T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/214 - 2026/509 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/214 KARAR NO : 2026/509 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/10/2023 NUMARASI : 2022/537 E. - 2023/298 K. DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar H…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/214 - 2026/509 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/214 KARAR NO : 2026/509 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/10/2023 NUMARASI : 2022/537 E. - 2023/298 K. DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/10/2023 tarih ve 2022/537 Esas - 2023/298 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... ile ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin "..." ibaresinin gerçek yaratıcısı ve hak sahibi olduğunu, davalı ...'ın 2021/080297 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, müvekkili markasının Türkiye’de tescilli olmasa da yurt dışında itiraza konu markadan çok daha önce kullanılması nedeniyle SMK'nın 6/3 maddesi uyarınca yapılan itirazın reddedilmesinin doğru olmadığını, müvekkili markasının dünya çapında yoğun ve aktif olarak kullanıldığını, SMK'nın 6/4 ve Paris Sözleşmesi’nin 1. Mükerrer ve 6. maddelerinin tanınmış markaların sahibinin izni dışında tescil edilemeyeceğini düzenlediğini, Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış olan bir markanın Türkiye’de korunabilmesi için mutlaka Türkiye’de kullanılmış olmasının gerekmediğini, tanınmışlık durumunun Paris Sözleşmesine üye ülkelerden herhangi birisinde edinilmiş olmasının yeterli olduğunu, müvekkili markasının tanınmışlığına ilişkin dosyaya sunulan delillerin, davalı Kurum tarafından dikkate alınmamasının yerinde olmadığını, müvekkili şirketin ...gibi dünya çapında en iyi bilinen ve tarihteki en başarılı video oyunu serilerinden bazılarını sunduğunu, ayrıca "..." logosunun, 1980 yılında şirketin ilk sahipleri tarafından tasarlandığını ve telif hakları kapsamında da koruma altında olduğunu, müvekkilinin son beş yıldaki başarısının büyüme sayıları ve tercih edilme süre verileriyle ortaya konulduğunu, müvekkilinin yüksek tanınmışlığa sahip oyunlarını "..." markası altında piyasaya sürdüğünü ve bunun dosyada yer alan görsellerle ispat edildiğini, müvekkili markasının tanınmışlığı nedeniyle tüketicinin, mal veya hizmetlerdeki en ufak bir benzerlik halinde müvekkili markası ile çağrışım yapacağını, müvekkili markasının birebir aynısını içeren davalı markasının tesciline konu 35. sınıf hizmetlerin niteliği dikkate alındığında söz konusu markanın müvekkili şirket ile ilişkisi olduğu izlenimini yaratacağını, SMK m. 6/5 uyarınca tanınmış markanın aynısının farklı sınıflar için dahi tescil edilmesinin markanın sulanmasına ve ayırt edici karakterinin zarar görmesine yol açacağını, dava konusu “...” ibaresinin müvekkilinin ticaret unvanının çekirdek unsuru olması ve marka başvurusunun bu ibareyi aynen içermesi nedeniyle başvurunun SMK’nın 6/6 maddesi uyarınca tümden reddedilmesi gerektiğini, davalının tesadüfen aynı markayı yarattığının kabul edilmesinin mümkün olmadığını ve başvurunun kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2022-M-14696 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının itiraza mesnet markasını, itiraza konu mal ve hizmetler üzerinde başvuru tarihi olan 01.06.2021 tarihinden önce Türkiye'de yaygın, fasılasız ve ticari etki doğuracak şekilde kullandığını ispat edemediğini, dolayısıyla SMK'nın 6/3 maddesi kapsamındaki itirazın yerinde görülmediğini, SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddesi koşullarının da ispat edilemediğini, SMK'nın 6/6 maddesi şartlarının da somut olayda bulunmadığını, kötü niyet iddiasının ispatına yönelik somut bir delil sunulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkilinin internet üzerinden kendi şirket ve markaları ile birçok ürün sattığını, birçok internet sitesinde, yine kendisine ait/ortağı olduğu şirketler üzerinden aktif olarak ticaret yaptığını, müvekkilinin beş ayrı ticaret şirketinde ortaklığı olduğunu ve ona yakın markanın tescil sahibi bulunduğunu, "..." ibaresinin, 2011/119045 