İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketçe davalıya ipotek tesisine ilişkin konu borcun ödenmesi istemiyle ihtar ile davalının maliki bulunduğu Konya İli, Selçuklu İlçesi, dikilitaş Mahallesi…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/513 KARAR NO : 2025/1496 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/12/2021 NUMARASI : 2018/191 Esas - 2021/1233 Karar DAVA: Rehin Karşılığında Ödünç Verme İşinden Kaynaklanan (TMK M. 962 - 969) (İtirazın İptali) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketçe davalıya ipotek tesisine ilişkin konu borcun ödenmesi istemiyle ihtar ile davalının maliki bulunduğu Konya İli, Selçuklu İlçesi, dikilitaş Mahallesi, 11 parselde bulunan 22 nolu bağımsız bölüm üzerindeki ipoteğin paraya çevrileceği konulu ihtarın çekilmesine rağmen borcun ödenmemesi üzerine Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılması üzerine davalının yapmış olduğu itiraz nedeniyle itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınılarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla yapılan takibe itirazları sonucu açılan itirazın iptali davasının hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, Davacının ipotekten dolayı genel mahkemede dava açarak alacağını miktar olarak belirlemeden takip yapmasının usulsüz olduğu ve uyuşmazlığın çözümü yargılamayı gerektirdiğinden, davacının da eldeki davasının temelde alacağın miktarı belirlenmeden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe dayandırdığı açık olup dava dayanağı takibin bu anlamda hukuken açılmasının mümkün olmadığını, bu sebeple bu ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe dayalı açılan davanın da hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesini, müvekkili hakkında açılan davanın reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı-davacı aleyhine takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir. davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; dava ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takibe itirazın iptali davasıdır. Her ne kadar davalı vekili mahkememizin yetkisine itiraz etmiş ise de HMK’nın 6.maddesi hükmü uyarınca kural olarak yasada aksine hüküm bulunmadıkça davanın açıldığı tarihte davalının ikametgahı sayılan yer mahkemesi yetkili ise de, davacının istemi para alacağı olduğuna göre Türk Borçlar Kanunu 89. (eski B.K'nin 73.) maddesi gereğince para borcu alacaklıya götürülerek ödenmesi gereken borçlardan olduğundan, davacının yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Somut uyuşmazlıkta kesin yetkide yoktur. Davacının adresi Beylikdüzü olup, borcun ifa edileceği yer itibariyle yetkili mahkeme ve icra dairesi Bakırköy Mahkemesi ve İcra daireleri olduğundan mahkememizce yetki itirazının reddine karar verilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de sınırlı bir ayni hak olan ipotek için zamanaşımı olmayacağından, davacının zamanaşımı nedeni ile davanın reddine karar verilmesi talebinin reddine karar verilmek gerekmiştir. Yukarıda da açıkça bahsedildiği gibi uyuşmazlığın çözümü için öncelikle ispat yükünün belirlenmesi gerekmektedir. İş bu davada ispat yükü davacıda olup, davacı borcun kaynağı olarak, tapuya tescil edilen ipotek senedine dayanmıştır. Söz konusu ipotek senedi, kesin borç ipoteğidir. Davacı, bu ipotek senedine dayanarak davalı aleyhinde takip başlatmış, itiraz üzerine itirazın iptalini talep etmiştir. Mahkememizce dava dışı şirketin borcunun olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelmesi yaptırılması yönünde talimat yazılmış ise de talimata dava dışı ... Yapı Seramik Malz. Paz. San. Tic. Ltd. Şti.' in defterlerini sunmadığından bahisle iade edilmiştir. Yukarıda da bahsedildiği gibi iş bu davada ispat yükü davacıda olup, davacı borcun kaynağı olarak, tapuya tescil edilen ipotek senedine dayanmış ve söz konusu ipotek senedi, kesin borç ipoteği niteliğindedir. Davalı ise cevap dilekçesi ile taşınmazı teminat için ve söz konusu tutarda kredinin çekilmesi şartına bağlı olarak ipotek tesisine muvafakat verdiğini, kredi işleminin gerçekleşmesi ipotek tesisine rızalarının olduğunu, başka bir işlemden kaynaklanan borç ilişkisi nedeni ile konulamayacağını iddiası ile ispat yükünü üzerine almış ise de taşınmazı teminat için ve söz konusu tutarda kredinin çekilmesi şartına bağlı olarak ipotek tesisine muvafakat verdiğini, kredi işleminin gerçekleşmesi ipotek tesisine rızalarının olduğunu, başka bir borç ilişkisi nedeni ile ipoteğin konulduğunu, borcun olmadığını