T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/596 Esas KARAR NO : 2025/1615 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2021/88 Esas - 2022/856 Karar TARİHİ: 25/11/2022 DAVA: Alacak (Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 09/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/596 Esas KARAR NO : 2025/1615 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2021/88 Esas - 2022/856 Karar TARİHİ: 25/11/2022 DAVA: Alacak (Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 09/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 12.07.2018 tarihinde davalı ... Bankasının Bahçelievler, Ankara Şubesinden 200.000,00 TL değerinde ticari kredi kullandığını, çekilen kredi için yıllık %26,40 aylık %2.20 faiz oranı ile 60 vade şeklinde ödeme kararlaştırıldığını, davalı banka şubesinin kullanacağı ticari kredi için davacı şirketten kullandırılacak kredi miktarı kadar - 200.000,00 TL - nakit teminat göstermesini istediğini, davacının talep edilen nakit teminatı bankaya teminat olarak yatırdığını, davacı tarafından kredi kullanımı için teminat olarak yatırılan 200.000,00TL ye davalı banka tarafından faiz ödenmediğini, davacının kredi olarak kullandığı 200.000,00TL'nin aynı şubeye vadeli mevduat hesabına yatırıldığını, yatırılan miktara yaklaşık aylık 2.000,00TL faiz getirisi ödendiğini, davacının ticari kredi olarak kullandığı 200.000,00TL için yaklaşık 4.000,00TL aylık faiz ödendiğini, davalı tarafından kullandırılan kredi şartları ve finans durumunun lehine olmadığını, davalı banka lehine haksız ve sebepsiz kazanç sağladığı düşüncesi ile davacının kullandığı kredinin kalan taksitlerini ödemek sureti ile krediyi kapattığını, davalı banka tarafından davacı şirketten erken kapama maliyeti adı altında 37.333,00 TL tahsilat yapıldığını, TBK’nun 20-25. maddelerinde de genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemelere yer verildiğini, sözleşmelerde; taraflardan birinin üstün veya avantajlı konumunu kullanarak, karşı tarafa dayattığı, karşı taraf aleyhine düzenlemeler içeren ve iyi niyet kurallarına aykırı olan bölümlerin genel işlem koşulu olarak kabul edilmesi gerektiğinin belirtildiğini, karşı tarafın menfaatine aykırı olarak genel işlem şartları düzenlendiğini, bu koşulların varlığını koruyabilmesi için karşı tarafın bu koşullar hakkında açıkça, tereddüte yer vermeyecek, şekilde bilgilendirilmiş olması ve karşı tarafın da bunları kabul etmiş olması gerektiğini, davacının cezai şart içeren genel işlem koşuluyla alakalı olarak açıkça bilgilendirilmediğini, içeriğini öğrenmesine imkan sağlanmadığını, bu hususları kabul etme durumunun söz konusu olmadığını, TBK ile öngörülen Genel İşlem Koşulları bakımından karşı tarafı aydınlatma yükümlülüğü olduğunu, tam kabul ve global kabulün açık benimseme şeklinde olduğunu buna karşılık örtülü (zımnî) benimseme ile Genel İşlem Koşullarının kabulünün kural olarak kabul edilmediğini, kanun maddeleri ve emsal Yargıtay Kararı incelendiğinde dava konusu cezai şartın hukuka aykırı olduğunu ve yazılmamış sayılması gerektiğini, davacı şirkete kullandırılan ticari kredi şartlarının, davacıdan teminat talep edilmesini, talep edilen teminata faiz ödemesi yapılmamasını, davacı şirketin kullandığı kredinin aynı banka şubesinde vadeli mevduata yatırılmasını, bu mevduata düşük oranda faiz alınmasını ve kullanılan kredi için yüksek oranda faiz ödemesini, davacı şirket tarafından kullanılan kredinin erken kapatma şartlarını oluşturduğunu, davalı bankanın davacı şirket üzerinden haksız kazanç temin ettiğini, hukuk ve kanunun şekil şartları uysa da açıkça haksız rekabet ve haksız kazanç teminini korumayacağını, bu nedenlerle erken ödeme maliyet bedeli olarak ödenen bedelin reoskont faizi ile istirdadını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı bankanın ... numaralı müşterisi olduğunu, davacı ile davalı banka arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi çerçevesinde davacının 12.07.2018 tarihinde 60 ay vadeli ve 200.000,00.