T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/538 - 2026/579 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/538 KARAR NO : 2026/579 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/10/2023 NUMARASI : 2022/500 E. - 2023/406 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/538 - 2026/579 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/538 KARAR NO : 2026/579 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/10/2023 NUMARASI : 2022/500 E. - 2023/406 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/10/2023 Tarih ve 2022/500 Esas - 2023/406 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin "..." asli unsurlu seri markalarının bulunduğunu, davalının 2021/041277 sayılı 28.sınıf emtiaları içeren "...?" ibareli marka başvurusu ile müvekkilin önceki tescilli markaları arasında ayniyet derecesinde benzerlik söz konusu olduğunu, bu nedenle davalının marka başvurusuna karşı itirazlarının Türkpatent YİDK kararı ile nihai olarak reddedilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, dava konusu markanın müvekkilinin seri markalarından biri izlenimi yarattığını, markaların arasında sınıfsal benzerlik şartının da gerçekleştiğini, SMK'nın 6/1.maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin doğabileceğini, dava konusu başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, 2022-M-14239 sayılı YİDK kararının iptali ile 2021/041277 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, markalar arasında SMK m. 6/1 koşullarının mevcut olmadığını, “...” ve “...” markasında ortak olan “bu” kelimesinin ayırt edici olmadığını, başvurunun "bu" ibaresinden oluşmadığını, benzerlik değerlendirmesinde markanın bir bütün olarak ele alınmasının gerektiğini, markalar arasında işitsel, kavramsal, görsel benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının "şekil+...?" ibareli marka başvurusu ile davacının 2010/14871,2016/10520,2013/72978,2020/32758, 2015/44245 sayılı "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, bu markalar arasında arasında emtia benzerliğinin de oluştuğu, bu açıdan SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşullarının gerçekleştiği, dava konusu başvurunun kötüniyetli olarak yapıldığı kanıtlanmasa da markalar arasında iltibas bulunduğundan bu iddianın sonuca etkili görülmediği gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu Türk Patentin 2022-M-14239 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2021/041277 sayılı marka tescilli olduğundan hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu "...?" ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli markası arasında bir bütün olarak karıştırılmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, markanın bir kısmı dikkate alınarak benzerlik değerlendirmesi yapılmasının ve diğer unsurların ihmal edilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dosya kapsamında düzenlenen usul ve yasaya uygun bilirkişi raporuna rağmen mahkemece aksi yönde karar verildiğini, taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, seri marka algısının söz konusu olmadığını, markaların bütünsel olarak ele alınmasının gerektiğini, markanın içerisindeki unsurlardan birine bakılıp diğer unsurlar ihmal edilerek ayırt edicilik bulunmadığına hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı şirketin 12/03/2021 tarihinde 2021/041277 sayılı "...?" markasının 28.sınıf mallarda tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının markaların benzer olmadığı gerekçesiyle Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, bu karara yönelik davacı itirazının da aynı gerekçelerle dava konusu 2022-M-14239 sayılı YİDK kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacı tarafa 30/10/2022 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 22/12/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğu, kötüniyet iddiasının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı yalnız davalılar tarafından istinaf yoluna başvurulduğu gözetildiğinde, istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru sarı ve mor renklerle yazılmış "..." ibaresi ve sonunda soru işaretinden oluşturulmuş, gerçek anlamından uzaklaşmayan bütünsel bir algı yaratmaktadır. Davacının markalarının asli unsuru ise "..." ibaresinden oluşmaktadır. Her ne kadar mahkemece tarafların marka işaretleri arasında iltibasa neden olacak düzeyde benzerlik olduğu kabul edilmişse de, benzerlik değerlendirmesinin markanın bütünü esas alınarak yapılmasının gerektiği, taraf markalarında "BU" ibaresi ortak olarak bulunuyorsa da bu ibarenin dava konusu başvuruda öne çıkarılmadığı, davacı markalarına yanaşmanın söz konusu olmadığı ve "...?" soru cümlesinin gerçek anlamı ile algılandığı, buna göre dava konusu başvuruda davacının "..." ibareli özgün markalarına nazaran yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı kanaatine varılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü doğru görülmemiştir. Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir. Bu durumda, mahkemece dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 25/10/2023 gün ve 2022/500 Esas - 2023/406 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 80,70-TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Davalı şirket tarafından istinaf kanun yoluna başvuru harcı olarak yatırılan 2.002,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 7-Davalı kurum tarafından istinaf kanun yoluna başvuru harcı olarak yatırılan 738,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davalı şirket tarafından peşin olarak yatırılan 1.007,85-TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talep halinde davalı şirkete iadesine, 10-Davalı kurum tarafından peşin olarak yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talep halinde davalı kuruma iadesine, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.