ispat edemediğinden açılan davanın kabulüne, alacağın likit olması nedeni ile davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, ..." karar verilmiştir.Bu karara davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; önceki beyanlarını tekrarla, ilgili ipotek tesisi kullanılacak krediye teminat teşkil etmek üzere yapıldığını, davacının her ne kadar ticari şirket olsa da kredi kullandırmaya yetkili olmadığını, ayrıca teminat amacıyla ipotek alabilecek kişiler arasında da yer almadığını, her ne kadar kabul etmemekle birlikte şeklen bir ipotek tesisinden bahsedilse de iş bu ipotek tesisi Tapu Kanunu madde 26 ve diğer ilgili yasal hükümler uyarınca hukuka aykırı olarak yapıldığını, geçerli bir ipotek olmadığından, iş bu ipoteğe bağlı olarak ipotek takibi yapılmasının da mümkün olmadığını, tek başına ipotek senedi, alacağın varlığına ve miktarına karine teşkil etmeyeceğini, bu nedenle de mahkemenizce de bilindiği üzere ipotek alacaklısı tarafından, iddia olunan alacağın varlığının ve miktarının ispatlanması gerektiğini, davacının ipotek senedine konu kredinin dava dışı .... Ltd. Şti.'ye kullandırıldığına dair dosya kapsamına sunulan herhangi bir delil olmadığını, her ne kadar yerel mahkemece dava Dışı .... Ltd. Şti.'nin ticari defterlerinin incelenmesi yönünde işlemler yapılmış ise de alacaklı olduğu iddiası ile hareket eden davacının ticari defterlerinin incelenmesi yönünde herhangi bir işlem yapılmadığını, bu suretle de mahkemece eksik inceleme ve araştırma yapıldığını, bahse konu ipotek, teminat ipoteği olup teminata konu alacağın varlığını ispat yükü davacıda olup ilgili kredinin dava dışı .... Ltd. Şti.'ye kullandırıldığına yönelik taraflarının herhangi bir kabul beyanı olmadığını, mahkemece davalının borçlu olmadığının ispat edilemediği yönündeki gerekçesiyle vermiş olduğu karar dosyadaki bilgi, belge ve beyanlardan ayrık olup hatalı olduğunu, ispat yükünün yer değiştirmesi iş bu dosyada mevzu bahis olmadığını yetki ve zamanaşımı itirazının da olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava; ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince süresinde istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı şirket tarafından Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyasında; davalı aleyhine 175.000,00 TL ipotek alacağının tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı, takip dosyasında ödeme emrinin tebliği ile davalının süresinde takibe itiraz ederek, yasal mevzuat gereği devlet tarafından yetkilendirilmemiş ihrazatçı, banka, kredi kuruluşu olmayan şirketlerin hangi ad altında ve amacıyla olursa olsun kredi kullandırma yetkisi bulunmadığı ve bunun karşılığında krediye güvence teşkil edecek nitelikte ipotek tesisinin mümkün olmadığını, ipoteğe konu kredilendirmenin gerçekleşmediğini, bu sebeple yöneltilebilecek herhangi bir borç tutarının mevcut olmadığını beyan ettiği görülmüştür.Takibe dayanak 29.08.2014 tarihli 34716 yevmiye numaralı ipotek senedinde, ... Isı Sanayi Anonim Şirketi'den aldığı 175.000,00 TL bedel mukabilinde ... Yapı Seramik Limited Şirketi'nin kullanacağı krediye teminat teşkil etmek üzere ... Isı Sanayi Anonim Şirketi lehine 1. Derecede FBK faiz ve FBK süre ile düzenlenmiş olup, 175.000,00 TL bedelli üst sınır ipoteği olduğu görülmüştür.İpotek akit tablosu incelendiğinde Konya ili, Selçuklu İlçesi, Dikilitaş Mahallesi, C1 /1 No:3 de bulunan taşınmaz üzerine tesis edildiği, taşınmaz üzerinde davacı lehine 175.000,00 TL bedelli birinci dereceden limit ipoteği tesis edilmiş olduğu anlaşılmıştır.Taşınmaz rehninin bir çeşidi olan ipotek, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 881 ilâ 897. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Söz konusu maddelerde ipoteğin tanımı yapılmaksızın, ipoteğin amacı ve niteliği (m. 881), kurulması ve sona ermesi (m. 882- 887), hükümleri (m. 888- 891) ve kanuni ipotek hakları (m. 892- 897) ile ilgili hususlar ele alınmıştır. Doktrinde ipotek kavramı, kişisel bir alacağı güvence altına alma amacını güden, kıymetli evraka bağlı olmayan ve bir taşınmazın değerinden alacaklının alacağını elde etmesi olanağını sağlayan sınırlı ayni hak olarak tanımlanmaktadır (Akipek, J.G/Akıntürk,T.: Eşya Hukuku, 2009, s. 786; Gürsoy, K./Eren, F./Cansel, E.: Türk Eşya Hukuku, 1984, s. 1032).4721 sayılı TMK'nın 851/1. maddesi, "Taşınmaz rehni, miktarı Türk parası ile gösterilen belli bir alacak için kurulabilir. Alacağın miktarının belli olmaması hâlinde, alacaklının bütün istemlerini karşılayacak şekilde