-TL bedelli ticari kredi kullandığını, davacının bu kredisini ödeme planında belirlenen vadeden önce kapatmak istediğini belirttiğini, bunun üzerine, davacıya “Genel Kredi Sözleşmesince kredinin erken kapatılmasının taraflar arasındaki anlaşmaya göre bankanın onayına tabi olduğunu, sözleşme hükmünün taraflar açısından bağlayıcı olduğunu, tahsil edilen erken kapama ücretinin iadesini talep ettiğini, usul ve esasa yönelik itirazları doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi talep ettiklerini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, esasa girilmeksizin davanın yetki yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 25/11/2022 tarih ve 2021/88 Esas - 2022/856 Karar sayılı kararında;"......Tüm dosya kapsamı bilirkişi kök raporu ve ek raporu birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasında genel kredi kapsamında kullanılan ticari kredilerin erken kapatılması sırasında erken kapama ücretinin tahsiline ilişkin olduğu, Genel Kredi Sözleşmesinde erken kapama ücretine ilişkin hüküm bulunduğu (madde: 11) Genel Kredi Sözleşmesinin 11. maddesinde bu yönde bir oran bulunmadığı, Yanlar arasında kredi sözleşmesinin eki niteliğinde geri ödeme planında da bu yönde bir oran belirlenmediği, Gerek genel kredi sözleşmesinde ve gerekse geri ödeme planında bu yönde bir oran bulunmadığından bu defa Bankanın sözkonusu oranı internet sitesinde yayınlayıp yayınlamadığına bakıldığı,bankanın internet sitesinde oranın ilan edildiği, İlana göre somut olayda kredinin kalan vadesinin 24 aydan uzun olduğu ve 01.03.2021 tarihinden önce kullandırıldığı, kredi, vadesinden önce kapatılmış olup kapanan tutarın:177.114,99.-TL olduğu, Oranın %2 olduğu, 177.114,99.-TL x0,02=3.542,30.-TL alınması gereken erken kapama ücreti olduğu, alınan erken kapama ücretinin ise :37.333,00.-TL olduğu, istirdatı gereken tutarın 33.790,70.-TL olduğunun tesbit edildiği, denetlemeye ve hükme dayanak etmeye elverişli bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE 33,790,70-TL nin 29/08/2019 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,-Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıdan müvekkil bankanın tahsil etmesi gereken tutardan çok daha az bir erken kapama maliyeti tahsil edilmişken yürürlükte olmayan mevzuata dayanılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, Genel Kredi Sözleşmesi’nin 11. maddesinde erken kapamaya ilişkin hükümlerde; davacının maruz kalacağı maliyetlerin açık bir şekilde kararlaştırıldığını, kredilerin vadesinden önce kapatıldığı tarih itibariyle yapılan hesaplamaların da sözleşme hükümlerine ve müvekkil banka tarafından TCMB'ye bildirilen erken kapama komisyon bedeline ilişkin hesaplamalarla tutarlı bir şekilde gerçekleştirildiğini, tarafların mutabakatı ile bu doğrultuda davacıdan ihtirazı kayıt olmaksızın tahsilat yapıldığını, bu noktada önemli olan hususun kredi kullanandan alınacak olan ücret ve komisyonun hükümlerine ve ilgili dönemdeki Merkez Bankası bildirimlerine uygunluğu olduğunu.Erken kapama opsiyonsuz olarak kullandırılan bir kredinin erken kapatılması durumunda ortaya çıkacak olan erken kapama maliyetinin, kredinin kalan / kapanacak olan anapara tutarının bir oranı olarak formüle edilmesinin mümkün görünmediğini, bu yönü ile sabit bir oran üzerinden hesaplama yapılması yönündeki yerel mahkeme kararının kabul edilemez nitelikte olduğunu, Bir kredi pozisyonunun faiz hassasiyetinin gözlemlenmesi için öncelikle kredinin durasyonunun hesaplanması gerektiğini, durasyonun bir krediye ilişkin gelecek vadelerdeki nakit akımlarının (Ft), bu nakit akımlarının oluşacakları dönem (t) ile ağırlıklandırılmış, bugünkü değerlerinin toplamının, o pozisyonun piyasa değerine oranı olarak tanımlandığını, bir kredinin erken kapanması durumunda oluşacak banka kaybının ise erken kapama anında kredinin kalan nakit akımları kullanılarak hesaplanmış olan durasyonu kullanılarak hesaplanacağını, Davacıdan esasen alınması gerekenden de az bir erken kapama maliyeti tahsil edildiğini, ancak dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda böyle bir hesaplamaya yer verilmediğini, dava konusu kredinin kapandığı tarihte yürürlüğü bulunmayan ilan geçerlilik tarihinin dahi kontrol edilmediğini ve doğru kabul edildiğini, kararın bu yönüyle de hatalı olduğunu, Yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda birbirinden bağımsız, dava konusu krediyle ilgili olmayan / genel banka müzekkere cevaplarındaki erken kapama maliyet oranları ve kredinin kullanıldığı dönem için yürürlükte bulunmayan ilana dayalı inceleme yapıldığını, bu incelemenin açıkça hatalı olduğunu, mahkemece bankalara müzekkere yazıldığını, bankaların ise bu müzekkerelere cevaplarında dava konusu krediye ilişkin olmayan sabit bir oran bildirdiğini, bilirkişi raporunda da bu oranlar toplanıp / bölünmek sureti ile emsal oran belirlendiğini, bilirkişinin yapmış olduğu hesaplamanın tamamen farklı kavramları toplayıp bölmekten ibaret olduğunu, bankalarca bildirilen 8-2-10-0,2 gibi oranların herhangi bir kredi için herhangi bir zamanda uygulanan ve hatta somut olay özelinde tekrar değerlendirildiği ya da minimum / maksimum gibi oranların belirtildiği oranlar olduğunu, bu bildirilen oranların dava konusu kredi ile ilgili olmadığını, Erken kapama maliyetindeki emsal oran araştırmasının diğer bankaların bildirdiği oranların "aritmetik ortalamasının" alınması olarak kabul edilemeyeceğini, sorulan banka sayısına göre aritmetik ortalamanın değişeceğini, esas olanın alınan komisyon oranının diğer bankalara göre fahiş olup / olmadığını belirlemek olduğunun açık ve net olarak ortaya konulduğunu, dolayısıyla yapılaması gereken işlemin artimetik ortalama değil, müvekkil bankanın makul bir oran alıp / almadığı olduğunu, Somut kredi özelinde bir hesaplama yapılması gerektiğini, ancak kredinin kapatıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunmayan hükümlere göre yine kredinin kapatıldığı tarihte ilan edilmeyen %2'lik orana göre eksik ve açıkça hatalı bilirkişi raporunun esas alınarak hüküm kurulmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, gelen müzekkere cevaplarındaki oranların aritmetik ortalamasının alınarak fazlasının iadesi mantığı ile farazi erken kapama maliyetinin emsal araştırmasının yerine getirildiğinin kabul edilebilmesi ve kapama tarihinde yürürlükte olamayan mevzuata dayalı olarak güncel ilan edilen oranlara dayanılarak hüküm kurulmasının kabulünün mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, genel kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan kredinin erken kapanması nedeniyle fazla ödenen erken kapama ücretinin tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Taraflar arasında imzalanan GKS. İstinaden davacının12.07.29018 tarihinde 60 ay vadeli (ilk taksit: 13.08.2016, son taksit: 12.07.2023), yıllık % 26,4 akdi faizli, 200.000,00 TL. Miktarlı kredi kullandığı, sözkonusu kredi taksitlerinin ilk 12 taksiti ödenmiş, bu aşamada kredi borçlusu davacı tarafından davalı bankaya başvurarak sözkonusu kredi borcunu nakden ve defaten ödemek suretiyle kapatılması talebinde bulunmuş, davalı bankaca 29.08.2019 tarihinde 177.114,99.