sayılı marka ile 03. sınıf mallar bakımından müvekkilinin eşi ... adına tescil ettirildiğini, ortada müvekkilinin kötü niyetini gösterebilecek hiçbir delil bulunmadığını, davacı yanın bilgisayar oyunları/konsol oyunları üreten bir firma iken müvekkilinin dava konusu markaya ilişkin reklamcılık/pazarlama/reklam amaçlı tasarım ve büro hizmetlerine dair tescil talebinde bulunduğunu, davacı şirket ile müvekkilinin tescilini aldığı marka arasında sektör bazında benzerlik bulunmadığını, bunun yanı sıra davacı markasının "..." harfinin stilize ediliş şekli ile müvekkilinin markasının düz yazı karakteri arasında benzerlik olmadığını, birçok ülkede marka sahibi olduğunu iddia eden davacı yanın ülkemizde herhangi bir marka tesciline bugün itibariyle sahip olmamasının, müvekkilinin değil davacının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, markaların kapsadıkları mal ve hizmetlerin birbirinden farklı olması nedeniyle ilgili sektörlerin ve hedef tüketici kitlesinin farklı bulunduğunu, taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesi olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının SMK m.6/3 ve m.6/6 gereğince "..." ibaresi üzerinde dava konusu markanın kapsamındaki hizmetler bakımından üstün/önceki hak sahipliği iddiasını somut delillerle ispat edemediği, somut olaya SMK m. 6/4’ün uygulanma şartlarının oluştuğu görüş ve kanaatine varıldığı, dolayısıyla davacının dava konusu "..." markasının Türkiye'de Paris Sözleşmesi'nin 1. mükerrer 6. maddesi bağlamında tanınmış marka olduğu ve davalı başvurusuna itiraz edebilme olanağı bulunduğu, bu noktada markaların "aynı" olduğu, davacı markasına ait mal/hizmetlerin davalının tescil ettirmek istediği 35. sınıfa ait hizmet alt grupları ile (bilhassa "bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi" hizmeti bakımından) benzer bulunduğu, neticeten davacı markasının dünya çapında tanınmış olduğunun kabulü karşısında SMK'nın 6/4. maddesi uyarınca tescil engeli olduğu, dava konusu "..." ibareli markanın İngilizce kökenli bulunduğu ve İngilizce'de herhangi bir anlam ifade etmediği dikkate alındığında tesadüfen ve herhangi bir surette yaratılabilecek bir marka olmadığı, davacı markasının dünya çapında özellikle bilgisayar ve konsül oyunlarında bilindiği, davalı tarafından dile getirilen eşi adına tescilli "..." markasının 03. sınıfta tescilli olduğu ve bu sınıftaki malların ağartma, temizlik ve kozmetik sektörüne ilişkin bulunduğu, ayrıca işbu davaya konu marka tescil başvurusunun davalının kendisi tarafından yapıldığından, eşi adına temizlik-kozmetik sektöründe tescilli bir markanın bulunduğu savunmasının davada dinlenemeyeceği, davalının sırf eşine ait ve temizlik-kozmetik sektöründe kullanılmak üzere tescil edilmiş markaya dayanmasının iyi niyetli bir yaklaşım olarak değerlendirilemeyeceği, davalı başvurusunun 35. sınıf hizmetlerde tescil ettirilmek istendiği, davalının ticari faaliyetlerinde, iş ortaklıklarında ve daha önceden tescil ettirdiği markalarında "..." ibaresini kullandığı yönünde bir savunmanın olmadığı, davalının marka tescil başvurusu yapmadan evvel basiretli bir tacir gibi davranarak piyasa araştırması yapması gerektiği, internet arama motoruna yazmakla dahi kolayca tespit edilebilecek dava konusu "..." ibaresinin, davacı tarafından uzun yıllardan beri kullanıldığı ve markanın bilinirliği hususu karşısında davalının iyi niyet argümanın çürütüldüğü, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının bilgisayar oyunları sektöründeki tanınırlığı karşısında, davalının 35. sınıfa ait bir takım hizmet sektörüne ilişkin alanlarda tescil talebinin iyi niyetli marka tescil başvurusu olarak addedilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 2022-M-14696 sayılı kararının iptaline, 2021/080297 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili, Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/4 maddesi hükmü kapsamında tanınmış marka nedeniyle ret koşullarının oluşmadığını, davacı markasının tanınmış olduğuna yönelik yeterli delilin, itiraz aşamasında Kuruma sunulmadığını, yargılama sırasında ilk defa sunulan delillerden hareketle de davacı markalarının tanınmış