11. Hukuk Dairesi 2010/165 E. , 2011/11199 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Devrek 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/11/2008 tarih ve 2006/240-2008/265 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve
**11. Hukuk Dairesi 2010/165 E. , 2011/11199 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Devrek 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/11/2008 tarih ve 2006/240-2008/265 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin ortakları olduklarını, 02.03.2006 tarihli ortaklar kurulu toplantısına müvekkillerinin çağrılmadan sermaye artırımı kararı alındığını, alınan bu kararın yasa, anasözleşme ve iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığını ileri sürerek, alınan kararın iptalini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 02.03.2006 tarihli ortaklar kurulu toplantısında davacıların davet edilmedikleri, bu durumun davacılara dava açma hakkı bahşettiği, ancak alınan kararın yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava, limited şirket ortaklar kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. Somut olayda, davacı taraf, 02.03.2006 tarihli ortaklar kurulu toplantısına çağrılmadıklarını ve bu toplantıda sadece sermaye artırım kararı alındığını, alınan kararın davacıların sermaye paylarının küçültülmesi amacına yönelik olduğunu ileri sürmüştür. Gerçekten de iptali istenen ortaklar kurulu toplantısına usulüne uygun olarak davet edilmemiş olmaları nedeniyle davacılar katılmamışlardır. Mahkemece de doğru olarak tesbit edildiği üzere, çağrıda usulsüzlük ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların salt bu nedenle iptalini gerekli kılmaz ise de, çağrılmayan ortağa alınan kararların yasa, anasözleşme ve iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı iddiası ile iptalini isteme hakkı verir. Bu durumda, davacıların yokluklarında yapılan ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların yasa, anasözleşme ve iyiniyet kuralları ile bağdaşıp bağdaşmadığına bakmak gerekir. Dava konusu ortaklar kurulu toplantısında 2025 hisseye ayrılmış 50.625,00 TL olan şirket sermayesinin, 8000 hisseye ayrılmış 200.000,00 TL’ye yükseltilmesine ve bir ortak hariç tüm ortakların eşit olarak 150’şer hisseye sahip iken, sermaye artırım kararı ile davacıların her birinin hissesi 150, diğer ortakların hisseleri ise 740 hisse olacak şekilde yükseltilmiştir. Sermaye artırım kararından anlaşıldığı üzere davacılar dışındaki diğer ortaklar sermaye artırımı nedeniyle yeni hisse alıp hisse miktarlarını artırmışlardır. Dairemizin 28.10.2004 tarih, 2003/13782 Esas, 2004/10454 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; esas sermaye, pay sahiplerinin ortaklığa getirmeyi yükümlendikleri malvarlığının toplamı ve bunun nakit olarak ifadesi olup, esas sermaye artırımı yasanın tanıdığı bir hak olması nedeniyle kural olarak zorunlu değildir. Artırılan sermayeye katılmada öncelik (rüçhan) hakkı ise, mevcut hisseleri ile orantılı olmak kaydı ile hisse sahiplerine ait olup, bu hakkın kullanımı kural olarak isteğe bağlı olması nedeniyle iradeleri dışında ortaklar rüçhan hakkını kullanmaya ve ek taahhüt altına girmeye zorlanamazlar. Bununla birlikte, ortaklığın çıkarları veya ihtiyacının zorunlu kılmamasına rağmen sermaye artırım kararı ile bir kısım paydaşların rüçhan hakları bir kısım paydaşlar yararına olacak biçimde dolaylı veya dolaysız sınırlanır veya tamamen kaldırılırsa esas sermaye artırımı kararlarının objektif iyiniyet kurallarına uygunluğundan söz edilemez. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; iptali istenen ortaklar kuruluna davacıların katılmış ve muhalif oy kullanmış olmaları halinde dahi alınan karara etkilerinin olmayacağı ve davanın 3 aylık hak düşürücü sürede açılmadığı belirtilmiş ise de, davacıların artırılan sermayeden yeni pay alma hakkı hukuka aykırı olarak ihlal edilmiş olması nedeniyle yeni pay alma hakkını ihlal eden eylem ve kararlara karşı açılması gereken davanın 3 aylık süreyle sınırlandırılması mümkün değildir. Bu itibarla mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacı ortakların artırılan sermayeden yeni pay alma (rüçhan) hakları ihlal edilecek şekilde alınan sermaye artırım kararının eşitlik ve iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığının kabulü ile iptaline karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29/09/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.