4. Ceza Dairesi 2012/801 E. , 2013/27431 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : İftira, hakaret HÜKÜM : Beraat Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1-İftira eylemine ve yükletilen suça yönelik k…
**4. Ceza Dairesi 2012/801 E. , 2013/27431 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : İftira, hakaret HÜKÜM : Beraat Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1-İftira eylemine ve yükletilen suça yönelik katılan ... vekilinin temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 2-Hakaret suçundan kurulan hükme yönelik temyize gelince; Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı üzerindeki hakları olup, bu suçun oluşabilmesi için fiilin, gerçek bir kişinin belirtilen kişilik haklarını rencide edecek şekilde işlenmesi gerekmektedir. Hakaret suçu, Anayasanın 24 ila 30. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 9 ve 10. maddelerinde düzenlenen ifade hürriyetinin sınırlarını oluşturmaktadır. Suçu oluşturan eylem bakımından failin ifade hürriyeti, mağdur yönünden ise onur, şeref ve saygınlığı ile din, vicdan ve kanaat hürriyetine ilişkin temel kişilik hakları çatışmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü, sözü edilen karşılıklı hakların dengelenmesini gerektirmektedir. Ancak, ileri sürülen bir düşünceyle bağlantısı bulunmayan, esasında düşünce açıklaması vasfında da görülmeyen sövme niteliğindeki fiillerin ifade özgürlüğünden yararlanamayacağı açıktır. Somut olayda; sanığın, Kanal Türk isimli televizyon kanalında 07/01/2007 tarihinde yayınlanan 'Politika Durağı' isimli programda, Başbakan olarak görev yapan Katılana yönelttiği, ileri sürülen düşünceyle bağlantısı olmayan, açıklanmasında zorunluluk bulunmayan, eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırlarını aşarak, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek nitelikteki ve katılanın söylediği de ispatlanamayan "... bir başbakan ya da bir siyasi partinin lideri çıkıp diyorsa ki, bu ülkedeki 25 milyon Alevi, İslam dışıdır, sapık mezheptir diyorsa" ve (diğer konuşmacı Cüneyt Arcayürek'in, "Ama hem Kasımpaşalı olacaksın, hem de arkadan" sözüne karşılık olarak) cinsel saldırı suçunu çağrıştıracak biçimde "parmak atacaksın" şeklindeki sözlerinin, "sövmek suretiyle" hakaret suçunu oluşturması karşısında, hükümden sonra 05/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun geçici 1-b maddesinde basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenen suçlar bakımından "kovuşturmanın ertelenmesi" kurumunun getirilmesi nedeniyle, sanığın hukuki durumunun buna göre değerlendirilmesi zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş ve katılan ... vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine 07/11/2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY: Dosyanın incelenmesinde; sanık hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara karşı yapılan itirazın reddi sonrası Kanun Yararına Bozma istemi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesince verilen 20.02.2008 gün ve 2007/11628 ve 2008/1706 sayılı Karar ile, bu kararda yazılan ve çoğunluk gerekçesinde yer alan sözlerden bir kısmının yer aldığı, ancak sayın gazeteci Cüneyt Arcayürek'in sözlerinden sonra sanık tarafından söylendiği dile getirilen “parmak atacaksın” şeklindeki sözlerin yer almadığı ve bu sözlere iddianamede de yer verilmediği anlaşılmıştır. Konuya ilişkin ikili değerlendirme yapmak gerekir: 1-Hukuk Tekniği Yönünden Değerlendirmede; Yukarıdaki durum karşısında, 5271 sayılı Ceza Yargılama Yasasının (CYY) 173 vd. maddeleri ve 309 'ncu maddesi hükümleri ile 225 nci maddesinin birlikte değerlendirilmesi gerekir. CYY'nin 225 nci maddesindeki düzenleme karşısında, iddianamede yer almayan ve iddianamede sadece Yargıtay 4. Ceza Dairesi kararına yollamada bulunulması ve bu kararda da, “parmak atacaksın” sözlerinin yer almaması nedeniyle, iddianamede yer almayan sözlerle ilgili olarak dava açılmadığının kabul edilmesi gerekir. Dava açılmayan sözlerden dolayı ceza verilemeyeceğine göre, bu nedene dayalı olarak yerel mahkeme kararının bozulmaması gerekir. 2-İçerik Yönünden Değerlendirme; Davanın tarafları siyasi kişilerdir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi çok sayıda kararında, siyasilere yönelik eleştiriler ile sade yurttaş ve kamu görevlilerine yönelik eleştirilerin farklı olacağını dile getirmiştir. Somut olayda, katılana yönelik sözler ağır ve sarsıcı olmakla beraber, savunma, AİHM kararları ile öğretideki yaklaşımlar dikkate alındığında, hakaret kastıyla değil, kamuoyunu bilgilendirme ve eleştirme amaçlıdır. Bu nedenle, takipsizlik kararı, bu karara itirazın reddi ile yerel mahkemenin gerekçesi ve dayanakları dikkate alındığında karar, yaşanan ve hedeflenen demokratik, çoğulcu ve hoşgörülü bir toplum gerekleri ile hukuka uygun olduğundan, hakaret suçu yönünden yazılı şekilde bozma kararı vermek yerine öncelikle onama kararı verilmesi gerektiğinden, yüksek çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.