taşınmazın güvence altına alacağı üst sınır taraflarca belirtilir." şeklinde düzenlenmiştir.TMK'nın 881/1 maddesinde ise, hâlen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacağın, ipotekle güvence altına alınabileceği düzenlenmiştir. TMK'nın 851. maddesindeki düzenlemeden de anlaşıldığı üzere ipotek, güvence altına alınması düşünülen alacağın miktarının belirli olup olmamasına göre iki şekilde kurulabilir. Buna göre, ipotekle güvence altına alınması düşünülen alacağın miktarı belirli ise anapara ipoteği, belirli değilse üst sınır ipoteği kurulur. Başka bir anlatımla mevcut alacağı temin eden ipoteğe “mevcut alacaklar ipoteği, adi ipotek, ana para ipoteği”, ileride vücut bulacak alacakları temin eden ipoteğe ise “üst sınır ipoteği, maksimal ipotek” denir. (Gürsoy, K.T./ Eren, F./Cansel, E., Türk Eşya Hukuku, Ankara 1978, s.1100)İpoteğin kuruluşu sırasında, teminat altına alınacak olan alacağın doğmuş ve miktarının belirli olması halinde, söz konusu alacak tutarının tapuya tescil edilmesiyle kurulan ipotek anapara ipoteğidir. Anapara ipoteği, sadece alacak miktarının belirli olması halinde tesis edilebilirken; üst sınır ipoteği, her türlü alacak için söz konusu olabilecek genel ipotek türüdür. Alacağın, bir borç ilişkisi gereği doğmuş; fakat miktarının belirli olmaması ya da henüz doğmamış olması halinde de ipotek tesis edilebilir. Ayrıca henüz doğmamış bulunan alacağın, doğmasının kesin ya da sadece ihtimal dâhilinde olması mümkün olduğu gibi şarta bağlanmış bulunan alacaklar da teminat altına alınabilir. Bu şekilde miktarı belirli olmayan alacakları teminat altına almak üzere kurulan olan ipoteğe, üst sınır ipoteği adı verilir. TMK m. 851 hükmünde, alacak miktarının belirli olmaması halinde, alacaklının bütün taleplerini karşılayacak şekilde, taşınmazın teminat altına alacağı üst sınırın, taraflarca belirtileceği öngörülmüştür. Buna göre, üst sınır ipoteğinin kurulmasında, teminat sağladığı en yüksek sınır belirlenerek tapu kütüğüne tescil edilir.İpoteğin tesis edilmesine ilişkin olarak, alacağın taşıması gereken nitelik bakımından anapara ve üst sınır ipoteğinde görülen farklılık, teminat kapsamında bulunan alacak yönüyle de kendisini göstermektedir. Anapara ipoteğinde, yan alacaklar tapuda belirtilen anapara miktarını aşmış olsa da aşan kısım ile birlikte teminattan faydalanmakta ve teminatın kapsamı, anapara, takip giderleri, gecikme (temerrüt) faizi, iflasın açıldığı veya rehnin paraya çevrilmesinin istendiği tarihe kadar muaccel olmuş üç yıllık faiz ile son vadeden başlayarak işleyen faiz ve taşınmazın korunması için yapılan zorunlu masraflar ile ödenmiş bulunan sigorta primlerinden oluşmaktadır (TMK m. 875-876).Üst sınır ipoteğinde ise, tapu kütüğünde gösterilmiş bulunan, üst sınır (TMK m. 851), teminat altına aldığı tüm alacak kalemleri için talep tutarının ulaşabileceği en yüksek miktarı tayin eder. Diğer bir ifade ile alacaklının tüm talepleri (anapara, faiz, takip gideri), tapu kütüğünde gösterilmiş bulunan üst sınıra kadar teminat kapsamında yer alır. (HGK’nun 1989/11-294 E, 1989/378 K.ve 24.05.1989 tarihli kararı)Davaya konu ipotek, ipoteğin kuruluşu sırasında doğmuş ve miktarı belirli bir alacağa ilişkin olmayıp, davacı şirket lehine aldığı yada alacağı ticari emtialardan doğmuş ve doğacak borçları ile cari hesap alacaklarının teminatına ilişkin olduğundan üst sınır ipoteği niteliğindedir ve ipotek bedeli kadar davalıların sorumluluğu doğacağından davalının ipoteğin geçersiz olduğuna ve kullandırılacak krediye ilişkin teminat ipoteği olduğuna ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.Somut olayda, davalının maliki olduğu taşınmaz, dava dışı ... Yapı Seramik Limited Şirketi'nin lehine verilmiş üst sınır ipoteği olup, söz konusu ipotek kesin borç ikrarı içermeyen üst sınır ipoteği olduğundan, söz konusu ipoteğin temin ettiği borç nedeniyle davacının davalıdan varsa alacağı olduğunu ispat edilmesi halinde ödenecek olduğundan, ipoteğin temin ettiği mevcut bir borç olup olmadığı araştırıımadan, davalının sorumlu olduğu bir borç olup olmadığı tespit edilmeden, davacının temin ettiği borç nedeniyle alacaklı olup olmadığı varsa ne kadar olduğu tespit edilmeden ispat külfeti tersine çevrilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz görülmüştür. Bu durumda, mahkemece öncelikle tarafların defterleri incelenerek, yukarıda açıklanan hususlar da gözetilerek iddia ve savunma delillerine göre karar verilmesi gerekmektedirHMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2025