.) Usuli kazanılmış hakka ilişkin bu emsal Yargıtay içtihatları ışığında yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelince; Mahkemece verilen ilk kararda davacıların maddi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile davacı ... için 17.067,27 TL, davacı ... için 28.502,21 TL olmak üzere toplam 45.569,48 TL, manevi tazminat talepleri için toplam 30.000,00 TL manevi tazminatına hükmedildiği, davacıların işbu kararı manevi tazminat ile faiz başlangıç tarihi yönünden istinaf ettiği, bu haliyle ilk kararla maddi tazminat yönünden verilen kabul edilen miktarlar yönünden davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu, bu haliyle usuli kazanılmış hak ilkesinin ve aleyhe hüküm verme yasağı ilkesinin gereği olarak ilk kararda verilen miktarlar üzerinden maddi tazminata hükmedilerek karar verilmesi gerekmekle ve mahkemece de bu şekilde karar verilmiş olmakla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Ancak reddedilen kısım yönünden davalılara ayrı ayrı ve davacılara verilenden daha fazla vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmakla hükmün düzeltilmesi gerektiğinden bu yöndeki istinaf yerinde görülmüştür. Davalı ...'in hükmolunan vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; HMK’nun “İhtiyari dava arkadaşlığı” başlıklı 57. maddesinde; birden çok kişinin kanunda sayılan hallerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabileceği düzenlenmiş, ihtiyari dava arkadaşlarının davadaki durumu” başlıklı 58. maddesinde ise ihtiyari dava arkadaşlığında, davaların birbirinden bağımsız olduğu, dava arkadaşlarından her birinin, diğerinden bağımsız olarak hareket edeceği düzenlenmiştir. Eldeki davada, davacıların maddi tazminat talepleri yönünden ihtiyari dava arkadaşlığı mevcut olup, red olunan kısım yönünden davalılar lehine vekalet ücretinin her bir dava açısından ayrı ayrı takdir edilmesi gerekir. Davalı lehine, her bir davacıdan kabul edilen tazminat miktarı üzerinden ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği halde davalı lehine tek vekalet ücretine hükmedilmiş olması hatalı görülmekle vekalet ücretlerinin yeniden hesaplanması gerektiği anlaşıldığından davalı ... vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması yerinde ise de, mahkemece ayrı ayrı vekalet ücreti alınarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacılar ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABUL - KISMEN REDDİ ile, a- 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi uyarınca düzelterek yeniden karar verilmek üzere ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.04.2025 tarih ve 2022/53 Esas, 2025/362 Karar sayılı kararının hüküm fıkrasının 4 ve 5. BENDİNİN KALDIRILMASINA, b- Hüküm fıkrasının 4. Bendinin, "5-a-)Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.067,27 TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalılara verilmesine, b-)Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 28.502,21 TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalılara verilmesine, " olarak düzeltilmesine, c-İlk derece mahkemesi kararındaki diğer hükümlerin takip eden numara ile aynen muhafazasına, İstinaf giderleri açısından; 2-Davacılar ve ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 3-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-Davalı ... tarafından yapılan 790,00 TL istinaf yargılama giderinin kabul ret oranına göre 556,65 TL'sinin davacılardan alınarak bu davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi.27.10.2025 Başkan Üye Üye Katip ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır