T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1217 KARAR NO : 2026/29 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/03/2022 NUMARASI : 2021/758 Esas - 2022/173 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen k…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1217 KARAR NO : 2026/29 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/03/2022 NUMARASI : 2021/758 Esas - 2022/173 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, ... ve ... ürünleri ticareti yapmak üzere ... Ofisi ve İstanbul Belediyesi adi ortaklığı ile 16.08.1962 tarihinde ... adıyla kurulduğunu, müvekkili şirketin mülkiyeti kendisine ait akaryakıt istasyonunu 19.01.1983 tarihli "İşletme sözleşmesi" ile davalıya devretmiş olduğunu, 30.03.2006 tarihinde söz konusu akaryakıt istasyonuna akaryakıt satışı lisansına ek olarak ayrıca ... Bayilik lisansı alındığını, böylece istasyonu tahsis amacına aykırı ve haksız olarak ... satışı yapmak suretiyle kullanılmaya başlandığını belirterek, davalının akaryakıt istasyonunu söyleşmeyle belirlenen tahsis amacına aykırı ve haksız olarak, sözleşme dışı olacak şekilde kullanması nedeniyle 30.03.2006 tarihinden dava tarihine kadar geçeri süre için tespit edilecek ecrimisil alacağının, şu aşamada değeri tam olarak tespit edilemediğinden (tespiti halinde arttırılmak üzere) fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000,000 TL'lik kısmının 30.03.2006 tarihinden itibaren işletilecek temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; dilekçe teati aşaması tamamlanmadan ve yasal süreler beklenmeden ön inceleme duruşma günü verildiğini, ön inceleme duruşmasında da tahkikat aşamasına geçilmesi ve tahkikat duruşma gününün müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini ve aynı celsede keşif kararı verildiğini, taraflar arasında geçerli bir kira sözleşmesinin bulunduğunu ve davacı yanın kira bedellerini düzenli olarak müvekkili şirketten tahsil etmesi sebebi ile haksız işgal durumunun varlığından söz edilemeyeceğinden işbu davanın doğrudan reddinin gerektiğini, davacının aynı neden ve gerekçelerle istanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/108 esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket hakkında açılmış olan alacak davası mevcut olduğundan davanın derdestlik nedeni ile reddine karar verilmesini, aksi durumda bu iki davanın birleştirilmesine karar verilmesini, davacının geriye dönük 5 yıl öncesine ilişkin taleplerinin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, davacının dayanak aldığı taraflar arasındaki 19.01.1983 tarihli sözleşmenin hukuki anlamda bir işletme sözleşmesi olmadığını, bir kira sözleşmesi olduğunu, geçerli bir kira akdi karşısında ecrimisil talebinin dinlenemeyeceğini, ortada geçerli bir kira sözleşmesi bulunduğundan davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, taraflar arasında İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/108 esas sayılı dosyası ile aynı konuda daha önce açılmış ve halen derdest olan bir dava bulunduğundan davanın derdestlik sebebiyle de reddi gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/48 Esas. 2018/289 Karar ve 19.06.2018 tarihli kararı davanın reddine dair karar, mahkemenin görevsiz olduğu gerekçesiyle kaldırılıp dosya görevli asliye ticaret mahkemesine gönderilmiş, istinaf incelemesine konu karar, görevli ilk derece mahkemesince verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... davacının sahibi olduğu taşınmaz üzerine aralarında düzenlenen akaryakıt türevleri ile ilgili ticari işlem yapılması niteliğindeki sözleşme ve ek protokol kapsamında davalı yanın işletmekte olduğu ... istasyonunda işletme için zorunlu olan pompalar, depolama tankı, idare binası gibi satışla ilgili zorunlu unsurların mevcut olduğu, kiralama sırasında ... ile ilgili taraflar arasında açık bir belirleme sözleşmede mevcut değil ise de, ... işleminin akaryakıtın özel bir türü olduğu, sözleşmeye alınmayacak nitelikte bir işlem olmadığı gibi ... ile ilgili avandanlık diye tabir edilen tesisat, pompa ve depolama tankının davacının parseline konulmadığı, aynı ada da bulunan 2 parsel üzerine konumlandırıldığı, dolayısıyla bu unsurlar yönünden davacı şirketin haksız işgal tazminatı talep edemeyeceği gibi faaliyet sözleşme kapsamında değerlendirilen ancak başka bir taşınmaz üzerine inşa edilen ... unsurları ile ilgili özellikle satış bedelinin kredi kartı veya benzeri bir belge ile ödenmesi halinde tahsilat işlerinin davalının davacı taşınmazın üzerinde bulunan idare binasında ödenmesi işleminin ise, sözleşmeye aykırılık oluşturmayacağı ..