-TL'si anaparaya, 1,818,37.-TL “si faize, 90,92.-TL “si faizin BSMV “sine mahsup edilmek üzere toplam 179.024,28.-TL tahsil edilerek, ayrıca 35.555,24.-TL “si erken kapama komisyon bedeli,1.777,76.-TL “si BSMV olmak üzere 37.333,00.-TL ödenmek koşuluyla kredinin kapatılmasına karar verilmiş, 29.08.2019 tarihinde sözkonusu tutarlar davalı bankaya yatırılarak kredi hesabı kapatılmıştır.Davacı taraf, davalı bankaca kendisinden tahsil edilen erken kapama ücreti olan 37.333,00 TL'nin 29.08.2019 tarihinden itibaren reeskont faizi ile tahsili/ istirdatı için işbu davayı açmıştır.6098 sayılı TBK'nın 96/1. maddesinde, sözleşmenin hükümlerinden veya özelliğinden ya da durumun gereğinden tarafların aksini kastettikleri anlaşılmadıkça borçlunun, edimini sürenin sona ermesinden önce ifa edebileceği düzenlenmiş olup, erken ödemeye konu kredi borcu taksitli ticari krediden kaynaklandığından kredi sözleşmesinin özelliği gereği davalı bankanın erken ödemeyi kabul zorunluluğu bulunmaması karşısında davalı bankanın erken ödeme nedeniyle oluşacak faiz kaybı nedeniyle bir bedel karşılığı erken ödemeyi kabul etmesi bankacılık uygulamalarına uygundur. Bunun gibi 6100 sayılı TTK'nın 20. Maddesine göre de, tacir olan bankanın verdiği hizmet karşılığında ücret talep etmesi mümkündür.5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 144. maddesi ile, Bakanlar Kuruluna verilen, kredilerle ilgili olarak faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarını belirleme yetkisi 16/10/2006 tarih ve 2006/11188 Bakanlar Kurulu Kararı ile Merkez Bankasına devredilmiş, buna istinaden 09/12/2006 Tarih ve 26371 Sayılı Resmi Gazete yayımlanarak 09/12/2006 tarihinde yürürlüğe giren ve 2014/6 sayılı Tebliğ ile güncellenen Merkez Bankasının Mevduat Ve Kredi Faiz Oranları Ve Katılma Hesapları Kâr Ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı tebliğin 4/1. Maddesinde, Bankalarca, reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarının serbestçe belirleneceği düzenlenmiştir. Tebliğin 6/2. maddesine göre ise; bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan eder ve bu oranları internet sitelerinde yayımlanacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, ticari kredilerde bankalar tarafından alınacak olan masrafların hukukilik denetimi yapılırken öncelikle, taraflar arasında imzalanan ve erken ödeme halinde erken kapatma komisyonu tahsil edilebileceği düzenlemesini içeren sözleşmede oran belirtilmiş ise bu oran üzerinden hesaplama yapılmalıdır. Sözleşme ile bir oran belirlenmediğinin tespiti halinde ise,bankanın masraflara ilişkin olarak belirlediği ve ilan ettiği oranlar bulunup bulunmadığı tespit edilmeli, varsa yine bu oran üzerinden masraf tahsil edilebileceği kabul edilmeli, bu yönde ilan ve yayım yapılmamış ise tahsil edilen masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığının tespiti yönünde emsal banka uygulamalarının uyuşmazlık konusu erken kapama komisyonu kesintilerinde uyguladıkları oranlarda getirtilip alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı değerlendirilerek karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 11.HD’nin 11/10/2018 tarih 2016/12666 