11. Hukuk Dairesi 2024/1754 E. , 2025/78 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1632 Esas, 2023/1551 Karar KARAR : Davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/325 E., 2021/189K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten v…
**11. Hukuk Dairesi 2024/1754 E. , 2025/78 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1632 Esas, 2023/1551 Karar KARAR : Davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/325 E., 2021/189K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "...", "...’, "..."’ ibareli markalarının bulunduğunu, davalı gerçek kişinin "..." ibareli marka başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmış bulunduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, aynı ticari alanda faaliyet gösteren davalının müvekkilinin ".../.../..." esas unsurlu markalarını bilmemesinin mümkün olmadığını ileri sürerek YİDK'in 2020-M-8263 sayılı kararının iptaline, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Diğer davalı, cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuru ile davacının "..." ve "..." asıl unsurlu markaları arasında, başvuru kapsamında yer alan 38. ve 41. sınıf hizmetler yönünden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluştuğu, dava konusu markanın davacının itirazına mesnet "..." ve "..." asıl unsurlu seri marklarının arasına sızabileceği, bu hâlin öteden beri kullanılan davacı markalarının tüketiciler nazarında tesis ettiği imajın transferi sonucunu doğuracağı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu YİDK kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiş, hüküm davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı dava dilekçesinde, davalı Kurum nezdinde ileri sürdüğü itirazlarında dayanak olarak gösterdiği markalar yanında 2015/40486 sayılı ve "..." ibareli markasına da dayanmış olup, İlk Derece Mahkemesince dava konusu başvuru ile davacının "..." ve "..." ibareli markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verildiği, Mahkemenin bu kabul gerekçesi ve karara karşı sadece davalı Kurumun istinaf kanun yoluna başvurduğu gözetildiğinde, istinaf incelemesine konu uyuşmazlığn davacının itirazına mesnet "..." ibareli markası ile dava konusu başvuru arasında iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı bu bağlamda dava konusu YİDK kararının yerinde bulunup bulunmadığı noktasında olduğu, Zira İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında, davacının Kurum nezdindeki itirazlarında ileri sürdüğü "..." ibareli markaları yönünden herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı anlaşıyor ise de, az önce de açıklandığı gibi kararı sadece davalı Kurum istinaf ettiğinden, davacının "..." ibareli markaları inceleme konusu yapılamayacağı gibi, yukarıda açıklandığı üzere incelemenin YİDK kararının yerinde olup olmadığı ile sınırlı olarak yapılması gerektiğinden, bu talep bakımından davacının davalı Kurum nezdinde ileri sürmediği 2015/40486 sayılı ve "..." ibareli markasının iltibas değerlendirmesinde nazara alınmadığı, dava konusu başvurunun kapsamında 38 ve 41. sınıf hizmetlerin bulunduğu, davacının itirazına mesnet "..." ibareli tek markası 2015/40488 sayılı marka olup, anılan marka kapsamında başvurunun tescil edilmek istendiği 38 ve 41. sınıf hizmetler aynen yer aldığından, emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleştiği, dava konusu başvuru, altın sarısı renginde, standart büyük harf karakteri ile yazılan "..." ibareleri ile bu ibarelerin üst satırına oldukça büyük bir daire içine yerleştirilmiş, özel yazım karakteri ile yazılan "V" harflerinden oluştuğu, davacının 2015/40488 sayılı markası da, özel yazım karakteri ile oluşturulan "..." ibaresi ve anılan ibarenin sonunda bulunan "OO" harflerinin altına gülen yüz şeklini andıracak şekilde yerleştirilen yatay bir çizgiden meydana geldiği, bu haliyle, taraf markalarında yer alan şekil unsurları ile dava konusu başvuruda yer alan ve İngilizce "bir" anlamına gelen uyuşmazlık konusu hizmetlerin tüketicisi tarafından anlamı bilinebilecek