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkili şirkete ait ... Beyoğlu İstanbul adresindeki akaryakıt servis istasyonun işletmesinin 19.01.1983 tarihli işletme sözleşmesi ile davalıya verildiğini, benzin istasyonunun tesisat ve demirbaşları ile malzemeyi ihtiva eden akaryakıt satış ve servis istasyonunun tüm müştemilatı ile birlikte işletilmesini kapsadığını, davalının sözleşme tarihinden 30.03.2006 tarihine kadar akaryakıt servis istasyonu ile işletilen işletmede akaryakıt lisansına ek olarak ... bayilik lisansı alındığını, müvekkili şirketin onayı alınmadan işletme sözleşmesine aykırı olarak ... satışı yapılması nedeniyle Yargıtay İçtihatları kabulünce haksız işgal koşullarının meydana geldiğini bu nedenle haksız işgalden kaynaklı olarak müvekkili şirketin ecrimisil talebinde bulunmasının hasıl olduğunu, asliye hukuk mahkemesine açılan davanın bilirkişi raporu neticesinde reddine karar verildiğini, istinaf incelenmesi sonucunda asliye ticaret mahkemesinin görevli olacağının tespit edildiğini ve kararın kaldırıldığını, görevli mahkemece esas hakkında inceleme yapılmayıp görevsiz mahkemenin kararının tekrar edildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, görevsiz mahkeme tarafından eksik inceleme ile tanzim edilmiş bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, uyuşmazlık konusuna ilişkin olarak alacağın tespit edilmesi adına talep edilen bilirkişi raporunun eksik ve hukuka aykırı tespit edildiğini, sözleşmenin tahsis amacına aykırılığın tespitine ilişkin inceleme yapılmadığını, bilirkişinin uzmanlık alanının makine mühendisliği olması nedeniyle uyuşmazlığı çözebilecek yetkinliğe sahip olmadığını, akaryakıt ve ... sektörüne dair yapılan yorumların taraflarınca ve hukuken kabulünün mümkün olmadığını, raporda müvekkili şirket beyanlarının dikkate alınmadığını, işletme sözleşmesinin unsurları ve yapılış amacının dikkate alınmadığını, bilirkişinin taraflar arasındaki sözleşmenin hukuki değerlendirmesini yapmasının mümkün olmadığını, uyuşmazlık konusunda ... pompasını parsel içerisinde bulunmaması nedeniyle ecrimisil alacağı bulunmadığı tespit edilse de sözleşme kapsamında ... pompasının akaryakıt istasyonunun işletilmesi kapsamında bulunmadığının açık ve net olduğunu, istasyonun akaryakıt satışı yapılmak suretiyle işletilmesi için davalı tarafa tahsis edildiğinin belirtildiğini, bilirkişinin ise ticaret amacıyla gayrimenkulün kiralandığını iddia etmesi başta olmak üzere taraflar arasındaki sözleşmeye ve sonrasında ise hukuki nitelendirme olması nedeniyle kanuna aykırılık teşkil ettiğini, taraflar arasındaki işletme sözleşmesinde alınacak aylık işletme bedelinin nasıl belirleneceğine dair 1994 ve 2003 yılında yapılan ek protokoller ile aylık işletme bedelinin ne olacağına karar verildiğini, akaryakıtın TL ye çevrilmesinde de süper benzin - normal benzin ve motorin pompa satış fiyatları üzerinden hesaplanarak yapılacağının ifade edildiğini, taraf iradelerinin bu yönde olduğunun ortada bulunduğunu, davalı şirketin ... satış lisansı aldığından bahsedildiğini, akaryakıt bayilik lisansına dayanarak müvekkili istasyonunda akaryakıt satışı yapan davalının ... satışı yapabilmesinin ayrıca ... bayilik lisansı almasının gerektiğini, akaryakıt tanımına ...'nin girmediğini, dava konusu istasyona ilişkin olarak sözleşmenin 19.01.2017 tarihinde sona erdiğini, tahliye için sulh hukuk mahkemesine dava açıldığını, kararın kesinleştiğini, rapora itirazlarının mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, gerekçeli kararın içeriğine ilişkin mahkemenin araştırma yapmadığını, gerekçeli kararda ecrimisil talebinin koşullarına ilişkin içtihatı birleştirme kararının dayanak gösterildiğini, davalı eyleminin haksız olup olmadığına ilişkin bir araştırma yapılmadığını, görevli mahkemece herhangi bir inceleme