T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/118 - 2026/370 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/118 KARAR NO : 2026/370 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/10/2023 NUMARASI : 2023/130 E. - 2023/288 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Tescili Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Huku…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/118 - 2026/370 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/118 KARAR NO : 2026/370 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/10/2023 NUMARASI : 2023/130 E. - 2023/288 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Tescili Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/10/2023 Tarih ve 2023/130 Esas - 2023/288 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2021/062100 sayılı ve "... ..." ibareli marka başvurusunun, davalı Vakfın "..." ibareli markalarına dayalı olarak yaptığı itirazının dava konusu YİDK kararı ile kabul edilerek, reddine karar verildiğini, oysa davalı Vakfın redde mesnet markalarını uyuşmazlık konusu 4, 39, 40 sınıf mal ve hizmetlerde kullanmadığını, taraf markalarında ortak olan “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığını, markalar arasında iltibasa neden olacak bir benzerlik bulunmadığını, anılan ibarenin müvekkilinin ticaret unvanının da yer aldığını, tarafların faaliyet alanlarının birbirinden tamamen farklı olduğunu, markaların hitap ettiği tüketici kitlesinin bilinç seviyesinin yüksek bulunduğunu ileri sürerek, YİDK'ın 2023-M-421 sayılı kararının iptali ile başvurunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, tarafların markaları arasında iltibas bulunduğunu, davacının kullanıma yönelik iddialarının bu davanın konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin tamamı bakımından, tarafların markaları arasında ayniyet bulunduğu, taraf markaları işaretleri arasında da görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik olduğu, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin ayırt edici niteliğinin bulunmadığı ve dava konusu markayı davalı markalarından farklılaşmaya yetmediği, davalı markalarında da ayırt ediciliğe katkı sağlayan başka bir unsur bulunmadığı da gözetildiğinde, taraf markaları arasındaki benzerliğin iltibasa yol açacağı, “...” ibaresi anlamlı bir kelime olsa da, dava konusu emtialar bakımından herhangi bir anlam ifade etmediği, bu nedenle ayırt edici niteliğinin bulunduğu, aynı/aynı tür olarak işaretlenen emtiaların ortalamanın üzerinde dikkat ve bilinç seviyesine sahip tüketici kitlesine hitap ettiği kabul edilse dahi, taraf markaları arasında gerek sınıfsal gerekse işaretsel olarak yüksek seviyede benzerlik bulunduğundan, tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmadığı, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunduğu, somut olayda markaların karıştırılması/ ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğundan, dava konusu YİDK kararının yerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemenin 21.09.2023 tarihli celsesinde bilirkişi heyetinde yer alan ... ile karşılıklı davalarının bulunduğundan bilirkişinin reddini talep ettiklerini mahkemece dava dosya numaralarının bildirmesi için verilen kesin sürede dava dosya numarası bildirmesine rağmen mahkemece kesin sürede bildirilmediği gerekçesiyle dilekçe ve beyanlarının yok sayılarak HMK"nın 272 maddesinin ihlal edildiğini, öte yandan dava konusu başvuru ile müvekkilinin markaları arasında iltibas da bulunmadığını, redde mesnet markaların uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlere kullanılmadığını, markalarda ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliği bulunmayan veya düşük bulunan bir ibare olduğunu, anılan ibarenin redde mesnet markalarda tali unsur olarak kullanıldığını,"..." ibaresinin müvekkilinin ticari unvanında da yer aldığını, tarafların farklı sektörlerde faaliyet gösterdiklerini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali ve başvurunun tescili istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının dava konusu "... ..." ibareli başvurusu ile davalı şirkete ait 2018/58332, 2021/030002 sayılı ve "..." asıl unsurlu markalar arasında, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira redde mesnet markaların, başvurunun tescili edilmek istendiği 4, 39 ve 40 sınıf mal ve hizmetlerde tescilli olduğu, redde mesnet markaların asli unsuru olan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak yer aldığı, anılan ibarenin uyuşmazlık konusu 4, 39 ve 40 sınıf mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliğinin düşük olduğu söylenemeyeceği gibi bir an için aksinin kabulünde dahi başvuruda yer alan "..." ibaresinin, uyuşmazlık konusu 4, 39 ve 40 sınıf mal ve hizmetlerden yönünden, başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, iltibas değerlendirmesinde markaların tescil kapsamları esas olduğundan, tarafların fiilen farklı sektörde faaliyet göstermesinin sonuca etkili olmadığı, uyuşmazlık konusu "..." ibaresinin davacının ticaret unvanında yer almasının, dava konusu başvuruya redde mesnet markalar karşısında tescil imkanı sağlamayacağı, ayrıca SMK'nın Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 29/1 maddesinde, SMK'nın 19/2 maddesinin uygulanabilmesi için başvuru sahibinin, yayıma itiraza ilişkin görüşünü sunması gereken süre içinde kullanımın ispatına ilişkin talebini açıkça ve yazılı olarak Kuruma bildirmesi gerektiği, somut olayda başvuru sahibi davacının, davalı Şirketin başvurunun ilanı üzerine karşı görüş sunmadığı, açıklanan nedenlerle davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü kullanım ispatının mahkemece incelenmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi esasen redde mesnet markaların tescil tarihi itibariyle kullanım ispatına da tabi olmadığı, diğer taraftan HMK'nın 272/3 maddesi uyarınca bilirkişinin reddi talebinin ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren en geç bir hafta içinde yapılmasının şart olduğu, somut olayda davacı vekilinin ret sebebini en geç bilirkişi raporunun kendisine tebliğ edildiği 28.07.2023 tarihte öğrenmiş sayılacağı, ancak davacı vekilinin HMK'nın 272/3 maddesinde düzenlenen 1 haftalık süreden sonra 21.09.2023 tarihinde bilirkişinin reddi isteminde bulunduğu, bu itibarla davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf itirazlarının yerinde bulunmadığı, ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararında kabul edildiği üzere iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 20/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.