E-2018/6233K sayılı kararı, 25/09/2018 tarih 2017/276 E-2018/5662 Karar sayılı kararı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 15.04.2019 Tarih 2019/1303 Esas- 2019/2961 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.)Somut olayda, davalı banka TBK'nın 96.maddesi uyarınca erken kapamayı kabul etmek zorunda değil ise de erken kapamayı kabul ederek komisyon almıştır.Taraflar arasında imzalanan GKS.nin ERKEN ÖDEME başlıklı 11 Maddesinde, erken kapama komisyonuna ilişkin düzenleme yapılmış olduğu ancak kredinin erken kapatılması halinde erken kapama komisyonu alınacağı düzenlenmekle beraber ne oranda erken kapama komisyonu alınacağı açıkça belirlenmemiştir.Yine, imzalanan ödeme planının son sayfasında;'' Müşterinin ilgili kredi bakiye borcunu vadesinden önce kapatması Bankanın kabulüne bağlıdır. Kredi bakiye borcunun erken kapatılması; Genel Kredi Sözleşmesinin ilgili hükümlerine istinaden erken kapama ücreti ve vergi gibi mali yükümlülüklerin müşteri tarafından nakden ve defaten ödenmesi kaydıyla mümkündür.” Düzenlemesi uyarınca, erken kapama halinde erken kapama ücreti alınacağı belirtilmiş ise de oranı veya tutarı açıkça belirlenmemiştir.Taraflar arasında kredinin erken kapatılması halinde ne oranda erken kapama komisyonu alınacağına yönelik kredi erken kapama taahhütnamesi imzalandığına yönelik dosyaya bu yönde belge ibraz edilmediği tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen kök ve ek raporda, gerek genel kredi sözleşmesinde, gerekse geri ödeme planında ne oranda erken kapama komisyonu alınacağı açıkça belirlenmediğinden davalı bankanın sözkonusu oranı internet sitesinde yayınlanıp yayınlanmadığına bakıldığı, bankanın internet sitesinde oranın ilan edildiği, İlana göre somut olayda kredinin kalan vadesinin 24 aydan uzun olduğu ve 01.03.2021 tarihinden önce kullandırıldığı, kredi, vadesinden önce kapatılmış olup kapanan tutarın:177.114,99.-TL olduğu, Oranın: %2 olduğu, 177.114,99.-TL x0,02=3.542,30.-TL alınması gereken erken kapama ücreti olduğu, alınan erken kapama ücretinin :37.333,00.-TL. Olduğu, buna göre 33.790,70.-TL.nin fazladan alındığının tespit edildiği, söz konusu raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu anlaşılmıştır. HMK 282 maddesindeki "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemesi gözetildiğinde; Davalı vekili tarafından davanın esasına yönelik ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasındaki dilekçeleri ve bilirkişi raporuna yönelik verdiği beyan dilekçeleri ile de ileri sürüldüğü, bilirkişi kök ve ek raporlarında bu iddiaların değerlendirildiği, gerek genel kredi sözleşmesinde, gerekse geri ödeme planında ne oranda erken kapama komisyonu alınacağı açıkça belirlenmediğinden davalı bankanın söz konusu oranı internet sitesinde yayınlanıp yayınlanmadığına bakıldığı, bankanın internet sitesinde oranın ilan edildiği, İlana göre alınması gereken erken kapama ücretinin 3.542,30 TL olarak hesaplandığı halde davalı banka tarafından erken kapama ücretinin 37.333,00.-TL olarak alındığı, buna göre 33.790,70.-TL.nin fazladan alındığının tespit edildiği, Mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporunun diğer deliller ile birlikte değerlendirilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, bu minvalde davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.308,24 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 578,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.730,24 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/10/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.