10. Ceza Dairesi 2023/400 E. , 2024/15877 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi 2. Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/507 E., 2018/158 K. - 2017/824 E., 2018/180 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARARLAR : 1. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması 2. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararların kanun ya
**10. Ceza Dairesi 2023/400 E. , 2024/15877 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi 2. Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/507 E., 2018/158 K. - 2017/824 E., 2018/180 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARARLAR : 1. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması 2. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararların kanun yararına bozulması Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.04.2018 tarihli ve 2017/507 Esas, 2018/158 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 06.09.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.03.2018 tarihli ve 2017/824 Esas, 2018/180 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 03.04.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 31.10.2022 tarihli ve 2022/8274 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2022 tarihli ve KYB-2022/139753 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2022 tarihli ve KYB-2022/139753 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, somut olayda, şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar her ne kadar şüpheliye tebliğ edilmiş ise de, söz konusu kararın kesin olarak verilmek suretiyle şüphelinin yanıltıldığı, şüpheliye anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı, usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmaması nedeniyle de kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmemesi sebebiyle kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, bundan sonra sanık hakkında verilecek ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına kadar olan tüm suçlara ilişkin soruşturma dosyalarının birleştirilerek bu suçların hepsine ilişkin olarak tek bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekeceğinden soruşturma dosyalarının birleştirilmesinin temini amacıyla durma kararı verilerek gereği için ilgili Cumhuriyet Savcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine dair yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/507 Esas ve 2018/158 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde: 1. Şüpheli hakkında, 20.12.2014 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 27.01.2015 tarihli ve 2014/16334 soruşturma, 2015/46 sayılı kararı ile; 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına, dördüncü fıkrası uyarınca erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına, kesin olarak karar verildiği, kararın şüpheliye 10.02.2015 tarihinde tebliğ edilerek 04.03.2015 tarihinde tedbirin infazı için Düzce Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, Düzce Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 22.03.2016 tarihli ve 2015/377 DS sayılı yazısı ile, infazın tamamlandığının bildirildiği, 2. Şüphelinin 18.05.2016 tarihinde yeniden uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle belirlenmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 07.12.2017 tarihli ve 2014/16334 Soruşturma, 2017/3189 Esas, 2017/2244 sayılı iddianamesi ile Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 3. Yapılan yargılama sonucunda, Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 12.04.2018 tarihli ve 2017/507 Esas, 2018/158 Karar sayılı kararı ile; sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. B. Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/824 Esas ve 2018/180 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde: 1. Şüpheli hakkında, 25.10.2017 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 19.12.2017 tarihli ve 2017/13590 Soruşturma, 2017/3366 Esas, 2017/2394 sayılı iddianamesi ile Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, 2. Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 13.03.2018 tarihli ve 2017/824 Esas, 2018/180 Karar sayılı kararı ile; sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. C. Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.04.2018 tarihli ve 2017/507 Esas, 2018/158 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede: 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi uyarınca, "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, şüpheli hakkında Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 27.01.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve tedaviye tabi tutulmasına ilişkin karar her ne kadar şüpheliye tebliğ edilmiş ise de, kararın kesin olarak verildiği, şüpheliye karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı, kararın kesinleşmemesi nedeniyle tedbirin infazına başlanamayacağı, müdürlükçe yapılan infaza ilişkin işlemler hukuki sonuç doğurmayacağı gibi beş yıllık erteleme süresi de işlemeye başlamayacağından ihlâl kabul edilen 18.05.2016 tarihli suçun erteleme süresi içerisinde işlendiğinden sözedilemeyeceği, bu nedenle 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendindeki kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından, Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesince, açılan kamu davasında, kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. D. Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.03.2018 tarihli ve 2017/824 Esas, 2018/180 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede: 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir erteleme kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası erteleme kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, erteleme kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Erteleme kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında ihlal sebebi sayılmakta, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen suçlar ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. Somut olayda, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararın kesin olarak verilmesi nedeniyle kesinleşmediği, Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesince, kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği, bu nedenle Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına esas davada da kovuşturma şartının gerçekleşmediği, anlaşılmıştır. Davaya konu 25.10.2017 tarihli eylem, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden önce işlendiğinden, erteleme kararı kesinleşinceye kadar işlenen tüm eylemler tek suç olarak ve cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma nedeni olarak kabul edileceğinden, artık bu dava yönünden kovuşturma şartının gerçekleşmesi mümkün olmayacaktır. Bu nedenle, Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesince, Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma sonrası alacağı yeni esas numarası tespit edilerek, davanın Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesinin davası ile birleştirilmesine karar verilmesi, tüm eylemlerin birlikte değerlendirilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. Kabule göre de; Sanığın 25.10.2017 tarihli eylemini, Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına konu 07.12.2017 tarihli iddianamenin düzenlenmesinden önce işlediği, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası şartlarının oluşmadığı, eylemin 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suç hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle davanın, Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesinin davası ile birleştirilmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi de Kanun'a aykırıdır. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.04.2018 tarihli ve 2017/507 Esas, 2018/158 Karar sayılı kararı ile Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.03.2018 tarihli ve 2017/824 Esas, 2018/180 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyalarının, Mahkemelerine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.02.2024 tarihinde karar verildi.