T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/171 - 2026/377 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/171 KARAR NO : 2026/377 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/10/2023 NUMARASI : 2023/24 E. - 2023/418 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/171 - 2026/377 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/171 KARAR NO : 2026/377 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/10/2023 NUMARASI : 2023/24 E. - 2023/418 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/10/2023 tarih ve 2023/24 E. - 2023/418 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin tanınmış “...” markasının sahibi olduğunu, davalı şirketin 2021/139418 sayılı “...” ibareli marka başvurusuna, müvekkili şirkete ait T/02525 ve 2020 26453 sayılı markalar gerekçe gösterilerek 6769 sayılı SMK’nın 6/1, 6/5 ve 6/9. maddeleri uyarınca itiraz edildiğini, itirazlarının nihai olarak 2022-M-15471 sayılı YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa kararın hatalı olduğunu, itiraz dilekçesine ek olarak dava konusu markanın SMK’nın 6/3. maddesi uyarınca da reddi gerektiğini, dava konusu markanın müvekkilinin markasıyla birebir aynı sınıflarda aynı mal ve hizmetler için tescil edilmek istendiğini, dava konusu markadaki malların müvekkilinin markasının kapsamındaki mallar arasında yer aldığını, taraf markalarının birbirinin serisi olarak algılanabileceğini, dava konusu markanın müvekkilinin markası ile aynı harfleri içerdiğini, davalının yayına itiraza karşı görüşlerinin çelişkili bulunduğunu, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu, davalı şirketin aynı mal ve hizmetler için tescilli “...” ibareli markası varken dava konusu markayı tescil ettirmek isteğinin “...” ibaresini tescil amacı taşıdığını, müvekkilinin önceye dayalı kullanımı ve kazanılmış hakkı bulunduğunu, davalının kazanılmış hak iddiasının hatalı olduğunu ileri sürerek YİDK’nın 2022-M-15471 sayılı kararının iptaline, 2021/139418 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, taraf markalarının benzer olmadıklarını, ilgili tüketicilerin markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayacağını, başvuru markasının davacıya ait seri marka olarak algılanmasının söz konusu olmadığını, taraf markalarının ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmadığını, davacının SMK'nın 6/5. maddesine dayalı iddialarını ispatlayacak delil sunmadığını, başvurunun kötüniyetle yapıldığı yönündeki iddianın da somut delillerle ispatlanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, müvekkili şirketin dava konusu “...” ibaresi ile seri marka yaratma amacı taşıdığını, daha önce 2019/54265 sayılı “...” ibareli, 2019/95644 sayılı “...” ibareli ve 29, 30, 35. sınıflarda tescilli markaları bulunduğunu, müvekkili şirketin markalarını tescil edildikleri tüm sınıflarda kesintisiz ve fasılasız olarak kullandığını, toplum nezdinde “...” ibareli markaların müvekkili şirket kullanımları sayesinde ayırt edici nitelik kazandığını, dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, “...” ibaresinin markada tali unsur olarak kullanıldığını, davacının itiraza mesnet markasının esas unsurunun ise “...” ibaresi olduğunu, müvekkili şirketin “...” ibaresi yönünden müktesep hakkı bulunduğunu, davacı şirketin müktesep hak olarak ileri sürdüğü markaların hiçbirinin “... ...” ibaresini taşımadığını ve “...” esas unsurunu tek başına ihtiva eden markası bulunmadığını, “...” kelimesinin ayırt edici niteliğe sahip olmadığını, davacının itiraza mesnet markalarının tanınmış olduğu iddiasını ispatlayacak herhangi bir delil sunulmadığını, davacının kötüniyet iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm emtia bakımından taraf markaları arasında “emtianın aynı veya benzer