T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/286 KARAR NO : 2026/156 DAVA : Alacak (Munzam Zarar) DAVA TARİHİ : 13/05/2024 KARAR TARİHİ : 06/03/2026 GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA VE İSTEM : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında imzalanan kurumsal satış sözleşmesinin davalı tarafından tek taraflı olarak feshedilmesi sonrasında davalı şirket aleyhine, sözleşmenin haksız feshi ve davalı şirkette belirsiz olan alacakları için ...…
T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/286 KARAR NO : 2026/156 DAVA : Alacak (Munzam Zarar) DAVA TARİHİ : 13/05/2024 KARAR TARİHİ : 06/03/2026 GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA VE İSTEM : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında imzalanan kurumsal satış sözleşmesinin davalı tarafından tek taraflı olarak feshedilmesi sonrasında davalı şirket aleyhine, sözleşmenin haksız feshi ve davalı şirkette belirsiz olan alacakları için ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası ile dava ikame ettiklerini, işbu davanın istinaf ve temyiz aşamalardan geçerek kesinleştiğini, ancak 2014 yılında açılan dava sonucunda verilen kararın 2023 yılında kesinleştiğini ve verilen karar gereği 259.821,63 TL.'nin dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsiline hükmedildiğini, bahsi geçen dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesin 14.Hukuk Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile yapılan istinaf incelemesinde, müvekkilin alacağının ilk dava tarihi itibari ile 713.147,40 TL olduğunun tespit edildiğini, istinaf aşamasında ıslah hakları olmadığından bakiye bedel için İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...esas sayılı dosyası için dava açtıklarını, anılan davada da 03.05.2024 tarihinde lehlerine karar verildiğini, müvekkilinin aslında 713.147,40 TL olan alacağını zamanında alamadığı için uğramış olduğu bir zararın söz konusu olduğunu, ancak henüz kendilerine fiili ödeme yapılmadığından bakiye miktar ile ilgili net bir zarar hesaplaması yapılamadığını, sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshi ve hak edişlerinin de zamanında ödenmemesi nedeniyle de zarara uğradığını, 9 yıllık yargılama sonucunda müvekkilinin haklı olduğunun ortaya çıktığını ve 259.821,63 TL'nin müvekkiline ödenmesine karar verildiğini, uygulanan ticari faiz oranları ile birlikte müvekkiline 259.821, 63 TL ana para ve 294.605,70 TL işlemiş faiz tutarında ödeme yapıldığını, ancak faiz ile ödenen bedelin müvekkilinin zararını karşılamadığını, ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...esas sayılı dosyası ile müvekkilinin davalı şirketten 453.325,41 TL daha alacaklı olduğuna karar verildiğini ancak karar henüz kesinleşmediğinden, söz konusu bedele ilişkin munzam zarar davası haklarını saklı tuttuklarını, davalı şirketin, haksız olduğunu bile bile müvekkilinin alacağını ödemeyerek 9 yıl boyunca, ödemesi gereken bedeli ticari hayatta yahut çeşitli yatırım araçları ile değerlendirdiğini ve haksız ve sebepsiz olarak zenginleştiğini beyanla müvekkilin uğradığı zararın belirsiz olması nedeniyle H.M.K. m. 107 gereği şimdilik 10.000,00 TL'lik zararın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tazminine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı tarafından süresi içerisinde cevap dilekçesinin sunulmadığı ve davalı vekili tarafından sunulan beyan dilekçesinde özetle; Davacı tarafın talep ettiği aşkın zararın varlığı için borçlunun kusurlu olması gerektiğini, temerrüde düşen borçlu, bu sonucu bilmiş ve istemiş olursa ancak borçlunun kastından bahsedilebileceğini, ancak müvekkilinin herhangi bir kusuru olmadığını, sözleşme hükümleri çerçevesinde fesih işlemi gerçekleştirdiğinden kanunun kendisine vermiş olduğu yasal hakları kullandığını ve yapılan yargılama sonucu ödenmesine karar verilen tutarı da vaktinde ödediğini, müvekkili şirketin hak arama özgürlüğünden yararlanmasının kusur olarak değerlendirilmesinin hak arama özgürlüğünün kısıtlandırılması anlamına geleceğini, davacının 2012 yılında 323 adet sahtecilik işlemi gerçekleştirdiğini, davacı hakkında yapılan şikayetler sonrasında müvekkili şirketin farklı farklı dosyalar üzerinden gelen suç duyuları kapsamında davacının sahtecilik faaliyetlerinden haberdar olduğunu, bu durumun davacı ile müvekkili şirketin sözleşmesinin sona edilmesinden sonra da devam ettiğini, bu sebeple davacıya müvekkili şirket tarafından .... 22. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye sayılı ihtanamesi gönderilerek, sözleşmeye aykırı durum ve sözleşme maddeleri nedeni ile davalının son kez uyarıldığını, söz konusu eylemlerini sona erdirmesinin talep edildiğini, aksi halde sözleşmenin tek taraflı olarak feshedileceğinin ihtar edildiğini, devam eden eylemler nedeniyle de sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğini belirterek ; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Dosyada delil olarak; dava dilekçesi ve ekleri, cevap dilekçesi ve ekleri, akdedilen sözleşme, ... 13.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas ve ... esas sayılı dosyaları Uyap mündericatı, arabuluculuk tutanağı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.... Taraf delilleri toplanmış, dava konusu kurumsal satış sözleşmesi ve ekleri, ihtarnameler, ... 13.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı dosya Uyap kayıtları ve sair diğer kayıt ve belgeler celp edilmiş, Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi ...'ndan alınan 10/1/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Bu hesaplamalara göre, Ekonomik veriler doğrultusunda, fiili ödeme tarihi olan 24.05.2024 itibariyle alacağın değeri 2.220.014,48 TL. olarak hesaplanmıştır. Bu bedelden, hesaplamaya konu dönem için davacı tarafından tahsil edilmiş olan temerrüt faizinin mahsubu suretiyle, davacının munzam zararı bulunacaktır; Davacı tarafından, davalı aleyhine başlatılan, ... 7.İcra Dairesi'nin ....E. sayılı dosyasında; takip tarihine kadar talep edilen işlemiş faiz 294.605,70 TL., tahsilat tarihinden bir gün önce yapılan 23.05.2023 tarihli kapak hesabında belirtilen takip sonrası faiz tutarı ise 108.023,16 TL. olmak üzere toplam 402.628,86 TL.'dir. Bu tutarın mahsubu neticesinde 2.220.014,48 TL. - 402.628,86 TL. Hesaplanmıştır. .817.385,62 TL. munzam zarar" şeklinde raporun ibraz edildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından 06/02/2026 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile; Dava konusu uyuşmazlık değerinin arttırılarak, 1.817.385,62 TL'nin icra dosyasına 24.05.2023 tarihinde yapılan fiili ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tazminine talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. GEREKÇE : Dava; Davaya konu ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...E sayılı dosyasına konu alacağın geç ifa edilmesinden kaynaklı olarak uğranıldığı iddia olunan munzam zarara ilişkin alacak davasıdır. Davacı tarafından ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasında haklılığına karar verilmiş olunmasına rağmen davalı tarafından ödemenin geç yapıldığı ve alacağına faizi ile iadesinin mevcut zararlarını gidermediğini beyanla ödenen bedelin günümüz ekonomik koşulları dikkate alınarak uğradıkları munzam zararın tahsilini talep ettikleri olayla ilgili olarak; ...13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyası incelendiğinde, davacı tarafından davalı ile aralarında imzalanan 01/06/2010 tarihli sözleşmenin davalının haksız feshi nedeni ile davacı bünyesinde çalışan işçilerin işten çıkarılması nedeni ile işçilere ödenen kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin uğranılan zarara ilişkin alacak talebinde bulunduğu, Mahkemece talebin 259.821,63 TL üzerinden kabulüne karar verildiği, kararın taraflarca istinaf kanun yoluna taşındığı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin ... esas numarası üzerinden yapılan inceleme neticesinde istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, kararın taraflarca temyiz kanun yoluna taşındığı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından kararın kaldırılarak istinaf mahkemesine gönderildiği ve istinaf mahkemesince bozma ilamı doğrultusunda 22/11/2021 tarihinde yeniden karar verildiği ve 259.821,63 TL üzerinden davanın kabul edildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek 23/01/2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Dava konusu munzam zarar bakımından yapılan incelemede; Uyuşmazlık konusunun temelini oluşturan aşkın zarara ilişkin olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 122. maddesi; "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." düzenlemesini içermektedir. Anılan Kanun maddesi kapsamında, aşkın zararın talep edilebilirliğinin bir koşulu da alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatıdır. Bu bağlamda salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zira burada zarar olgusunun, 6100 sayılı Kanun'un 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak, zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya konulmalıdır. Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafından ileri sürülen ve ülkemizde belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez. Zira ülkemizde belirli dönemlerde ortaya çıkan bu olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir. Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip, davacıyı kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacıya bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla, 6098 sayılı Kanun'un 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır. Yapılan Bu Açıklamalar Işığında Somut Olay İncelendiğinde; Ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalmanın, tek başına munzam zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gibi davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının da ispatı olmayacağı, bu konuda davacıya verilen kesin süreye rağmen zarara ilişkin evraklarını sunamadığı ve dolayısıyla davacının geç ödeme ile maruz kaldığı zararı doğuran vakıaların dosya kapsamında ispat edilememiş olması nedeniyle bu konuda verilen bir çok yüksek yargı kararları da göz önünde bulundurularak, nitekim en güncel tarihli Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin ...Esas ...Karar sayılı 13/01/2026 tarihli kararında istinaf mahkemesinin "Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile munzam zarara hükmedilebilmesi için davacı alacaklının zararının faizle karşılanamadığını, bunun üstünde zararının oluştuğunu, maddi vakıalarla ve belgelerle kanıtlanması gerektiğini, davacı tarafça munzam zarar talebine ilişkin iddianın ötesinde bilgi ve belge sunulmadığından, munzam zarar talebinin reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğunu belirterek davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." gerekçesini aynen onadığı anlaşılmakla bu hususta yapılan herhangi bir içtihat değişikliğinin de bulunmadığı dikkate alınarak davacı tarafından davasına konu iddiaya ilişkin zararını somut deliller ile ispatlayamaması nedeni ile davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (bkz emsal mahiyette Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin... Esas ... Karar sayılı 23/12/2025 tarihli kararı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin... Esas ... Karar sayılı 11/12/2025 tarihli kararı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin ...Esas ... Karar sayılı 24/04/2025 tarihli kararı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin...Esas ...Karar sayılı 30/06/2025 tarihli kararı, Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin ...Esas ... Karar sayılı 19/06/2025 tarihli kararı, Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin ...Esas ...Karar sayılı kararı, Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin ...Esas ... Karar sayılı kararları....) HÜKÜM : Davanın REDDİNE, Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 427,60 TL ile tamamlama harcı 30.866,00 TL olmak üzere toplam, 31.293,60 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 30.561,60 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir edilen 272.433,99 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine , 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak Hazineye İrat Kaydına, 6100 sayılı HMK'nun 333.maddesi uyarınca hüküm kesinleştikten sonra artan gider avansının yatırına iadesine, HMK Yönetmeliğinin 58/1. Maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın ve hükmün taraflara tebliğe çıkartılmasına, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen kararda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.06.03.2026 KATİP e-imzalıdır HAKİM e-imzalıdır