olan "One" ibaresi ayırt edicilikte geri planda kalan tali unsuru niteliğinde olduğundan, dava konusu başvurunun asli unsurunun "...", davacının itirazına mesnet markasının asli unsurunun da "..." ibaresi olduğu, bu duruma göre yapılan değerlendirmede, İngilizce bir kelime olan başvuru konusu "..." ibaresinin İngilizce bilen tüketicilerce "vi-jın", bilmeyen tüketiciler tarafında da "vı-sı-on" şeklinde, anlamı bulunmayan davacı markasının da "..." şeklinde teleaffuz edileceği, her ne kadar taraf marklarının ilk sesleri aynı olsa da dava konusu başvurunun bitişinin farklı olduğu, bu farklığın dava konusu başvuruya hem görsel hem de işitsel olarak yeterli ayırt ediciliği sağladığı, markalar arasında görsel olarak da tertip tarzı ve yer verilen şekil unsurları itibariyle de ciddi farklılıklar bulunduğu ve mahkemece alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, uyuşmazlık konusu 38. ve 41. sınıf hizmetlerin hitap ettiği tüketicilerinin bilinç düzeylerinin yüksek olduğu gözetildiğinde, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet 2015/40488 ve "..." sayılı markası arasında, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunmadığı kanaatine varıldığı, nitekim İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporundaki çoğunluk görüşünde de aynı tespitlere yer verildiği, yerel mahkeme kararının, davalı gerçek kişi tarafından istinaf edilmediği, dolayısıyla YİDK kararının iptali davası yönünden ulaşılan sonucun, yerel mahkemece verilen hükümsüzlük kararına yansıtılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle hükümsüzlük davası yönünden İlk Derece Mahkemesi kararı gibi karar verildiği gerekçesiyle davalı Kurum'un istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, YİDK kararının iptali istemli davanın reddine, marka hükümsüzlüğü istemli davanın kabulü ile dava konusu 2019/5861 sayılı markanın markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, karar, davacı tarafça temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 14.01.2025 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Çoğunlukla ortaya çıkan uyuşmazlık, itiraza mesnet “...”, ...” VE ...” ibareli markalar ile “...” ibareli başvuru markasının SMK m. 6/1 kapsamında benzer olup olmadıkları noktasında toplanmaktadır. İlk derece mahkemesince itiraza mesnet davacının “...” VE “...” ibareli markaları ile davalının marka tescili için başvuruda bulunduğu “...” ibaresinin SMK m. 6/1 hükmü anlamında görsel, işitsel ve anlamsal yönlerden karıştırmaya sebep olabilecek düzeyde benzer olduğu, başvuru markasının davacının seri markalarının arasına girme ihtimalinin de bulunduğu vs. gerekçeler ile davanın kabulüne karar verilmiş, BAM hukuk dairesince ise, işaretler arasında SMK m. 6/1 anlamında iltibas tehlikesinin bulunmadığı sonucuna varılarak, istinaf edenin sıfatına göre YİDK kararının iptaline yönelik davanın reddine, başvuru sahibinin istinafı olmadığından markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Ancak, taraf markaları bir bütün olarak karşılaştırıldığında, ilk derece mahkemesinin kabulünde olduğu üzere, itiraz mesnet markalar ile başvuru markası görsel, işitsel ve anlamsal açıdan ilgili tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirme ihtimalide dahil karıştırmaya sebep olabilecek derecede benzer olduğu gibi, başvuru markasının davacının seri markaları arasına girme tehlikesi de bulunduğu açıktır. Bilindiği üzere, görsel, işitsel ve anlamsal benzerlikler karıştırma ihtimaline sebep olabileceği gibi, seri arasına girmede karıştırma ihtimaline sebep olmaktadır. Hal böyle olunca BAM hukuk dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, davalı Kurumun istinaf başvurusunun kabulü ile YİDK kararının iptali istemli davanın reddine, marka hükümsüzlüğü davasının ise, başvuru sahibi davalının istinafa gitmemesi nedeniyle, kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı kanaatiyle BAM hukuk dairesi kararının BOZULMASI gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun ONAMA yönündeki görüşüne katılmamaktayım.