olması” şartının sağlandığı, davaya konu marka başvurusunun standart bir yazı karakteri ile siyah renkle yazılmış, bir kelime markası olup, “...” ibaresinden oluştuğu, “...” ibaresinin, İngilizce “bitki” anlamı taşıdığı, "...” kelimesinin de “...” ibaresinden türetildiği, “...” ibaresinin de İngilizce bir kelime olup, “yetki, güç, kuvvet, enerji” anlamı taşıdığı, dava konusu marka başvurusunun, bir bütün olarak “...” ibaresinden oluştuğu, markanın esas unsurunun bir bütün olarak “...” ibaresi tarafından oluşturulduğu, davacıya ait markanın ise, “... ...” ibaresinden oluşmakta olup, “...” ibaresinin, davacının aynı zamanda ticaret unvanının ayırt edici unsuru ve tanınmış markası olduğu, davacıya ait markada yer alan “...” ibaresinin, davacının çatı/şemsiye markası olduğu değerlendirmesi yapıldığında, davacıya ait markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu değerlendirmesi yapılabileceği, davacıya ait markanın esas unsurunu oluşturan “...” ibaresi iken, dava konusu marka bir bütün olarak “...” ibaresinden oluştuğu, bu kelimenin “bitki gücü/kuvveti, bitkisel güç, bitkiden gelen güç” algısı yarattığı, “...” kelimesinin genel olarak ayırt ediciliğinin düşük bir ibare olduğu, davanın konusunu oluşturan “...” ibaresi ile davacıya ait “...” markası arasında kavramsal bir benzerlik bulunmadığı, “...” ibaresinin varlığı ile markanın “...” kelimesinin anlamından uzaklaştığı, dava konusu markada “...” kelimesinin ön plana çıkarılmadığı, karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davacının gerçek hak sahipliği iddiasının ispatlanamadığı, dosya kapsamında, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan “...” ibaresinin tanınmış olduğunu gösterir herhangi bir bilgi/belge bulunmadığı, davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece dosya yeterli incelenmeksizin ve gerekli araştırma yapılmaksızın sadece bilirkişi raporu doğrultusunda ve de bu rapora itirazlarımıza rağmen verilen karar haksız ve hukuka aykırı karar verildiğini, markalar arasında karıştırılma olasılığının bulunduğunu, müvekkilinin sahip olduğu tanınmışlığın da markaların daha fazla karıştırılmasına neden olacağını, Türkiye'de önceki kullanıma ilişkin bir belge bulunmaması sebebiyle gerçek hak sahipliği iddiamızın kanıtlanamadığı kanaatine varılmasının dosyanın yeterli incelenmediğini gösterdiğini, müvekkiline ait markaların tanınmışlığının sabit olduğunu ve dava konusu marka başvurusunun açıkça kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet "... ..." ibareli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira taraf markalarında bulunan esas unsurların birbirinden farklı olduğu, markalarda ortak olarak bulunan “...” ibaresinin de İngilizce bir kelime olup, “yetki, güç, kuvvet, enerji” anlamı taşıdığı, taşıdığı anlam itibariyle kapsamdan bağımsız olarak ayırt ediciliğinin zayıf olduğu, ayrıca dava konusu markanın bir bütün olarak “...” ibaresinden oluştuğu ve “bitki gücü/kuvveti, bitkisel güç, bitkiden gelen güç” algısı yarattığı, dava konusu markada “...” kelimesinin ön plana çıkarılmadığı, somut olay için emsal olabilecek nitelikte bulunan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/6612 E., 2025/4301 K. sayılı ilamında da "... ..." ve "... ..." ibareli markaların birbiri ile karıştırılma tehlikesine yol açmayacağının kabul edildiği, öte yandan SMK'nın 6/3. maddesi anlamında davacı şirketin Türkiye’de önceki tarihli, markasal ve ciddi kullanımını ispatlar nitelikte delil sunmadığı, davacıya ait “...” markasının tanınmışlığının “...” ibaresine sirayet etmeyeceği gibi sunulan belgelerin “...” ibresinin tanınmışlığını ispatlamaya yeter nitelikte olmadığı, davalı şirketin kötüniyetle başvuru yaptığının kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.