yapılmadığını, kararın görevsizlik kararı veren mahkemenin kararının kopyası olduğunu, gerekçeli karar olarak kabulünün mümkün olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, işletmesi sözleşme ile devredilen akaryakıt istasyonunun sözleşmeye aykırı kullanılması nedeniyle ecrimisil alacağının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusundabulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, işletme sözleşmesinin ve protokollerin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının işletme sözleşmesi kapsamında davalıdan ecrimisil talep edip edemeyeceği, görevsiz mahkemece alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınması ile yapılan inceleme ve araştırma sonucunda verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından; taraflar arasında 19.01.1983 tarihinde işletme sözleşmesi olarak sözleşmenin imzalandığı, sözleşmede işletmecinin davalı şirket olduğu, sözleşme konusunun... şirkete ait ... Benzin İstasyonunun tesisat ve demirbaşları ile malzemeyi ihtiva eden akaryakıt satış ve servis istasyonunu müştemilatı ile birlikte işletmeci tarafından işletilmesi şeklinde belirlendiği, üç yıl olarak düzenlenen sözleşmenin 5.maddesinde; işletmecinin tesisleri teslim tarihindeki durumu ile işletmeyi kabul ve taahhüt edeceği, işletmecinin teslim tarihinden sonra vuku bulacak tadil, ilave malzeme tahsisi gibi taleplerinin şirket yerine getirip getirmemekte serbest olduğu, işletmecinin istasyondaki mevcut malzemeler dışında işletme malzemesi talebi veya mevcutlarının değiştirilmesinin ofisin yürürlükteki malzeme tahsis yönetmeliğine uygun şekilde değerlendirileceği hususlarına yer verildiği, taraflar arasında 01.08.1994 tarihinde protokol imzalandığı, protokolün amacının 2.maddede; akaryakıt servis istasyonu için davalı şirketin ödemeyi taahhüt ettiği aylık kullanım bedeli miktarının belirlenmesi olduğu, 3.maddede; aylık kullanım bedeli olarak KDV hariç 26.000 lt akaryakıtın TL karşılığını ödemeyi taahhüt ettiği şeklinde belirtildiği, akaryakıtın TL'ye çevrilmesinin ise 4.maddede açıklandığı, açıklamada akaryakıt ürünleri olarak süper benzin, normal benzin, motorine yer verildiği, 6.maddede; protokolün hiçbir şekilde kira sözleşmesi mahiyetinde olmadığının belirtildiği, 03.02.2003 tarihli önceki protokole ek protokol düzenlendiği, kullanım bedellerinin tespit edildiği, ayrıca tarafların Beyoğlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/407 Esas sayılı dosyasından feragat etmiş olduğuna yer verildiği, davacı şirket tarafından Beyoğlu 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1995/418 Esas, 1995/601 Karar sayılı dosyasında meni müdahale ve ecrimisil istemli dava açtığı, mahkemenin 17.10.1995 tarihli kararı ile davanın reddine dair hüküm tesis edildiği, gerekçede taraflar arasındaki sözleşmede yapılan bu sözleşmenin kira sözleşmesi olmadığı hususunun belirtilmiş olmasının hukuki ve fiili tespiti değiştirmeyeceği, mahkemelerin tarafların anlaşmalarına dayalı sözcüklere göre değil dosya kapsamındaki çıkarılan sonuca göre sözleşmenin hukuki yapısını değerlendirmek durumunda olduğu, dava konusu yerinde belirtildiği gibi 6570 sayılı Kanun kapsamına giren bir yer olduğu, sözleşmenin bu kanun kapsamında bir kira sözleşmesi olduğunun belirtildiği, davalının kira ödemesi nedeniyle ecrimisil talebinin reddine karar verildiği, davalı şirketin 30.03.2006 tarihinde ... satışına başladığı, davacının iş bu davayı davalının işletme sözleşmesine aykırı olarak ... satışı yapmış olması nedeniyle ecrimisil iddiasına dayalı tazminat istemi olarak açtığı, işletmenin bulunduğu 21 nolu parselin davacı şirkete ait olduğu, davacı vekilinin kabulüne göre taraflar arasındaki sözleşmenin 19.01.2017 tarihinde sona erdiği, sözleşmenin sona ermesinden kısa süre sonra iş bu davanın açıldığı, tahliye istemine ilişkin İstanbul 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/126 Esas sayılı dosyası ile açılan dava sonucunda tahliye kararı verildiği ve kararın kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibrazı ile birlikte ,görevsiz olduğu kararı verilen asliye hukuk mahkemesi marifeti ile mahallinde keşif yapılarak bilirkişi raporu alınmıştır.15.06.2017 tarihli