olduğu yönünde değerlendirme yapılamayacağını, SMK'nın 6/9 maddesi kapsamında davalı şahsın başvurusunun kötü niyetli olduğuna dair somut bir delilin ortaya konulmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, mahkeme tarafından davaya konu markanın müvekkili ya da eşi tarafından oluşturulmayıp, devralındığı hususunun incelenmediğini, davacının 2011 yılında tescil edilmiş bir markaya aradan geçen 12 yıldan sonra dava açtığını ve bu nedenle asıl davacının kötü niyetli hareket ettiğini, mahkeme kararının öncelikle bu nedenle hatalı bulunduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, davacının iddialarının tamamının ayrıntılı olarak değerlendirildiğini ve davanın haksızlığının ortaya konulduğunu, bilirkişi raporuna neden itibar edilmediğinin mahkemece izah edilmediği gibi raporun aksini gösterir hiçbir delilin de dosyada bulunmadığını, davacının, müvekkilinin kötü niyetli olduğunu somut hiçbir belge ile ispat edemediğini, müvekkilinin, dava konusu markayı itiraz sebebiyle kullanmadığını, davacının, basiretli tacir gibi markasının tescilini sağlamazken müvekkilinden böyle bir talepte bulunulmasının, silahların eşitliği ilkesine aykırı olduğunu, müvekkilinin, davacının iştigal ettiği sektörden çok farklı bir sektör olan 35. sınıf kapsamında marka tescil talebinde bulunduğunu ve halen söz konusu markaya yatırım yapmaya devam ettiğini, davacının oyun-konsol sektöründe faaliyet gösterdiği gözetildiğinde davacıdan çok farklı bir sektörde faaliyet gösteren müvekkiline karşı açılan işbu davanın haksız olduğunu, davacı markasında "..." harfinin özel bir şekilde kullanıldığını, bunun dışında "..." ibaresinin Türkçe'de "..." anlamına geldiğini ve kelime anlamı itibariyle herkes tarafından kullanılabilecek nitelikte bulunduğunu, mahkemece bu yöndeki savunmalarının da değerlendirilmediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötü niyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceği, kötü niyetin aynı zamanda markanın hükümsüzlüğü sebebi olduğu, Yargıtay HGK'nun 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında açıklandığı üzere marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tescillerin kötü niyetli olarak kabul edildiği, kötü niyetin varlığının, her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmesi gerektiği, somut uyuşmazlıkta davacıya ait "..." ibareli markanın Paris Sözleşmesinin 1. mükerrer 6. maddesi bağlamında tanınmış marka olduğunun tespit edildiği, bu tanınırlığın ülkemizde bilindiği gibi davacı markasının ülkemizde de kullanıldığı, davacı markasının tanınmışlık düzeyi, markayı oluşturan ibarenin İngilizce kökenli olmakla birlikte bu dilde de herhangi bir anlamının bulunmaması gözetildiğinde yaratılmış bir ibare olan "..." ibaresinin tesadüfen seçildiğinin söylenemeyeceği, bu itibarla dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığı, davalının eşi adına 3. sınıf mallarda tescilli "..." markasının da davalı gerçek kişiye bir hak bahşetmeyeceği ve kötü niyet yönünden varılan sonucu da etkilemeyeceği, ilk derece mahkemesinin aynı yöndeki kabulünde bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. 2-İlk derece mahkemesince, SMK'nın 6/4 maddesi koşullarının da somut olayda gerçekleştiği kabul edilmiş ise de bu değerlendirmeye Dairemizce iştirak edilmemiştir. Zira SMK'nın 6/4 maddesinde "Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir." hükmüne yer verilmiştir. Görüldüğü üzere anılan hükümde, Paris Sözleşmesinin 1. mükerrer 6. maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer mal ya da hizmetler bakımından tescil engeli öngörülmüş olup, aynı Kanun'un 6/5 maddesinde olduğu gibi farklı mal veya hizmetler yönünden bir tescil engeli getirilmemiştir. Somut olayda da, dosya kapsamındaki delillerle davacının "..." ibareli markasının Paris Sözleşmesinin 1. mükerrer 6. maddesi bağlamında tanınmış olduğu ispat edilmiş ise de dosyada mevcut bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davacı markasının tanınmış olduğu "konsol, mobil cihazlar ve bilgisayar oyun ve yazılımları" malları ile dava konusu başvuru kapsamında yer alan 35/1-4 sınıftaki hizmetlerin, aynı tüketici kitlesine hitap etmediği, birbiri yerine ikame edilmesinin mümkün olmadığı, malların/hizmetlerin aynı teşebbüsten geldiği ya da ekonomik olarak bağlantı içerisinde olduğu algısını yaratmadığı, malların kullanım amaçlarının ve dağıtım kanallarının farklı olduğu, bu nedenle taraf markalarının kapsamındaki emtia ve hizmetlerin aynı/benzer olarak nitelendirilemeyeceği anlaşıldığından, SMK'nın 6/4 maddesinde öngörülen aynı veya benzer mal veya hizmetler koşulu sağlanmamıştır. Bu itibarla, somut olayda SMK'nın 6/4 maddesi anlamında bir tescil engeli söz konusu olmayıp, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmemiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 90/son maddesi uyarınca usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmünde olduğundan, Ülkemizin taraf olduğu TRİPS hükümlerinin de değerlendirilmesi gerekmiştir. Anılan Sözleşmenin 16/3 maddesinde, "Paris Sözleşmesi'nin (1967) 6'nci mükerrer Maddesi, markanın tescil edildiği mal veya hizmetlere benzemeyen mal veya hizmetlere de, gerekli değişiklikler yapılmış olarak uygulanacaktır, ancak şu koşulla ki, markanın bu mal veya hizmetlerle ilgili kullanımı, bu mal veya hizmetlerle tescilli markanın sahibi arasında bir bağlantı olduğunu göstermeli ve bu kullanım şekli nedeniyle tescilli ticari marka sahibinin menfaatlerinin zarar görme olasılığı mevcut olmalıdır." hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, Türkiye'de tescilli olmamakla birlikte Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış bir markaya dayalı olarak, aynı veya benzer bir markanın, tanınmış markanın tescilli olduğu mal ve hizmetlere benzemeyen mal ve hizmetler bakımından da hükümsüzlüğü istenebilir. Ancak bunun için, hükümsüzlüğü istenen markanın, farklı sınıflarda kullanılması halinde tanınmış markanın sahibi ile arasında bir bağlantı olduğunu göstermesi ve bu kullanım şekli nedeniyle tescilli marka sahibinin menfaatlerinin zarar görme tehlikesi bulunduğunun saptanması gereklidir. Somut olayda, davacı markasının "konsol, mobil cihazlar ve bilgisayar oyun ve yazılımları" mallarında tanınmış olduğu tespit edilmiş olup, dava konusu marka ise 35/01-04. sınıf hizmetler kapsamaktadır. Söz konusu mal ve hizmetlerin birbirlerinden son derece farklı olduğu, diğer bir deyişle aralarında hiçbir ilişkinin bulunmadığı, bu haliyle dava konusu markanın 35/01-04. sınıf hizmetlerde kullanılmasının, davacı ile arasında bir bağlantı olduğunu göstermeyeceği gibi bu kullanım şekli nedeniyle davacı menfaatlerinin zarar görme tehlikesinin de ortaya çıkmayacağı kanaatine varıldığından, Dairemizce TRİPS'in 16/3 maddesi anlamında da bir tescil engelinin bulunmadığı kabul edilmiştir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce davalılar vekillerinin istinaf başvurularının, ilk derece mahkemesi hükmünün gerekçesine ilişkin olarak yerinde görülmekle kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar ... ve ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar ... ve ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/10/2023 gün ve 2022/537 Esas - 2023/298 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KABULÜ ile YİDK'in 02.11.2022 tarih, 2022-M-14696 sayılı kararının İPTALİNE, 4-Dava konusu 2021/080297 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve sicilden TERKİNİNE, 5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden ve istinaf eden davalılar aleyhine hüküm kurulamayacağından ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 25,500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 3.300,00-TL bilirkişi ücreti, 643,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 117,00-TL tebligat masrafından oluşan toplam 4.060,00-TL yargılama giderine, 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 4.221,40-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 10-Davalı ...'ndan peşin olarak alınan 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı Kuruma iadesine, 11-Davalı ...'dan peşin olarak alınan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı şahsa iadesine, 12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 05/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.