bilirkişi heyet raporunda; keşif sırasında yapılan incelemede dava konusu akaryakıt satış servis istasyonu olan taşınmazın ... Beyoğlu İstanbul adresinde olduğu, taşınmaz üzerinde akaryakıt istasyonuna ait bir bina ve önünde çeşitli benzin ve motorin pompalarının bulunduğu ve halen çalışır vaziyette olduğunun görüldüğü, dava konusu olan kullanım bedeli istenilen ... satışı yapılan pompanın ise benzin pompalarının bulunduğu tapu kaydındaki 70 ada 21 parsel üzerinde olmayıp, mülkiyeti davacıya ait olmayıp 70 ada 2 parselde kısmen ve yola terk edilen kısımda bulunduğunun tespit edildiği, dava konusu olan ve üzerine ... pompası konulan 70 ada 2 parselin davacıya ait olmadığından ecrimisil hesabının yapılmaması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca Kadastro bilirkişisi tarafından dava konusu parsellere ait krokili ve açıklamalı şekilde dosyaya rapor ibraz edilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; raporun özensiz ve alelade şekilde hazırlandığını, akaryakıt ve ... sektörüne dair yorumların hukuken kabulünün mümkün olmadığını, hukuki değerlendirmede bulunulamayacağını, istasyonun akaryakıt süper benzin - normal benzin - motorin satışı yapılmak suretiyle işletilmesi için davalı tarafa tahsis edildiğinin sözleşmede belirtildiğini, sözleşme kapsamında işletilmek üzere davalıya tahsis edildiği hususunun tartışmasız olduğunu belirterek, itirazları çerçevesinde akaryakıt ve ... alanlarında uzman yeni bir bilirkişi veya bilirkişi heyeti görevlendirerek yeniden rapor alınmasını talep etmiştir. Mahkemece, asliye hukuk mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporu ile yetinilerek davanın reddine karar verilmiştir. Görevli mahkeme tarafından, tarafların talepleri ve yapılan işlemler değerlendirilerek ve ayrıca görevsiz mahkemece alınan rapor incelenmek suretiyle yukarıda yer verilen şekilde davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir. Davacının talebi ecrimisil istemine ilişkindir. Bu nedenle görevsiz mahkemede alınan bilirkişi raporunun, dosya kapsamına uygun, yeterli ve gerekçeli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Her ne kadar ve kural olarak görevsiz mahkeme tarafından yapılmış olan usul işlemleri görevli mahkemeyi bağlamaz ise de görevli mahkemece, görevsiz mahkemenin yapmış olduğu işlemleri tekrarlanması için bir neden yoksa, bunları kararına esas alabilir. Bu nedenle görevsiz mahkemece alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 683. maddesi uyarınca bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir. Ecrimisil ise gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere, hak sahibinin kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira bedeli, en fazlası mahrum kalınan gelir kaybı karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Nitekim TMK'nın 995. maddesinin 1. fıkrasında, iyi niyetli olmayan zilyedin geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorunda olduğu hüküm altına alınmıştır. Haksız işgal, haksız eylem niteliğinde olup, bu durumda ecrimisilin tahsili için genel mahkemelerde genel hükümlere göre dava açılabileceğinde kuşku bulunmamaktadır. Görüleceği üzere ecrimisil talep edilebilmesi için, bir malın hak sahibinin izni ve rızası dışında kötü niyetli olarak işgali ve kullanımı gerekir (Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2020/242 Esas, 2020/712 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, ecrimisil talebine konu edilen ... tankının, ilgili tesisatın işletme sözleşmesine konu olan 21 parselde olmayıp 2 parselde olduğu tespit edilmiştir. Üçüncü kişilerin taşınmazları üzerinde gerçekleştirilen tasarruf nedeniyle davacı tarafından ecrimisil talebinde bulunulması yasal düzenlemeye uygun olmayacağından, davanın reddine dair verilen ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı tarafın ileri sürmüş olduğu iddialar sözleşmenin ihlaline yönelik olup, somut olayda ecrimisil talebinde dikkate alınacak iddialar olarak değerlendirilmemiştir. Davacıya ait olan sözleşme konusu yer davalı taraça haksız şekilde ihlal edilmemiş ve aksi de ispat edilmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 15.01.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.